Archive for the ‘Siyaset’ Category.

Serbest Piyasa Düzeni Masalı ve Yazılımlar

Giriş

Serbest piyasa ve rekabet, kapitalist sistemin olmazsa olmaz kuralıdır. Piyasaya asla müdahale edilmemelidir; çünkü rivayete göre dengeyi kendisi bulacaktır. Bu denge ise, pazara sunulan mal ve hizmetlerin tüketimi arttıkça (alıcısı çoğaldıkça) üretici sayısının da artması ve üreticilerin de, üretilen bunca mal ve hizmet arasında bir farkındalık yaratarak kendi müşteri yelpazesini oluşturması sonucu sağlanacaktır. Oluşan bu dengenin adı rekabet olup, üretimin tüketiciye kalite olarak yansımasını sağlamaktadır. Üstelik bu rekabet, müşterileri sosyo-ekonomik ve kültürel değerlere göre sınıflandıracak; ürünlerin maliyetinin, görünümünün, üretim biçiminin, pazarlanmasının ve fiyatlamasının da bu değerlere göre yapılmasını şart koşacaktır.

Bugün bilinen çoğu marka, kendisini, pazarda sahip olduğu ya da sahip olmak istediği müşteri yelpazesine ve rakiplerinin durumuna göre konumlandırmaktadır. Günümüzde, rekabet ederek rakibini alt etme politikası, rakibini satın alma ve tekelleşmeyle yer değiştirmiştir. Bir çok firma, artık müşterilerini çeşitli tablo-grafik, sosyo-ekonomik-kültürel veriyle sınıflandırmak yerine tek kalemde ikiye ayırmakta ve pazarlama işlevlerini, üretimini bu ayrıma göre biçimlendirmektedir: Tüketicinin ekonomik durumu.


Kısaca bazı pazarlama stratejileri

Vestel-Regal, Renault-Dacia, CarrefourSa-DiaSa, Ülker-Halk, Tamek-Jucy, Milliyet-Posta, Sabah-Takvim, Arçelik-Beko-Altus, bilgisayar donanım ve sarf malzemelerde ise kutulu-OEM gibi… Peki, bu sıralamalar neden yapıldı? Cevap: bu saydığımız ikinci markalar, geliri düşük ya da tutumlu-orta seviyede olan tüketiciler için , ilkinin güven ve kalitesiyle, üretilmekte ve pazarlanmaktadır.

Bu taktiğin dışında, firmalar ürettikleri ürünlerin özelliklerini, bir de fiyata göre değiştirirler. Örneğin; aynı otomobil üreticisinin markasının farklı motor hacimlerine, konfor ve donanımına göre sınıflandırılması; aynı buzdolabının hacminin ve soğutma işlevinin farklı olması; aynı çikolatanın yağının azaltılmışı; aynı yazılımın farklı özelliklere sahip sürümlerinin çeşitlendirilmesi gibi. Yine sınıflamada, esas belirleyici ekonomik durumdur ve aslında bu şekilde özgür olması gereken tüketici ihtiyacı, firmaların pazarlama ve fiyatlandırma faaliyetleriyle yönlendirilmektedir. Örneklere devam edelim; motor büyüklüğü 1200 silindirin altında olan binek araçları, daha farklı vergilendirildikleri için farklı; bu hacimden yukarı olanlar da gerek vergi oranının yükselmesi, gerekse bunu bilen üreticinin araca farklı donanımlar eklemesiyle fiyatı farklı olarak artar ve tüketici bütçesine göre hareket eder; eğer aracı illa alacaksa, önemli olan tatmin duygusudur.

Bir başka pazarlama ve satış tekniği ise, birbirine bağlı (yani birbirini tamamlayan) ürünlerden ana ürünün ambalajında, reklamında kendisini tamamlayanı tavsiye etmesidir. Örneğin; otomobil firmaları, araçlarında bilmem hangi petrol şirketinin ürünlerini; kimi beyaz eşya üreticileri, markalarının uzun süre verimli çalışması için şu deterjan firmasının sabunlarını; bilmem hangi un üreticisi şu kabartma tozunu; şu çay firması bu şekeri; gazetede tam sayfa reklamı çıkan dizüstü-masaüstü bilgisayar satıcısı, Microsoft Windows ürünlerini kullanmamızı tavsiye ederek, tamamlayıcı malların satışını yaptırırlar.

Bu, bilinçli ve tüketicinin tercihini yönlendirici bir satış tekniğidir. Bu teknik, özellikle de satın alma süreci içindeki tüketiciyi yönlendiren birinci unsur olan diğer tüketicilerin tavsiye, olumlu ve olumsuz görüşlerinden sonra gelir. Bu yönlendirme ile tüketici, tavsiye edilen tamamlayıcı malı ana ürün-hizmeti üreten firmanın güvenilirliğine, piyasadaki konumuna dayanarak satın alır.

 

Bu anlattıklarımızın tüketiciler üzerinde pratiğine gelince…

Bugünün insanları için, bilgisayarların her türlüsü vazgeçilmez bir nesnedir. Gerek iletişimleri, gerek kişisel, gerekse iş amaçlı her alanda kullanılmaları, -fişe takılmadığı veya karşısına biri oturmadığı zaman, adeta aptal kutusuna dönen bu aletleri- değerli ve vazgeçilmez yapmakta.

Teknoloji zinciri mağazalardan hazır olarak alınan dizüstü, masaüstü ya da NetBook her türlü bilgisayarlar, eve varıldığında çevre donanımlarının kasaya takılmasıyla anında kullanılır hale gelirler; tabii içlerinde, istisnasız tamamlayıcı ürün olarak yazılımların  ve kullanıcıların özgürlüğüne karşı olan Microsoft Windows işletim sistemi de çoktan kurulmuş olarak.

Yalnızca bilgisayarlar değil; birebir tüketici ile etkileşimli olan donanımlar da satın alındığında, şık kutularının içine kimi yazılım CD’leri koyarlar. Örneğin LG marka bir CD/DVD yazıcının yanında ücretli ve kaynak kodu kapalı bir yazılım olan Nero Burning Rom yazılımı; yeni anakartın kutusundan çıkan araç-gereç CD/DVD’si içinde PDF okuyucu olarak Adobe Acrobat Reader, koruma yazılımı olarak Norton Antivirüs, basit belge yönetimi için Microsoft Works yazılımı; alınan yeni bir yazıcıdan, fotoğraf makinesinden basit fotoğraf işleme, arşivleme işlemleri için ACDSee, Adobe Photoshop Elements gibi yazılımların çıkması hiç de şaşırtıcı değildir.

Bu yazılımlar, kullanıcı için bir armağan değildirler; aksine deneme sürümü olan bu yazılımlardan memnun kalırlarsa, süre sonunda satın almaları istenir. Eğer satın alınmazlarsa da kullanılmaya izin vermezler ve kendilerini kullanılmadıkları için sistemden kaldırmazlar da; belki karar değişir de satın alınırız diye. Bu tam anlamıyla donanım üreticilerinin ve bilgisayar satıcılarının tüketiciye dayatmasıdır. Hem dayatma, hem de seçeneklerin olmadığına inandırmalarıdır; dahası korku. Oysa serbest piyasada seçenek her zaman vardır; çünkü rekabet mevcuttur. Yanılıyor muyum yoksa?

Serbest piyasanın kitaplarda yazılı olmayan rekabet anlayışına göre, iyi ve kaliteli hizmet veren değil; ürünlerini tüketici ile buluşturacak olan zincir mağazalarla yapılan, yüklü paraların döndüğü pazar payı anlaşmalarını gerçekleştirenler kazanırlar ve gerçek (!) rekabeti yaparlar. Sizlerden de, bu dayatma sonucu zorla aldığınız kutulardan çıkan ya da sizden parası bilgisayar-donanım içinde alınan yazılımların, alanında rakipsiz, seçeneksiz ve üstün olduğuna inanmanızı beklerler.

Devam edersek, çoğu bilgisayar (dizüstü, masaüstü, NetBook ve el bilgisayarları) satın alındığında bilgisayar, üreticisi-satıcı-Microsoft arasında yapılan anlaşma gereği, önyüklemeli olarak Microsoft Windows’un güncel işletim sistemi ürünü ile satılır. Bugünlerde çoğu bilgisayar Windows 7 ile ya da bu sürüme ücretsiz (tabii ki ücretli; neticede MS Windows Vista ile parası peşinen ödendi) yükseltme ürünüyle satılmaktadır. Kimsenin size sormasına gerek yok; çünkü anlaşmada sizin fikir beyan etme seçeneğiniz yok.

Bilgisayarlar, yalnızca Microsoft Windows işletim sistemiyle çalışacak biçimde tasarlanmadıkları gibi, sadece bu sistemle çalışmaları, onların gerçek gücünü, verimliliğini ve işlevlerini gösterememelerine neden olmaktadır. Haliyle de bilgisayarın yalnızca bu işletim sistemiyle çalışacağının kullanıcının aklına kazınması, serbest piyasanın altın kuralı rekabet ve ürün-hizmetlerin seçeneklerinin çokluğuna da karşı gelmektedir. Yoksa Microsoft Windows, sahip olduğu bunca hükumetler arası ilişkilere,  sonsuz yazılı ve görsel basın desteğine, milyon dolarlar harcadığı pazarlama-satış-reklam-halkla ilişkiler stratejilerine, üretici ve satıcılarla yaptığı anlaşmalara rağmen hala kendisini Özgür Yazılım ve onun güzel bir ürünü olan GNU/Linux dağıtımlarıyla boy ölçüşemeyecek, rekabet edemeyecek denli güçsüz mü buluyor ki, serbest piyasa kurallarını işletmiyor?

 

Bilgisayar Eşittir Windows, İnternet eşittir “em es en” denklemi

Konu bütünlüğünü bozmadan eklemek gerekir ki, yıllardır insanlar, küçük-büyük ölçekli firmalar ve kurumlar, bilgisayarların sadece Microsoft firmasının bu alandaki ürünü olan Windows serisi işletim sistemleriyle çalışabileceğini sanmaktalar; artık akıllarında “bilgisayar eşittir Windows” denklemi kurulmuştur.

Bu denklemin oluşabilmesi için Microsoft firması, yıllardır tekel olmanın da avantajını kullanarak, piyasaya egemen olabilmek için gerek hükumetlerle(kamu kurum ve kuruluşlarının), gerekse işletmelerle sistem yenilemeleri gibi anlaşmalar yapmış; İnternet, bilgisayar ve yazılım alanında rakip olarak gördüklerini sindirmiş; donanım üreticileriyle olsun, yazılım (oyun ve üçüncü parti, paket program) üreticileriyle olsun, satıcılarla olsun, hazır bilgisayar üreticileriyle olsun yaptığı destek anlaşmalarıyla, pazar hakimiyetini bir başka rakibe yer vermeyecek biçimde kurmuştur.

Satın alınan her yeni donanımın kutusunda mutlaka “Microsoft Windows 98, 98 SE, XP, Vista, Seven, Mac Os 9.x ile uyumludur”, “DirectX 9.c desteği vardır” gibi açıklamalar vardır ki bu açıklamalar alınan teknolojik ürünü sattırır. Oysa bugün satılan tüm bilgisayarlar ve donanımları, ülkelere ve ticaret bölgelerine göre geçerli ve uyulması gereken bazı kısıtlamalara, desteklemelere uymak zorundadırlar. Burada ana ölçüt, tüketicinin aldığı ürünü verimli ve istediği gibi kullanmasıdır.

Bir CD/DVD okuyucu, illa Microsoft Windows işletim sistemi ile çalışacak değildir. İnternet’te yer alan birçok ev yapımı alet incelendiğinde, sayısal yayın alıcılarına yayın kaydedip çoğaltmak için, sabit disk ve CD/DVD okuyucu-yazıcı takılmış olduğu görülecektir. Hazır bir örnek ise; gelişen veri depolama aygıtları olan hafıza kartlarının da cep telefonlarından, DVD oynatıcılara dek kullanım alanın genişliğidir. Özellikle de “Microsoft Windows Vista ile uyumludur” etiketlerini, son bir buçuk yıldır, hemen her türlü bilgisayar donanım ve sarf malzemesinin üzerinde görmekteyiz. Bir LCD monitörün çalışmak için elektrik akımına ve göstereceği görüntünün kaynağına ihtiyacı vardır; Microsoft Windows Vista’ya değil. Bir örnek daha: görüntülü arama ve iletişim için vazgeçilmez olan İnternet kameraları (webcam) üzerinde ise, Microsoft Windows Live Messenger ile uyumludur etiketleri yer alır. Sonuçta kameranın da çalışma mantığı LCD monitör ile aynıdır.

Soru şu: Microsoft Windows Vista ile uyumlu olmayan donanımlar, fişe takıldığı zaman çalışmıyorlar mı? Daha önceki Microsoft Windows sürümlerinde nasıl çalışıyorlardı? Eğer çalışmazlar ise ne yapmak gerek; çöpe mi atılacak, sistemi mi güncellenecek, yoksa üzerine dantel işleme serilip evin bir köşesine mi konulacak?

Oluşturulan “tek bir sistemle çalıştırılabilir” etiketi ortaya çıkan faydayı sadece kendi ürününü sattırmak isteyen tekellerin seçenekleri dışlayıcı pazarlama faaliyetleri sonucudur. Yoksa kimse Microsoft firmasına aşık değildir.

Peki Microsoft ürünleri kullanıcıya fayda sağlıyor mu, ihtiyaçlarını karşılıyor mu? Yoksa sadece seçeneksiz ve cahil bir alışkanlık mı söz konusu? Bu soruya evet cevabını şeytanın ayrıntıdaki gizliliğini önemsemeden ve tarafsızmış gibi davranmadan cevaplamamız gerekir. Ancak bir soruyla: Microsoft başka fayda sağlayacak, ihtiyaçları giderecek yazılım firmaların ürünlerine yaşam hakkı tanıyor mu? Değil ürüne Microsoft’un evrensel standartları dahi kendi çıkarlarına yönelik olarak değiştirebileceğine şahit olmadık mı OOXML davası süresince?1

 

Özgür Yazılım ve GNU/Linux dağıtımları pratiğine gelecek olursak…

1983 yılında, Stallman’ın, yazılımların toplumların malı olduğu ve özgürce, kısıtlama olmaksızın ticari kaygılardan sıyrılması* (gerçektende; ticari kaygılarla bilim yapıldığını düşünebiliyor musunuz?) gerektiğini açıklayan manifestosuyla başlayan ve donanımlarla daha kolay anlaşmamızı sağlayan çekirdeğin (Kernel), Linus Torvalds tarafından bulunması ve sonuçta rekabetten hoşlanmayan, bilgisi ve bilimi kazanç amaçlı kullanan firmalardan korumak için GNU Genel Kamu Lisansı ile koruma altına alınmasından bugüne, Özgür Yazılım ve GNU/Linux dağıtımları, bir hayli yol aldılar.

Hatta artık bugün kendi aralarında yarışmaktalar ve tamamı ile insanlığa, bilginin gelişimine hizmet eden bir rekabet halini almıştır.

Dünya üzerinde satılan her bilgisayarda kurulu olmasa ve satılmasa da, GNU/Linux dağıtımlarını kullananların, sayısı gün be gün artmakta.  Alınan mesafe ve kullanıcı sayısının artmasında kuşkusuz itici unsur olan İnternet ile bilgisayarların ucuzlaması, her ikisine de erişimin kolaylaşmasının rolleri büyüktür.

Özgür Yazılım ve GNU/Linux dağıtımlarının devasa genel merkezleri, ülke ofisleri, satış temsilcileri, şık kutulu ürünleri yok* (Ubuntu’nun ShipIt hizmetiyle ücretsiz gelen şık kutulu kurulum CD’leri, SuSE’nin kalın el kitapçığıyla ve kutulu gelen paralı, ama kodlarına erişim tamamen mümkün…) Hatta bu hareketin tek gelir kaynağı bağışlar, satın alınan penye, gömlek, kupa, fincan, rozet, çıkartma, fare altlığı, küçük not defteri gibi ürünlerden oluşmakta.

Üstelik sürekli birbiriyle haberleşen topluluk gönüllüleri yaptıkları harcamaları da kendileri karşılamaktalar. Kimse onlara yerelleştirme ve geliştirme çalışmaları, sürüm denemeleri için bilgisayar hediye etmiyor, evlerine internet bağlamıyor!

Belki de gerçekten de bu denli güçlü olmalarının, verimli çalışmalarının, eksiklerini hızlı kapatmalarının, desteklerinin hızlı olmasının ve özgürlüklerinin, yaratıcılıklarının tek nedeni, yazılımların özgürlüğüne inanmaları ve bu uğurda mücadele etmeleri.

Mücadele kime mi karşı? Yazılımların özgürlüğüne karşı gelen ve içeriklerini, kaynağını paylaşmayı reddeden, evrensel bilgi birikimini kendi ticari amaçları için el koyan yazılım firmalarına, tekellere ve piyasada ayakta kalıp pazardan pay kapmak uğruna, bu tekellerle asalak bir ilişki kuran donanım üretici ve satıcılarına karşıdır. Bir de Özgür Yazılım’ı ve fikri mülkiyet haklarının topluma verilmesini amaçlayan Genel Kamu Lisansı’nı, kanser gibi gören ve de bu betimlemeye destek olan kimi medya organlarına (özellikle de bilişim, bilgisayar dergileri* -artık internetin gelişmesi ve donanımlara erişimin uygun hale gelmesiyle sadece reklamdan ibaret hale gelmişlerdir günümüzde-) karşıdır.

Üstelik mücadeleleri, kutsal olan bir görevi de kapsamaktadır. Serbest piyasanın tekelleşme olgusu karşısında seçeneksizleştirdiği yazılım ve işletim sistemi pazarında;

  • özgür,

  • kaliteli,

  • güvenilir,

  • verimli,

  • ücretsiz,

  • erişilebilir,

  • şeffaf

yazılımlar ve işletim sistemlerinin olduğunu kullanıcılara anlatmak, tanıtmak, benimsetmek ve her koşulda verimli kullanım için yardımcı olmak.

Bilgisayar eşit değildir Windows ve eşit değildir GNU/Linux, Apple MacOs X; ne de bir başka işletim sistemi. Evrendeki her işimizi yapan, verimlilik-eğlence-öğrenme sağlayan bu araçlar, çok yönlüdürler iyi derlenmiş, verimli ve çalışabilir hale getirilmiş her türlü işletim sistemini çalıştırabilirler.

Kısacası yazılımların özgürlüğü eşittir bilgisayarların özgürlüğü! Bu ikisinin gerçekleşmesi ise insanın özgürlüğüne kapıyı açacaktır.


İstanbul, Şubat 2010

bilgi@ozguryazilimsendikasi.org


Lisanslar:

Makalenin tüm içeriği GNU/GPL 32 ve Creative Commons (by-nc-sa)3 ile lisanslanmış olup içeriği haber verilmek ve yeniden GNU/GPL ve Greative Commons (by-nc-sa) ile lisanslanmak koşuluyla kopyalanabilir, düzenlenip değiştirilebilir, atıfta bulunulabilir, yeniden dağıtılabilir.

 

Dipnotlar:

1OOXML’e Karşıyız! http://www.ozgurlukicin.com/ooxml/

2GNU Genel Kamu Lisansı sürüm 3′ün gayri resmi Türkçe çevirisi için Pardus Viki ekibine teşekkürler: http://tr.pardus-wiki.org/GNU_GPL_%28Genel_Kamu_Lisans%C4%B1%29_S%C3%BCr%C3%BCm_3_Gayr%C4%B1resm%C3%AE_%C3%87evirisi

3Creative Commons (by-nc-sa): Bu lisansa sahip eseri kopyalayabilirsiniz, üzerinde değişiklik yapıp yenisini üretebilirsiniz. Sağlanması gereken üç şart var. İlki, eserin tüm kopyalarında eserin ilk sahibinin belirtilmesi. İkincisi, eserin hiçbir kopyası ya da eserden üretilmiş yeni eserlerin hiçbirisinin ticari ortamda kullanılmaması. Üçüncüsü, eserin tüm kopyalarında ya da eserden üretilmiş yeni eserlerde de aynı lisansın kullanılmaya devam edilmesi.http://tr.wikipedia.org/wiki/Creative_Commons

Vurulduk Ey Halkım Unutma Bizi!

Gidenlerin ardından ne yas tutmak, ne de anısını yaşatmaktır önemli olan. Asıl dava ucuz bir can pazarında vatanı için döğüşerek ölenlerin sürdüğü yolu tutmak; hem de ödün vermeksizin; ideallerini savunmak ve devrim  bayrağını sürekli ileriye taşıyarak dalgalandırmaktır.


Uğurlar Olmasın Uğur Mumcu; hoş geldin aramıza yine, yeniden ve eskiden olduğundan da güçlü olarak!