Posts tagged ‘bilgisayar’

Özgür Yazılım Yükseklerden Uçar

Açıklama
Bu makale yahoyt.com’da Gökhan Menge tarafından kaleme alınan tarzı gerçek ve bilgi yoksunu  haber/yoruma karşı cevap olarak yazılmıştır. Dileyen ilgili adrese gidip yazıyı okuyabilir:
http://yahoyt.com/h/8942/linux-hala-dipten-yuzuyor

Bilgilendirici Cevap
Linux[1] ne GNU’dur[2] ne de Özgür Yazılımın[3] tamamını temsil eder; sadece kalıplaşmış bir markadır; dahası algıda kalıplaşmıştır.[4] Tıpkı margarin yerine Sana almak gibi, kağıt mendil yerine Selpak almak gibi.  Kaldı ki, Linux denilen çekirdektir sadece[5] ve Richard Matthew Stallman ‘nın (RMS) temellerini attığı yazımların ve dahası insanın en güzel emek ürünü olan bilginin özgürlüğünü savunan, onu bir satılacak “meta” olarak görmeyen Özgür Yazılımın bir parçasıdır; toprağında filizlenmiştir: Firefox gibi, gcc gibi, Evince gibi…

Yaygınlık kazanmadığı dediğiniz Linux’u kenara bırakalım ve birkaç basit örnek ile bilgisizliğinizi iyice derinleştirelim: Firefox bir Özgür Yazılımdır; OpenOffice[6] bir özgür yazılımdır; Google destekli Chromium bir Özgür Yazılımdır; Pidgin bir Özgür Yazılımdır; Wikipedia[7] ve WordPress[8] ekleri bir özgür yazılım projesidir; Apache[9] sunucusu da bir özgür yazılımdır ve de cep telefonlarında bir salgın gibi yayılan, desteklenen Android[10] bir Özgür Yazılım projesidir.

Bunların dünyada edindiği pazar payını sanırım belirtmeye gerek yok; haliyle ulaştığı kullanıcı sayısını da. Hatta anımsatmak isterim ki, Firefox 3 duyurulduğu tarihte 8 milyon kişinin indirmesiyle rekor kırıp rekorlar kitabına girmiştir.[11] Alan adı, sunucu ve barındırma hizmeti sağlayan firmaların çoğu GNU/Linux desteği sağlayan sunucu makineleri ile hizmet vermektedir. RedHat hakkında sanırım konuşmaya dahi gerek yok. Keza GNU/Linux’a destek veren firmalardan da: Nvidia, INTEL, Nokia, IBM, Dell, Acer, HTC, Samsung, ASUS…

Gizli gizli Windows kullanmak ise Microsoftun yani işletmecilikte ve diğer bilinen tüm ideolojilerdeki anlamıyla tekelin piyasadaki diğer oyuncularla yapmış olduğu kısıtlamalar, donanım ve yazılım üreticileri, kısaca devlet parakendeciler… kar amacı ile biz kullanıcıların özgürlüğünün kısıtlanması nedeniyledir. Kabaca sizin burada vurguladığınız sorunu görüp kökenine inmemek ve yüzeysel davrandığınız gibi kendi cahilliğinize insanları çekmektir.

Yazdıklarınızın tamamına sosyalist kimliğimden sıyrılarak kapitalist öğreti ile bakmaya çalıştığım zaman rekabet iyidir ve piyasadaki çeşitlilik tüketiciye en iyi ürünü en ucuza sunmanın yoludur derim; çünkü rekabet serbest piyasanın olmazsa olmazı kapitalizmin de bel kemiğidir. [12] GNU/Linux dağıtımlarındaki seçeneklerin çokluğu (dağıtımlar, masaüstü yöneticileri, uygulamalar, geliştirme araç ve kütüphaneleri…) kişinin özgürlüğünü gösterdiği gibi bu aynı zamanda sınırsız düşünmenin ve özgür olmanın yeni fikirler yaratmada ne denli önemli olduğunu göstermektedir.

Ancak kaynak kodu kapalı olan yazılımlar ve işletim sistemleri dünyasında söz konusu bu maalesef geçerli olmadığı gibi tüketici eğer parası varsa konuşur ve para konuştuğu içindir ki; doğal olarak insanlar kendilerinin olmayan ve asla da ol(a)mayacak (yaşasın kapitalzim!) işletim sistemlerini, yazılımlarını satın almak yerine yasal olmayan yollardan edinmektedir. Microsoft kullanıcılarının alışkanlığı ise korsan kullanmaktır ve de özgürlüklerini teslim etmek!

İktisatta bir teorem vardır: içsellikler ve dışsallıklar ve de her muhalefet iktidar olabilmek için gerek gizli gerekse açık yollarla iktidar yürüyüşü için örgütlenir. Bu yüzden Özgür Yazılım kendi sermayesini; yani bilinçlendirme; toplamaktadır. Bu sermaye birikimi ise belgelendirme [13], tanıtım, seminerler [14], forumlar, nasıl ve yardım sayfaları ile olur; tekele karşı verilen haklı davalarla, kazanılmasıyla olur [15] kısacası kullanıcıları bilinçlendirmeyle.

GNU/Linux dağıtımlarının pazar payının %1 olması hangi sağlam verilere dayanmaktadır? İstatistik daima araştırmayı yaptıranı haklı çıkartır: parayı veren düdüğü çalar ve bu daima Allah payı denilen adaletsizliği getirir, kul hakkı hiç bir zaman aranmaz.

Eğer GNU/Linux %1 pazar payına sahip ise Özgür Yazılım topraklarında yetişen uygulamalar ve hizmetlerin pazar payı daha büyük olduğu gibi rakiplerini korkutacak düzeyde büyümektedir. Bugün kendi sitenizde dahi Firefox 4′ün beta sürümlerinin tanıtımları [16] yapılmakta olduğuna göre bilmediğiniz halde bigane kalamamışsınız Özgür Yazılımın güzelliğine.

Kaldı ki, pazar payı yanıltması sadece dağıtım odaklıdır, gerçekten uzak olduğu gibi araştırma zahmetine dahi katlanılmımıştır. Olayın bütünü Özgür Yazılımdır, Özgür Yazılımın kullanım alanının genişliğidir, kullanıcılara ulaşılabilirliği ve verimli kullanılırlığıdır.

Firefox, OpenOffice, Pidgin, Gimp, kaynak kodu açık ve GNU GPL lisanslı CRM, HRM uygulamaları, internet tabanlı veri saklama ve işleme hizmetleri, Wikipedia, WordPress, MediaWiki gibi Özgür Yazılım ürünlerinin geçiniz kullanıcı payını, kaynak kodu kapalı yazılım üreticileri yanlarına dahi yaklaşamamaktadır.

Gelelim hala aşmış bilgisayarcı işletim sistemi sanısına: bu yanlış bir algı olduğu gibi sınırlayıcı bir bilgi edinimidir ve aynı zamanda piyasa hakimlerince yayılan fısıltıdır sadece. Çünkü tersi olsa idi pazar paylarında küçülme olacaktı; bu karlarında azalma demektir. Kaynak kodu kapalı yazılım üreticilerinden işletim sistemi ile iştigal eden firmanın GNU/Linux dağıtımlarının pazar payından bir %1′lik dilim dahi almasına tahammülü olmadığı için sürekli olarak reklam, sürekli olarak devlet, donanım üreticileri ve teknoloji mağazaları ile kısıtlayıcı anlaşmalar yaptığı aşikar.

Son olarak yazdığınız belki de tercüme ettiğiniz yazıdan Özgür Yazılım nedir, GNU nedir, Linux nedir, GNU/Linux nedir bilmediğiniz ortaya çıkıyor; haliyle bilgisayar ile tost makinesinin arasındaki ayrımı da bilmediğiniz yorumuna varıyorum. Sizin mantığınız ile yürüyecek olur isek bilgi paketlenip sadece kiralanmak sureti ile satılan bir ürün[17] olup tüm bilgisayarlar sadece ve sadece Microsoft firmasının ürünleri ile insanlarla iletişime geçmek için tasarlanmıştır.

Soru:
Windows işletim sisteminin sevmediği bir şey varsa o da geriye dönük ve uyumlu olmamasıdır. 2001 yılında piyasaya sürülen bir bilgisayara bugün Windows XP[18] yüklendiği zaman neden ikisi de 9 yıl önce piyasaya sürüldükleri halde sistem verimsizleşmektedir; hatta açılmamaktadır. Soruyu genişletirsek: bugün satın alınan yeni bir bilgisayarda kurulu olan Microsoft Windows 7 işletim sistemi daha yılını hatta 6 ayını doldurmadan neden çöker ve hantallaşır, hata vererek kapanır, kilitlenir? Neden güvenlik yoksunudurlar?

Son söz
Son sözü ben değil saygı duyduğum üç kişi söyleyecek ve üçünün de ortak noktası bilginin ve özgürlüğün, aydınlanmanın ve ilericiliğin, araştırmanın ve bilmenin erdem olduğu; cahilliğin ise kötülüğüdür.

“Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz.” Uğur Mumcu
“Bana bir harf öğretenin bin yıl kölesi olurum.” Hz. Ali
“Gerçekçi ol imkansızı iste.” Ernesto Che Guavera

Dipnotlar

[1] Detaylı bilgi için bakınız: http://tr.wikipedia.org/wiki/Linux
[2] Detaylı bilgi için bakınız: http://tr.wikipedia.org/wiki/GNU
[3] Detaylı bilgi için bakınız: http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%96zg%C3%BCr_yaz%C4%B1l%C4%B1m
[4] Detaylı bilgi için bakınız: http://www.debian.org/intro/free.tr.html
[5] Detaylı bilgi için bakınız: http://www.kernel.org/
[6] Detaylı bilgi için bakınız: http://www.openoffice.org.tr/
[7] Detaylı bilgi için bakınız: http://tr.wikipedia.org/wiki/V
Lisanslarikipedi:Telif_haklar%C4%B1
[8] Detaylı bilgi için bakınız: http://tr.wikipedia.org/wiki/Wordpress
[9] Detaylı bilgi için bakınız: http://tr.wikipedia.org/wiki/Apache_HTTP_Sunucusu
[10] Detaylı bilgi için bakınız: http://tr.wikipedia.org/wiki/Android_%28Mobil_%C4%B0%C5%9Fletim_Sistemi%29
[11] Mozilla Firefox 3, Firefox ağ tarayıcısının 17 Haziran 2008′de çıkan sürümüdür. Gecko 1.9 kullanır. Çıktığı gün yapılan 8 milyon indirmeyle birlikte Guinness Rekorlar Kitabı’na girmiştir. Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Mozilla_Firefox_3
[12] Konu üzerine detaylı bir makale: “Serbest Piyasa Düzeni Masalı ve Özgür Yazılımlar” http://ozguryazilimsendikasi.org/?p=327
[13] Detaylı bilgi için bakınız: http://www.belgeler.org/

[14] İnceleyiniz: http://seminer.linux.org.tr/ ve http://www.ozgurwebgunleri.org.tr/
[15] Microsoft’un ülkemizde uyguladığı politikaya karşı indirilmiş darbe için bakınız: http://www.mecburdegilsiniz.com/
[16] Bakınız: http://yahoyt.com/h/8890/dort-dortluk-tarayici-firefox-4-beta-4
[17] Kitaplar da satılır; ancak yazarlar kitabın kapağı içine kaynak gösterilerek ya da izin alınarak alıntı yapılabileceğini belirtirler. Keza gazeteler, dergiler ve köşe yazarları da…
[18] Microsoft Windows XP işletim sisteminin piyasaya çıkış tarihi 25 Ekim 2001′dir.

 

Lisanslar:

Makalenin tamamı GNU Özgür Belgeleme Lisansı ile lisanslanmıştır. Lisansın esas metnine bu adresten erişilebilir: http://www.gnu.org/copyleft/fdl.html

 

Serbest Piyasa Düzeni Masalı ve Yazılımlar

Giriş

Serbest piyasa ve rekabet, kapitalist sistemin olmazsa olmaz kuralıdır. Piyasaya asla müdahale edilmemelidir; çünkü rivayete göre dengeyi kendisi bulacaktır. Bu denge ise, pazara sunulan mal ve hizmetlerin tüketimi arttıkça (alıcısı çoğaldıkça) üretici sayısının da artması ve üreticilerin de, üretilen bunca mal ve hizmet arasında bir farkındalık yaratarak kendi müşteri yelpazesini oluşturması sonucu sağlanacaktır. Oluşan bu dengenin adı rekabet olup, üretimin tüketiciye kalite olarak yansımasını sağlamaktadır. Üstelik bu rekabet, müşterileri sosyo-ekonomik ve kültürel değerlere göre sınıflandıracak; ürünlerin maliyetinin, görünümünün, üretim biçiminin, pazarlanmasının ve fiyatlamasının da bu değerlere göre yapılmasını şart koşacaktır.

Bugün bilinen çoğu marka, kendisini, pazarda sahip olduğu ya da sahip olmak istediği müşteri yelpazesine ve rakiplerinin durumuna göre konumlandırmaktadır. Günümüzde, rekabet ederek rakibini alt etme politikası, rakibini satın alma ve tekelleşmeyle yer değiştirmiştir. Bir çok firma, artık müşterilerini çeşitli tablo-grafik, sosyo-ekonomik-kültürel veriyle sınıflandırmak yerine tek kalemde ikiye ayırmakta ve pazarlama işlevlerini, üretimini bu ayrıma göre biçimlendirmektedir: Tüketicinin ekonomik durumu.


Kısaca bazı pazarlama stratejileri

Vestel-Regal, Renault-Dacia, CarrefourSa-DiaSa, Ülker-Halk, Tamek-Jucy, Milliyet-Posta, Sabah-Takvim, Arçelik-Beko-Altus, bilgisayar donanım ve sarf malzemelerde ise kutulu-OEM gibi… Peki, bu sıralamalar neden yapıldı? Cevap: bu saydığımız ikinci markalar, geliri düşük ya da tutumlu-orta seviyede olan tüketiciler için , ilkinin güven ve kalitesiyle, üretilmekte ve pazarlanmaktadır.

Bu taktiğin dışında, firmalar ürettikleri ürünlerin özelliklerini, bir de fiyata göre değiştirirler. Örneğin; aynı otomobil üreticisinin markasının farklı motor hacimlerine, konfor ve donanımına göre sınıflandırılması; aynı buzdolabının hacminin ve soğutma işlevinin farklı olması; aynı çikolatanın yağının azaltılmışı; aynı yazılımın farklı özelliklere sahip sürümlerinin çeşitlendirilmesi gibi. Yine sınıflamada, esas belirleyici ekonomik durumdur ve aslında bu şekilde özgür olması gereken tüketici ihtiyacı, firmaların pazarlama ve fiyatlandırma faaliyetleriyle yönlendirilmektedir. Örneklere devam edelim; motor büyüklüğü 1200 silindirin altında olan binek araçları, daha farklı vergilendirildikleri için farklı; bu hacimden yukarı olanlar da gerek vergi oranının yükselmesi, gerekse bunu bilen üreticinin araca farklı donanımlar eklemesiyle fiyatı farklı olarak artar ve tüketici bütçesine göre hareket eder; eğer aracı illa alacaksa, önemli olan tatmin duygusudur.

Bir başka pazarlama ve satış tekniği ise, birbirine bağlı (yani birbirini tamamlayan) ürünlerden ana ürünün ambalajında, reklamında kendisini tamamlayanı tavsiye etmesidir. Örneğin; otomobil firmaları, araçlarında bilmem hangi petrol şirketinin ürünlerini; kimi beyaz eşya üreticileri, markalarının uzun süre verimli çalışması için şu deterjan firmasının sabunlarını; bilmem hangi un üreticisi şu kabartma tozunu; şu çay firması bu şekeri; gazetede tam sayfa reklamı çıkan dizüstü-masaüstü bilgisayar satıcısı, Microsoft Windows ürünlerini kullanmamızı tavsiye ederek, tamamlayıcı malların satışını yaptırırlar.

Bu, bilinçli ve tüketicinin tercihini yönlendirici bir satış tekniğidir. Bu teknik, özellikle de satın alma süreci içindeki tüketiciyi yönlendiren birinci unsur olan diğer tüketicilerin tavsiye, olumlu ve olumsuz görüşlerinden sonra gelir. Bu yönlendirme ile tüketici, tavsiye edilen tamamlayıcı malı ana ürün-hizmeti üreten firmanın güvenilirliğine, piyasadaki konumuna dayanarak satın alır.

 

Bu anlattıklarımızın tüketiciler üzerinde pratiğine gelince…

Bugünün insanları için, bilgisayarların her türlüsü vazgeçilmez bir nesnedir. Gerek iletişimleri, gerek kişisel, gerekse iş amaçlı her alanda kullanılmaları, -fişe takılmadığı veya karşısına biri oturmadığı zaman, adeta aptal kutusuna dönen bu aletleri- değerli ve vazgeçilmez yapmakta.

Teknoloji zinciri mağazalardan hazır olarak alınan dizüstü, masaüstü ya da NetBook her türlü bilgisayarlar, eve varıldığında çevre donanımlarının kasaya takılmasıyla anında kullanılır hale gelirler; tabii içlerinde, istisnasız tamamlayıcı ürün olarak yazılımların  ve kullanıcıların özgürlüğüne karşı olan Microsoft Windows işletim sistemi de çoktan kurulmuş olarak.

Yalnızca bilgisayarlar değil; birebir tüketici ile etkileşimli olan donanımlar da satın alındığında, şık kutularının içine kimi yazılım CD’leri koyarlar. Örneğin LG marka bir CD/DVD yazıcının yanında ücretli ve kaynak kodu kapalı bir yazılım olan Nero Burning Rom yazılımı; yeni anakartın kutusundan çıkan araç-gereç CD/DVD’si içinde PDF okuyucu olarak Adobe Acrobat Reader, koruma yazılımı olarak Norton Antivirüs, basit belge yönetimi için Microsoft Works yazılımı; alınan yeni bir yazıcıdan, fotoğraf makinesinden basit fotoğraf işleme, arşivleme işlemleri için ACDSee, Adobe Photoshop Elements gibi yazılımların çıkması hiç de şaşırtıcı değildir.

Bu yazılımlar, kullanıcı için bir armağan değildirler; aksine deneme sürümü olan bu yazılımlardan memnun kalırlarsa, süre sonunda satın almaları istenir. Eğer satın alınmazlarsa da kullanılmaya izin vermezler ve kendilerini kullanılmadıkları için sistemden kaldırmazlar da; belki karar değişir de satın alınırız diye. Bu tam anlamıyla donanım üreticilerinin ve bilgisayar satıcılarının tüketiciye dayatmasıdır. Hem dayatma, hem de seçeneklerin olmadığına inandırmalarıdır; dahası korku. Oysa serbest piyasada seçenek her zaman vardır; çünkü rekabet mevcuttur. Yanılıyor muyum yoksa?

Serbest piyasanın kitaplarda yazılı olmayan rekabet anlayışına göre, iyi ve kaliteli hizmet veren değil; ürünlerini tüketici ile buluşturacak olan zincir mağazalarla yapılan, yüklü paraların döndüğü pazar payı anlaşmalarını gerçekleştirenler kazanırlar ve gerçek (!) rekabeti yaparlar. Sizlerden de, bu dayatma sonucu zorla aldığınız kutulardan çıkan ya da sizden parası bilgisayar-donanım içinde alınan yazılımların, alanında rakipsiz, seçeneksiz ve üstün olduğuna inanmanızı beklerler.

Devam edersek, çoğu bilgisayar (dizüstü, masaüstü, NetBook ve el bilgisayarları) satın alındığında bilgisayar, üreticisi-satıcı-Microsoft arasında yapılan anlaşma gereği, önyüklemeli olarak Microsoft Windows’un güncel işletim sistemi ürünü ile satılır. Bugünlerde çoğu bilgisayar Windows 7 ile ya da bu sürüme ücretsiz (tabii ki ücretli; neticede MS Windows Vista ile parası peşinen ödendi) yükseltme ürünüyle satılmaktadır. Kimsenin size sormasına gerek yok; çünkü anlaşmada sizin fikir beyan etme seçeneğiniz yok.

Bilgisayarlar, yalnızca Microsoft Windows işletim sistemiyle çalışacak biçimde tasarlanmadıkları gibi, sadece bu sistemle çalışmaları, onların gerçek gücünü, verimliliğini ve işlevlerini gösterememelerine neden olmaktadır. Haliyle de bilgisayarın yalnızca bu işletim sistemiyle çalışacağının kullanıcının aklına kazınması, serbest piyasanın altın kuralı rekabet ve ürün-hizmetlerin seçeneklerinin çokluğuna da karşı gelmektedir. Yoksa Microsoft Windows, sahip olduğu bunca hükumetler arası ilişkilere,  sonsuz yazılı ve görsel basın desteğine, milyon dolarlar harcadığı pazarlama-satış-reklam-halkla ilişkiler stratejilerine, üretici ve satıcılarla yaptığı anlaşmalara rağmen hala kendisini Özgür Yazılım ve onun güzel bir ürünü olan GNU/Linux dağıtımlarıyla boy ölçüşemeyecek, rekabet edemeyecek denli güçsüz mü buluyor ki, serbest piyasa kurallarını işletmiyor?

 

Bilgisayar Eşittir Windows, İnternet eşittir “em es en” denklemi

Konu bütünlüğünü bozmadan eklemek gerekir ki, yıllardır insanlar, küçük-büyük ölçekli firmalar ve kurumlar, bilgisayarların sadece Microsoft firmasının bu alandaki ürünü olan Windows serisi işletim sistemleriyle çalışabileceğini sanmaktalar; artık akıllarında “bilgisayar eşittir Windows” denklemi kurulmuştur.

Bu denklemin oluşabilmesi için Microsoft firması, yıllardır tekel olmanın da avantajını kullanarak, piyasaya egemen olabilmek için gerek hükumetlerle(kamu kurum ve kuruluşlarının), gerekse işletmelerle sistem yenilemeleri gibi anlaşmalar yapmış; İnternet, bilgisayar ve yazılım alanında rakip olarak gördüklerini sindirmiş; donanım üreticileriyle olsun, yazılım (oyun ve üçüncü parti, paket program) üreticileriyle olsun, satıcılarla olsun, hazır bilgisayar üreticileriyle olsun yaptığı destek anlaşmalarıyla, pazar hakimiyetini bir başka rakibe yer vermeyecek biçimde kurmuştur.

Satın alınan her yeni donanımın kutusunda mutlaka “Microsoft Windows 98, 98 SE, XP, Vista, Seven, Mac Os 9.x ile uyumludur”, “DirectX 9.c desteği vardır” gibi açıklamalar vardır ki bu açıklamalar alınan teknolojik ürünü sattırır. Oysa bugün satılan tüm bilgisayarlar ve donanımları, ülkelere ve ticaret bölgelerine göre geçerli ve uyulması gereken bazı kısıtlamalara, desteklemelere uymak zorundadırlar. Burada ana ölçüt, tüketicinin aldığı ürünü verimli ve istediği gibi kullanmasıdır.

Bir CD/DVD okuyucu, illa Microsoft Windows işletim sistemi ile çalışacak değildir. İnternet’te yer alan birçok ev yapımı alet incelendiğinde, sayısal yayın alıcılarına yayın kaydedip çoğaltmak için, sabit disk ve CD/DVD okuyucu-yazıcı takılmış olduğu görülecektir. Hazır bir örnek ise; gelişen veri depolama aygıtları olan hafıza kartlarının da cep telefonlarından, DVD oynatıcılara dek kullanım alanın genişliğidir. Özellikle de “Microsoft Windows Vista ile uyumludur” etiketlerini, son bir buçuk yıldır, hemen her türlü bilgisayar donanım ve sarf malzemesinin üzerinde görmekteyiz. Bir LCD monitörün çalışmak için elektrik akımına ve göstereceği görüntünün kaynağına ihtiyacı vardır; Microsoft Windows Vista’ya değil. Bir örnek daha: görüntülü arama ve iletişim için vazgeçilmez olan İnternet kameraları (webcam) üzerinde ise, Microsoft Windows Live Messenger ile uyumludur etiketleri yer alır. Sonuçta kameranın da çalışma mantığı LCD monitör ile aynıdır.

Soru şu: Microsoft Windows Vista ile uyumlu olmayan donanımlar, fişe takıldığı zaman çalışmıyorlar mı? Daha önceki Microsoft Windows sürümlerinde nasıl çalışıyorlardı? Eğer çalışmazlar ise ne yapmak gerek; çöpe mi atılacak, sistemi mi güncellenecek, yoksa üzerine dantel işleme serilip evin bir köşesine mi konulacak?

Oluşturulan “tek bir sistemle çalıştırılabilir” etiketi ortaya çıkan faydayı sadece kendi ürününü sattırmak isteyen tekellerin seçenekleri dışlayıcı pazarlama faaliyetleri sonucudur. Yoksa kimse Microsoft firmasına aşık değildir.

Peki Microsoft ürünleri kullanıcıya fayda sağlıyor mu, ihtiyaçlarını karşılıyor mu? Yoksa sadece seçeneksiz ve cahil bir alışkanlık mı söz konusu? Bu soruya evet cevabını şeytanın ayrıntıdaki gizliliğini önemsemeden ve tarafsızmış gibi davranmadan cevaplamamız gerekir. Ancak bir soruyla: Microsoft başka fayda sağlayacak, ihtiyaçları giderecek yazılım firmaların ürünlerine yaşam hakkı tanıyor mu? Değil ürüne Microsoft’un evrensel standartları dahi kendi çıkarlarına yönelik olarak değiştirebileceğine şahit olmadık mı OOXML davası süresince?1

 

Özgür Yazılım ve GNU/Linux dağıtımları pratiğine gelecek olursak…

1983 yılında, Stallman’ın, yazılımların toplumların malı olduğu ve özgürce, kısıtlama olmaksızın ticari kaygılardan sıyrılması* (gerçektende; ticari kaygılarla bilim yapıldığını düşünebiliyor musunuz?) gerektiğini açıklayan manifestosuyla başlayan ve donanımlarla daha kolay anlaşmamızı sağlayan çekirdeğin (Kernel), Linus Torvalds tarafından bulunması ve sonuçta rekabetten hoşlanmayan, bilgisi ve bilimi kazanç amaçlı kullanan firmalardan korumak için GNU Genel Kamu Lisansı ile koruma altına alınmasından bugüne, Özgür Yazılım ve GNU/Linux dağıtımları, bir hayli yol aldılar.

Hatta artık bugün kendi aralarında yarışmaktalar ve tamamı ile insanlığa, bilginin gelişimine hizmet eden bir rekabet halini almıştır.

Dünya üzerinde satılan her bilgisayarda kurulu olmasa ve satılmasa da, GNU/Linux dağıtımlarını kullananların, sayısı gün be gün artmakta.  Alınan mesafe ve kullanıcı sayısının artmasında kuşkusuz itici unsur olan İnternet ile bilgisayarların ucuzlaması, her ikisine de erişimin kolaylaşmasının rolleri büyüktür.

Özgür Yazılım ve GNU/Linux dağıtımlarının devasa genel merkezleri, ülke ofisleri, satış temsilcileri, şık kutulu ürünleri yok* (Ubuntu’nun ShipIt hizmetiyle ücretsiz gelen şık kutulu kurulum CD’leri, SuSE’nin kalın el kitapçığıyla ve kutulu gelen paralı, ama kodlarına erişim tamamen mümkün…) Hatta bu hareketin tek gelir kaynağı bağışlar, satın alınan penye, gömlek, kupa, fincan, rozet, çıkartma, fare altlığı, küçük not defteri gibi ürünlerden oluşmakta.

Üstelik sürekli birbiriyle haberleşen topluluk gönüllüleri yaptıkları harcamaları da kendileri karşılamaktalar. Kimse onlara yerelleştirme ve geliştirme çalışmaları, sürüm denemeleri için bilgisayar hediye etmiyor, evlerine internet bağlamıyor!

Belki de gerçekten de bu denli güçlü olmalarının, verimli çalışmalarının, eksiklerini hızlı kapatmalarının, desteklerinin hızlı olmasının ve özgürlüklerinin, yaratıcılıklarının tek nedeni, yazılımların özgürlüğüne inanmaları ve bu uğurda mücadele etmeleri.

Mücadele kime mi karşı? Yazılımların özgürlüğüne karşı gelen ve içeriklerini, kaynağını paylaşmayı reddeden, evrensel bilgi birikimini kendi ticari amaçları için el koyan yazılım firmalarına, tekellere ve piyasada ayakta kalıp pazardan pay kapmak uğruna, bu tekellerle asalak bir ilişki kuran donanım üretici ve satıcılarına karşıdır. Bir de Özgür Yazılım’ı ve fikri mülkiyet haklarının topluma verilmesini amaçlayan Genel Kamu Lisansı’nı, kanser gibi gören ve de bu betimlemeye destek olan kimi medya organlarına (özellikle de bilişim, bilgisayar dergileri* -artık internetin gelişmesi ve donanımlara erişimin uygun hale gelmesiyle sadece reklamdan ibaret hale gelmişlerdir günümüzde-) karşıdır.

Üstelik mücadeleleri, kutsal olan bir görevi de kapsamaktadır. Serbest piyasanın tekelleşme olgusu karşısında seçeneksizleştirdiği yazılım ve işletim sistemi pazarında;

  • özgür,

  • kaliteli,

  • güvenilir,

  • verimli,

  • ücretsiz,

  • erişilebilir,

  • şeffaf

yazılımlar ve işletim sistemlerinin olduğunu kullanıcılara anlatmak, tanıtmak, benimsetmek ve her koşulda verimli kullanım için yardımcı olmak.

Bilgisayar eşit değildir Windows ve eşit değildir GNU/Linux, Apple MacOs X; ne de bir başka işletim sistemi. Evrendeki her işimizi yapan, verimlilik-eğlence-öğrenme sağlayan bu araçlar, çok yönlüdürler iyi derlenmiş, verimli ve çalışabilir hale getirilmiş her türlü işletim sistemini çalıştırabilirler.

Kısacası yazılımların özgürlüğü eşittir bilgisayarların özgürlüğü! Bu ikisinin gerçekleşmesi ise insanın özgürlüğüne kapıyı açacaktır.


İstanbul, Şubat 2010

bilgi@ozguryazilimsendikasi.org


Lisanslar:

Makalenin tüm içeriği GNU/GPL 32 ve Creative Commons (by-nc-sa)3 ile lisanslanmış olup içeriği haber verilmek ve yeniden GNU/GPL ve Greative Commons (by-nc-sa) ile lisanslanmak koşuluyla kopyalanabilir, düzenlenip değiştirilebilir, atıfta bulunulabilir, yeniden dağıtılabilir.

 

Dipnotlar:

1OOXML’e Karşıyız! http://www.ozgurlukicin.com/ooxml/

2GNU Genel Kamu Lisansı sürüm 3′ün gayri resmi Türkçe çevirisi için Pardus Viki ekibine teşekkürler: http://tr.pardus-wiki.org/GNU_GPL_%28Genel_Kamu_Lisans%C4%B1%29_S%C3%BCr%C3%BCm_3_Gayr%C4%B1resm%C3%AE_%C3%87evirisi

3Creative Commons (by-nc-sa): Bu lisansa sahip eseri kopyalayabilirsiniz, üzerinde değişiklik yapıp yenisini üretebilirsiniz. Sağlanması gereken üç şart var. İlki, eserin tüm kopyalarında eserin ilk sahibinin belirtilmesi. İkincisi, eserin hiçbir kopyası ya da eserden üretilmiş yeni eserlerin hiçbirisinin ticari ortamda kullanılmaması. Üçüncüsü, eserin tüm kopyalarında ya da eserden üretilmiş yeni eserlerde de aynı lisansın kullanılmaya devam edilmesi.http://tr.wikipedia.org/wiki/Creative_Commons

Pardus-Linux.org edergi 17. Sayı yayınlandı!


Pardus-Linux.org oluşumunun GNU/Linux ve Özgür Yazılım üzerine yayınlayıp kazandırdığı dergisi 17. sayısı ile dünyamıza yeni bir katkı sağladı.

Derginin içindekiler kapağında yer alıyor; indirip okumanızı tavsiye ederim. Her geçen sayı daha da yetkinleşmekte dergi. Bu sayı da gözümüze çarpan gerek içerik gerekse kalite ve makalelerin doyuruculuğu.

Tipik yazılım ve oyun incelemelerinin yanı sıra Django’nun ağırlığı tüm dergide hissediliyor. Özellikle de Django yazılarını hazırlayan Onur Tuna ve Muslu Yüksektepe’ye çalışmaları için teşekkürler. Armağan Can’da anlamadığım bir konu olan yazılım geliştirmeyi bu sefer C dili üzerinde ele almış; tebrikler. Uygulama ve oyun tanıtımında ise Erdem Artan ve Hamit Giray Nart’a, Firefox yazısında ise Mehmet Gültaş’a da ayrı ayrı teşekkür etmek şart. Hamit ve Erdem ikilisine kitap incelemesi için de teşekkürler.

Kapak ise tek kelime ile mükemmel, iç içe geçek hiçbir şey yok. Eline sağlık Gürhan!

Sitemizin yazarlarından Kemal Karataş’ın da günümüzün internet ilahı ve hepimizin dostu ilan edilen (Google is your best friend!) Google üzerine kaleme aldığı makalelerini bir yere not edin; gayet başarılı iki makale çünkü.

Benim kaleme aldığım makaleyi ise burada anlatmak bana düşmeyecektir ve takdiri yine okurlara bırakıyorum. Şunu söyleyebilirim ki, çok yönlü bir makale oldu bilim, bilişim, eğitim ve devletin bu üçü için vizyonsuzluğu üzerine.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne selam eden Pardus-Linux.org edergi 17. Sayı’yı indirmek ve hakkındaki yorumları okumak için aşağıdaki bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz: Pardus-Linux.org eDergi 17. sayı


Her zaman olduğu gibi Pardus-Linux.org eDergi katkılarınızı beklemekte: 18. sayı hazırlıklarına katılın!


Bu sayıyı bize ulaştıran ve Özgür Yazılım dünyasına katkıda bulunan aşağıda ismi yazılı herkese teşekkürü borç bilirim:

Armağan Can, Aydın Bez, Erdem Artan, Gürhan Şükrüoğlu, Hamit Giray Nart, Kemal Karataş, Melike İteralp, Muslu Yüksektepe, Onur Tuna, Uğur Çaylık ve tüm Pardus-Linux.org üyeleri.


Beyin Haritaları #2 Aptal Kutusu

17 Mart 2009′da Ubuntu Türkiye SUDO dergisi için yazmaya koyulduğum bir makale için yaptığım bir harita. Kısa olmuş ama yaptığım zamanki zaman darlığımı anımsıyorum da bunun ortaya çımkası bile mucize!

Bilgisayar Kapsar İnsan Yaşamını Bölüm Bir

Bilgisayar Kapsar İnsan Yaşamını

Bölüm Bir: İnsana, Toplumsal Yaşama ve Bilgisayarların Etkinliğine Dair


Sürekli olarak bir koşuşturmaca içerisindeyiz alet yapmayı becerdiğimizden beri ve şöyle geçmişe ve geleceğe baktığımızda ise tek gördüğümüz hedeflerimizin peşinde olduğumuz gerçeğidir. Kuşkusuz her insanın hedefi ya da doğrusu tek amacı yaşamaktır.


Yaşamımızı istediğimiz gibi sürdürmek, hedeflerimizi yakalamak ve refahımızı sağlamak için kurulu düzen ne olursa olsun çalışmak ve karşılığını da almamız şarttır. Artık dünya emek yoğun üretimden düşün yoğun üretime geçmekte ve üretim koşullarının genel geçer kuralları, hatta toplumsal yaşamın, yeniden düzenlenmektedir. Artık insan-insan, insan-toplum ilişkileri sürekli olarak gelişen bilgi teknolojilerinin ürün ve hizmetlerinin her alana nüfuz etmeleriyle gün be gün değişmektedir.


Öyle bir iş kolu, yaşam alanı gösterin ki, dolaylı ya da dolaysız bilgisayarların, bilgi teknolojilerinin ürün ve hizmetlerinin eli değmemiş olsun: Eğitimden sağlığa, güvenlik ve savunmadan üretim ve üretim planlanmasına, adaletten eğlenceye, aklımıza gelsin gelmesin yaşamın tüm alanlarına artık insanlardan çok bilgisayarlar egemen.


Bugün, tüm dünya ve geç yakalasak da bilgi teknolojilerinin gelişimini ülke olarak, kamu kurum ve kuruluşlarıyla, firmalar, şirketler birçok işlemi zaman kazandırdığı için bilgi teknolojilerinden yararlanarak bilgisayarlar aracılığıyla yapmakta bu sayede ise maliyetlerini azalttıkları gibi karlarını da arttırmakta, atıl-aylak kapasite, personel kullanımını önlemekte, zaman ve verim kazanıp rakiplerinin önüne geçerek etkinlik sağlamaktadırlar. Genel örnek verirsek eğer e-devlet, e-okul, e-bordro, evrak takibi, iş akışları, araç takibi…


İlkokuldan üniversiteye dek eğitim-öğretim bilgisayar ve bilişim teknolojileriyle desteklenmekte; mahkemelerdeki “yaz kızım” artık duruşma kayıtlarını daktilo yerine bilgisayardaki kelime işlemciyi kullanarak tutmakta; satın aldığımız tüm ürünler ve ambalajları bilgisayarda tasarlanıp yine bilgisayar destekli karar verme sistemleriyle üretim bandına sokulmakta; vücuttaki kötü huylu ve saklambaç oynamayı seven hastalıklar bilgisayar destekli tıbbi cihazlarla görüntülenmekte, teşhis ve tahliller yapılmakta…


Akıllı ev ve otomobiller, iletişim araçları, kişisel bakım ve eğlence ürünleri… Kısaca söylersek eğer bilgisayarlar, bilişim teknolojileri ürün ve hizmetleri her alanda insan yaşamını kapsamıştır.


Peki, bu kötü bir şey mi? Yani egemenliğin, karar alma hakkının, yaşayışı yönlendirmenin yavaş da olsa bilgisayarların eline geçmesi? Cevap: tek kelimeyle hayır! Eğer kötü olsaydı içinde bulunduğumuz düzen ve yaşamın akışkanlığı tam anlamıyla yaşanmaz olurdu. Ancak şurası kesin, bilgisayarlar, bilişim teknolojilerinin ürün ve hizmetleri sadece kendi yaşamımıza, toplumsal çevremize değil tüm dünyaya egemen olması birçok şeyi değiştirdi.


Örnek verilirse eğer güncelden anlık ilete kanalları ve görüntülü konuşma aracılığıyla arkadaş edinme, tanışma ve forumlar ve ağlar aracılığıyla sosyal bir çevre yaratma; ileri boyutta ise ailelerin bu kanalları kullanarak uzak diyarlardan kız istemesi sayılabilir.


Bir diğer örnek ise internet ve bilişim teknolojilerinin ürün ve hizmetlerinin ülkemizde yapılan bir güncel araştırmaya göre gençlik üzerinde sosyal ve eğitsel ilişkilerini de olumsuz ortaya koyduğu açığa çıktı. Verilen cevaplardan biri ise cep telefonundan değil de kitaplarından vazgeçebileceği yönünde.


Ancak bu demek değildir ki bilgisayarlar, bilişim, internet ve bilgi teknolojileri düzeni yıkıcı, değiştirici ve yozlaştırıcıdır. Aslında bu denli bireysel ve sosyal çevremize, üretim-tüketim ilişkilerine ve dünya işlerine hakim olmasına karşın bilgisayarlar sanıldığının aksine ne akıllıdır ne de zeki. Çünkü bilgisayarların insanlarla etkileşim kurmasını sağlayan işletim sistemleri ve iş yapılan yazılımları da yaratan insanlardır ve bu yüzden verdiği, vereceği kararlar yazılımı yazan yazılımcının öngördüğü iş akışlarına, sorun çözme yetisine ve algoritmalarına göre olacaktır. Zor bir durumda iç ve dış çevre koşullarını göze alarak zararda ise en az zararla, kazançlıysa en çok kazançla işin içinden çıkmak amacında olan insan gibi duygusal ve mantıklı bir karar veremeyeceği gibi bilgisayarlar, kendilerine verilen veriler ışığında hesaplama ve çıkarımlar yapar ve yine yorumlaması, son kararı vermesi için insana bunları raporlar, sunar. İşte bu yüzden her şeyin başı yazılım ile başlar.


Peki, nedir bu yazılım denilen şey? Elle tutulur olmadığı kesin ama gözle görülür olduğu ve ürün ürettiği, katma değer yarattığı da kesin. Bilgisayarlar ve bileşenleri, donanımlar ne denli üst seviye olursa olsun uygun işletim sistemi, işimizi görecek, verimlilik sağlayacak uygulama yazılımları olmadan hiçbir işe yaramayacaktır. Çünkü bunca pahalı üst seviye donanımların işlevsellik kazanmaları sadece ve sadece yazılımlar ile mümkündür.


Aklıma Takılanlar #1

“Hackerlar gözünü cep telefonlarındaki bilgilere dikti, mobil virüs sayısı 1000’e ulaştı. Bilgisayarların ayrılmaz parçası haline gelen güvenlik yazılımları, cebe de girmeye başladı.

Alıntı: 14 Temmuz 2009 Salı Cumhuriyet Gazetesi

Yukarıda alıntı yaptığım haberi kaleme alan haber editörü büyük ihtimalle aklında “bilgisayar eşittir Windows” denklemini kurmuş ve bu denklemin de dışına çıkamamakta diyeceğim ama yayıncılıkta bilindiği gibi pazar hakimi Machintosh’lar ve bu denklem demek ki iki sabitli.

İtiraz: Güvenlik yazılımları bir kere sadece kapalı kaynak kodlu işletim sistemlerinin belalısı ve haberi kaleme alan editör GNU/Linux dağıtımlarından, özgür işletim sistemlerinden de habersiz. Kafasındaki eşitlikle milyar lira vererek aldığı bilgisayarların güvensiz olduğunu, dahası tam güvenlikli bir sistemin olmayacağına kendisini inandırmış. Oysa bilinmektedir ki zararlı yazılımların çoğu kapalı kaynak kodlu işletim sistemlerine yöneliktir ve GNU/Linux için yazılan virüsler iki elin parmaklarını geçmez. Bunun nedenini belki de Hacker etiğinde aramak gerekir.

Gelelim konumuza güvenlik yazılımları bilgisayarların mı ayrılmaz parçasıdır yoksa işletim sistemlerinin mi? Haliyle bilgisayarların işletim sistemi olmaksızın bir işe yaramadığını bilen son kullanıcılar olarak cevabımız işletim sistemi olacaktır. burada ise cevap çatallanmakta: Özgür Yazılım ve Özgür İşletim Sistemlerini mi yoksa özgür olmayan, özgürlüğe düşman kaynak kodunun kapalılığını esas ilke benimseyen yazılım ve işletim sistemlerini mi?

Peki güvenli olan hangisi?

GNU/Linux virüsleri ve zararlılar