Archive for the ‘Bilgi ve Bilişim’ Category.

Özgür Yazılım Yükseklerden Uçar

Açıklama
Bu makale yahoyt.com’da Gökhan Menge tarafından kaleme alınan tarzı gerçek ve bilgi yoksunu  haber/yoruma karşı cevap olarak yazılmıştır. Dileyen ilgili adrese gidip yazıyı okuyabilir:
http://yahoyt.com/h/8942/linux-hala-dipten-yuzuyor

Bilgilendirici Cevap
Linux[1] ne GNU’dur[2] ne de Özgür Yazılımın[3] tamamını temsil eder; sadece kalıplaşmış bir markadır; dahası algıda kalıplaşmıştır.[4] Tıpkı margarin yerine Sana almak gibi, kağıt mendil yerine Selpak almak gibi.  Kaldı ki, Linux denilen çekirdektir sadece[5] ve Richard Matthew Stallman ‘nın (RMS) temellerini attığı yazımların ve dahası insanın en güzel emek ürünü olan bilginin özgürlüğünü savunan, onu bir satılacak “meta” olarak görmeyen Özgür Yazılımın bir parçasıdır; toprağında filizlenmiştir: Firefox gibi, gcc gibi, Evince gibi…

Yaygınlık kazanmadığı dediğiniz Linux’u kenara bırakalım ve birkaç basit örnek ile bilgisizliğinizi iyice derinleştirelim: Firefox bir Özgür Yazılımdır; OpenOffice[6] bir özgür yazılımdır; Google destekli Chromium bir Özgür Yazılımdır; Pidgin bir Özgür Yazılımdır; Wikipedia[7] ve WordPress[8] ekleri bir özgür yazılım projesidir; Apache[9] sunucusu da bir özgür yazılımdır ve de cep telefonlarında bir salgın gibi yayılan, desteklenen Android[10] bir Özgür Yazılım projesidir.

Bunların dünyada edindiği pazar payını sanırım belirtmeye gerek yok; haliyle ulaştığı kullanıcı sayısını da. Hatta anımsatmak isterim ki, Firefox 3 duyurulduğu tarihte 8 milyon kişinin indirmesiyle rekor kırıp rekorlar kitabına girmiştir.[11] Alan adı, sunucu ve barındırma hizmeti sağlayan firmaların çoğu GNU/Linux desteği sağlayan sunucu makineleri ile hizmet vermektedir. RedHat hakkında sanırım konuşmaya dahi gerek yok. Keza GNU/Linux’a destek veren firmalardan da: Nvidia, INTEL, Nokia, IBM, Dell, Acer, HTC, Samsung, ASUS…

Gizli gizli Windows kullanmak ise Microsoftun yani işletmecilikte ve diğer bilinen tüm ideolojilerdeki anlamıyla tekelin piyasadaki diğer oyuncularla yapmış olduğu kısıtlamalar, donanım ve yazılım üreticileri, kısaca devlet parakendeciler… kar amacı ile biz kullanıcıların özgürlüğünün kısıtlanması nedeniyledir. Kabaca sizin burada vurguladığınız sorunu görüp kökenine inmemek ve yüzeysel davrandığınız gibi kendi cahilliğinize insanları çekmektir.

Yazdıklarınızın tamamına sosyalist kimliğimden sıyrılarak kapitalist öğreti ile bakmaya çalıştığım zaman rekabet iyidir ve piyasadaki çeşitlilik tüketiciye en iyi ürünü en ucuza sunmanın yoludur derim; çünkü rekabet serbest piyasanın olmazsa olmazı kapitalizmin de bel kemiğidir. [12] GNU/Linux dağıtımlarındaki seçeneklerin çokluğu (dağıtımlar, masaüstü yöneticileri, uygulamalar, geliştirme araç ve kütüphaneleri…) kişinin özgürlüğünü gösterdiği gibi bu aynı zamanda sınırsız düşünmenin ve özgür olmanın yeni fikirler yaratmada ne denli önemli olduğunu göstermektedir.

Ancak kaynak kodu kapalı olan yazılımlar ve işletim sistemleri dünyasında söz konusu bu maalesef geçerli olmadığı gibi tüketici eğer parası varsa konuşur ve para konuştuğu içindir ki; doğal olarak insanlar kendilerinin olmayan ve asla da ol(a)mayacak (yaşasın kapitalzim!) işletim sistemlerini, yazılımlarını satın almak yerine yasal olmayan yollardan edinmektedir. Microsoft kullanıcılarının alışkanlığı ise korsan kullanmaktır ve de özgürlüklerini teslim etmek!

İktisatta bir teorem vardır: içsellikler ve dışsallıklar ve de her muhalefet iktidar olabilmek için gerek gizli gerekse açık yollarla iktidar yürüyüşü için örgütlenir. Bu yüzden Özgür Yazılım kendi sermayesini; yani bilinçlendirme; toplamaktadır. Bu sermaye birikimi ise belgelendirme [13], tanıtım, seminerler [14], forumlar, nasıl ve yardım sayfaları ile olur; tekele karşı verilen haklı davalarla, kazanılmasıyla olur [15] kısacası kullanıcıları bilinçlendirmeyle.

GNU/Linux dağıtımlarının pazar payının %1 olması hangi sağlam verilere dayanmaktadır? İstatistik daima araştırmayı yaptıranı haklı çıkartır: parayı veren düdüğü çalar ve bu daima Allah payı denilen adaletsizliği getirir, kul hakkı hiç bir zaman aranmaz.

Eğer GNU/Linux %1 pazar payına sahip ise Özgür Yazılım topraklarında yetişen uygulamalar ve hizmetlerin pazar payı daha büyük olduğu gibi rakiplerini korkutacak düzeyde büyümektedir. Bugün kendi sitenizde dahi Firefox 4′ün beta sürümlerinin tanıtımları [16] yapılmakta olduğuna göre bilmediğiniz halde bigane kalamamışsınız Özgür Yazılımın güzelliğine.

Kaldı ki, pazar payı yanıltması sadece dağıtım odaklıdır, gerçekten uzak olduğu gibi araştırma zahmetine dahi katlanılmımıştır. Olayın bütünü Özgür Yazılımdır, Özgür Yazılımın kullanım alanının genişliğidir, kullanıcılara ulaşılabilirliği ve verimli kullanılırlığıdır.

Firefox, OpenOffice, Pidgin, Gimp, kaynak kodu açık ve GNU GPL lisanslı CRM, HRM uygulamaları, internet tabanlı veri saklama ve işleme hizmetleri, Wikipedia, WordPress, MediaWiki gibi Özgür Yazılım ürünlerinin geçiniz kullanıcı payını, kaynak kodu kapalı yazılım üreticileri yanlarına dahi yaklaşamamaktadır.

Gelelim hala aşmış bilgisayarcı işletim sistemi sanısına: bu yanlış bir algı olduğu gibi sınırlayıcı bir bilgi edinimidir ve aynı zamanda piyasa hakimlerince yayılan fısıltıdır sadece. Çünkü tersi olsa idi pazar paylarında küçülme olacaktı; bu karlarında azalma demektir. Kaynak kodu kapalı yazılım üreticilerinden işletim sistemi ile iştigal eden firmanın GNU/Linux dağıtımlarının pazar payından bir %1′lik dilim dahi almasına tahammülü olmadığı için sürekli olarak reklam, sürekli olarak devlet, donanım üreticileri ve teknoloji mağazaları ile kısıtlayıcı anlaşmalar yaptığı aşikar.

Son olarak yazdığınız belki de tercüme ettiğiniz yazıdan Özgür Yazılım nedir, GNU nedir, Linux nedir, GNU/Linux nedir bilmediğiniz ortaya çıkıyor; haliyle bilgisayar ile tost makinesinin arasındaki ayrımı da bilmediğiniz yorumuna varıyorum. Sizin mantığınız ile yürüyecek olur isek bilgi paketlenip sadece kiralanmak sureti ile satılan bir ürün[17] olup tüm bilgisayarlar sadece ve sadece Microsoft firmasının ürünleri ile insanlarla iletişime geçmek için tasarlanmıştır.

Soru:
Windows işletim sisteminin sevmediği bir şey varsa o da geriye dönük ve uyumlu olmamasıdır. 2001 yılında piyasaya sürülen bir bilgisayara bugün Windows XP[18] yüklendiği zaman neden ikisi de 9 yıl önce piyasaya sürüldükleri halde sistem verimsizleşmektedir; hatta açılmamaktadır. Soruyu genişletirsek: bugün satın alınan yeni bir bilgisayarda kurulu olan Microsoft Windows 7 işletim sistemi daha yılını hatta 6 ayını doldurmadan neden çöker ve hantallaşır, hata vererek kapanır, kilitlenir? Neden güvenlik yoksunudurlar?

Son söz
Son sözü ben değil saygı duyduğum üç kişi söyleyecek ve üçünün de ortak noktası bilginin ve özgürlüğün, aydınlanmanın ve ilericiliğin, araştırmanın ve bilmenin erdem olduğu; cahilliğin ise kötülüğüdür.

“Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz.” Uğur Mumcu
“Bana bir harf öğretenin bin yıl kölesi olurum.” Hz. Ali
“Gerçekçi ol imkansızı iste.” Ernesto Che Guavera

Dipnotlar

[1] Detaylı bilgi için bakınız: http://tr.wikipedia.org/wiki/Linux
[2] Detaylı bilgi için bakınız: http://tr.wikipedia.org/wiki/GNU
[3] Detaylı bilgi için bakınız: http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%96zg%C3%BCr_yaz%C4%B1l%C4%B1m
[4] Detaylı bilgi için bakınız: http://www.debian.org/intro/free.tr.html
[5] Detaylı bilgi için bakınız: http://www.kernel.org/
[6] Detaylı bilgi için bakınız: http://www.openoffice.org.tr/
[7] Detaylı bilgi için bakınız: http://tr.wikipedia.org/wiki/V
Lisanslarikipedi:Telif_haklar%C4%B1
[8] Detaylı bilgi için bakınız: http://tr.wikipedia.org/wiki/Wordpress
[9] Detaylı bilgi için bakınız: http://tr.wikipedia.org/wiki/Apache_HTTP_Sunucusu
[10] Detaylı bilgi için bakınız: http://tr.wikipedia.org/wiki/Android_%28Mobil_%C4%B0%C5%9Fletim_Sistemi%29
[11] Mozilla Firefox 3, Firefox ağ tarayıcısının 17 Haziran 2008′de çıkan sürümüdür. Gecko 1.9 kullanır. Çıktığı gün yapılan 8 milyon indirmeyle birlikte Guinness Rekorlar Kitabı’na girmiştir. Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Mozilla_Firefox_3
[12] Konu üzerine detaylı bir makale: “Serbest Piyasa Düzeni Masalı ve Özgür Yazılımlar” http://ozguryazilimsendikasi.org/?p=327
[13] Detaylı bilgi için bakınız: http://www.belgeler.org/

[14] İnceleyiniz: http://seminer.linux.org.tr/ ve http://www.ozgurwebgunleri.org.tr/
[15] Microsoft’un ülkemizde uyguladığı politikaya karşı indirilmiş darbe için bakınız: http://www.mecburdegilsiniz.com/
[16] Bakınız: http://yahoyt.com/h/8890/dort-dortluk-tarayici-firefox-4-beta-4
[17] Kitaplar da satılır; ancak yazarlar kitabın kapağı içine kaynak gösterilerek ya da izin alınarak alıntı yapılabileceğini belirtirler. Keza gazeteler, dergiler ve köşe yazarları da…
[18] Microsoft Windows XP işletim sisteminin piyasaya çıkış tarihi 25 Ekim 2001′dir.

 

Lisanslar:

Makalenin tamamı GNU Özgür Belgeleme Lisansı ile lisanslanmıştır. Lisansın esas metnine bu adresten erişilebilir: http://www.gnu.org/copyleft/fdl.html

 

Yoksa hata mı ettik? Zalimin zulmü kabullenilmeli mi?

Bu makale takip ettiğim ve bir zamanlar e-dergi projesinde yer aldığım Ubuntu Türkiye oluşumunun forumunda yer alan “Windows’u iade etmek” adlı başlıkta DevilTUX (ve diğer cevabı) adlı üyenin yazdığı cevap ve açıklamalar (aslında kendi fikrini beyan etmesi de diyebiliriz) üzerinde yazılmıştır.

Dileyenler ilgili başlığı öncesinden okuyabilir: Windows’u iade etmek.


DevilTUX’un  mantığından yürüyecek olursak inandığımız ve çaba harcadığımız tüm değerler yalanmış: yani Özgür Yazılım!

Donanım üreticileri ile BT firmalarının kaynak kodunun kapalılığını ve bilginin ticarileştirilip satılmasını ana amacı olan Microsoft gibi firmalarla anlaşma yapıp tüketicinin özgürlüğünü kısıtlamaktalar; bu ise yaratıcılığa bir darbedir.

Kaldı ki, DevilTUX’un mantığı ile hareket edersek özgürlüğümüz paraya kurban gider. Nihad Karslı’nın verdiği mücadele alanında bireysel değil hepimizi kapsar ve hepimizin çıkarına, yararınadır. Bu mantıkla; 40 TL mi yoksa 1500 TL mi?; özgürlüğümüz ki, fiyatı yoktur, emsalsiz ve tekildir; paketlenip satın alınabilir hale getirilmektedir. Özgürlüktür bu kolayca vazgeçilemez, hele ki paraya takas edilemez. Çünkü yerine ikame edilecek başka bir değer yoktur.

Bu mantıkla ne Ubuntu kullanılmalı, ne Debian, ne Arch ne de Özgür Yazılım ve diğer GNU/Linux dağıtımları. Hatta bu evrende yer dahi alınmamalıdır.

İnsanların yapmaya bayıldığı en kolay şey vazgeçip zoru görünce zorbalığı kabullenmektir. Eğer GNU/Linux dağıtımları donanım üreticileri ve BT üreticilerinin ürettiği ürünlerdeki ileri uygulama ve tekniklere cevap veremiyorsa bugün bu bizim suçumuz olduğu kadar kendisini ve daha da önemlisi bilimi, teknolojiyi ve insanlığın bilim ve aydınlanma, ilerleme yolundaki tüm birikimlerini kaynak kodunun kapalılığını ana ilke ve kar amacı bellemiş firmalara kurban etmesidir. Çünkü bu firmalar daima kurban ister ve bu kurban bugün DevilTUX’un mantığı olmuştur, Özgür Yazılım olmuştur, GNU/Linux dağıtımlarını kullanan insanlar olmuştur, özgürlüğümüz ve bilimin gelişimini sürdürüp koruyan insanlar, gönüllüler olmuştur.

Tarih, gelişemeyen ve aklını, bilimini, özgürlüğünü kar hırsından başka bir şey görmeyan ulusların yok oluşlarıyla, sömürülmeleri, geri kalmışlıklarıyla doludur ve bu yazılan gerçek daima özgürlüklerin yok edilmesiyse sonuçlanmıştır.

Microsoft Windows, donanım üreticileri ve teknoloji zincir mağazaları Avukat Nihad Karslı’nın bizler adına yaptığı bu girişim neticesinde büyük yara almış olduğu gibi olayı adeta değil ayan beyan örtbas etmiştir. Hiç gördünüz mü ulusal gazete ve basında bu yenilgi ve bizim için zafer hakkında ufak bir haber? Gözününe “korsan Windows” kullanmayın ceza alırsınız reklamları, BSA’nın tehditleri çarparken ve bu karlı reklam pastasından medya pay kapmak için uğraşırken neden böylesine kardan edici bir haber kitlelere ulaşsın ki? Reklam keseleri şimdiden açıldı ve de karalama ve yalanlama kampanyaları da.

Windows bilgisayarlar için tamamlayıcı bir üründür ve iktisatta da pazarlamada da bunun adı budur. Çay ve şeker, otomobil ve lastik, diş macunu ve diş fırçası gibi. Bir bilgisayar elektronik bir cihazdır ve çalışması için fişe takılıp enerji alması yeterlidir. İlla da Windows ya da başka bir sistem olmasına gerek yoktur. Dolayısıyla kimse sizi bakkaldan çay alırken yanında şeker satın almanız için zorlamaz; araba alırken de lastik almak zorunda kalırsınız ama bu sizin için seçenekli bir zorunluluktur ve sıkı pazarlık dahilinde lastiklerini dahi almayabilir ya da fiyattan düşerek kendi lastiklerinizi taktırabilirsiniz. Ama bilgisayarınızın sizinle iletişime geçebilmesi için binlerce seçenek var. Tüm bu seçenekler de Özgür Yazılım dünyasında mevcut.

Donanım üreticilerinin kullanacağınız ya da kullanmayacağınız basit düğmeler ya da yazılımlar için kaynak kodunun kapalılığını esas ilke benimseyen ve özgürlüğünüze düşman işletim sistemleri ve yazılımlara mahkum ediyorsa bu durumu kabullenmek sizin baştan yenildiğinizi gösterir. Bu kabulleniş Özgür Yazılımın güç kaybetmesi demek olduğu gibi sizin ihtiyaçlarınızın özgürlüğünüze düşman olanlarca yine sizin özgürlüğünüzün kısıtlı bir şekilde serbest bırakılması ve zamanla yine, ama bu sefer çok daha büyük oranda kısıtlanması demektir. Bundan; çok değil 5 yıl önce de; dizüstü bilgisayar kullanıyordunuz ve üzerinde kapalı kaynak kodlu, özgürlüğe düşmen bir işletim sistemi ve ihtiyaçlarınız o günün şartlarına göreydi. Bugün yine dizüstü bilgisayar kullanıyorsunuz; belki aynısı belki daha iyi ve yenisini; ihtiyaçlarınız bugünün şartlarına göre değişik ve ileri safhada. Kullandığınız yine kaynak kodu kapalı ve özgürlüğümüze düşman bir işletim sistemi. Kullanmanızın nedeni ise tamamı ile zorunluluk. Çünkü donanım üreticisinin size yenilik olarak sunduğu işlevleri kullanmanız kısıtlamaktadır özgürlüğünüzü, hareket alanınızı.

Promosyon, ücretli ya da hiçbiri. Önemli olan verilirek özgür irade ve düşüncemizin sakatlanması, esaret altına alınıp sınırlandırılmasıdır ki, bu bilerek yapılmakta.

Peki, aynı bedava dağıtma tasarrufunu ücretsiz dağıtılan ücretsiz Özgür Yazılım için neden yapmamakta donanım üreticileri ve neden ısrarla hayatımızı kolaylaştıracak, devrim yaratacak, verimlilik sağlayacak teknolojilerini bedel ödemeksizin erişilebilir hale getirmiyorlar da illa Microsoft Windows işletim sistemleri ile çalışır olarak tasarlıyorlar.

Önemli olan sorunsal, ürünün ücretsiz ya da sıfır maliyete yakın dağıtılması değil yanında sorularak sunulmamasıdıır, zorla satılmasıdır. Çünkü çay alırken kimse size illa da şeker alacaksınız diye bakı yapmıyor; bildiğiniz kalite de ve ihtiyacınız olduğu bildiğiniz için alıyorsunuz.

Unutmayın ki bilim ve bilgi üretimi tek bir alıcı için yapılmaz, hele ki bir zümre için asla yapılmaz!

Eğer yolunda gitmeyen bir şey varsa ve de yetersiz kalan Özgür Yazılımın donanımlarda ve BT üzerinde bu donanım üreticileri ve BT’nin hala kaynak kodunun kapalılığını esas ilke benimseyen işletim sistemi üreticilerine kendilerini kaptırması (neticede ürünlerinin satışını o sağlamaktadır) ve Özgür Yazılıma, GNU/Linux dağıtımlarına yüz ve umut vermemesidir. Neden versinler ki? Özgür Yazılım kar amacı gütmediği gibi özgürdür ve dilediğince kopyalanır, çoğaltılır ve dağıtılabilir; hem de milyonlarca kez! Bu kapitalizmin sevmediği bir şeydir. Kapitalizm özgürlüğü salam dilimleri gibi dağıtır: ince ince. Ama topluca alır ve inanın ne kadar salam dilimi verirse versin size, siz hala onun tutsağısınızdır.

“Her şey özgürlük için” ise bu zalimin zulmünü kabullenerek olmamalıdır. İnsan karanlığın en yoğun olduğu vakitlerde dahi bir çıkış yolu bulur ve bu çoğu kez şafak sökerken olur; çünkü o vakit karanlık en yoğun noktasındadır. Bir şey yapmaksızın bir şeyler yapıyor gözükerek ve her iki tarafın olumlu olumsuz yanlarını açıklayıp gri alanlarda gezinmek bazı şeylerin esaretinden hala soyutlanamadığımızı gösterir. İnsanın tarafı kesin ve net olmalı ve savunduğu değer ve idealin, fikir akımının yanında bulunmalı ve kusursuz hiçbir şeyin olmadığı gerçeğini bilerek savunup inandığı değer ve idealin açıklarını kendi eleştirel gözü ile bulup onarmaya, düzeltmeye ve eksiklerini kapatmaya çalışmalı, çaba harcamalı ve öğrenmeli; gerekirse bizim bu açığımız var ve düzeltmek için çalışıyoruz demeli ama asla zalimin zulmünü kabullenmemeli,  tavsiye de etmemeli. Bu ihanettir inandığı davaya.

Montaj ile Bilişime Katkı Olur mu?

 

Cemre Akkartal: Peki bilgisayar sektöründe trendler neler?

Altan Aras Fakılı: Bilgisayar sektörü, teknoloji ve tasarımın iç içe geçtiği bir sektör. Casper olarak hem yüksek teknolojisi hem de çekici tasarımlarıyla, tüketicilere hayatlarının her alanında kullanım kolaylığı, estetik ve performans sunan geniş bir ürün ailesi sunuyoruz.”

 

Yukarıda yer alan soru-cevap Akşam Gazetesi’nin tam bir yıl önce; 31 Aralık 2008′e; “future&trends” ekinin 6. sayfasında Cemre Akkartal’ın Casper Bilgisayar Yönetim Kurulu Başkanı Altan Aras Fakılı ile yaptığı “Hedef Kitlenin Tamamına Ulaşıyoruz” adlı söyleşiden bir kısım.


Yapılan söyleşide dikkatimi çeken birçok unsur oldu ancak ben makalemin omurgası olarak yukarıda yer alanları verdim; dikkat cımbız ile ayıklamadım.


Baştan kaybettiren seçim: montajcılık


Casper, hazır sistem bilgisayarlar montajlayıp pazarlayan ülkemizin yüzakı teknoloji firmalarından biri. Fakat katma değeri yüksek bir alana yaptığı katkı yarattığı ekonomik değerlerin alkışlanmasından ziyade bilişim teknolojilerine ne gibi bir katkı sağladığı sorgulanmalı. Çünkü pazarlaması ve satışı yapılan hazır sistem bilgisayarları ile satışa sunduğu teknoloji zincir marketlerin reyonlarında yer alan diğer sistemler üç aşağı beş yukarı aynıdır. İşlemcisi, belleği, ek bileşenleri ve işletim sistemlerine dek… Bir farkındalık varsa da satış arttırıcı unsurlar olarak verilen (ama fiyata gizlenmiş) hediyeler, garanti süresi ve destektir.


Yani değil Casper, diğer hazır sistem bilgisayar satıcısı firmaların bulduğu, ürettiği bir işlemci yoktur. İşlemci olarak ya INTEL Ya AMD; anakartta ise MSI, Asus, Gigabyte; yonga setleri olarak VIA, SIS; sabit disk olarak Samsung, Seagate, Western Digital, Maxtor ve de işletim sisteminde ise tartışmasız Microsoft tekeli… Hep aynı ve birden fazla alanda top koşturan büyük üreticiler…


Kısacası pazarda binlerce hazrı sistem bilgisayar satış-pazarlaması yapan firma var; ama 100′ü geçmeyecek şekilde ana bileşen üreticisi var ve hatta iddia edilebilir ki bu 100′ü aşkın üretici firma da iki adet işlemci üreticisinin AR-GE çalışmalarına bakarak kendilerine yön vermekte. Bütün piyasa, üreticiler ve satıcılar da tekel işletim sistemi üreticisi Microsoft’un yaptıklarına ve yapacaklarına. Bu durumda piyasadaki satış-pazarlamacı firmalar1 doğal olarak üreticilerin alıcısı olmakta; yani sürekli bir seçeneksiz bağımlılık var. İşletme bilimi diliyle tek üreticiye bağımlılık. Bu ise satış-pazarlamacı firmanın kadrini tayin eder: montajcılık.


Çünkü üretim için yaratıcılık ve icat gerekir; montaj için ise icat edilenin ya da keşfedilen üretim model ve sürecinin kullanım hakkının satın alınması.



Kullanım kolaylığı ve başarım; ama nasıl?


Bir diğer konuyu da açmak gerekirse kullanım kolaylığı ve başarım neye göre belirlenir? Hazır sistemlerde bir araya getirilen düşüğünden en yükseğine kadar donanım hangi kıstaslara göre belirlenmiştir? Casper ya da pazarda varlık gösteren diğer firmaların yapmış olduğu bir çalışma, anket, veri madeni var mıdır? Ünevirsitelerle işbirliği içindeler midir? Tutum ve davranışlar, talep ve kullanma amaçları (eğitim, iş, eğlence, verimlilik, devlet daireleri, depolama, internet sunucusu, rutin işlemler…) nasıl tespit edilmektedir? Müşterilerle ve hedef kitle ile nasıl bir bilgi alışverişi yapılmaktadır?


Ancak bilinen gerçek şu ki, hazır sistem bilgisayarların bileşenleri, donanımlar yeni nesil oyunların, üçüncü parti yazılımların, işletim sistemlerinin ve işlemci üreticilerin2 ürettiği ürünlere göre şekillenmektedir. Hatta öncü bir sistem satıcısının piyasaya sunduğu hazır sistem, diğer firmalarca model alınarak türevleri yapılıp pazara sürülmektedir: Birinde işlemci INTEL Core 2 Duo, diğerinde AMD X2 64 Bit olur, birinde depolama alanı 250 GB iken diğerinde 320 GB, birinde ekran kartı ATI iken öbüründe Nvidia… Ancak önemli bir kıstas ise tüketicinin ekonomik durumudur ki, oluşturulan sistem verimli olacağı gibi ekonomik olarak da satın alma gücünü zorlamamalıdır.


Oyun üreticileri3 ile işletim sistemi üreticilerinin (Microsoft ve Macintosh) ve üçüncü parti yazılım üreticilerinin (Adobe, Autodesk, Nero, Corel, Microsoft…) ürettikleri yazılmlar donanım seçebilirler. 4 Bu ise hazır sistemleri oluşturan firmaların ürünlerini bu yazılımları kaldırabilecek, çalıştırabilecek asgari bileşenlerden oluşturma zorlar. Ama oluturulan ürünlerde bir parça parlarken (işlemci, ekran kartı gibi) bir parça düşük modelde kalır; ama bu eksiklikler de hediyelerle kapatılarak pazarlanır: kamera, yazıcı, ses sitemi…


Sonuç olarak: Özgür Yazılım eşittir verimlilik5

Kısaca verimlilik denilen pazarın tek üreticilerinin eline bırakıldığı gibi son tüketicilerin (devlet, bireyler, firmalar) düşünceleri çoğunlukla umursanmaz; anketler, saha çalışmaları, geri bildirimler alınmaz değil; sektöre yine kâr unsuru yön verir.


Neticede ülkemizde bilişim okur-yazarlığı6 internet teknolojilerinin kullanımı, bilginin üretim ve yönetimi, AR-GE gibi çalışmaları diğer ülkelerle kıyasladığımızda oldukça geride kalmaktayız.7 kaldı ki bugün üniversitelerdeki sadece bilgisayar değil tüm mühendislik ve teknik eğitilm bölümlerinde, özel sektördeki bilgisayar eğitim kurumlarında, bilişim yayınları ve magazinlerde Özgür Yazılım ve GNU/Linux dağıtımlarına ne ölçüde yer verildiği ortada. Hatta yeterli yönlendirme ve eğitimden ziyade dışlayıcılık mevcuttur; birkaç istisna olabilir ve kendisini Microsoft baskısından sıyırıp özgürleştiren meraklı kullanıcılar da olabilir; bu güzel bir olgudur, sevindirici ve umutlandırıcıdır. Nitekim bugün etrafında toplandığımız birçok Özgür Yazılım ve GNU/Linux dağıtımı forumu, e-dergilerinin temeli bu merak ve farklı olanın peşinden gitme cesareti sayesindedir. Fakat Microsoft eğitiminin sürekliliği ya da kaynak kodu kapalı, Özgür Yazılıma düşman programlama dillerinin sürekliliği kesindir.


Ne alakası var verimlilikle, başarımla ve keşfetmekle Özgür yazılımın diye sormayın çünkü düşünce ve peşi sıra yaratıcılık özgür düşünce ile, laik ve bilimsel eğitimle, seçeneklerin ortaya konulmasıyla ve sormak, bulduğu cevapla yetinmeyerek yeniden sormak ile mümkündür ki, icat edilen buluşlarla, keşfedilen tekniklerle verimlilik ve başarı sağlanabilsin. Bunlar olmaksızın, sadece sermayeye dayalı bir ekonomi kurulur ve yapılan ise icat edilenin devasa tesislerde montajlanmasıdır ki, bunu pekala robotlar da yapabilir. Sömürülen, özgürce düşünemeyen insan icat edemez; sadece sömürülür. Şimdi gelinde bilgisayar ve diğer mühendislik bölümlerinde tekelciliğin çebmerinde dolananları düşünmeyin! Bilgisayar eşittir Windows değil, Microsoft eşittir bilişimde, özgür düşüncede kısıtlama, sömürü.


 

Lisanslar:

Makalenin tüm içeriği GNU/GPL 38 ve Creative Commons (by-nc-sa)9 ile lisanslanmış olup içeriği haber verilmek ve yeniden GNU/GPL ve Greative Commons (by-nc-sa) ile lisanslanmak koşuluyla kopyalanabilir, düzenlenip değiştirilebilir, atıfta bulunulabilir, yeniden dağıtılabilir.

 

1Casper, Exper, Vestel, IBM, HP, Crea, Pro2000, Everest, Acer…

2AMD, 64 Bit işlemcileri piyasaya sürerek işlemci piyasasının adeta ırmak yatağını değiştirmiştir.

3Eidos, EA, Ubisoft, IAN Storm, NeverSoft, Activision, Capcom, Rocstar Games…)

42004 yılında Eidos firmasının çıkarttığı Thief 3 deadly Shadows oyunu nivida FX serisi altındake ekran kartlarıyla çalışmamaktaydı ve bu seçicilik bir anda diğer oyunlarada sıçradı.

6Pardus’un bu konudaki gayretleri ve LKD’nin, Mustafa Akgül hocamızın çalışmaları da gerçekten güzel.

7Meraklı okur Google’dan “ülkemizin Ar-Ge alanında dünyadaki ve Avrupadaki durumu” ve türevleriyle arama yapabilir.

8GNU Genel Kamu Lisansı sürüm 3′ün gayri resmi Türkçe çevirisi için Pardus Viki ekibine teşekkürler: http://tr.pardus-wiki.org/GNU_GPL_%28Genel_Kamu_Lisans%C4%B1%29_S%C3%BCr%C3%BCm_3_Gayr%C4%B1resm%C3%AE_%C3%87evirisi

9Creative Commons (by-nc-sa): Bu lisansa sahip eseri kopyalayabilirsiniz, üzerinde değişiklik yapıp yenisini üretebilirsiniz. Sağlanması gereken üç şart var. İlki, eserin tüm kopyalarında eserin ilk sahibinin belirtilmesi. İkincisi, eserin hiçbir kopyası ya da eserden üretilmiş yeni eserlerin hiçbirisinin ticari ortamda kullanılmaması. Üçüncüsü, eserin tüm kopyalarında ya da eserden üretilmiş yeni eserlerde de aynı lisansın kullanılmaya devam edilmesi.http://tr.wikipedia.org/wiki/Creative_Commons

Dünyada ve Türkiye de Gnu/Linux

Dünyanın önemli bir kısmında bugün GNU/Linux dünyası hak ettiği değeri toplamaya başladı. Önyargılar zaten vardı. Ama piyasa’nın değişen şartları, Özgür Yazılım geliştiricilerinin dikkat çekmesini sağladı. Ancak aşınmaya .aşlasa dahi ülkemizde hala büyük bir GNU/Linux önyargısı var.

Amerika ve AB doğal müttefiktir; ama bilişim dünyasının bu önemli merkezleri, Özgür Yazılım camiasını yok sayamıyor artık. Küresel krizin de etkisiyle, piyasanın yeni şartları her kesimi değiştirmeye zorluyor: işletmeler, kurul ve kuruluşlar, okullar ve Özgür Yazılım’ın rakiplerini…

Microsoft’un eskiden alay ettiği Özgür Yazılım dünyası şimdi güçlenen dişli ve yok sayılamayacak bir rakip. Değişen bu şartlar, kurumsal ve son kullanıcı kitlesine farklı seçenekler e yöneltiyor.. Avrupa’da önemli devletler, askeri ve bürokratik alt yapısını toptan Özgür Yazılım ve GNU/Linux alternatiflerine taşıyor. Zaten güvenlik açısından, devlet kurumlarında MS Windows seçimi, en son ve mecburi seçenekti. Fakat MS Windows Vista rezaletinden sonra, şirketler ve son kullanıcı farklı alternatifleri araştırmaya başlamıştı: Ubuntu, Fedora, Mandriva gibi kullanıcı dostu ve makyajı, albenisi fazla dağıtımlar göz önüne çıktı. Burada önemli olan bir dağıtımın dikkat çekmesi değil, önyargıların silinmeye başlaması; dahası Özgür Yazılım ve GNU/Linux dağıtımlarının bilinirleklerinin, farkındalıklarının piyasada yer etmesidir. Ancak bu, GNU/Linux destek ve geliştiricilerin çabalarının boşa gitmemesi, destek ve daha fazla kullanıcıyı saflarına çekip Özgür Yazılım kullanmanın bilincine varabilmeleriyle mümkündür.. Ama bunun için önce bilinçlenme de önemli. Türkiye’de eksik olan taraf da bu zaten.

Bilişim dünyasını değiştiren merkezler öncelikle değişimi yakalar. Sonra Türkiye gibi “Kraldan çok kralcı” olan ülkeler en son gelişimi yakalamaya çalışır. Dünya küresel krizle uğraşırken,”hangi masraf kaleminden vazgeçebileceğini” düşündü. Çalışanlardan vazgeçmek kolay değil.. O yüzden bilgi işlem tarafındaki masrafların kesilmesi, daha mantıklı bir seçenekti. Kriz yokken, Microsoft’a milyonlarca dolarlık lisans parası ödemek sorun olmuyordu. Tek ürün alırken değil, teknik destek, çalışan eğitimi vb. gibi masrafları da hesaba katmak lazım. Kriz döneminde, bu bahsettiğimiz masrafları yapamadı küresel olsun olmasın şirketler ve devlet örgütlenmeleri. Bu yüzden, GNU/Linux, işletim sistemleri alanında mümkün olabildiği görüldü. Hem aynı işlev, hem de daha az maliyetle herkesin işine gelen bir tablo. Bu atak, önce e-devlet projelerinde, sorun ve de güvenlik açığı gibi olayların yaşanması istenmeyen kamu hizmeti sunan kurumlarda yapılmaya başlandı.

Intel-Microsoft ortak strateji daha önce büyük bir güçtü. Ama Intel, işlemci piyasasındaki gücünü Özgür Yazılım ile ittifak yapma kararıyla kullanmaya başladı. Intel’in bu hareketi, diğer donanım üreticilerinin de desteği ile yanıt buldu. AMD-Ati ikilisi gibi istisnalar bir mevzu bahis değil.

Kapitalist sistemin olağan krizlerinden birine girmesiyle oluşan, yeni şartlarını ortaya koyan piyasa karşısında, ülkemiz her zaman ki gibi kayıtsız. Fransa gibi gelenekçi bir devlet, bütün birimlerini Özgür Yazılım ve GNU/Linux alternatiflerine göç ettiriyor. Almanya’da birçok üniversite bu yolla tasarruf sağlıyor. Az da olsa kurumsal olarak Özgür Yazılıma geçiliyor. Ancak Türkiye’de, teknoloji marketleri ve bilişim piyasası genelde MS Windows kökenli yetiştiği için tam bir körlük içinde; dışlayıcı bir karaktere sahip olduğu için de tekellere sırtını dayamış. Gelişmeleri, bizim piyasamıza bilerek yansıtmıyorlar. Türkiye’de sadece bir azınlık, Özgür Yazılım camiasına katkıda bulunmaya çalışıyor. Pardus gibi TÜBİTAK destekli projeler de hedeflerine ulaşmaktan çok uzak ne yazık ki!..

Pardus, 5 yıl önce başlatılan bir yerel GNU/Linux dağıtımı projesi. E-devlet projesine uygun bir dağıtım olması planlanırken, istenilen hedefe ulaşılamadı. Bürokrat mantıkla ancak bu kadar GNU/Linux dünyasına katkıda bulunabilir. E-devlet projesini, MS Windows tabanlı yapılması da ayrı bir tezattı. Milyonlarca lira tutarındaki parayı tekellerin kasalarına pahalı lisans yenilemeleri yüzünden heba ediyoruz. Bu durum Özgür Yazılım felsefesini ne kadar az anladığımızın kanıtıdır. Kraldan çok kralcı davranırsak, insanlar “Özgür Yazılım” kelimesinin anlamını, içerdiği felsefeyi ve hatta ekonomiye tüketici bir kaldıraç etkisinden ziyade kaldıraç etkisi sağlayan yönünü hiçbir zaman öğrenemeyecek gibi görünüyor.

Amerika ve diğer gelişmiş ülkeler kendi yazılımlarını geliştiriyor. Biz ise, üretilen yazılımlara kısıtlayıcı linas sözleşmeleri yüzünden dokunamıyoruz bile. F-16 uçağı’nın çip ayarlarını değiştirmeye kalkarsanız, hurda olarak kullanırsınız. İsrail’den aldığımız, “Heron” casus uçaklarının yazılımına dokunmayı bile hayal edemezsiniz. Türkiye’nin genç neslinin çok olup olmaması önemli değil böyle bir durumda. Bu nesiller ilkokuldan itibaren MS Windows ile zehirlendiği sürece yaratıcı akıldan yoksun nesillere mahkum olacağız.

Bilgi ve bilişim çağının gerekli gelişmelerine ancak Özgür Yazılım felsefesini anlayarak ve genç nesillere anlatarak yakalamayı ümit edebiliriz. Okullar, devlet kurumları, sivil toplum örgütleri ve özel sektör şirketler GNU/Linux dağıtımlarına bir şans verdiklerinde hem kendileri, hem de Türkiye kazanacaktır. Örnek mi? Geçmişin patates tarlası İrlanda bugün eğitim sisteminin içeriğini bilişime yönelik hal getirdiği için kalkınmasını süratle yapmıştır, yapmaktadır.

Dünyada var olan gelişmelere karşı duyarsız kalmayalım artık. Bilgisayar ve İnternet sadece Facebook, MSN sohbeti, Youtube ve fallardan ibaret değil. Genç nesil olarak, yaratıcı akılla değer yaratan, farkındalığı olan ürünler üretmekle görevliyiz. İlla ki yazılımcı olmaya gerek yok. Sadece önyargılarılarımızı yıkıp GNU/Linux dünyasını araştıralım.

Bir Arch Linux Kurulumunun Düşündürdükleri

Ön Söz Yerine



Bilişim teknolojilerinin hızla gelişimi gerek internet ve bilgiye gerekse bu eylem için kullandığımız bilgisayarlara olan erişim maliyetlerini azalttı. Artık neredeyse her evde düşük ya da yüksek donanımlı bilgisayarlara rastlamak mümkün. İster evde kişisel kullanım için, ister iş ortamında kazanç sağlayacak şekilde, ister uygulama yazmak ve geliştirmek için en son donanımlara sahip bilgisayarlarla çalışma devri sona ermek üzere. Ciddi yatırımlar yapmaksızın artık her iş bilgisayarlarda görülebilmekte.


The_GNU_logoÖrnek mi? Bugünün yükselen yıldızı NetBook’lar küçük ve hafif olmasının yanı sıra yükselen bir değer oldukları için donanım üreticilerini de aynı sabitlik ve verimde ürünler ürütmesini sağlarken Özgür Yazılım ve GNU/Linux dağıtımları için paha biçilmez bir kullanım alanı sunmakta; desteklemekte. Bir başka örnek ise birçok firmanın bilgisayar üzerinden gerçekleştirdiği işe alım sınavlarının neredeyse 2000 model sistemlerle yaptıklarıdır. Üstelik bu model sistemleri bugün üst seviye bir MP3 çalar fiyatına almak mümkün.1


Bilgisayarların insanlarla iletişime geçtiği, söylenilenleri yerine getirmesini sağlayan unsur ise sadece işletim sistemi ve yazılımlardır. Yazılımlar sürekli olarak fikrini savunduğumuz üzere özgür olmalıdır. Bu yüzden makalenin tamamında özgürlüğümüzü yadsıyan ve onu insan vücuduna bulaşmış bir kanser hücresi olarak gören kaynak kodunun kapalılığını esas ilke benimseyen işletim sistemleri ve yazılımlardan bahsedilmeyecektir.2


İnternet erişiminin artması ve maliyetinin görece azalması bilgi teknolojilerini ve Özgür Yazılım ve felsefesi ile GNU/Linux dağıtımlarının gelişimini sağlamıştır. Öyle ki buna sıçrama tahtası diyebiliriz.


İnternet üzerinden birbirine kenetlenen Özgür Yazılım geliştirici ve kullanıcıları, destekleyiciler, bağış yapanlar, deneme sürüşü yapıp hata ve başarı geri bildiriminde bulunanlar; kısacası tüm Özgür Yazılım dünyasının parçaları hep birlikte geliştiler ve ortaya birbirinden güzel başarılı işler çıkarttılar; Özgür Yazılım ve uygulamaları ile bunların hepsini dile getiren GNU/Linux dağıtımları.


Bu başarılı işleri Source Forge ve Distro Watch sitelerinden takip edebilirsiniz. Ancak biz zaten her birimize bir başka güzel gelen başarılı bir dağıtım kullanmaktayız.




Kendim hakkında…



2005 yılından beri ilk olarak openSuSE’den başlayarak Arch Linux’a dek Pardus, Ubuntu ve türevleri ve de sonrasında anası Debian; RPM tabanlı dağıtımlardan Fedora, SuSE ve Mandriva, Foresight, Lapis Linux… gibi dağıtımları deneyerek GNU/Linux zaman çizgisi üzerinde gezintilerim oldu.



Merak ve yeniliklerini görmek amacıyla denediğim dağıtımlar dışında sıklıkla kullandığım dağıtım ise Debian’dı. Haliyle Debian kullanınca da insan Debian tabanlı dağıtımlara da aşina olmakta: Ubuntu ve türevleri, Mepis, Sidux gibi. Yalnız Debian türevlerini değil diğer dağıtımları da kullanıp kurcalamayı ve öğrenmeyi merak ettiriyor.



Debian kullanmanın bana faydası dağıtım kurulumunda ve karşılaştığım sorunlarda ne yapmam gerektiğini öğretmesi ve GNU/Linux dünyasını anlamlandırmak, araştırmak olmuştur. Öğrendiklerimi de kimi forumlarda anlattım ve belgelendirdim; makaleler yazdım ve paylaştım.



debian-desktop Debian neticede uzman kurulum seçeneğini tercih etmediğiniz sürece Arch Linux kurulumundaki gibi sizi uğraştırmaz; ancak uğraştıracağı kısım temel kurulumdan grafik ara birime geçiş sürecindedir. Haliyle Debian hala arkadaşım, yoldaşımdır; çok şey öğrenmeme yol açmış kullanıcı dostu ve merkezli bir dağıtım arasında yer almaktadır. Kendime yeni uğraşlar edinmem gerektiğini hissettiğim noktada ise karşıma önce Gentoo, ardından da Arch Linux çıktı.



Şimdilik 2005′te başlayan deneme yanılma ve ilk çıkanlara sevdalanma, yeniliklerin peşine düşme dönemi bitmiş görünüyor Debian’dan Arch Linux’a geçmeyle. Nedeni ise son derece basit: Arch Linux benim kendi seçeneklerimi belirlememe imkân verdiği gibi benim adıma ben istemedikçe hareket etmiyor, tasarrufta bulunmuyor.


Yıl 2009 ve ben artık tam anlamıyla; hala Özgür Yazılım dünyasının amatör bir kullanıcısı ve öğrenme azmi süren bir savunucusu olarak; Arch Linux’a göç ediyorum. Anladım ki artık kullanıcı dostu bir dağıtım istemiyorum; hükmedebileceğim, merkezinde olacağım bir dağıtım istiyorum.




GNU/Linux Müdavimlerinin Uğrak Yeri: DistroWatch.com



Distro Watch sitesi başlı başına Özgür Yazılım ve GNU/Linux’a gönül veren kullanıcıların başlıca uğrak yeri. Özellikle de GNU/Linux dağıtımları arasında karar veremeyen meraklı ve yeniliklere karşı sabırsız kimi kullanıcılar için yeni dağıtımlar hakkında araştırma yapıp, tatmin edici incelemeler bulabilecekleri bir kaynak.



Distro Watch sitesinin değişmezlerinden biri ise kuşkusuz en çok kullanılan dağıtımların listelendiği tablodur. Son yılların kullanıcı dostu dağıtımlarından biri olan Ubuntu genelde zirvede olurken, peşinde ise openSuSE, Mint vs. yer almakta. Diğer sıralama ise ya da ilk on Debian, Fedora, Mandriva, PCLinuxOS ve yeni sürümü çıkan dağıtımlar arasında paylaşılmakta.



Bugün itibari ile son 30 günün verilerine göre ilk on sıralaması ise şu şekilde: Ubuntu, Fedora, Mint, openSUSE, Slackware, Arch, Mandriva, PCLinuxOS, Debian ve Puppy. İlk on sıralamasına girmese de 20. sırada Gentoo bulunmakta. Kendisini “ulusal dağıtım” addeden Pardus ise 40. sırada.



Dikkat edilirse listenin genelindeki çoğu dağıtım kullanıcıya zahmet çektirmeyen kurulum ve yapılandırma araçlarıyla, zengin uygulama paket depolarıyla, donanım tanıma ve yapılandırma, etkin belgelendirme ve kullanıcı desteği özelliklerinin gelişmişliği oranıyla listede kendisine yer bulmakta. Ubuntu şüphesiz bu saydıklarımızı iyi bir şekilde karşılamakta. Öyle ki artık yeni çıkacak olan MS Windows Seven işletim sistemini GNU/Linux olarak (neticede bir tek dağıtımın olması düşünülemez; düşüncesi dahi korkunç) Ubuntu ile karşılaştırmaktalar. Bu hatalı durum ve genellemeyi GNU/Linux zaman çizgisinde binlerce dağıtımın var olmasının güzelliğine yorarken yapanların da araştırma zahmetine katlanmadıkları için tembel olduklarına kanaat getiriyorum.



Continue reading ‘Bir Arch Linux Kurulumunun Düşündürdükleri’ »

İşletim Sistemleri ve Donanımsal İlişkiler

İşletim Sistemleri ve Donanımsal İlişkiler

Giriş

Son dönemlerde bilgisayarların kalbi sayılacak işlemcilerin özellikleri her açıdan bir hayli arttı. İçinde bulunduğumuz zamanda i386 (32 Bit) mimarili işlemciler yerlerini x64_86 (64 Bit) mimarili işlemcilere bırakırken artık çift çekirdek dönemi de aşılmış bulunmakta. Hatta üç, dört çekirdekli işlemciler piyasada yerlerini çoktan almış durumda.

Bunun dışında en önemlisi ise işlem hızı artan işlemciler peşi sıra bilgisayarların diğer bileşenleri olan ekran kartı, ana kart, güç kaynakları ve soğutucuların, sanal belleklerin de; yani donanımların; zorunlu yükseliş yapmasını, donanım üreticilerin yeni yatırımlarla Ar-Ge faaliyetlerini güçlendirmeleri, atılımlar ve yenilikler yapmasını sağlamasıdır. İşlemci pazarının an be an gelişimi bilgisayarların gelişimi için bir nevi itici güç olmuştur.

Kısa Bir Piyasa Analizi

İşlemci üretimi yapan ve yüksek teknolojiye sahip olan iki firma; Intel ve AMD; piyasada tekelleşerek diğer işlemci üreticilerine, piyasaya girmek isteyen yeni oyunculara ne yer ne de olanak sağlıyor. Haliyle bu iki firmanın kullandığı teknolojiler, ürettikleri modeller ve üretimin en başından itibaren belirledikleri destek politikaları da hem işletim sistemlerine hem de bilgisayarların diğer bileşenleri olan donanımların gelişimine doğrudan etki etmektedir.

Örnek verecek olursak her iki işlemci üreticisi de anakart bileşenlerini ve ekran kartlarının üretimini, gelişimini doğrudan etkilemektedir. AMD’nin ekran kartı ATI’yi satın alarak büyümesi her iki ürünün; işlemci ve ekran kartı; sorunsuzca çalışmasının, birbirini desteklemesinin, sonuçta ise üründen alınacak verimin artmasını sağladı. Ancak bu bahsettiğimiz verimli, uyumlu ve sorunsuz çalışma kaynak kodunun kapalılığını kendisine esas ilke benimseyen işletim sistemi üreticisi firmaların ürünlerinde söz konusuydu. AMD ne yazık ki hâlâ Özgür Yazılıma yeterince destek vermemekte; bunun birçok nedeni olabilir ama en baskın olanı ise pazar hâkimi işletim sistemine yaranarak hâlâ gerisinde olduğu Intel’in pazar payından pay kapmaktır.

Bugün, Özgür Yazılım ve GNU/Linux dağıtımlarını kullananların ekran kartında öncelikli tercihi Özgür Yazılıma destek veren ve felsefesinden de haberdar olan Nvidia ürünleridir. Tabii ki, Nvidia’da pazardan pay alabilme ve Özgür Yazılım’a sürekli destek vererek sadık kullanıcı kitlesi yaratmakta. Ancak, bu, Özgür Yazılım ve GNU/Linux dağıtımları kullananların da Nvidia’nın istediklerine sürekli boyun eğecekleri anlamına gelmemekte. Neticede erişime açık olan kaynak kodunu değiştirme, kullandıkları dağıtıma göre düzenleme, hataları geliştirici ve kullanıcı topluluklarına iletme hakkı her an ellerinin altında. Burada söz konusu olan karşılıklı bir ilişkidir.

Öte yandan Intel firması da Özgür Yazılım ve GNU/Linux dağıtımlarında ürünlerinin verimli ve sorunsuz çalışması ve de müşteri kaybını önlemek amacıyla sürücü yayınlamaktadır. Son günlerde piyasaya duyurduğu Netbook’lar üzerinde verimli çalışması için tasarlanan Moblin Linux ile de Özgür Yazılım alanında bir ürünle boy göstermeye başlamıştır. (dipnot 1)

Bunun yanı sıra IBM, Sun, Oracle, Novell, HP, Google gibi bilişim devleri de Özgür Yazılım’ın, GNU/Linux dağıtımlarının piyasadaki tekelciliği delmesi üzerine bu yeni ve farklı bir iş modeli karşısında yeni çözümler üretmiş, destekleyici projelerle Özgür Yazılım’ın gelişmesine katkıda bulundukları gibi kendilerine yeni stratejiler çizmişerdir. Öte yandan kimi hazır sitem üreticileri de piyasaya sundukları bilgisayarları önceden yüklü olarak GNU/Linux dağıtımlarıyla satmaları gibi (Dell’in dizüstü bilgisayarlarına Ubuntu yükleyerek satması), hiçbir şey yüklemeyerek de (Acer’ın dizüstü bilgisayarlarına FreeDOS yüklemesi) dolaylı ve piyasada bilinirliği arttırıcı desteklerde söz konusudur.

Yazılım Cephesinin Gelişime Cevabı

Peki, donanımların sürat kazanan gelişimine işletim sistemleri ve yazılımlar cephesinden ne yanıt geldi? Bilindiği gibi AMD ilk 64 bit sınıfındaki işlemcisini piyasaya sürdüğünde piyasa hâkimi kaynak kodunun kapalılığını esas ilke olarak benimseyen, ücretli işletim sistemi üreticisi hazırlıksız yakalanmıştı piyasanın bu genç oyuncusunun atağına. Bu atağa erken yanıt veren ise Özgür Yazılım dünyası olmuştu. Bugün birkaç dağıtım dışında çift çekirdek ve 64 Bit teknolojisini desteklemeyen GNU/Linux dağıtımı yok gibidir. Hatta Debian (dipnot 2) ve Gentoo (dipnot 3) GNU/Linux dağıtımları yaklaşık olarak on ikiyi aşkın işlemci mimarisine sahip sistemleri desteklemekte, bunlara yönelik derlenen Kernel (çekirdek) ile dağıtımlarını sunucularda kullanıcılarla paylaşmaktadır.

Üstelik GNU/Linux dağıtımları işlemcinin kalitesi, başarımı, fiyatı ve hatta gözleri kapalı kaynak kodlu işletim sistemi kullanmaktan başka seçeneklerin olabilirliğini görmez olmuş kullanıcılar için son derece önemli olan hızı ne olursa olsun hemen hemen tüm sistemlerde çalışabilmektedir. (dipnot 4) Kısaca GNU/Linux dağıtımları işlemci beğenmemezlik yapmadan destekledikleri sistemlere kurulup düşün donanımda son derece verimli bir şekilde çalışırlar. Üstelik her türlü özelleştirme, bağımsızlaştırma ve özgürleştirme eylemleriyle kişiye ve kuruma özel tam verimlilik esasına göre istenilenleri yaparlar.

Özgür Yazılım ve GNU/Linux dağıtımlarının en güzel yanı özgür oldukları için hiçbir sınırlamalarının olmayışıdır. Ancak kaynak kodunun kapalılığını esas ilke benimseyen ücretli “tekel” işletim sistemi ve de yazılımlar işlemci seçebildikleri gibi tüketicinin alım gücüne göre de kendilerini sınırlarlar. Gerçi fiyatı ne kadar yüksek olursa olsun genel kanının aksine tam verimlilik sağlayacakları da şüphelidir.

Örnek verilecek olursa MS Windows işletim sistemleri pazarlamasında tüketiciye ulaştırılan görsellerde sürekli olarak inanılmaz şeyler yapılır, anlatılır ve tüketicinin beklentisi daima yüksek tutulur ve satın alacağı üründen karşılıksız bir haz alması sağlanır. Bir nevi koşullandırma ile ürün satılır ama sunulan fayda kısıtlıdır. Ürünü satın almak isteyen kişi teknoloji mağazasına gittiği zaman almak istediği üründe kendisine pazarlanan özelliklerin olmadığı kısıtlı sürümlerle geliri ölçüsünde yetinmek zorunda kalır. Bu durum MS Windows Vista ve Windows Seven ürününde yoğun bir biçimde yaşandı, yaşanıyor da. Reklâmlardaki görsellerde Aero teması, görsellikler ve dokunmatik ekran özellikleri sürekli olarak kullanıldı. Ancak bu ve diğer birçok işlev MS Windows Vista Premium (Ultimate) Edition’ ve MS Windows Seven Home Premium da yer aldı ki, bu ürünlerin fiyatı da neredeyse bir bilgisayar fiyatı kada. Üstelik tüketicinin gelirince ödeyebileceği fiyatla sahip olduğu işletim sistemi bir üst seviye ürünün de gizli gizli pazarlamasını yapmaktaydı (aslında bu eylem biraz değil temelli korsana yönelimi de arttırmaktadır). Nasıl mı? MS Windows XP, Vista ve Seven (7)’nın Starter ve Home Edition ürünleri işlemcinin, diğer donanımların özelliği ne olursa olsun üçten fazla uygulama çalıştırmamak (dipnot 5), kimi yönetim paneli ve sınırlı özelleştirmeler sunan uygulamacıkları içermemek, güvenlik açısından zaaflar taşımak, gibi tuhaf özelliklere sahiptiler.(dipnot 6)

Üstelik bu durumu anlamayan tüketiciler soluğu teknik servisçilerin ya da ürünü satın aldıkları mağazanın garanti kısımlarında aldılar. Sorunları ise basit ve ortaktı: “Bilgisayarım yavaş çalışıyor, kasılıyor.” Çözüm de öteleyici ve tek oldu: Yeniden MS Windows XP ya da Vista kurulumu (bilinen adı ile format atmak) ya da donanım yükseltmesi.

Yaşanan bu durumun aynısı kimi kaynak kodu kapalı yazılımlar için de geçerlidir: var olan bir paketin, uygulamacığın eski olması yüzünden kurulmayı, çalışmayı reddedenler olacağı gibi işlemciyi desteklemeyip bir hata raporu dahi vermeden (gerçi verse de anlaşılmayacaktır: çünkü verilen mesajda kapalıdır!) anında kapananlar, donanımı verimsiz kullananlar vs…

Fayda-Maliyet ve Verimlilik Üzerine

Bugün mantar gibi her yerden biten teknolojik ürün-hizmet satışı, pazarlaması yapan mağazalar, internet siteleri bilişim okur-yazarlığı olmayan pazardan sebze meyve alır gibi teknoloji tüketen insanlara yöneliktir.

Çünkü bu mağazalardan insanlar yüksek fiyata içindeki parçaların dahi ne işe yaradığını bilmeyen (örnek elma tatlıdır ve evde, elde yiyecek doğru düzgün bir şey yoksa açlığı keser) bin dolarlarla ifade edilen ürünler, hizmetler almaktalar, ancak verimli kullanabilmekteler mi? O ayrı bir sorun. Kısa bir örnek: Milyar lira vererek satın alınan güvenlik korumasından yoksun bilgisayarını (ki, ödediği bedele sadece belirli bir süre kullanım hakkını satın aldığı işletim sisteminin fiyatı da dahildir) 30-100 TL arasında bir bedele katlanıp koruma, güvenlik paketleri satın almak akıllarına gelmez. Satın alınan bu işletim sisteminin de neden güvenlik araçlarıyla birlikte satılmadığı da ayrı bir iceleme konusudur.

Üstelik satın alınan ürün hizmet daha ömrünü tamamlamadan ki, elektronik ürünler içlerine su yürümediği, düzgün elektrik akımında çalıştırıldığında uzun süreler çalışmaktadır (dipnot 7); her kapalı kaynak kodlu, ücretli işletim sistemi kullanıcısının deyimiyle “format zamanı gelmekte”, “iki işlem yapıyorum kasılıyor”, “müzik dinlerken internete giremiyorum” gibi serzenişlerle teknik servislerin yolunu tutmaktadır.

Sattığı ürünün elbet kusurunu bile kimi acar, girişken teknolojik ürün-hizmet mağaza zincirleri dönemsel olarak gazetelerde çarşaf çarşaf şu kadar bedelle bilgisayarlarınıza bakım yapıyoruz reklâmları yayınlamakta. Hatta hastalığın seyrini kontrol eder gibi ileriki zamanda yeniden kontrol için tarih ve muayene kontrol kartı dahi vermekteler.

Manifesto ve Sonuç

İnsan ekonomik bir varlıktır; daima sahip olduklarını genişleterek refahını arttırmak ister. Bunun için çalışır ve kazandığı para ile de refah sağlayacak, yaşamını sürdürecek, işlerini kolaylaştıracak tüketimler yapar. Aradaki değiş tokuş ile para ve ürün-hizmetler el değiştirir. Burada esas ilke her iki tarafında kazanç sağlamasıdır.

Yukarıda özetlediklerimizden hareketle kaynak kodunun kapalılığını esas ilke benimseyen ücretli “tekel” işletim sistemi ve de yazılımlar bilişim okur-yazarlığının gelişmesini engelledikleri gibi, fayda-verimlilik ilişkisini de bozmaktalar.(dipnot 8) Bunun aksine Özgür Yazılım bilgi okur-yazarlığının gelişimine tam destek sağlamakla birlikte fayda-maliyet denkleminde insanlığa tam verimlilik sağlamaktadır.

Özgür Yazılımlar, kullanıcıya sadece yazılımın kullanım hakkını vermez, tamamı ile sahip olmasını sağlar ve geliştiriciden de bu özveriyi yapmasını; yarattığı yazılımı GNU GPL ile lisanslayarak; bekler. Üretienin satılmasına da karşı çıkmaz, ama kaynak kodunun açık olmasını şart koşar, çünkü kaynağa erişim ile bilginin gelişiminin güvenli sağlanacaktır.

Bu yüzden Özgür Yazılımların ve GNU/Linux dağıtımları;

  • İşlemci seçmez,

  • Donanım ayrımı yapmaz,

  • Nedensiz yere kapanmaz değil, kapanırlar ve hiç değilse kullanıcıya geliştirici ve kullanıcı topluluğuna iletilmek üzere bir hata mesajı iletirler,

  • Sınırsızca donanıma bağlı (ya da zorunluluğundan) olsun olmasın özgürleştirilebilir,

  • Esnekleştirilebilir,

  • İstenildiği gibi kurcalanabilir, (eğer yönetici haklarıyla; yani super user, su; bu işi yapıyorsanız tehlikeli olabilir, ama çekinmeyin deneyin)

  • Ücretsiz ve sınırsızca paylaşılabilir,

  • Beğenmediğiniz ya da hatasını gördüğünüz yeri varsa değiştirebilir, değiştiremezseniz dahi geliştirici veya kullanıcı topluluklarına isteğinizi iletip değişikliğin yapılmasını isteyebilirsiniz,

  • Üretici tarafından “artık desteğimiz çekilmiştir, yeni sürüm satın alınız” gibi anlamsız dayatmalara maruz kalmazsınız.

  • En önemlisi “crack” bulmak için virüslü âlemlerde dolaşmazsınız,

  • Tam verimlilik, tam güvenlik ve her alanda özgürlük sizin emrinizdedir.

Özgür yazılım, FSF (Özgür Yazılım Vakfı)’nin ifadesiyle aşağıdaki belli başlı dört özgürlüğü barındırır:

  • Her türlü amaç için yazılımı çalıştırma özgürlüğü (özgürlük 0).

  • Yazılımın nasıl çalıştığını inceleme ve kendi gereksinimleri doğrultusunda değiştirme özgürlüğü (özgürlük 1). Yazılım kaynak koduna erişim bunun için bir ön şarttır.

  • Yeniden dağıtma ve toplumla paylaşma özgürlüğü (özgürlük 2).

  • Yazılımı geliştirme ve gelişmiş haliyle topluma dağıtma özgürlüğü (özgürlük 3). Böylece yazılım bütün toplum yararına geliştirilmiş olur. Yazılım kaynak koduna erişim bunun için de bir ön şarttır.

Bir yazılım, ancak bütün kullanıcıları bu hakların tümüne sahip oldukları zaman özgür bir yazılım olur.(dipnot 9) Bu özgürlüklere sahip olmak, kimseden izin almamayı ve izin için hiçbir bedel ödememeyi de içerir.(dipnot 10)”

Özgür Yazılımların ve GNU/Linux dağıtımlarının teknolojik ürün-hizmet mağazalarında satıldığını asla göremezsiniz; çünkü Özgür Yazılım ücretsizdir. Bu, bilginin de özgür olması, sınırlandırılmaması ve paylaşılarak yeniden üretilip yetkinleştirilerek verimli hale getirilmesini kendisine ilke edinmesinden ileri gelmektedir ve biz, Özgür Yazılım gönüllüleri bu ilkelere sımsıkı bağlıyızdır. Çünkü amacımız yüzyılların birikimi olan bilginin gelişimin önünü kesmek değil onu geliştirmek, yetkinleştirmek, verimli hale getirmek ve insanlığın hizmetine bedelsizce sunmaktır.

________________________________

Dipnotlar:

Dipnot 1: Bakınız: http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=moblin ve http://moblin.org/about-moblin

Dipnot 2: Debian GNU/Linux’un desteklediği işlemci türleri için lütfen bakınız: http://www.debian.org/CD/http-ftp/#stable

Dipnot 3: Gentoo GNU/Linux’un desteklediği işlemci türleri için lütfen bakınız: http://www.gentoo.org/main/en/where.xml

Dipnot 4: Buradaki “tüm sistemler” derken donanım üreticilerinin Özgür Yazılım’a ve kaynak kodunun açıklığı ilkesine düşmanca davranmamaları kastedilmiştir. Yoksa bilindiği gibi kimi donanım üreticileri sadece MS Windows işletim sistemlerinde çalışabilmek için kendilerini kar getiren anlaşmalarla şartlandırdıkları gibi Özgür Yazılım’a sınırlı destek veren ve ürününün sorunsuz, tam verimli çalışabilmesi için gerekeni yapmak yerine baştan savma destek vermekte, donanım ise işletim sistemi seçiciliği yapmaktadır.

Dipnot 5: Bakınız: PCLab Forumları, http://www.pclabs.com.tr/2009/02/04/windows-7-versiyonlari/

dipnot 6: Bakınız: http://www.winsupersite.com/showcase/windowsxp_home_pro.asp

Dipnot 7: Örneğin bu makaleyi kaleme alan yazar bu yazıyı 1999 model bir IBM Net Vista bilgisayara kurulu olan Arch Linux 2009.2 (Masaüstü yöneticisi: Xfce 4.6) GNU/Linux dağıtımını kullanarak yazmaktadır ve kullandığı sistem evini su basmazsa bir on yıl daha yaşayacaktır. Belki de 30 sene!

Dipnot 8: Bir önceki makalemi konunun açıklaması için affınıza sığınarak bakınız olarak ekliyorum: http://aptalkutusu.wordpress.com/2009/04/19/bilgisayar-kapsar-insan-yasamini-bolum-iki-bilisim-okur-yazarliginin-neresindeyiz/

Dipnot 9: Bilindiği gibi kaynak kodunun kapalılığını esas ilke olarak benimseyen işletim sistemi ve yazılım üreticisi firmalar, tüketicinin aldığı şeyin program olmadığını, sadece programı kullanma izni olduğunu savunurlar.

Dipnot 10: Kaynak: http://www.gnu.org/philosophy/free-sw.tr.html

Aklıma Takılanlar #2

NTV Bilim Dergisi okurlarına Temmuz 2009 sayısında Özgür Yazılım CDsi hediye etmiş.

NTV Bilim Dergisi okurlarına Temmuz 2009 sayısında Özgür Yazılım CD'si hediye etmiş.

NTV Bilim dergisi de Özgür Yazılım CD’si hediye etmiş

NTV haber kanalının yayını Bilim Dergisi’de temmuz ayından (nasıl olduysa gözümden kaçmış) daha çok kendi alanıyla ilgili Özgür Yazılım uygulamalarını içeren bir CD’si okurlarına sunmuş. Sitelerinde verilen CD’nin içeriği hakkında detaylı bir yazı mevcut, okuyabilirsiniz: NTV Bilim Özgür Yazılım CD’si

İnternette araştırma yaparken rastladım; dikkatimi de çekti. Konu üzerine Pardus’un resmi destek kanalı sayılan Özgürlük İçin sitesinde birde tanıtım yazısı mevcut; okuyabilirsiniz: NTV Bilim’den Özgür CD

Bu sevindirici bir gelişme; nedeni ise yıllar yılı Özgür Yazılım’a yabancı kalmayıp adeta dışlayan bilgisayar dergilerinin önüne bir bilim dergisi geçiyor ve Özgür Yazılım uygulamalarını içeren birCD veriyor. Gerçi zamanında (2005 ya da 2006) olmalı sanırım PcNet dergisi de vermişti böyle bir CD ama gerisi ancak yeni GNU/Linux dağıtımları kullanıma sunulduğu zamandan zamana gelmeye başladı; bir süreklilik yoktu yani.

Umarım NTV Bilim Dergisi’nin bu giriştiği işin devamı gelir. Neticede kendileri güzel bir konuya elattılar. Tarih yazmak ile yola çıkan bu dergi Özgür Yazılım’ın ülkemizde yok sayılmak demek olan kaderini yapacağı tanıtım ve bu gibi güzel işlerle yeniden yazmasını diliyoruz.

Bilginin Bilişim Alanında Gelişimi ve Üretimi

Toplumların bireylerden oluştuğu ve bireylerin de gelişerek toplumları ileriye ya da tam tersi gelişime ket vurup gelişime inatlaşıp eskiyi yeğ tutmasıyla geriye doğru götürdüğü aşikar.

Devir, zamanı yönetme ve insanlık için en iyisini, en güzelini, en yararlısını yapma zamanı olduğundan bilginin ve bilginin paylaşımı ile birlikte sınırsızlaşması, bilginin evrim yolunun zararlılardan arındırılması; kısaca üretilmesi; her zamankinden daha önemli hale gelmiştir.

Bugün gelinen noktada insanlık, her alanda bilişim ve bilgi teknolojilerinden, yenilikçi fikir ve gelişmelerden faydalanarak geçmişe oranla büyük bir yol almıştır. Çoğu Amerikan bilim kurgu, macera filmlerinde ağzımızı açık bırakan birçok teknolojik alet ya da yeni moda deyimiyle oyuncaklar artık çevremizde yer alırken biz, onların yeni, doğal efendileri konumundayız.

Bilgiye ulaşmak eskiye nazaran hiç olmadığı kadar kolay olmasına rağmen ulaşılan bilginin doğruluğu da o kadar şüphelidir. Çünkü açık ve şeffaf olan bilgiye erişimin de bir maliyeti olduğu gibi bilgiyi üretenin de katlandığı bir maliyet vardır. Ancak, üretici daima şunu bilir: bilgi en yararlı hale ancak paylaşıma açık bir şekilde topluma sunulursa ulaşabilir. Nitekim elimizin altında bilimin şimdiye kadar ürettiği teoremleri, hesaplamaları, icatları, bilgileri ve nicelerini içeren kitaplar, kütüphaneler mevcut. Üstelik hepsi de kişisel ve kamusal kullanıma açık.

kitaplar

Çok değil, bundan 10-15 yıl öncesinin biricik bilgi kaynağı kitaplar ve kütüphaneler bugün rağbet sayıları azalsa da doğru ve ulaşılabilir olmalarını hâlâ korumaktadır.

* * *

Kuşkusuz, bilgisayarların eskiye oranla bugün çok farklı oldukları gerçek; ama anı olmanın da ötesinde artık bilgisayarlar odalara değil ceplere sığmaktalar. Hatta minicik boyutta olanları da sağlık ve tıpta yoğun bir şekilde kullanılmakta. Artık, koca koca bilgisayarlar ve sadece dört işlemi yapıp delikli kartonlara işleyen, ampullü transistörler ile çalışanları da sadece müzelerde yer almaktadır. Sürece bakılınca bilginin gelişiminin inanılmaz hızı daha bir anlaşılıyor.

eniac-1

Koca bir odanın içine sığan ve ampullü transistörler ile çalışan, işlediği verileri ise delikli kağıtlara döken ilk bilgisayarlardan ENIAC.

Bugünün vazgeçilmez iş makineleri bilgisayarlar kişisel kullanımın yanı sıra şirketlerde, kamu yönetimlerinde birden fazla işlev yüklenerek adeta dünyayı yönetmektedirler.

Eğitimden adalete, yönetimden üretim süreçlerine ve planlamasına, sağlık ve tıp alanından spora, eğlenceden ekonomiye dek her alanda artık biz, kendi ürettiğimiz bilgisayarlara bağlıyız. Yazının girişinde “biz, onların yeni, doğal efendileri konumundayız” demiştik; evet bu doğrudur, ancak her şey içinde karşıtını da taşır ilkesi gereğince insanlığın yarattığı değer yine insanın egemeni olacaktır.

Dolayısıyla bu saydığımız daracık alandaki iş kollarında her gün, her saniye milyonlarca bilgisayar (belki de milyarlarca, evet, milyarlarca demek daha doğru) kendilerine daha önce belletilen iş akış ve süreçlerine uygun olarak yazılmış programlarla bu işi yürütmektedirler; ta ki, fişleri çekilene kadar ya da iş süreci değişene kadar.

Ancak şurası kesin; bunca gelişime karşın bilişim ve teknolojileri hala tam olarak gelişememiştir; gelişemediği gibi bilginin gelişim seyri de yavaşlamıştır. Bunun en başlıca nedeni ise hemen hemen her evde bulunan kapalı kaynak kodlu işletim sistemi ve bu tekele bağımlı olarak yapılan programlar. Kısacası: bilgisayarların, insanlarca yazılan programların, işlemlerin, fikirlerin, algoritmaların anlamlandırılıp elle tutulur, gözle görülür hale getirilmesini sağlayan işletim sistemleri ve programların büyük oranda tekel ve paralı, üstelik kaynak kodlarının kapalı olmasıdır.

edubuntu480x4801

Ubuntu’nun resmi bir türevi olan GNU/Linux; dahası özgür yazılım ve işletim sistemlerinin; kullanımını ilköğrenim çağındakilere kullandırmayı, sevdirmeyi amaçlayan Edubuntu’nun CD kapağı.

Tabii ki, burada emek sorunsalı ortaya çıkmaktadır. Emek, evrensel bir değer olup harcanan emek, zaman, öğrenilen bilgi-beceri ve enerjinin birleşimiyle açığa çıkan ürünün evrensel ve de paylaşıma açık olması; yani tüm insanlığın hizmetine bencil olmayan kısıtlamalar dahilinde sunulması gerekir. Ancak bu şekilde emek, hak ettiği değeri bulur. Çünkü paylaşıma açılmış ve insanlığa mal olmuş bilgi bünyesine yeni değerler katarak işe yaramaz ve çağın gereklerine uyum sağlayamayan, yararı azalmış parçalarını geride bırakıp (en zayıf halkaların zincirden kopartılması ve kaybedilen hızın kazanılması) yeni ve işlevsel bir şekilde daha iyiye ulaşır ki, bu aynı zamanda evrimin gereğidir.

Örneğin elektriği ve akımları keşfeden, hatta sayısız icadın patentini alıp, bulanın kendisi olduğunu kanıtlamak için kaydettiren Nikola Tesla bulduklarını sadece kendisine saklasaydı ve saklamakla kalmayıp katı anlaşmalarla, lisanslarla kullanım hakkını satsaydı bugün geldiğimiz noktada olabilir miydik? Elektrik ve elektronik bu denli dallanıp budaklanır, cebimize dek giren aletlerin içinde yer alabilir miydi? Ne olacağı kesin: her lamba açıp kapattıkça Tesla’nın kanından gelenlere lisans anlaşmaları dahilinde belirledikleri parayı ödeyecektik. Örneği genişletirsek gelmiş geçmiş tüm bilim adamları yaptıkları çalışmaları koruma altına alıp yanlışlanabilirliğini ve düzenlenmesini engelleyip kullanımını da kurallara bağlasaydı; üstelik her bir işlem başına da ücret talep etselerdi ne olurdu? Soruya soru ile cevap verirsek: okullarda fen bilgisi dersleri işlenebilir miydi?

tesla21

Nikola Tesla, düşündüğü ve kar amacı duymaksızın patent altına aldırdığı yığınla icatlarını katı lisans anlaşmalarıyla koruma altına alsaydı bugün kullandığımız bilgisayarlar nasıl çalışacaktı acaba?

***

Bugün işletim sistemleri ve iş gören uygulamalar pazarına bakıldığında temelde belli başlı firmaların kuşkusuz hakimiyeti görülmektedir. İşletim sistemi kullanıcıya kısaca sadece bir temel sunmaktadır aslında; kendi kullanımına göre de kişi, sistemini izin verildiği ya da bilgisayar alanında bildiği, düşündüğü ölçüde düzenleyebilir.

İşletim sistemlerini ve üzerinde çalışacak bağımlı uygulamaları temelde ikiye ayrılmaktadır.

1.Kapalı kaynak kodlu

2.Açık kaynak kodlu ve özgür

Kapalı kaynak kodlu işletim sistemleri firmalar tarafından kar amacı güdülerek yapılıp pazara sunulduğu için ücretlidir; satın alan son kullanıcıya (artık müşteridir) sadece belli başlı işlemleri yapması için izin verdiği gibi satın aldığı ürünü tam olarak tüketmesine de izin vermez. Ancak destek ve bakım-onarım hizmetlerini sonuna dek satın alması içinde müşteriye cazip seçenekler sunar ki, bunlara pekala satılan malın açıkları da diyebiliriz; bu şekilde satışa sunduğu malın açıklarını da yeniden satış yoluyla gizler.

Üstelik müşteri satın aldığı kapalı kaynak kodlu işletim sistemini kendi isteklerine göre düzenleyemez; bu, sadece firmanın izin verdiği ölçüde olur. Çünkü satın aldığı bir taban sistem değil ön koşullu olarak kullanıcıyı paralı ve kapalı kaynak kodlu diğer yazılımlara mahkum eden gelişime kapalı bir tabandır; gelişimi sadece izin verildiği ölçüde mümkündür. Birde ne kapalı kaynak kodlu işletim sistemi satıcıları ne de uygulamaları satıcı firmaları ürünlerinin güvenliğini garanti eder. Bu işlemi de kapalı kaynak kodlu güvenlik yazılımları satan firmalara havale ederler ve tüketicinin özgürlüğü, dahası üreteceği bilginin gelişeceği alan bir çemberle sınırlanır; tüketici hep tüketici olarak kalır, sınıf atlayamaz. Bu, aynı zamanda bilginin “fasit bir daireye” hapsolması demektir.

bilgi1

Kaynak kodu denilen aslında açık devre/kapalı devre şeklinde tanımlayabileceğimiz 1 ve 0 sayılarının art arda dizilmesiyle oluşan satırları kendince anlamlandıran bilgisayarların ve son kullanıcının işini biraz olsun kolaylaştırmak için yazılan ve bir çekirdekçe ekrana yansıtılan kodlardır.

Bu çember içinde hapsolan birey sadece imkan verildiği ölçüde çözümler üreteceği içindir ki, bu sonrasında mekanikleşecek ve kendini tekrarlayacaktır. Ortaya çıkan bilgi ise bildik ve daima aynı sorunları çözen bir bilgi olacaktır.

Bilgisayar Kapsar İnsan Yaşamını Bölüm iki Bilişim Okur-Yazarlığının Neresindeyiz?

Günümüzde bilişim teknolojileri ve bilginin gelişimi baş döndürücü bir hızla ilerlemekte. Artık sanayi devrimini geride bıraktığımız aşikâr; bilgi toplumu ve bilgi ekonomisi olma yolunda emin adımlarla ilerlemekteyiz.

Bugün Nisan ayı boyunca ülkemize internetin gelişinin on altıncı yıl kutlamaları çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarınca, üniversitelerce, özel internet servis sağlayıcılarınca kutlanacak; ama tüm bu kutlamalar bizim hâlâ bilişim okur-yazarlığımızın yeterince gelişmiş olmaması, interneti ve bilgisayarları yeterince verimli, işlevsel ve özgürce kullanamadığımız gerçeğini gizleyemeyecek.

Neticede bilişim okur-yazarlığı çıtasının yükselmesi ülkede uygulanan eğitimin düzeyiyle ölçülmekte; bugün İsveç gibi bir ülke 2015 yılında internette lider olma hedefini oluşturmuş ve ülke çapında bu hedefe yönelik plan, proje ve tanıtımlar yapmaya başlamışsa boşuna değildir verilecek bu çaba.

Dünya hâlâ sanayi toplumundan (emek yoğun çalışma şeklinden) bilgi toplumuna doğru geçişin (düşünce-yaratıcılık-akıl yoğun emek) geçişin sancılarını yaşıyor. Temel üretim faktörleri arasında artık bilgi de yer aldığı gibi artık diğer faktörler bilgiye bağımlı olmuştur. Çünkü bağımsız, eğitimli, bilgi-beceri-birikimi yüksek yaratıcı birey artık üretim sürecinin itici gücüdür. Ancak bu itici gücü; iç çevre koşulları ne kadar olumlu ve uygun olursa olsun; sınırlayan dış çevre koşulları fazlasıyla mevcuttur.

Bunlar arasında ülkenin eğitim politikaları, ekonomik koşullar ve ekonomide nerede bulunulmak istenildiğinin açık ve kesin planları ile bilginin kullanılabilirliği, üretimi ve sahipliği önemlidir. Özellikle de bilginin üretilmesi ve kullanışlı bir şekilde bilimin, toplumun, insanlığın hizmetine sunulması; ekonomik bir varlık haline gelip katma değer yaratması (yenilik, farklılık) için ulusun bilgi toplumu aşamasına gelmesi, dahası bilişim okur-yazarlık seviyesinin de yüksek olması gerekir. Bu koşullar sağlanmadığı zaman toplum ancak bilişim tüketicisi olur ki, bu dışa bağımlılığı arttırır; dışarıdan alınan bilişim ürünleri ve teknolojileriyle üretilen her türlü bilginin de güvenilirlik derecesini de düşürür.

Genel olarak bakıldığında ülkemizde son 10 yıl içinde bilişim ürün ve hizmetlerini satan, pazarlamasını yapan teknolojik marketlerin firma ve mağaza sayılarında ciddi artışlar söz konusu. Bunu artan mağaza sayılarından, çeşitli alanlarda verdikleri reklâmlardan anlamak pekâlâ olası; bunlara birde ödeme seçenek ve araçlarının da çeşitliliği etkendir.

Peki, bu kötü bir gelişme midir? Hayır; ancak ödeme seçeneklerinin çeşitlenmesi, seri üretimler ve her üretilen modelin kısa süre içinde bir üst modelinin geliştirilip piyasaya verilmesi, satıcı firmanın mali yapısının sağlamlığıyla fiyatlar aşağıya düşerken, yığınla reklâm ve indirim yapılırken tüketici gerçekten ihtiyacı olanı almak, kendisini bilişim okur-yazarı yapacak eylemler yerine salt tüketici haline koyan davranışlarda bulunur.

Maalesef son tüketiciye bilişim ürün ve hizmetlerini ulaştıran teknolojik marketler insanları bilişim okur-yazarı yapmaktan uzak sadece tüketmeye yönlendirir. Örneğin hangi teknoloji mağazasında bilgisayar, bilgi, bilişim, ,işletim sistemleri, paket uygulamalar, donanımlar ve arızaları üzerine ya da temel bilgi teknolojilerine yönelik kaynak, başvuru kitabı satıldığını gördünüz? Ama bol miktarda teknolojik oyuncak diye tabir edilen yenilikçi ürünlerin tanıtıldığı, kapalı kaynak kodlu ve özgürlüğe karşı işletim sisteminin nasıl iyileştirileceği hakkında ezber ve tekrar yazıların anlatıldığı bolca derginin satıldığını görebilirsiniz. Hatta bırakınız kitapların satıldığını bu konular üzerine bilgi sahibi olan çalışanlara dahi rastlayamazsınız. Çalışanların bildiği tek şey ilgili oldukları, kendilerine satış hedefi verilen ürün hakkındaki ezbere bilgilerdir, başka bir şey değil.

Bu köşeyi okuyanlar bilir; yazılarımın merkezi daima insan, bilgi ve özgürlüktür. Diğer yazılarımda vurguladığımı tekrarlamakta bir sakınca görmüyorum anımsatma açısından: İnsanın biricik amacı yaşamaktır ve yaşayabilmesi için de tüketmesi; tüketebilmesi için bir şeylere sahip olması ve bugün sahip olacağı ürün ve hizmetlere ulaşabilmesi için ise para kazanması, bunun için ise çalışması gerekmektedir. Bu bir doğal zorunluluktur; yaşayabilmek ve ihtiyaçlarımızı karşılayabilmenin zorunluluğu.

Ancak bugün insanlar ihtiyaçlarını belirleyip karşılama işlemini tamamı ile yaşamsal zorunlulukların belirlemesine değil, piyasanın, kapitalizmin belirlemesine bırakmıştır. Bizim için bu konuda önemli olan teknolojik ihtiyaçların reklâmlar, fiyat indirimleri, ödeme seçeneklerinin artmasıyla insanların ihtiyaçlarını karşılamaktan ziyade sadece sahip olma amacına dönmüştür. Bu ise bilişim okur-yazarlığı olma yolunda önemli bir kayıptır.

Özellikle de bilginin üretildiği başlıca araç olan bilgisayarların satışının yapıldığı teknolojik marketlerde donanım kurulumun yapılı bir şekilde yerilmesi artı sayılabilirken kapalı kaynak kodlu ve özgür yazılım felsefesine düşman işletim sisteminin fiyata dâhil edilerek kullanıcıya satın almama hakkı dahi bırakılmadan satılması tüketicinin bilgisayar eşiitr Windows denkleminde hapsolmasına yol açmaktadır.

Bu denklem tüketicinin aklına satın adlığı bilgisayarda sadece kapalı kaynak kodlu ve özgür yazılım felsefesine karşı olan Microsoft firmasının bir ürünü olan Windows işletim sisteminden başka bir şeyin (şey diyorum çünkü tüketici işletim sisteminin de çoğu kez ayırdında ve işlevinin ne olduğunu değildir) çalışmayacağını yerleştirir. Dolayısıyla tüketici bu noktadan sonra üretilmiş bilgileri kullanmak, paylaşmak, çoğaltmak ve yeniden üretmek için ücretsiz ve de özgür seçeneklerinin olmasına karşın kendisine tüm zaaf ve açıklarıyla türünün ve sınıfının en iyisiymişçesine anlatılan, bellitilen üstelik ücretli işletim sistemini kullanır.

Aslında bilgisayar denilen alet ev kullanımı için tamamıyla bir “aptal kutusu”dur ki, onu akıllı yapan kullanıcının marifeti ve ihtiyaçlarını belirlemesidir. Daha önceki yazılarımızda vurguladığımız gibi çalışma yaşamı dışında insanlar negatif eğimli arz eğrisinin de gösterdiği üzere  sosyal yaşamlarını güçlendirecek işlerle meşgul olurlar: aile, gezmek, internette gezinmek, bilgisayar kullanmak, eğlenmek vs. Çoğumuz gibi bilgisayarlala geçirilen vakit bazen diğer sosyalleşme eylemlerinin önüne geçebilmektedir ki, bu normaldir. Mesela internetten alınacak bir tiyatro bileti, uygun fiyatlı bir ev arayışları, hayranı olunan bir sanatçının yaşam öyküsünün araştırılması, yazılacak lisans tezi için kaynak taraması, abıne olunan günlük gazetenin okunması ve indirilerek gün gün arşivlinmesi… Hazırlanması gereken bir ödevin kelime işlemcide yazılıp kağıda dökülmesi, ev ekonomisi için hesap tablolama ya da muhasebe uygulamalarının kullanılması, sahip olunan kitapların derli topluluğu ve takibi için veritabanlarının oluşturulması, yemek tariflerinin ya da aile soy ağacının kayıt altına alınması… Film izlemek, müzik dinlemek, oyun oynamak,, sahip oluğunuz pul koleksiyonunun taranarak bilgisayara aktarılıp saklanması, video ya da resimlerinizi arşivleyip CD/DVD’lere aktarılması…

Tüm bunlar bizim yaşamımızın bir parçasıdır artık ve bilgi toplumu olmanın kaçınılmaz zorunluluklarıdır. Peki, tüm bunlar bizi yine bilişim okur-yazarrı yapar mı? Şüpheli.

Bilgisayar Kapsar İnsan Yaşamını Bölüm Bir: Bilgi ve Paylaşımı

Sanayi devrimi insanoğlunun emek gücünü ortaya çıkartmış; yıllar yılı baskın kalan emek gücünün diğer üretim araçları ile bütünleşerek benliğini bulmasıyla da insanlığın ihtiyaçlarını karşılayacak ürün ve hizmetlerin üretimi artmıştır.

Emek gücü, akıldan ve yaratıcılıktan yoksun ele alındığı zaman mekanikleşir; burada kuşkusuz akıl ve yaratıcılık devreye girer. Çağımızın kuşkusuz gerçeği ise bilgi ve bilişimdir; nasılsa ki sanayi devrimi emegi ortaya çıkartmıştır, bugün içinde bulunduğumuz ve an olmaktan çok kesintisizce sürecek gibi olan bilişim çağı da insan oğlunun beyin gücünü açığa çıkartmıştır.

Aklı kullanmak yaratıcılığı doğurur ve emeği mekanikleşmekten uzaklaştırır. Bugün etrafımızı saran makineler bizim yerimize mekanikleşerek (zaten öyleler) birçok işi görmektedir; üstelik durmaksızın. Ta ki, fişleri çekilene dek, aşırı yüklenep de parçaları bzulana ya da iş görmeleri için kendilerine yüklenen yazılımların ihtiyacı karşılamaz hale gelmesine dek çalışırlar.

Dünya üzerinde insan ortaya çıktığından beri insan oğlu daima bazı şeyleri; bunlar kendi ürettiği olur, bir şeklide bulduğu olur, satın aldığı olur, hatta çaldığı olur; sahiplenir, paylaşmaz. Bunun çeşitli çözümlemeleri yapılmıştır; amacımız bu konulara girmek değil bizi ilgilendirene eğilmektir. Neden olarak beylik bir şekilde sahiplenme, kişiye özel kılma, saklama ve sakınma, kar elde etme sayılabilir.

Bir soru sorulacak olursa bu esnada “bilgi bir ürün ya da hizmet midir?” olabilir ki, kesin cevap şudur: “Evet bilgi, bugün, yarın ve gelecekte de satın alınabilecek bir üründür.”

Neticede bugün geçmişte hiç olmadığı kadar bilgisayarlarla, elektronik aletlerle içli dışlıyız ve bilişim karşısında ne mahremiyetimiz kaldı ne de özel yaşantımız. Hatta bugün birçok iş kolu bilişim dünyasının genişlemesi nedeniyle küçülmüş ya da yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Bilginin her alanda işlevselce kullanılması mekanik iş süreçlerini küçültüp merkezileştirmiştir; bunun anlamı ise yepyeni bir piyasanın yaratılmış olmasıdır ki, bu piyasada alınıp satılan bilgi olduğu gibi bu bilgiyi üreten, saklayan beyinlerdir.

Asıl sorunumuza gelirsek; bilgi kamuya malolabilir mi ya da ebediyen kişiye özel mi kalır? Bu yazıyı okuyan herkesin sahip olduğu en az bir kitap vardır mutlaka; satın alınan, birisinden istenilen, sağda solda bulunan, bir şekilde elde edilen. Peki, bu kitaplarda yer alan bilgiler bizim tutsağımız mı oldu? Kesinlikle hayır! Başka bir örnek ise kütüphanelerin sınırsız kullanıma belirli bir üyelik ücretiyle hizmet vermesidir ki, asıl amacı bilgiyi yaymak, paylaşmak, çoğaltam ve ileriye doğru götürmektir; ticarethane mantığı ile çalışmaz kütüphaneler.

Bugün bilgi her koşulda ve şekilde üretildiği gibi gelişimine de çeşitli mecralarda devam etmektedir; salt okullarla sınırlı değildir bu gelişim. Bu sürecin en güzel ve elle tutulamayan kanıtı ise bilgisayarlardır. Konuya en yakın örnek ise bu yazıyı yazan yazardır ki, 26 yıllık bilgi birikimi an içinde satırlara dökülmektedir ve sürecin bir parçası olmaktadır; eğer yazılanların bilgisayardan yazıcı aracılığıyla kağıda dökülmesi söz konusu olmazsa bu bilginin ömrü dikkatsizlik sonucu pekte uzun olmayacaktır. Diğer bir örnek ise internet üzerinden yapılan her türlü bankacılık işleidir ki, kaydi paralar bir hesaptan başka bir hesaba aktarılırken ortada ne para vardır ne de başka bir şey.

* * * * *

Bugün bilişim alanında bilginin gerçekten de üretilip gelişimini güven ve kararlılıkla sürdürebileceği yegane ortam olan GNU/Linux 18 yaşındadır:

Nisan‘dan beri ücretsiz bir işletimsistemi üzerinde çalışıyorum, sadece bir hobi olarak. Ve hazır hale gelmeye başladı, bu aşamada MINIX‘in sevdiğiniz/sevmediğiniz özellikleri ile ilgili düşüncelerinizi almak istiyorum”

Tabii şu anda GNU/Linux dağıtımları işlevlerine, doğdukları topraklara, kullanıcı gruplarına göre farklılık göstermektedir; ancak sürekli olarak güncellenen ve süreç içinde yerini asla yitirmeyecek olan ise Linux çekirdeğidir. Bunun yanı sıra Özgür Yazılım da aynı süre içersinde gelişimini sürdürmektedir ki, bilginin gelişimi için olmazsa olmaz kuralları da yıllardır bünyesinde barındırmaktadır. Bunlar özetle kullanıcının yararına olacak şekilde istenildiği gibi kullanım, dağıtım, geliştirme gibi kurallardır.

GNU/Linux, Özgür Yazılım ve bu ikisine gönül veren son kullanıcıların desteğiyle ciddi anlamda kiş ve kurumsal bazda bilişim alanında tekil olan kapalı kaynak kodlu işletim sistemi ve çözüm üreticisi Windows karşısında yükselmektedir.

Peki Windows işletim sisteminin farkı ne? Tamamı ile kapalı kaynak kodlu olup bilgiyi ve gelişimini de hapsetmesidir. Yazının başında verdiğimiz cevap bilginin satın alınan bin ürün, hizmet olduğuydu; bunu örnekledik hatta.

Kütüphanelere üyelik için bir bedel ödersiniz ve aldığınız kitaplardan edindiğiniz bilgileri özel ya ra iş yaşamınızda işinize yarayacak şekilde kullanabilirsiniz: yaşamınızı düzenler, bilmediklerinizi öğrenir, edindiklerinizle iş kurabilir, para kazanabilirsinizde. Bunda bir sınırlama yoktur; tabii ki ödünç aldığınız kitabı zamanında getirmeniz gerekmekte.

Kapalı kaynak kodlu işletim sistemleri ve bu temel üzerinde çalışmak için yapılmış olan kapalı ya da açık kaynak kodlu yazılımlar (ki, özgür yazılım ile karıştırılmamalıdır) yazılımlar birçok ihtiyacınızı karşılayacaktır; ama belirli bir ücret kaşılığında. Satın aldığınız, sadece yazılımı üreten ve pazara sunan firmanın belirlediği lisans anlaşmas çerçevesinde size sunduğu kullanım imkanıdır. Satın aldığınız bir kitap, sanat eseri, gittiğiniz bir okul gibi size bilgiyi paylaşma, geliştirme ve çoğaltma imkanı vermez. Satın aldığınız yazılımda

gnu_debian9

sizin iş akışınızı bozan bir unsur gördüğünüz ve çözüm ürettiğiniz anda bunu değiştirme şansınız yoktur ve lisans anlaşmasıyla da bu engellenmiştir. Bunun yanı sıra eğer ticari bir amaçla kullanıyorsanız yazılımı girdiğiniz veriler, ürettiğiniz plan ve projeler çoğunlukla sadece kullandığınız yazılımla uyumlu, başka yazılımlarla uyumsuz olacağı için üretilen bilgi de hapsolacaktır.

Şöyle ki, satın aldığınz bir kitabın iç kapağında “sadece satın alan kişi okuyabilir, kullanıcı dışındaki kimselerin okulması, kullanması bulunduğunuz ülke ilgili kanunlarınca yasaktır” gibi bir cümle olsaydı Torrentleson derece komik olurdu değil mi?

GNU/Linux felsefesinde yaratılan yazılımlar (uygulamalar, programlar) ve bunlardan üretilen bilgilerin paylaşımı sınırsız olduğu gibi, ticari bir amacı da engellemez; ancak paylaşıma açık ve kaynaklarının da açık olması şartıyla.