Beyin Haritaları #2 Aptal Kutusu
17 Mart 2009′da Ubuntu Türkiye SUDO dergisi için yazmaya koyulduğum bir makale için yaptığım bir harita. Kısa olmuş ama yaptığım zamanki zaman darlığımı anımsıyorum da bunun ortaya çımkası bile mucize!
GNU/Linux Zaman Çizgisinde Akıllı Gezinmeler
17 Mart 2009′da Ubuntu Türkiye SUDO dergisi için yazmaya koyulduğum bir makale için yaptığım bir harita. Kısa olmuş ama yaptığım zamanki zaman darlığımı anımsıyorum da bunun ortaya çımkası bile mucize!

Dergimizin içeriği şu şekilde :
* Kayıpsız Resim Büyütme: SmillaEnlarger
* Pardus 2009.1 Melez CD Özelliği
* Pardus 2009.1 Kurulum ve İlk Adımlar
* Oyun Tanıtımı: ColdWar
* Pardus’ta Django: Uygulama Geliştirme
* Pardus’ta Django: HTML Dosyaları
* Röportaj: Michael Foord (Python)
* Google ve Microsoft Rekabeti Son Hız Devam
* 2010 GNU/Linux Dünyasına Ne Getirebilir?
* Serbest Piyasa Düzeni Masalı ve Yazılımlar
* OEM Davası Üzerine
* Penguart
* Haberler
Dergimiz her geçen gün daha iyiye gidiyor arkadaşlar. Özellikle de üretimin durmaması ve yeni bir safhaya erişmesi gerekiyor ki, biz bunu da yapabilecek güçteyiz.
Formumuzu tatlı rekabet içinde korumamız gerek.
Django yazıları anlayamasam da enfes. Okurken bana bilgisayarımın dahi olmadığı zamanlar NetLife dergisi alıp kağıt üzerinde HTML kodları ile site tasarladığım günlerimi anımsattı. Yıl 1998 ve Bilişim, Compex fuarları müdavimiyiz!
PenguArt sayfaları hoş ve diğerlerinden ayırıcı özellikleri ise masaüstü düzenini açıklayan metinler.
Kemal ise makalelerinde yine kalemini konuşturmuş ve uç noktaları bağlamış. Sıkmadan bilgilenerek okunacak makaleler çıkmış ortaya: Google vs. Microsoft… Yazılımların dijital çağda ne yöne doğru ilerleyeceği… 2010′da neler bekliyor Özgür Yazılım Dünyasını…
Python söyleşisi ise güzel ve keyifli. Daha iyi söyleşilere imza atılacak gibi; yenilerini sabırsızlıkla bekliyoruz.
Kayıpsız resim büyütme yazısı, uygulama tanıtımı ise başlı başına güzel; bizleri The Gimp kullanmaya mecbur etmediği için. Bu ince ayrıntılı yazıyı akıl edip bizlerle paylaştığı için Yaşar’a teşekkürler.
Pardus 2009.1 tanıtımları kısa ve öz: tam da meraklı ama çekingen kullanıcıyı dürtecek şekilde! Melez açılış CD olayı ile büyük gelişme. Erdem’e teşekkürler.
Oyun tanıtımı eksiğimizi kapatan Giray arkadaşımızdan şöyle klasiklere de el atmasını bekliyoruz. Yardıma hazırım bu konuda.
Haberler kesinlikle sayfa doldurma amaçlı değil ve aylık yayınlanan bir derginin gündemi takip etme kaygısı.
OEM Davası ise sırt çevirilecek gibi değil. Bu bizim adeta kazanılmış bir kalemiz! Onu savunmak ise biricik görevimiz ki, tüm alanları zapt eden kapalı kaynak kodlu işletim sistemine karşı Özgürlüğümüzün vazgeçilmezliğinin haklı davası! Bu kararı uygulatmalıyız. Emin olun ki, uygulamayacak olan nice dinazorlar çıkacak karşımıza, ama yılmamamız gerekir. Hinad Karslı’yı tebrik ediyorum bu çileli yolda inandığı değeri savunup hakkımızı aradığı için.
Benim makaleme gelince yorum ve takdir okurundur. Ancak güzel ve sıkı bir yazı ortaya çıkarttığımı düşünüyorum.
İyi okumalar. Gerçekten de güzel iş çıkarttık! Son olarak tüm teşekkürler Özgür Yazılım Dünyasının aşağıda ismi geçen sendikalı emekçilerine:
Aydın Bez
Erdem Artan
Gürhan Şüküroğlu
Hamit Giray Nart
Kemal Karataş
Melike İlteralp
Muslu Yüksektepe
Nihad Karslı
Onur Tuna
Uğur Çaylık
Yaşar Yeğin
Tamamen meraktan dersem eğer 2006 yılından beri GNU/Linux zaman çizgisindeki gezintilerim boşa olacaktır.
Nedeni ise farklılıkları yakalamak ve Slackbook’u hatmetmek diyebilirim pekala. Neticede Arch Linux kurarken Viki sayfalarını ezberlemiştim!
Hali hazırda sıkı bir Debian GNU/Linux ve Arch Linux kullanıcısı, Özgür Yazılım savunucusu olarak Slackware Linux’un bana bulaşmasını istiyorum. Slackware 13.0 sürümü 27/08/2009 tarihinde duyurulduğu zaman indirdiğim kalıbı artık yazmak ve Slackbook’u da kucağıma alıp gece sabaha vardığında güzel bir sistemle karşı karşıya kalmak istiyorum.
Kimbilir Slackware macerası beni Gentoo Linux sularına bırakır. Ama önce Slackware limanına demirlemeleyim!

Gidenlerin ardından ne yas tutmak, ne de anısını yaşatmaktır önemli olan. Asıl dava ucuz bir can pazarında vatanı için döğüşerek ölenlerin sürdüğü yolu tutmak; hem de ödün vermeksizin; ideallerini savunmak ve devrim bayrağını sürekli ileriye taşıyarak dalgalandırmaktır.
Uğurlar Olmasın Uğur Mumcu; hoş geldin aramıza yine, yeniden ve eskiden olduğundan da güçlü olarak!
Bir önceki makalem olan ve PLO eDergi 14. Sayı’da yayınlanan “Özgür Yazılıma Göç Ediyoruz!” makalesinin tasarlandığı beyin haritasını meraklı okurlara sunarım.
aeü
“Cemre Akkartal: Peki bilgisayar sektöründe trendler neler?
Altan Aras Fakılı: Bilgisayar sektörü, teknoloji ve tasarımın iç içe geçtiği bir sektör. Casper olarak hem yüksek teknolojisi hem de çekici tasarımlarıyla, tüketicilere hayatlarının her alanında kullanım kolaylığı, estetik ve performans sunan geniş bir ürün ailesi sunuyoruz.”
Yukarıda yer alan soru-cevap Akşam Gazetesi’nin tam bir yıl önce; 31 Aralık 2008′e; “future&trends” ekinin 6. sayfasında Cemre Akkartal’ın Casper Bilgisayar Yönetim Kurulu Başkanı Altan Aras Fakılı ile yaptığı “Hedef Kitlenin Tamamına Ulaşıyoruz” adlı söyleşiden bir kısım.
Yapılan söyleşide dikkatimi çeken birçok unsur oldu ancak ben makalemin omurgası olarak yukarıda yer alanları verdim; dikkat cımbız ile ayıklamadım.
Baştan kaybettiren seçim: montajcılık
Casper, hazır sistem bilgisayarlar montajlayıp pazarlayan ülkemizin yüzakı teknoloji firmalarından biri. Fakat katma değeri yüksek bir alana yaptığı katkı yarattığı ekonomik değerlerin alkışlanmasından ziyade bilişim teknolojilerine ne gibi bir katkı sağladığı sorgulanmalı. Çünkü pazarlaması ve satışı yapılan hazır sistem bilgisayarları ile satışa sunduğu teknoloji zincir marketlerin reyonlarında yer alan diğer sistemler üç aşağı beş yukarı aynıdır. İşlemcisi, belleği, ek bileşenleri ve işletim sistemlerine dek… Bir farkındalık varsa da satış arttırıcı unsurlar olarak verilen (ama fiyata gizlenmiş) hediyeler, garanti süresi ve destektir.
Yani değil Casper, diğer hazır sistem bilgisayar satıcısı firmaların bulduğu, ürettiği bir işlemci yoktur. İşlemci olarak ya INTEL Ya AMD; anakartta ise MSI, Asus, Gigabyte; yonga setleri olarak VIA, SIS; sabit disk olarak Samsung, Seagate, Western Digital, Maxtor ve de işletim sisteminde ise tartışmasız Microsoft tekeli… Hep aynı ve birden fazla alanda top koşturan büyük üreticiler…
Kısacası pazarda binlerce hazrı sistem bilgisayar satış-pazarlaması yapan firma var; ama 100′ü geçmeyecek şekilde ana bileşen üreticisi var ve hatta iddia edilebilir ki bu 100′ü aşkın üretici firma da iki adet işlemci üreticisinin AR-GE çalışmalarına bakarak kendilerine yön vermekte. Bütün piyasa, üreticiler ve satıcılar da tekel işletim sistemi üreticisi Microsoft’un yaptıklarına ve yapacaklarına. Bu durumda piyasadaki satış-pazarlamacı firmalar1 doğal olarak üreticilerin alıcısı olmakta; yani sürekli bir seçeneksiz bağımlılık var. İşletme bilimi diliyle tek üreticiye bağımlılık. Bu ise satış-pazarlamacı firmanın kadrini tayin eder: montajcılık.
Çünkü üretim için yaratıcılık ve icat gerekir; montaj için ise icat edilenin ya da keşfedilen üretim model ve sürecinin kullanım hakkının satın alınması.
Kullanım kolaylığı ve başarım; ama nasıl?
Bir diğer konuyu da açmak gerekirse kullanım kolaylığı ve başarım neye göre belirlenir? Hazır sistemlerde bir araya getirilen düşüğünden en yükseğine kadar donanım hangi kıstaslara göre belirlenmiştir? Casper ya da pazarda varlık gösteren diğer firmaların yapmış olduğu bir çalışma, anket, veri madeni var mıdır? Ünevirsitelerle işbirliği içindeler midir? Tutum ve davranışlar, talep ve kullanma amaçları (eğitim, iş, eğlence, verimlilik, devlet daireleri, depolama, internet sunucusu, rutin işlemler…) nasıl tespit edilmektedir? Müşterilerle ve hedef kitle ile nasıl bir bilgi alışverişi yapılmaktadır?
Ancak bilinen gerçek şu ki, hazır sistem bilgisayarların bileşenleri, donanımlar yeni nesil oyunların, üçüncü parti yazılımların, işletim sistemlerinin ve işlemci üreticilerin2 ürettiği ürünlere göre şekillenmektedir. Hatta öncü bir sistem satıcısının piyasaya sunduğu hazır sistem, diğer firmalarca model alınarak türevleri yapılıp pazara sürülmektedir: Birinde işlemci INTEL Core 2 Duo, diğerinde AMD X2 64 Bit olur, birinde depolama alanı 250 GB iken diğerinde 320 GB, birinde ekran kartı ATI iken öbüründe Nvidia… Ancak önemli bir kıstas ise tüketicinin ekonomik durumudur ki, oluşturulan sistem verimli olacağı gibi ekonomik olarak da satın alma gücünü zorlamamalıdır.
Oyun üreticileri3 ile işletim sistemi üreticilerinin (Microsoft ve Macintosh) ve üçüncü parti yazılım üreticilerinin (Adobe, Autodesk, Nero, Corel, Microsoft…) ürettikleri yazılmlar donanım seçebilirler. 4 Bu ise hazır sistemleri oluşturan firmaların ürünlerini bu yazılımları kaldırabilecek, çalıştırabilecek asgari bileşenlerden oluşturma zorlar. Ama oluturulan ürünlerde bir parça parlarken (işlemci, ekran kartı gibi) bir parça düşük modelde kalır; ama bu eksiklikler de hediyelerle kapatılarak pazarlanır: kamera, yazıcı, ses sitemi…
Sonuç olarak: Özgür Yazılım eşittir verimlilik5
Kısaca verimlilik denilen pazarın tek üreticilerinin eline bırakıldığı gibi son tüketicilerin (devlet, bireyler, firmalar) düşünceleri çoğunlukla umursanmaz; anketler, saha çalışmaları, geri bildirimler alınmaz değil; sektöre yine kâr unsuru yön verir.
Neticede ülkemizde bilişim okur-yazarlığı6 internet teknolojilerinin kullanımı, bilginin üretim ve yönetimi, AR-GE gibi çalışmaları diğer ülkelerle kıyasladığımızda oldukça geride kalmaktayız.7 kaldı ki bugün üniversitelerdeki sadece bilgisayar değil tüm mühendislik ve teknik eğitilm bölümlerinde, özel sektördeki bilgisayar eğitim kurumlarında, bilişim yayınları ve magazinlerde Özgür Yazılım ve GNU/Linux dağıtımlarına ne ölçüde yer verildiği ortada. Hatta yeterli yönlendirme ve eğitimden ziyade dışlayıcılık mevcuttur; birkaç istisna olabilir ve kendisini Microsoft baskısından sıyırıp özgürleştiren meraklı kullanıcılar da olabilir; bu güzel bir olgudur, sevindirici ve umutlandırıcıdır. Nitekim bugün etrafında toplandığımız birçok Özgür Yazılım ve GNU/Linux dağıtımı forumu, e-dergilerinin temeli bu merak ve farklı olanın peşinden gitme cesareti sayesindedir. Fakat Microsoft eğitiminin sürekliliği ya da kaynak kodu kapalı, Özgür Yazılıma düşman programlama dillerinin sürekliliği kesindir.
Ne alakası var verimlilikle, başarımla ve keşfetmekle Özgür yazılımın diye sormayın çünkü düşünce ve peşi sıra yaratıcılık özgür düşünce ile, laik ve bilimsel eğitimle, seçeneklerin ortaya konulmasıyla ve sormak, bulduğu cevapla yetinmeyerek yeniden sormak ile mümkündür ki, icat edilen buluşlarla, keşfedilen tekniklerle verimlilik ve başarı sağlanabilsin. Bunlar olmaksızın, sadece sermayeye dayalı bir ekonomi kurulur ve yapılan ise icat edilenin devasa tesislerde montajlanmasıdır ki, bunu pekala robotlar da yapabilir. Sömürülen, özgürce düşünemeyen insan icat edemez; sadece sömürülür. Şimdi gelinde bilgisayar ve diğer mühendislik bölümlerinde tekelciliğin çebmerinde dolananları düşünmeyin! Bilgisayar eşittir Windows değil, Microsoft eşittir bilişimde, özgür düşüncede kısıtlama, sömürü.
Lisanslar:
Makalenin tüm içeriği GNU/GPL 38 ve Creative Commons (by-nc-sa)9 ile lisanslanmış olup içeriği haber verilmek ve yeniden GNU/GPL ve Greative Commons (by-nc-sa) ile lisanslanmak koşuluyla kopyalanabilir, düzenlenip değiştirilebilir, atıfta bulunulabilir, yeniden dağıtılabilir.
1Casper, Exper, Vestel, IBM, HP, Crea, Pro2000, Everest, Acer…
2AMD, 64 Bit işlemcileri piyasaya sürerek işlemci piyasasının adeta ırmak yatağını değiştirmiştir.
3Eidos, EA, Ubisoft, IAN Storm, NeverSoft, Activision, Capcom, Rocstar Games…)
42004 yılında Eidos firmasının çıkarttığı Thief 3 deadly Shadows oyunu nivida FX serisi altındake ekran kartlarıyla çalışmamaktaydı ve bu seçicilik bir anda diğer oyunlarada sıçradı.
5GNU/Linux neden daha iyidir? http://www.whylinuxisbetter.net/index_tr.php?lang=tr
6Pardus’un bu konudaki gayretleri ve LKD’nin, Mustafa Akgül hocamızın çalışmaları da gerçekten güzel.
7Meraklı okur Google’dan “ülkemizin Ar-Ge alanında dünyadaki ve Avrupadaki durumu” ve türevleriyle arama yapabilir.
8GNU Genel Kamu Lisansı sürüm 3′ün gayri resmi Türkçe çevirisi için Pardus Viki ekibine teşekkürler: http://tr.pardus-wiki.org/GNU_GPL_%28Genel_Kamu_Lisans%C4%B1%29_S%C3%BCr%C3%BCm_3_Gayr%C4%B1resm%C3%AE_%C3%87evirisi
9Creative Commons (by-nc-sa): Bu lisansa sahip eseri kopyalayabilirsiniz, üzerinde değişiklik yapıp yenisini üretebilirsiniz. Sağlanması gereken üç şart var. İlki, eserin tüm kopyalarında eserin ilk sahibinin belirtilmesi. İkincisi, eserin hiçbir kopyası ya da eserden üretilmiş yeni eserlerin hiçbirisinin ticari ortamda kullanılmaması. Üçüncüsü, eserin tüm kopyalarında ya da eserden üretilmiş yeni eserlerde de aynı lisansın kullanılmaya devam edilmesi.http://tr.wikipedia.org/wiki/Creative_Commons

Pardus-Linux.org topluluğunun güzel ve sürekli çalışması olan eDergileri 15. sayıları ile bizlerle. Özellikle de Uğur Mumcu’nun yer aldığı kapak ile işlenen özgürlük teması çok güzel bir uyum içinde.
Kapak için benimde söyleyecek bir sözüm daha var: yaratıcılık ve dergimizin gündemin sıkı takipçisi olduğunu fazlaca hak ederek belirtmesi: Fevkalade.
İçindekiler:
* Kendi Pardus CD’ni Kendin Yarat: PASO!
* PAVI: Pardus için VirtualBox Kurucusu
* Pardus’ta Django – 2
* Montaj ile Bilişime Katkı Olur mu?
* 2009 Yılında GNU/Linux Dünyasının Gelişimi
* İşletim Sistemi Seçme Özgürlüğü
* Röportaj: Phil Thomson (PyQt)
Dergiyi indirmek için resmi sitesine ulaşabilirsiniz: http://www.pardus-edergi.org/
Her zaman olduğu gibi pardus-Linux eDergi çeviri, tanıtım, makale, nasıl belgesi, söyleşi, mijzanpaj gibi konularda katkılarınızı bekliyor: viewtopic.php?f=7&t=21003
Yazılara gelince;
* Onur Tuna’nın teknik makalelerini her sayıda daha teknik konularda yazılarını bekliyoruz. Phil Thompson söyleşisi de akıcı okunurlukta; ilgilenenler kaçırmasın.
* Kemal Karataş’ın GNU/Linux dünyasında bizlere ufuk turu attıran haber-yorum-araştırma tarzındaki makalesi yerinde ve doyurucu,
* Erdem Artan’ın iki yazısı da güzel ve bilgilendirici; bize Pardus’un da rakiplerini yakalamaya çalıştığını ve rekabet ettiğini göstermekte.
* Nihad Karslı’nın yol açan davasının emsal olması en büyük temennimiz. Bu haberi elimizden geldiğince üye olduğumuz forumlarda, sosyal ağlarda paylaşmalıyız ki, zincirler kırılsın.
* Benim yazımı burada övmem ahlaki olmayacağından değerlendirmeyi arkadaşlarıma bırakıyorum.
* Haberler kısmı gelişmelerden haberdar olmamız açısından iyi düşünülmüş ve genişlemesini bekliyoruz. Özellikle de GNU/Linux’un kazandığı kaleleri ve Microsoft’un kayıplarını görmek iyi olacaktır.
* Yazımda, dizilimde, çeviride, mizanpajda ve diğer alanlarda emek harcayıp katkıda bulunanlara da (Melike, Uğur, Ertan, Hamit, Mesut, Nihad) teşekkür ediyorum.
Güzel bir sayı olmuş: kısa ve öz, doyurucu ve özgür.
Bugün bir alışveriş merkezinde yer alan teknoloji zincin markete girdim öylesine ve istisnasız tüm bilgisayarlarda Microsoft firmasının yeni makyajlı cicisi Windows 7 işletim sisteminin bilgisiz satış danış(ama)manlarınca pazarlandığını gördüm.
Windows 7 fevkalâde KDE 4 masaüstü yöneticisine benzemekte. Özellikle da tanıtım broşürlerinde değişen görev çubuğu dedikleri yer bildiğimiz panel gibi ve tek esprisi eklenen simgelerin önceki Windows 98, Me (ne fiyaskoydu ama!), XP, Vista sürümlerindeki gibi küçük olmayıp iri bir şekilde yer almasıydı.
Aşağıdaki resimler daha anlaşılır kılacaktır sözlerimi:
Pardus 2009 üzerinde KDE 4.2

Bu ise Windows 7

Bilmiyormuş gibi satış danış(ama)manına sordum broşürdeki “Jump list” özelliği nerede? Cevap olarak o” özelliklik Home Premium da yer alıyor” karşılığını alınca içimden gülesim geldi. Peki, neler değişti XP’ye göre diye sorunca görselliği öven cevaplar almaya başladım ve sıkıldığımı, aslında bu işten de bir halyi anladığımı belli etmek için anında regedit ayarlarına girdim ve F3 ile “kbdtuq.dll“ değerini bulup “kbduf.dll” ile değiştirdim; bu işlemi iki kez tekrarladım ve sistemi bir daha ki açılışta F klavye ile başlacak şekilde ayarladım.
Tanıtımı yapılan Windows 7 işletim sisteminin masaüstünde yığınla kaynak kodu kapalı, Özgür Yazılım düşüncesine düşman 3. parti ücretli yazılmların kısıtlı deneme sürümleri kuruluydu. CD/DVD oluşturma, güvenlik, DVD izleme, resim-belge arşivleme, oluşturma ve yönetme uygulamalarının bilinen örnekleri iri simgelerle kullanıcıya hediye diye (aslında satın alma fiyatının içine sokuşturularak) yutturuluyordu.
Daha fazla dayandığımı söyleyemem tabii; netice de Windows ve değişen köklü bir şey yok. Taban bir sistemden ne beklenir ki? Özellikle de bu sistem kullanıcıların düşüncelerine önem vermedikten sonra!

Broşürlerde bahsedilen özellikler de ahım şahım değil. Üstelik microsoft firması çağın modası olan kişiselleştirebilme olgusunu da kaçıralı bir hayli oldu. Anımsamak için 1998 yılına gitme k gerek. O zaman farklı kulvarlarda sayılsalar da Nokia firması 5110 cep telefonu modeliyle kişiselle ştirme olayını başlatmıştı. Çok tutulan bu modaya zamanla yazılımlarda katıldı ve Mozilla Vakfı’nın ürünleri bu süreci iyi yönetti, ardından da Google.
Wiindows 7 işletim sisteminin rakiplerinin (Özgür Yazılım ve GNU/Linux) gelişim hızına ve kullanıcılarıyla olan etkileşimlerine bakarak bünyesine hızlı dosya arama ve yönetme irileştirilmiş çözünürlük iyileştirmeleri, masaüstündeki yapışkan uygulamacıklar (Wingets ya da Gadgets) ekleyerek, pencere yönetimini makyajlayıp yeni kısayollar tanımlamakla, kullanıcıyı hala tek çalışma ortamına hapsederek cevap vermesi bazı şeyleri 2 yıl geçsede Vista’nın üzerinden kendisine pek bir şey katmıyor.
Windows 7′nin sayılan tüm yeni özelliklerine Özgür Yazılım ext3′ten ext4 dosya sistemine veri kayıpsızgeçebilme, Compiz-Fusion, birden fazla işlemci desteği, aktif güncellemeler ve üstün güvenlik özellikleriyle cevap vermek ne kelim e 10 adım önünde koşmaktadır. Ancak bu yarışta maalesef serbest piyasanın tekeli Microsoft öndedir ve insanlar satın aldıkları sistemde kendilerine zorla satılan Windows işletim sistemini fiyata dahil edildiğinden habersiz bedava aldıklarını sanmaya devam ederler. bu yanıltıcı algılama da Microsoft ürünlerinin seçeneksiz ve rakipsiz olduğunu kullanıcıya bellitir ve Microsoft’ta talepkâr olmayan bu kullanıcıların karşısına 2-3yılda bir 10′u geçmeyen yeniliklerle, makyajlı bir yüzle çıkar. Asılnda yaptığı yenilik değil iyileştirmedir.

Kısaca Windows 7 cephesinde değişen yeni hiçbir şey yok! Yenilik aramak gerekirse ve de yüksek verimlilik, sınırsız özgürlük, bu kesinlikle Özgür Yazılım ve GNU/Linux dünyasında.
Microsoft 22 Temmuz’da büyük bir toplantıyla Windows 7 versiyonunu resmen duyurdu. Basın toplantısında Steve Ballmer’ın, “Windows 7, piyasaya sürülen en iyi Windows versiyonudur.”cümlesinden bile ne kadar önem verildiği anlaşılıyor. Windows Vista’yla zarar gören imajını toparlaması ve Windows Xp’de kalmayı seçen kurumsal ve ev kullanıcı kitlesini etkilemek zorunda.
Microsoft bütün gücüyle bu versiyonu piyasaya pazarlamak için elinden geleni yapıyor ve yapacak. Netbook’larda Windows Xp Home versiyonuyla satılan ürünler ve yeni çıkacak ürünler stratejik olarak kilit nokta diyebiliriz. Asus EeePC ilk ürününü çıkardığı dönemden beri, Windows 7′nin piyasaya sürülmesi bekleniyor. Şimdi bu duruma GNU/Linux dünyasının sevinmesi mi, üzülmesi mi lazım acaba ?
Mark Shuttleworth dün gazetecilerle yaptığı söyleşide: “ Windows 7′nin piyasada duyurulması iyi bir gelişme oldu. Artık modası geçmiş Windows Xp Home versiyonu zorlaması bitiyor. GNU/Linux dağıtımları gerçek bir rakiple karşı karşıya, Windows 7 iyi özellikleri rağmen, lisans sorunun dolayı: zorlanacağı şartlarla karşılaşacaktır. Kullanıcı kitlesi, Windows uyumluluğunu aramıyor. Twitter’da profilini gezmek, OpenOffice ile istediği işleri yapma imkanına sahip.” yorumuyla gelişmeleri yakından takip ettiğini gösteriyor. Bugün GNU/Linux kullanıcı kitlesine, “Karmic Koala” ismiyle anılan Ubuntu 9.10 versiyonu sunuluyor.
Bu versiyon için yoğun bir çalışma yapıldı: piyasada olan 25 farklı Netbook versiyonunda test edildi, sürücü sorunları çözüldü, “Ubuntu One” yazılımıyla bulut teknolojisini (Cloud Computing) kurumsal kullanıcı kitlesinin beğenisine sunuyor.
Microsoft’un Windows 7 versiyonunu resmen duyurması da işe yaradı elbette. Windows Vista rezaletiyle gelişen senaryoda, Apple piyasa payını arttırdı. Bu avantajı elinden aldı diyebiliriz. GNU/Linux dünyasının büyümesine herhangi bir engel çıkaracak bir gelişme değil. Windows 95 (32 bit platforma geçiş dönemi) , Windows Xp (NT yapısına geçiş dönemi) gibi piyasada hakimiyetini sağlamlaştıracak bir sürüm değil. Microsoft ürünleriyle büyümüş bilişim uzmanları bile artık özgür yazılıma katkı sağlıyor. İnternet’in üretim mantığına ancak böyle katkı sağlanabileceği herkes tarafından anlaşılıyor. Microsoft ile anlaşmalı çalışan şirketler ve destek verenler kararlarını düşünmek zorunda kalıyor.
Piyasada en az ulaşılması gereken hedef;
Kurumsal tarafta hala Windows Xp versiyonunu kullanan kitleyi ikna etmek. Şirket topolojilerini değiştirme bedeli olarak, Windows 7 uyumlu yeni bilgisayarlar almak ve bütün veritabanını bu yükseltmeye göre düzenlemek,
Windows Xp’den kopamayan ev kullanıcı kitlesini ikna etmek çok önemli. Bütün yeni oyunlar, programlar ve popüler reklam kampanyasıyla bu geçişin mantıklı olduğunu kanıtlamaları lazım. Bu sebeple, ‘USB veri taşıyıcı ile Windows 7′ ‘ ye yükseltme seçeneği eklendi. Öğrenciler ve aileler için özel fiyatlandırmalar yapıldı.
Özellikle farklı büyüklükte kurumsal kullanıcıların düşünmesi gereken detaylar var. Microsoft Office ve sunucuda saklanan şirket verilerini korumak için, Microsoft’a muhtaç oluyorlar. Gelişimlerini, yükseliş – düşün dönemi karşılaştırmalarını yapmaları: Birkaç yıllık veriyi arşivleyerek olabilir ancak. Microsoft Office yerine, OpenOffice programını kullanarak kimseye bağımlı kalmadan bilgilerini saklayabilirler. Bunun için de herhangi bir şirkete avuç dolusu parayı ödemek zorunda değiller!.. Geçiş dönemi olarak, hem Microsoft Office, hem OpenOffice programını beraber kullandırarak, geçişi sorunsuz biçimde halledebilirler.
Windows 7 “janjanlı” tanıtımlar ve reklamlarla herkesin aklını karıştırma denemesini yapacak, ama bütün özelliklerinin çalıştığı Ultimate versiyonu için önerilen fiyatlara değer mi ? Bu versiyon şirketin kanayan yarasına geçici bir deva olabilir, ama geleceğin işletim sistemi alternatifi yine de GNU/Linux dünyası ve özgür yazılım camiasıdır.
Yazan: Kemal Karataş
Kaynak:http://www.theinquirer.net/inquirer/news/1560088/shuttleworth-praises-windows
http://www.usatoday.com/tech/news/2009-10-22-windows-microsoft-linux_N.htm
http://www.theinquirer.net/inquirer/news/1051646/windows-opportunity-linux
Giriş
Özgür Yazılım bugün kendisini “kanser gibi tanımlayanları” dahi korkutacak denli hız kesmeden gelişmekte. Gün geçmiyor ki yeni bir özellik ve yeniliği bünyesine katmasın. Gerçi Özgür Yazılım ve mülkiyet kavramını yok eden felsefesini ve de yakın durduğu emeğin en yüce kabul edildiği sosyalizmi hala kanser gibi tanımlayanlar yok değil; aksi de düşünülemez zaten. Çünkü yaşam karşıtların mücadelesidir.
Kaynağın erişilebilrliği
Özgür Yazılım ve felsefesi yazılımların mülkiyetinin bireyselliğini yok sayarak kamuya mal eder ve paylaşımını, dağıtımını, yeniden düzenlenip tekrar dağıtımını ve tamamıyla kaynağına erişilebilir olmasını savunur.
Bu şuna benzer: Lokum satan bir dükkâna girdiniz ve kasanın hemen arkasındaki tabloda şöyle yazmakta: “Lokumlarımız kendi üretimimiz olup tesisimizi gezebilirsiniz.” Örneği çoğaltalım: Kaynağından içme suyu şişeleyip satan bir firma ürünlerinin etiketine şöyle yazıyor: “Tunceli Munzur Ovasındaki tesislerimizde el değmeden kaynağında şişelenerek satışa sunulmuştur. Tesislerimiz her gün ziyaretinize ve denetiminize açıktır.”
İnsanın yapmayı en iyi bildiği şeydir tüketmek. Satın aldığımız hizmetin nasıl üretildiğini dahası kaynağını anında görebiliriz: berber hemen yanı başımızda saçımızı keser, şoförün arabayı kullandığını görebiliriz, terzi pantolonlarımızın paçasını anında yanımızda yapar… Ancak ambalajlı ürünlerin üretim kaynağı eğer şansımıza orada çalışan bir tanıdığımız varsa muamma olmaktan çıkar ya da işimiz Arena ekibinin yapacağı baskınlara kalır.
Dolayısıyla para vererek bir bedel ödeyip satın aldığımız ürünlerin kaynağının bilmek en doğal hakkımız ki, neyi nasıl tükettiğimizi bilelim. Yazılımlar ve işletim sistemleri de birer üründürler; teknolojik ürün hizmet satışı yapılan zincir mağazalarda içinden kurulum CD’sinin ve kullanım-kurulum kılavuzunun çıktığı şık kutular satıldığını göreceksiniz. Gerçi artık son moda (da değil, aslında zorunlu olarak) satın alınan bilgisayarlar içinde işletim sistemleri ve bazı deneme yazılımları1 üretici firma ile perakende satış zinciri arasında yapılan kısıtlayıcı ve promosyona dayalı ikili anlaşmalar çerçevesinde kullanıcıya kurulu olarak satılmaktadır. Kullanıcının burada işletim sistemini satın almama gibi bir hakkı yoktur. Bu hakkın yerine getirildiğini varsayarsak fiyatta bir değişiklik anlaşmalar gereği söz konusu olmayacaktır.
Bir dizi kısıtlama…
Alınan kaynak kodu kapalı yazılımı bilgisayarına kuran kişi sadece kurulum esnasında karşısına Türkçeye dahi çevrilmemiş olması olası sözleşmeyle aşağıda basit ama genel bir şekilde sıraladıklarımızı kabul etmek zorundadır.
Satın aldığı yazılımı kuracağı zaman karşısına çıkan sözleşmede;
Kopyalamayacağına,
Kendisinden başkasının kullanamayacağına,
Satın aldığı yazılım üzerindeki tasarruf hakkının sadece yazılımı kullanmakla sınırlı olduğuna,
Kişisel bilgilerinin güvenliği açısından yazılım risk oluştur ve kayba uğrasa dahi üreticinin sorumluluk kabul etmediğini bildiğine,
Kullanım süresinin belirlenen süre ile sınırlı olduğuna,
İleriye ya da geriye dönük olarak (donanımsal ve yazılımsal) desteklerin sağlanması ya da sonlandırılmasının üreticinin tasarrufunda olduğuna,
Kişisel veri ve bilgilerin yazılımım geliştirilmesi ve diğer çözüm ortaklarının reklam, iyileştirme (!) amaçlı kullanılabileceğini,
Ürünün geri iadesinin mümkün olmadığınına
gibi yığınla kısıtlayıcı maddeyi görür. Üstelik bu sözleşmeyi de okuyup (kim okuyor acaba?) kabul etmesi gerekir ki yazılımı kurabilsin; kabul etmezse başka bir seçeneği (iade gibi) de yoktur.
Tüm sözleşmeyi okuyarak satın aldığı kapalı kaynak kodlu yazılımı kuran bir tüketici yazılımda beğenmediği unsurlar olabilir. Bunlar;
gibi unsurları değiştirmek istediği zaman karşısına satın aldığı kaynak kodu kapalı yazılımı yeniden düzenleyemeyeceği, kaynak koduna tersine mühendislik yoluyla erişemeyeceği kabul ettiği sözleşmede yazılı olduğu için suç işlemiş sayılır. Kaldı ki satılan yazılım ve işletim sistemleri kaynak kodlarının kapalılığını esas aldıkları için başka kimselerle paylaşmazlar; başka bilgisayarlara kurulamaz.
Şimdi, kim böylesine kısıtlayıcı unsurları olan yazılımların üreticilerine bırakın destek ve iyileştirme önerileri, yazılımın hata mesajını, çökme raporlarını yollar ki? Ben, şahsen yollayan birini daha gör(e)medim5.
Kaynak kodunun kapalılığını esas ilke olarak benimseyen yazılım ve işletim sistemleri üreticilerinin kullanıcıya sağladıkları destek ancak yazılımın ömrü kadardır ve bu hizmetin de ücretsiz olacağı söylenemez. Üstelik nedensiz yere bir gün sahip olduğunuz donanıma verilen destek sonlandırabilir, hatta donanım dahi desteklememezlik yapabilirler.
Örnekler…
Mesela MS Windows Vista piyasaya sürülmeden önce ufak bir yazılım sahip olduğunuz sistemin özelliklerinin MS Windos Vista’ya göç etmeye uygun olup olmadığı hakkında size bir rapor çıkartmaktaydı. Peki, bu rapora göre donanım yükseltmesi yapan ya da eski sistemini çöpe atanlar giriştikleri maliyete karşın yeterli fayda sağladılar mı?
Bu soruyu bir soru ile daha geniş açarsak eğer 3N teknolojisiyle bütünleşerek günümüzün salgını haline gelen Netbooklar’da neden MS Windows Vista değil de destek verilmesi sonlandırılan MS Windows Xp’nin kırpılmış sürümü kullanılmakta? Neyse ki boyutuna göre düşük donanım ile verimli çalışması için tasarlanan NetBooklar da Vista’nın sorun çıkartacağını öngörmüşler de Windows Xp ile bağlamışlar üreticileri.
NetBooklar da yurtdışı satışlarında işletim sistemini seçebilirken ülkemizde ise kendini büyük sayan teknoloji mağazalarının MS Windows Xp kurulu makineler ithal etmesi ise ayrı bir yazı konusu6.
Kaldı ki, Microsoft Vista’yı Xp’den tam altı sene sonra piyasaya sürmesine ve de rakiplerinin kat ettiği mesafeyi görmesine karşın sonuç ortada: sistemi müsrif ve verimsiz kullanan makyajlı bir Xp!7 Aradan geçen zaman içinde “dünyada en çok kullanılan işletim sisteminin”8 yığınla hata mesajı vermesine karşın geliştirilmesinde çok az sayıda geri bildirim yapılmış olmasını Vista kanıtlamış gibi.
Son söz niyetine…
Burada karşımıza kaynak kodunun açık olmasının ve insanların yazılımın özgürlüğüne inanmalarının önemi çıkmaktadır. Neticede ortada binlerce yıllık bir bilgi birikiminin yine binlerce kullanıcının (belki daha fazla9) geliştiricilere farklı donanımlara sahip sistemlerde alınan hata mesajlarını, geliştirme önerilerini ve yerelleştirme çalışmalarını iletmeleriyle bir emeği var etmeleri, katkıda bulunmaları vardır. Bir örnek olarak Wikipedia, LaunchPad, çeşitli dağıtımların e-posta liste, forumları, kurulum-nasııl belgeleri ve Vikileri sayılabilir. Hepsi de gönülüllük esasına dayanmaktadır; asıl amaç ise bilginin ve yarattığı değerin paketlenecek denli korumasız olmadığını dünyaya göstermektir.
Kaynak kodunu açmayıp kapatmak ve bu üretim sırrını paylaşmamak (haliyle üretilen ve yaratılan bilgiye el koymak) kaynak kodunun kapalılığını esas ilke olarak benimseyen işletim sistemi ve yazılm üreticilerinin ticari bir hakkı olabilir diye düşünebiliriz. Ancak piyasaya baktığımız zaman tüketilmesi için yığınla ürün hizmet bulunmakta: sakızdan meyveye, araba lastiğinden ilaca, cep telefonundan bankacılık hizmetine, elbiseden süte dek… Kısaca tükettiğimiz, tüketmeye niyetlendiğimiz ve de tüketemediğimiz tüm ürün ve hizmetlerin üzerinde mutlaka içindek
iler kısmı yer alır. Bu kısımda bilemediğimiz üretim süreçleri, terimleri olabilir ki (ilaçlar, gıda ürünlerinde fazlasıyla var) ufak bir araştırma ile bu bilinmezler de bilinir hale gelir.

“Özgürlük Bir:
Yazılımın nasıl çalıştığını inceleme ve kendi gereksinimleri doğrultusunda değiştirme özgürlüğü. Yazılım kaynak koduna erişim bunun için bir ön şarttır”
Richard Matthew Stallman10
Güzel albenili kutularda pazarlanan, internet sitelerinden indirilen kaynak kodu kapalı yazılm ve işletim sistemlerinin hiçbiri böylesine bir içindekiler kısmına sahip değildirler. Düşünsenize kullandığınız ilaç dahi yapılana dek binlerce deneyden geçip yan etkileriyle birlikte satışa sunulmakta; üstelik doktor gözetiminde ve bu özgür olmayan işletim sistemleri ya da yazılımlarda mümkün değil.
Kim bilebilir ki, kullandığımız özgür olmayan güvenlik sağladığına inandığımız yazılım kişisel bilgilerimizi arşivleyerek (en masum düşünceyle) pazarlama faaliyetleri için bir içecek firmasına iletiyor? Bunun bir güvencesi var mı? Şimdi, Özgür Yazılımda neden olmasın diye sorduğunuzu duyar gibiyim? Olabilir ancak olanı da yakalama, görme, anlama ve anlamasak dahi bunun için hizmet satın alabilme şansına sahibiz ki, kaynağa erişim burada yine karşımıza çıkmakta.
Dipnotlar
1Güvenlik, eğlence, belge oluşturma ve yönetme, fotoğraf arşivleme ve düzenleme yazılımları gibi… Çoğunun ortak noktası 30 günlük süre boyunca kısıtlı kullanım sunmasıdır. Sonrasında ise hizmet satın alınmadığı için sonlanır.
2Bu açığı çok iyi yakalayan Mozilla Vakfı ürünlerinde; FireFox, Thunderbird, Sunbird ve diğerleri; kişiselleştirme ve yazılım içinde uyumlu çalışan eklentilerle, temalarla desteklemiş ve rakiplerine adeta fark atmıştır.
3Ücretsiz olarak dağıtılan kaynak kodu kapalı MS Windows Live Messenger programı reklamlarla doludur ve açılırken gereksiz ve zaman kaybedici bildirimlerde bulunur.
4MS Internet Explorer 6 tarayıcısının güvenlik açıklarını burada saymak yerine Google’dan rahatlıkla araştırıp bulabilirsiniz.
5Paylaşılan eğlenceli ve de öğretici bir hata mesajı için: http://ozguryazilimsendikasi.org/?p=14
6Değerli dostum Kemal’in bu konu hakkında güzel bir çalışma yapacağından eminim.
7Sistemi hoyratça, verimsiz kullanması, eski ve düşük donanımlı ki, bu sistemler en az 2006 yılının sistemleridir; bilgisayarlara kurulmaması birçok firmanın hala çoğu yassı kasa iş istasyonu sistemlerinde MS Windows Xp kullanmaya devam etmesine yol açmıştır. Örneğin bankalar, hastaneler.
8Wikipedia Türkiye’nin yalancısıyız: http://tr.wikipedia.org/wiki/Windows_XP#cite_note-0
9Mozilla Firefox 3 çıktığı gün 8 milyonu aşkın kullanıcı tarafından nidirilmiştir. http://tr.wikipedia.org/wiki/Mozilla_Firefox_3 İndirenlerin sadece bir milyonunun hatalar için geri bildirim yaptığını düşünsenize!
10Özgür Yazılım ve bizlere sağladığı özgürlükler için: http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%96zg%C3%BCr_yaz%C4%B1l%C4%B1m ve http://en.wikipedia.org/wiki/Free_software