Posts tagged ‘gnu’

Montaj ile Bilişime Katkı Olur mu?

 

Cemre Akkartal: Peki bilgisayar sektöründe trendler neler?

Altan Aras Fakılı: Bilgisayar sektörü, teknoloji ve tasarımın iç içe geçtiği bir sektör. Casper olarak hem yüksek teknolojisi hem de çekici tasarımlarıyla, tüketicilere hayatlarının her alanında kullanım kolaylığı, estetik ve performans sunan geniş bir ürün ailesi sunuyoruz.”

 

Yukarıda yer alan soru-cevap Akşam Gazetesi’nin tam bir yıl önce; 31 Aralık 2008′e; “future&trends” ekinin 6. sayfasında Cemre Akkartal’ın Casper Bilgisayar Yönetim Kurulu Başkanı Altan Aras Fakılı ile yaptığı “Hedef Kitlenin Tamamına Ulaşıyoruz” adlı söyleşiden bir kısım.


Yapılan söyleşide dikkatimi çeken birçok unsur oldu ancak ben makalemin omurgası olarak yukarıda yer alanları verdim; dikkat cımbız ile ayıklamadım.


Baştan kaybettiren seçim: montajcılık


Casper, hazır sistem bilgisayarlar montajlayıp pazarlayan ülkemizin yüzakı teknoloji firmalarından biri. Fakat katma değeri yüksek bir alana yaptığı katkı yarattığı ekonomik değerlerin alkışlanmasından ziyade bilişim teknolojilerine ne gibi bir katkı sağladığı sorgulanmalı. Çünkü pazarlaması ve satışı yapılan hazır sistem bilgisayarları ile satışa sunduğu teknoloji zincir marketlerin reyonlarında yer alan diğer sistemler üç aşağı beş yukarı aynıdır. İşlemcisi, belleği, ek bileşenleri ve işletim sistemlerine dek… Bir farkındalık varsa da satış arttırıcı unsurlar olarak verilen (ama fiyata gizlenmiş) hediyeler, garanti süresi ve destektir.


Yani değil Casper, diğer hazır sistem bilgisayar satıcısı firmaların bulduğu, ürettiği bir işlemci yoktur. İşlemci olarak ya INTEL Ya AMD; anakartta ise MSI, Asus, Gigabyte; yonga setleri olarak VIA, SIS; sabit disk olarak Samsung, Seagate, Western Digital, Maxtor ve de işletim sisteminde ise tartışmasız Microsoft tekeli… Hep aynı ve birden fazla alanda top koşturan büyük üreticiler…


Kısacası pazarda binlerce hazrı sistem bilgisayar satış-pazarlaması yapan firma var; ama 100′ü geçmeyecek şekilde ana bileşen üreticisi var ve hatta iddia edilebilir ki bu 100′ü aşkın üretici firma da iki adet işlemci üreticisinin AR-GE çalışmalarına bakarak kendilerine yön vermekte. Bütün piyasa, üreticiler ve satıcılar da tekel işletim sistemi üreticisi Microsoft’un yaptıklarına ve yapacaklarına. Bu durumda piyasadaki satış-pazarlamacı firmalar1 doğal olarak üreticilerin alıcısı olmakta; yani sürekli bir seçeneksiz bağımlılık var. İşletme bilimi diliyle tek üreticiye bağımlılık. Bu ise satış-pazarlamacı firmanın kadrini tayin eder: montajcılık.


Çünkü üretim için yaratıcılık ve icat gerekir; montaj için ise icat edilenin ya da keşfedilen üretim model ve sürecinin kullanım hakkının satın alınması.



Kullanım kolaylığı ve başarım; ama nasıl?


Bir diğer konuyu da açmak gerekirse kullanım kolaylığı ve başarım neye göre belirlenir? Hazır sistemlerde bir araya getirilen düşüğünden en yükseğine kadar donanım hangi kıstaslara göre belirlenmiştir? Casper ya da pazarda varlık gösteren diğer firmaların yapmış olduğu bir çalışma, anket, veri madeni var mıdır? Ünevirsitelerle işbirliği içindeler midir? Tutum ve davranışlar, talep ve kullanma amaçları (eğitim, iş, eğlence, verimlilik, devlet daireleri, depolama, internet sunucusu, rutin işlemler…) nasıl tespit edilmektedir? Müşterilerle ve hedef kitle ile nasıl bir bilgi alışverişi yapılmaktadır?


Ancak bilinen gerçek şu ki, hazır sistem bilgisayarların bileşenleri, donanımlar yeni nesil oyunların, üçüncü parti yazılımların, işletim sistemlerinin ve işlemci üreticilerin2 ürettiği ürünlere göre şekillenmektedir. Hatta öncü bir sistem satıcısının piyasaya sunduğu hazır sistem, diğer firmalarca model alınarak türevleri yapılıp pazara sürülmektedir: Birinde işlemci INTEL Core 2 Duo, diğerinde AMD X2 64 Bit olur, birinde depolama alanı 250 GB iken diğerinde 320 GB, birinde ekran kartı ATI iken öbüründe Nvidia… Ancak önemli bir kıstas ise tüketicinin ekonomik durumudur ki, oluşturulan sistem verimli olacağı gibi ekonomik olarak da satın alma gücünü zorlamamalıdır.


Oyun üreticileri3 ile işletim sistemi üreticilerinin (Microsoft ve Macintosh) ve üçüncü parti yazılım üreticilerinin (Adobe, Autodesk, Nero, Corel, Microsoft…) ürettikleri yazılmlar donanım seçebilirler. 4 Bu ise hazır sistemleri oluşturan firmaların ürünlerini bu yazılımları kaldırabilecek, çalıştırabilecek asgari bileşenlerden oluşturma zorlar. Ama oluturulan ürünlerde bir parça parlarken (işlemci, ekran kartı gibi) bir parça düşük modelde kalır; ama bu eksiklikler de hediyelerle kapatılarak pazarlanır: kamera, yazıcı, ses sitemi…


Sonuç olarak: Özgür Yazılım eşittir verimlilik5

Kısaca verimlilik denilen pazarın tek üreticilerinin eline bırakıldığı gibi son tüketicilerin (devlet, bireyler, firmalar) düşünceleri çoğunlukla umursanmaz; anketler, saha çalışmaları, geri bildirimler alınmaz değil; sektöre yine kâr unsuru yön verir.


Neticede ülkemizde bilişim okur-yazarlığı6 internet teknolojilerinin kullanımı, bilginin üretim ve yönetimi, AR-GE gibi çalışmaları diğer ülkelerle kıyasladığımızda oldukça geride kalmaktayız.7 kaldı ki bugün üniversitelerdeki sadece bilgisayar değil tüm mühendislik ve teknik eğitilm bölümlerinde, özel sektördeki bilgisayar eğitim kurumlarında, bilişim yayınları ve magazinlerde Özgür Yazılım ve GNU/Linux dağıtımlarına ne ölçüde yer verildiği ortada. Hatta yeterli yönlendirme ve eğitimden ziyade dışlayıcılık mevcuttur; birkaç istisna olabilir ve kendisini Microsoft baskısından sıyırıp özgürleştiren meraklı kullanıcılar da olabilir; bu güzel bir olgudur, sevindirici ve umutlandırıcıdır. Nitekim bugün etrafında toplandığımız birçok Özgür Yazılım ve GNU/Linux dağıtımı forumu, e-dergilerinin temeli bu merak ve farklı olanın peşinden gitme cesareti sayesindedir. Fakat Microsoft eğitiminin sürekliliği ya da kaynak kodu kapalı, Özgür Yazılıma düşman programlama dillerinin sürekliliği kesindir.


Ne alakası var verimlilikle, başarımla ve keşfetmekle Özgür yazılımın diye sormayın çünkü düşünce ve peşi sıra yaratıcılık özgür düşünce ile, laik ve bilimsel eğitimle, seçeneklerin ortaya konulmasıyla ve sormak, bulduğu cevapla yetinmeyerek yeniden sormak ile mümkündür ki, icat edilen buluşlarla, keşfedilen tekniklerle verimlilik ve başarı sağlanabilsin. Bunlar olmaksızın, sadece sermayeye dayalı bir ekonomi kurulur ve yapılan ise icat edilenin devasa tesislerde montajlanmasıdır ki, bunu pekala robotlar da yapabilir. Sömürülen, özgürce düşünemeyen insan icat edemez; sadece sömürülür. Şimdi gelinde bilgisayar ve diğer mühendislik bölümlerinde tekelciliğin çebmerinde dolananları düşünmeyin! Bilgisayar eşittir Windows değil, Microsoft eşittir bilişimde, özgür düşüncede kısıtlama, sömürü.


 

Lisanslar:

Makalenin tüm içeriği GNU/GPL 38 ve Creative Commons (by-nc-sa)9 ile lisanslanmış olup içeriği haber verilmek ve yeniden GNU/GPL ve Greative Commons (by-nc-sa) ile lisanslanmak koşuluyla kopyalanabilir, düzenlenip değiştirilebilir, atıfta bulunulabilir, yeniden dağıtılabilir.

 

1Casper, Exper, Vestel, IBM, HP, Crea, Pro2000, Everest, Acer…

2AMD, 64 Bit işlemcileri piyasaya sürerek işlemci piyasasının adeta ırmak yatağını değiştirmiştir.

3Eidos, EA, Ubisoft, IAN Storm, NeverSoft, Activision, Capcom, Rocstar Games…)

42004 yılında Eidos firmasının çıkarttığı Thief 3 deadly Shadows oyunu nivida FX serisi altındake ekran kartlarıyla çalışmamaktaydı ve bu seçicilik bir anda diğer oyunlarada sıçradı.

6Pardus’un bu konudaki gayretleri ve LKD’nin, Mustafa Akgül hocamızın çalışmaları da gerçekten güzel.

7Meraklı okur Google’dan “ülkemizin Ar-Ge alanında dünyadaki ve Avrupadaki durumu” ve türevleriyle arama yapabilir.

8GNU Genel Kamu Lisansı sürüm 3′ün gayri resmi Türkçe çevirisi için Pardus Viki ekibine teşekkürler: http://tr.pardus-wiki.org/GNU_GPL_%28Genel_Kamu_Lisans%C4%B1%29_S%C3%BCr%C3%BCm_3_Gayr%C4%B1resm%C3%AE_%C3%87evirisi

9Creative Commons (by-nc-sa): Bu lisansa sahip eseri kopyalayabilirsiniz, üzerinde değişiklik yapıp yenisini üretebilirsiniz. Sağlanması gereken üç şart var. İlki, eserin tüm kopyalarında eserin ilk sahibinin belirtilmesi. İkincisi, eserin hiçbir kopyası ya da eserden üretilmiş yeni eserlerin hiçbirisinin ticari ortamda kullanılmaması. Üçüncüsü, eserin tüm kopyalarında ya da eserden üretilmiş yeni eserlerde de aynı lisansın kullanılmaya devam edilmesi.http://tr.wikipedia.org/wiki/Creative_Commons

Piyasada işletim sistemleri savaşı başlamıştır

İşletim Sistemleri Savaşına Hazır Olun

Makaleyi yazan: Kemal Karataş




Son dönemde Google–Apple, Microsoft–GNU/Linux arasındaki rekabet iyice kızıştı. Piyasanın % 90 payını Microsoft elde tutuyor hala. Bilişim piyasasının kurallarını şimdiye kadar kendine göre uyguladı; ama artık kurallar değişiyor. Microsoft 3 yılda bir versiyon açıklarken, Windows 7′yi Vista’nın başarısızlığı yüzünden 12 ay gibi kısa bir süre içinde piyasada çıkardı. Normalde Windows 7′nin 2010 yılında çıkması gerekiyordu.



Google Chrome OS 2010 yılında piyasaya çıkıyor; ayrıca Intel Moblin projesiyle taşınabilir bilgisayarlar için büyük bir adım attı. Google’ın Microsoft’a destek vermeyeceği kesin; kuşkusuz bunda Microsoft ile aralarında olan birçok dava ve pazar hakimiyeti savaşı önemli bir etken. Burada Intel’in yaptığı atak şaşırtıcı. Microsoft’un piyasadaki stratejik ortağı olan bu firma, GNU/Linux alternatifine destek veriyor. Moblin projesi, GNU/linux dağıtımlarıyla anlaşarak, yakın gelecekte dişli bir rakip olacağını gösterdi. Bu rakipleri karşısında Microsoft’ta boş durmuyor: Windows 7 piyasaya çıkmadan reklam, pazarlama ve metodlarıyla rakiplerini takip etti. Daha önceden aday versiyonlardan kullanıcı raporlaması alınmazdı, ama Windows 7′de GNU/Linux dağıtımlarının kullanıcı desteğini taklit etti. Steve Ballmer 2 gün önceki sunumda, sanki ‘Çok büyük bir değişiklik yapmış’ gibi konuşuyordu. İnternet medyasındaki destekçileri de Microsoft’u desteklemezse olmaz.. MS Windows Vista’nın hezimet olduğunu gizleyen medya destekçileri, Windows 7 konusunda da abartılı haberlere, pohohlamalara devam ediyor. Burada kilit nokta NetBook sektöründe, Microsoft’un dikta metotlarının hakim gelip, gelmeyeceği.



NetBook piyasasında yaşanan oyun çok önemli. 2007′nin son döneminden beri çıkan ürünlerde, MS Windows Xp Home versiyonu kullanıcılara zorla verildi!.. Satın alan kullanıcılara fikri sorulmadan, yapılan anlaşmalara göre bu despotluk yapıldı. Otomatik olarak GNU/Linux uyumlu NetBook’lar dahi bu zorlamayla satılmakta. Bu despotluğu, Google Chrome OS ve Moblin kısmen değiştirebilir.




Mobil platformlar da son birkaç yılda hızla gelişti. Apple–Intel ortaklığıyla, Ipod ve Iphone ürünleriyle piyasada büyük pay sahibi oldu. Bu yıl 5.2 milyon satış rekoruyla, krizden bile etkilenmedi. Google, Android platformuyla mobil platformda da aktif. Microsoft, bu piyasada etkisiz kaldı. Google, Apple vs. rakipler tüketici kitlesini topladı. Artık Mictosoft bu şirketlere kafa tutucak durumda değil. Daha masaüstü bilgisayar piyasasında sıkıntı çekiyorken, mobil platformlara odaklanması mümkün değil. Özellikle de mobil araçlarda Symbian işletim sisteminin egemenliği uzunca bir süre kırılacağa benzemiyor.



Piyasanın değişimini yorumluyoruz. Ama önceki şartlara bakmadan objektif yorum yapamayız. 10 yıl önce, insanlar masaüstü ve dizüstü bilgisayarların ikisine birden sahip olabilirdi. Bu iki üründe de aynı işletim sistemini aynı işlemler için kullanırlardı: yazılımlar, verimlilik uygulamaları, koruma ve güvenlik programları, aktiviteler hep bu gerçeğe göre düzenlenirdi. Geliştiriciler bu gerçeğe göre, programlarını piyasaya sürerdi. Artık akıllı telefonlar, NetBook’lar, kendine özel derlenmiş işletim sistemlerinde çalışabiliyor. Microsoft’un Windows 7′le bu istekleri karşılaması zor. Hem akıllı telefonlar, NetBook’lar ve masaüstü bilgisayarlar için ortak çözüm bulmak zorundalar. Bu açığı da Özgür Yazılım ve GNU/Linux dünyası kapatıyor. Her elektronik cihaz için derlenebilecek bir çekirdekten bahsediyoruz. Artık “İşletim sistemi savaşları” dönemine girmiş bulunuyoruz.


Ms Windows 7 eskisi kadar rahat piyasada olamayacak. Küçümsediği rakipleri daha planlı biçimde karşılık veriyor. MS Office ürününe karşılık, “Google Docs” iyi bir alternatif. Çünkü her yerden he şekilde donanım bağımlılığı olmaksızın ihtiyaçlar karşılanıyor. GNU/Linux dağıtımları eksikliklerini gün be gün kullanıcı ve geliştirici topluluklarının karşılıklı etkileşimiyle kapatmakta ve daha iyiye doğru yol almakta. Geçen dönemde, Google’ın internet servisleri ve farklı GNU/Linux dağıtımları şirketlerin ve de son kullanıcının isteklerini karşılayabilir.



FSF de karşılık olarak, etkili bir kampanya başlattı: Windows7sins.org sitesinde protestosunu en hızlı biçimde yapıyor. FSF’ye destek veren sitelerde tanıtıma destek oluyor. “Kurumsal ve son kullanıcının nasıl sistematik biçimde sömürüldüğünü” madde madde açıklıyorlar. Eskiden Microsoft’a planlı yapılamayan itiraz, şimdi en iyi biçimde yapılıyor. Abartılı, janjanlı ve sık verilen reklamlarda gizlenenler aleni olarak açıklanıyor. MS Windows Xp’de kalan şirketler ve son kullanıcıya, en az Windows 7 home versiyonu zorla pazarlanacak. Bu versiyona geçmenin bedeli ne olabilir peki? Bütün şirketlerin ve kullanıcıların en yeni bilgisayarları satın alması.. Bu küresel krizde o kadar para harcamaya değer mi ?



Microsoft bu sayılan şartlarla uğraşamayacak durumda. Hem oyun konsolu, işletim sistemi, mobil platform sistemi, program geliştirme sektörü gibi alanların hepsinde aktif. Bu sektörlerde de farklı rakipleriyle yarışması imkansız. Küresel kriz, Microsoft’un bile masraflarından kısmasını zorluyor. Şirket uzmanlaşacağı alanları seçmek ve en zayıf halkayı kopartmak zorunda. Böyle yapmazsa, piyasadaki %90′lık payından azalmalar olması kaçınılmaz. Microsoft bütün gücünü, zorbalıkla kullanacak, fakat piyasa artık o kadar kolay bu şirketin oyuncağı olmayacak.



Eskiden farklı isteklere sahip olan kullanıcılara tek bir ürün ile hitap edilebiliyordu. İş adamları, sanatçılar, memurlar ve öğrenciler bugün sahip oldukları konumlar itibariyle farklı isteklere sahip. Artık lisans yoluyla kullanıcı isteklerini sınırlamak, değiştirilmesi gereken bir taktik. GNU/Linux dağıtımları, Apple, Google Chrome OS, Moblin gibi alternatifler, işletim sistemi piyasasında paylarını alacaklar. Bu piyasanın yeni şartları kimin piyasada kalıp, kalmayacağını bize gösterecek. Her ne olursa olsun, farklı seçimler ve özgürlüğün kazandığı bir piyasaya hazır olalım.


Kaynak: http://www.forbes.com/2009/10/22/google-microsoft-apple-technology-cio-network-novell.html

http://www.channelregister.co.uk/2009/10/22/windows_7_what_we_learned/

http://en.windows7sins.org/#7



Dünyada ve Türkiye de Gnu/Linux

Dünyanın önemli bir kısmında bugün GNU/Linux dünyası hak ettiği değeri toplamaya başladı. Önyargılar zaten vardı. Ama piyasa’nın değişen şartları, Özgür Yazılım geliştiricilerinin dikkat çekmesini sağladı. Ancak aşınmaya .aşlasa dahi ülkemizde hala büyük bir GNU/Linux önyargısı var.

Amerika ve AB doğal müttefiktir; ama bilişim dünyasının bu önemli merkezleri, Özgür Yazılım camiasını yok sayamıyor artık. Küresel krizin de etkisiyle, piyasanın yeni şartları her kesimi değiştirmeye zorluyor: işletmeler, kurul ve kuruluşlar, okullar ve Özgür Yazılım’ın rakiplerini…

Microsoft’un eskiden alay ettiği Özgür Yazılım dünyası şimdi güçlenen dişli ve yok sayılamayacak bir rakip. Değişen bu şartlar, kurumsal ve son kullanıcı kitlesine farklı seçenekler e yöneltiyor.. Avrupa’da önemli devletler, askeri ve bürokratik alt yapısını toptan Özgür Yazılım ve GNU/Linux alternatiflerine taşıyor. Zaten güvenlik açısından, devlet kurumlarında MS Windows seçimi, en son ve mecburi seçenekti. Fakat MS Windows Vista rezaletinden sonra, şirketler ve son kullanıcı farklı alternatifleri araştırmaya başlamıştı: Ubuntu, Fedora, Mandriva gibi kullanıcı dostu ve makyajı, albenisi fazla dağıtımlar göz önüne çıktı. Burada önemli olan bir dağıtımın dikkat çekmesi değil, önyargıların silinmeye başlaması; dahası Özgür Yazılım ve GNU/Linux dağıtımlarının bilinirleklerinin, farkındalıklarının piyasada yer etmesidir. Ancak bu, GNU/Linux destek ve geliştiricilerin çabalarının boşa gitmemesi, destek ve daha fazla kullanıcıyı saflarına çekip Özgür Yazılım kullanmanın bilincine varabilmeleriyle mümkündür.. Ama bunun için önce bilinçlenme de önemli. Türkiye’de eksik olan taraf da bu zaten.

Bilişim dünyasını değiştiren merkezler öncelikle değişimi yakalar. Sonra Türkiye gibi “Kraldan çok kralcı” olan ülkeler en son gelişimi yakalamaya çalışır. Dünya küresel krizle uğraşırken,”hangi masraf kaleminden vazgeçebileceğini” düşündü. Çalışanlardan vazgeçmek kolay değil.. O yüzden bilgi işlem tarafındaki masrafların kesilmesi, daha mantıklı bir seçenekti. Kriz yokken, Microsoft’a milyonlarca dolarlık lisans parası ödemek sorun olmuyordu. Tek ürün alırken değil, teknik destek, çalışan eğitimi vb. gibi masrafları da hesaba katmak lazım. Kriz döneminde, bu bahsettiğimiz masrafları yapamadı küresel olsun olmasın şirketler ve devlet örgütlenmeleri. Bu yüzden, GNU/Linux, işletim sistemleri alanında mümkün olabildiği görüldü. Hem aynı işlev, hem de daha az maliyetle herkesin işine gelen bir tablo. Bu atak, önce e-devlet projelerinde, sorun ve de güvenlik açığı gibi olayların yaşanması istenmeyen kamu hizmeti sunan kurumlarda yapılmaya başlandı.

Intel-Microsoft ortak strateji daha önce büyük bir güçtü. Ama Intel, işlemci piyasasındaki gücünü Özgür Yazılım ile ittifak yapma kararıyla kullanmaya başladı. Intel’in bu hareketi, diğer donanım üreticilerinin de desteği ile yanıt buldu. AMD-Ati ikilisi gibi istisnalar bir mevzu bahis değil.

Kapitalist sistemin olağan krizlerinden birine girmesiyle oluşan, yeni şartlarını ortaya koyan piyasa karşısında, ülkemiz her zaman ki gibi kayıtsız. Fransa gibi gelenekçi bir devlet, bütün birimlerini Özgür Yazılım ve GNU/Linux alternatiflerine göç ettiriyor. Almanya’da birçok üniversite bu yolla tasarruf sağlıyor. Az da olsa kurumsal olarak Özgür Yazılıma geçiliyor. Ancak Türkiye’de, teknoloji marketleri ve bilişim piyasası genelde MS Windows kökenli yetiştiği için tam bir körlük içinde; dışlayıcı bir karaktere sahip olduğu için de tekellere sırtını dayamış. Gelişmeleri, bizim piyasamıza bilerek yansıtmıyorlar. Türkiye’de sadece bir azınlık, Özgür Yazılım camiasına katkıda bulunmaya çalışıyor. Pardus gibi TÜBİTAK destekli projeler de hedeflerine ulaşmaktan çok uzak ne yazık ki!..

Pardus, 5 yıl önce başlatılan bir yerel GNU/Linux dağıtımı projesi. E-devlet projesine uygun bir dağıtım olması planlanırken, istenilen hedefe ulaşılamadı. Bürokrat mantıkla ancak bu kadar GNU/Linux dünyasına katkıda bulunabilir. E-devlet projesini, MS Windows tabanlı yapılması da ayrı bir tezattı. Milyonlarca lira tutarındaki parayı tekellerin kasalarına pahalı lisans yenilemeleri yüzünden heba ediyoruz. Bu durum Özgür Yazılım felsefesini ne kadar az anladığımızın kanıtıdır. Kraldan çok kralcı davranırsak, insanlar “Özgür Yazılım” kelimesinin anlamını, içerdiği felsefeyi ve hatta ekonomiye tüketici bir kaldıraç etkisinden ziyade kaldıraç etkisi sağlayan yönünü hiçbir zaman öğrenemeyecek gibi görünüyor.

Amerika ve diğer gelişmiş ülkeler kendi yazılımlarını geliştiriyor. Biz ise, üretilen yazılımlara kısıtlayıcı linas sözleşmeleri yüzünden dokunamıyoruz bile. F-16 uçağı’nın çip ayarlarını değiştirmeye kalkarsanız, hurda olarak kullanırsınız. İsrail’den aldığımız, “Heron” casus uçaklarının yazılımına dokunmayı bile hayal edemezsiniz. Türkiye’nin genç neslinin çok olup olmaması önemli değil böyle bir durumda. Bu nesiller ilkokuldan itibaren MS Windows ile zehirlendiği sürece yaratıcı akıldan yoksun nesillere mahkum olacağız.

Bilgi ve bilişim çağının gerekli gelişmelerine ancak Özgür Yazılım felsefesini anlayarak ve genç nesillere anlatarak yakalamayı ümit edebiliriz. Okullar, devlet kurumları, sivil toplum örgütleri ve özel sektör şirketler GNU/Linux dağıtımlarına bir şans verdiklerinde hem kendileri, hem de Türkiye kazanacaktır. Örnek mi? Geçmişin patates tarlası İrlanda bugün eğitim sisteminin içeriğini bilişime yönelik hal getirdiği için kalkınmasını süratle yapmıştır, yapmaktadır.

Dünyada var olan gelişmelere karşı duyarsız kalmayalım artık. Bilgisayar ve İnternet sadece Facebook, MSN sohbeti, Youtube ve fallardan ibaret değil. Genç nesil olarak, yaratıcı akılla değer yaratan, farkındalığı olan ürünler üretmekle görevliyiz. İlla ki yazılımcı olmaya gerek yok. Sadece önyargılarılarımızı yıkıp GNU/Linux dünyasını araştıralım.

Bilgisayar Kapsar İnsan Yaşamını Bölüm Bir: Bilgi ve Paylaşımı

Sanayi devrimi insanoğlunun emek gücünü ortaya çıkartmış; yıllar yılı baskın kalan emek gücünün diğer üretim araçları ile bütünleşerek benliğini bulmasıyla da insanlığın ihtiyaçlarını karşılayacak ürün ve hizmetlerin üretimi artmıştır.

Emek gücü, akıldan ve yaratıcılıktan yoksun ele alındığı zaman mekanikleşir; burada kuşkusuz akıl ve yaratıcılık devreye girer. Çağımızın kuşkusuz gerçeği ise bilgi ve bilişimdir; nasılsa ki sanayi devrimi emegi ortaya çıkartmıştır, bugün içinde bulunduğumuz ve an olmaktan çok kesintisizce sürecek gibi olan bilişim çağı da insan oğlunun beyin gücünü açığa çıkartmıştır.

Aklı kullanmak yaratıcılığı doğurur ve emeği mekanikleşmekten uzaklaştırır. Bugün etrafımızı saran makineler bizim yerimize mekanikleşerek (zaten öyleler) birçok işi görmektedir; üstelik durmaksızın. Ta ki, fişleri çekilene dek, aşırı yüklenep de parçaları bzulana ya da iş görmeleri için kendilerine yüklenen yazılımların ihtiyacı karşılamaz hale gelmesine dek çalışırlar.

Dünya üzerinde insan ortaya çıktığından beri insan oğlu daima bazı şeyleri; bunlar kendi ürettiği olur, bir şeklide bulduğu olur, satın aldığı olur, hatta çaldığı olur; sahiplenir, paylaşmaz. Bunun çeşitli çözümlemeleri yapılmıştır; amacımız bu konulara girmek değil bizi ilgilendirene eğilmektir. Neden olarak beylik bir şekilde sahiplenme, kişiye özel kılma, saklama ve sakınma, kar elde etme sayılabilir.

Bir soru sorulacak olursa bu esnada “bilgi bir ürün ya da hizmet midir?” olabilir ki, kesin cevap şudur: “Evet bilgi, bugün, yarın ve gelecekte de satın alınabilecek bir üründür.”

Neticede bugün geçmişte hiç olmadığı kadar bilgisayarlarla, elektronik aletlerle içli dışlıyız ve bilişim karşısında ne mahremiyetimiz kaldı ne de özel yaşantımız. Hatta bugün birçok iş kolu bilişim dünyasının genişlemesi nedeniyle küçülmüş ya da yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Bilginin her alanda işlevselce kullanılması mekanik iş süreçlerini küçültüp merkezileştirmiştir; bunun anlamı ise yepyeni bir piyasanın yaratılmış olmasıdır ki, bu piyasada alınıp satılan bilgi olduğu gibi bu bilgiyi üreten, saklayan beyinlerdir.

Asıl sorunumuza gelirsek; bilgi kamuya malolabilir mi ya da ebediyen kişiye özel mi kalır? Bu yazıyı okuyan herkesin sahip olduğu en az bir kitap vardır mutlaka; satın alınan, birisinden istenilen, sağda solda bulunan, bir şekilde elde edilen. Peki, bu kitaplarda yer alan bilgiler bizim tutsağımız mı oldu? Kesinlikle hayır! Başka bir örnek ise kütüphanelerin sınırsız kullanıma belirli bir üyelik ücretiyle hizmet vermesidir ki, asıl amacı bilgiyi yaymak, paylaşmak, çoğaltam ve ileriye doğru götürmektir; ticarethane mantığı ile çalışmaz kütüphaneler.

Bugün bilgi her koşulda ve şekilde üretildiği gibi gelişimine de çeşitli mecralarda devam etmektedir; salt okullarla sınırlı değildir bu gelişim. Bu sürecin en güzel ve elle tutulamayan kanıtı ise bilgisayarlardır. Konuya en yakın örnek ise bu yazıyı yazan yazardır ki, 26 yıllık bilgi birikimi an içinde satırlara dökülmektedir ve sürecin bir parçası olmaktadır; eğer yazılanların bilgisayardan yazıcı aracılığıyla kağıda dökülmesi söz konusu olmazsa bu bilginin ömrü dikkatsizlik sonucu pekte uzun olmayacaktır. Diğer bir örnek ise internet üzerinden yapılan her türlü bankacılık işleidir ki, kaydi paralar bir hesaptan başka bir hesaba aktarılırken ortada ne para vardır ne de başka bir şey.

* * * * *

Bugün bilişim alanında bilginin gerçekten de üretilip gelişimini güven ve kararlılıkla sürdürebileceği yegane ortam olan GNU/Linux 18 yaşındadır:

Nisan‘dan beri ücretsiz bir işletimsistemi üzerinde çalışıyorum, sadece bir hobi olarak. Ve hazır hale gelmeye başladı, bu aşamada MINIX‘in sevdiğiniz/sevmediğiniz özellikleri ile ilgili düşüncelerinizi almak istiyorum”

Tabii şu anda GNU/Linux dağıtımları işlevlerine, doğdukları topraklara, kullanıcı gruplarına göre farklılık göstermektedir; ancak sürekli olarak güncellenen ve süreç içinde yerini asla yitirmeyecek olan ise Linux çekirdeğidir. Bunun yanı sıra Özgür Yazılım da aynı süre içersinde gelişimini sürdürmektedir ki, bilginin gelişimi için olmazsa olmaz kuralları da yıllardır bünyesinde barındırmaktadır. Bunlar özetle kullanıcının yararına olacak şekilde istenildiği gibi kullanım, dağıtım, geliştirme gibi kurallardır.

GNU/Linux, Özgür Yazılım ve bu ikisine gönül veren son kullanıcıların desteğiyle ciddi anlamda kiş ve kurumsal bazda bilişim alanında tekil olan kapalı kaynak kodlu işletim sistemi ve çözüm üreticisi Windows karşısında yükselmektedir.

Peki Windows işletim sisteminin farkı ne? Tamamı ile kapalı kaynak kodlu olup bilgiyi ve gelişimini de hapsetmesidir. Yazının başında verdiğimiz cevap bilginin satın alınan bin ürün, hizmet olduğuydu; bunu örnekledik hatta.

Kütüphanelere üyelik için bir bedel ödersiniz ve aldığınız kitaplardan edindiğiniz bilgileri özel ya ra iş yaşamınızda işinize yarayacak şekilde kullanabilirsiniz: yaşamınızı düzenler, bilmediklerinizi öğrenir, edindiklerinizle iş kurabilir, para kazanabilirsinizde. Bunda bir sınırlama yoktur; tabii ki ödünç aldığınız kitabı zamanında getirmeniz gerekmekte.

Kapalı kaynak kodlu işletim sistemleri ve bu temel üzerinde çalışmak için yapılmış olan kapalı ya da açık kaynak kodlu yazılımlar (ki, özgür yazılım ile karıştırılmamalıdır) yazılımlar birçok ihtiyacınızı karşılayacaktır; ama belirli bir ücret kaşılığında. Satın aldığınız, sadece yazılımı üreten ve pazara sunan firmanın belirlediği lisans anlaşmas çerçevesinde size sunduğu kullanım imkanıdır. Satın aldığınız bir kitap, sanat eseri, gittiğiniz bir okul gibi size bilgiyi paylaşma, geliştirme ve çoğaltma imkanı vermez. Satın aldığınız yazılımda

gnu_debian9

sizin iş akışınızı bozan bir unsur gördüğünüz ve çözüm ürettiğiniz anda bunu değiştirme şansınız yoktur ve lisans anlaşmasıyla da bu engellenmiştir. Bunun yanı sıra eğer ticari bir amaçla kullanıyorsanız yazılımı girdiğiniz veriler, ürettiğiniz plan ve projeler çoğunlukla sadece kullandığınız yazılımla uyumlu, başka yazılımlarla uyumsuz olacağı için üretilen bilgi de hapsolacaktır.

Şöyle ki, satın aldığınz bir kitabın iç kapağında “sadece satın alan kişi okuyabilir, kullanıcı dışındaki kimselerin okulması, kullanması bulunduğunuz ülke ilgili kanunlarınca yasaktır” gibi bir cümle olsaydı Torrentleson derece komik olurdu değil mi?

GNU/Linux felsefesinde yaratılan yazılımlar (uygulamalar, programlar) ve bunlardan üretilen bilgilerin paylaşımı sınırsız olduğu gibi, ticari bir amacı da engellemez; ancak paylaşıma açık ve kaynaklarının da açık olması şartıyla.