Posts tagged ‘GNU/lLinux’

Özgür Yazılım Yükseklerden Uçar

Açıklama
Bu makale yahoyt.com’da Gökhan Menge tarafından kaleme alınan tarzı gerçek ve bilgi yoksunu  haber/yoruma karşı cevap olarak yazılmıştır. Dileyen ilgili adrese gidip yazıyı okuyabilir:
http://yahoyt.com/h/8942/linux-hala-dipten-yuzuyor

Bilgilendirici Cevap
Linux[1] ne GNU’dur[2] ne de Özgür Yazılımın[3] tamamını temsil eder; sadece kalıplaşmış bir markadır; dahası algıda kalıplaşmıştır.[4] Tıpkı margarin yerine Sana almak gibi, kağıt mendil yerine Selpak almak gibi.  Kaldı ki, Linux denilen çekirdektir sadece[5] ve Richard Matthew Stallman ‘nın (RMS) temellerini attığı yazımların ve dahası insanın en güzel emek ürünü olan bilginin özgürlüğünü savunan, onu bir satılacak “meta” olarak görmeyen Özgür Yazılımın bir parçasıdır; toprağında filizlenmiştir: Firefox gibi, gcc gibi, Evince gibi…

Yaygınlık kazanmadığı dediğiniz Linux’u kenara bırakalım ve birkaç basit örnek ile bilgisizliğinizi iyice derinleştirelim: Firefox bir Özgür Yazılımdır; OpenOffice[6] bir özgür yazılımdır; Google destekli Chromium bir Özgür Yazılımdır; Pidgin bir Özgür Yazılımdır; Wikipedia[7] ve WordPress[8] ekleri bir özgür yazılım projesidir; Apache[9] sunucusu da bir özgür yazılımdır ve de cep telefonlarında bir salgın gibi yayılan, desteklenen Android[10] bir Özgür Yazılım projesidir.

Bunların dünyada edindiği pazar payını sanırım belirtmeye gerek yok; haliyle ulaştığı kullanıcı sayısını da. Hatta anımsatmak isterim ki, Firefox 3 duyurulduğu tarihte 8 milyon kişinin indirmesiyle rekor kırıp rekorlar kitabına girmiştir.[11] Alan adı, sunucu ve barındırma hizmeti sağlayan firmaların çoğu GNU/Linux desteği sağlayan sunucu makineleri ile hizmet vermektedir. RedHat hakkında sanırım konuşmaya dahi gerek yok. Keza GNU/Linux’a destek veren firmalardan da: Nvidia, INTEL, Nokia, IBM, Dell, Acer, HTC, Samsung, ASUS…

Gizli gizli Windows kullanmak ise Microsoftun yani işletmecilikte ve diğer bilinen tüm ideolojilerdeki anlamıyla tekelin piyasadaki diğer oyuncularla yapmış olduğu kısıtlamalar, donanım ve yazılım üreticileri, kısaca devlet parakendeciler… kar amacı ile biz kullanıcıların özgürlüğünün kısıtlanması nedeniyledir. Kabaca sizin burada vurguladığınız sorunu görüp kökenine inmemek ve yüzeysel davrandığınız gibi kendi cahilliğinize insanları çekmektir.

Yazdıklarınızın tamamına sosyalist kimliğimden sıyrılarak kapitalist öğreti ile bakmaya çalıştığım zaman rekabet iyidir ve piyasadaki çeşitlilik tüketiciye en iyi ürünü en ucuza sunmanın yoludur derim; çünkü rekabet serbest piyasanın olmazsa olmazı kapitalizmin de bel kemiğidir. [12] GNU/Linux dağıtımlarındaki seçeneklerin çokluğu (dağıtımlar, masaüstü yöneticileri, uygulamalar, geliştirme araç ve kütüphaneleri…) kişinin özgürlüğünü gösterdiği gibi bu aynı zamanda sınırsız düşünmenin ve özgür olmanın yeni fikirler yaratmada ne denli önemli olduğunu göstermektedir.

Ancak kaynak kodu kapalı olan yazılımlar ve işletim sistemleri dünyasında söz konusu bu maalesef geçerli olmadığı gibi tüketici eğer parası varsa konuşur ve para konuştuğu içindir ki; doğal olarak insanlar kendilerinin olmayan ve asla da ol(a)mayacak (yaşasın kapitalzim!) işletim sistemlerini, yazılımlarını satın almak yerine yasal olmayan yollardan edinmektedir. Microsoft kullanıcılarının alışkanlığı ise korsan kullanmaktır ve de özgürlüklerini teslim etmek!

İktisatta bir teorem vardır: içsellikler ve dışsallıklar ve de her muhalefet iktidar olabilmek için gerek gizli gerekse açık yollarla iktidar yürüyüşü için örgütlenir. Bu yüzden Özgür Yazılım kendi sermayesini; yani bilinçlendirme; toplamaktadır. Bu sermaye birikimi ise belgelendirme [13], tanıtım, seminerler [14], forumlar, nasıl ve yardım sayfaları ile olur; tekele karşı verilen haklı davalarla, kazanılmasıyla olur [15] kısacası kullanıcıları bilinçlendirmeyle.

GNU/Linux dağıtımlarının pazar payının %1 olması hangi sağlam verilere dayanmaktadır? İstatistik daima araştırmayı yaptıranı haklı çıkartır: parayı veren düdüğü çalar ve bu daima Allah payı denilen adaletsizliği getirir, kul hakkı hiç bir zaman aranmaz.

Eğer GNU/Linux %1 pazar payına sahip ise Özgür Yazılım topraklarında yetişen uygulamalar ve hizmetlerin pazar payı daha büyük olduğu gibi rakiplerini korkutacak düzeyde büyümektedir. Bugün kendi sitenizde dahi Firefox 4′ün beta sürümlerinin tanıtımları [16] yapılmakta olduğuna göre bilmediğiniz halde bigane kalamamışsınız Özgür Yazılımın güzelliğine.

Kaldı ki, pazar payı yanıltması sadece dağıtım odaklıdır, gerçekten uzak olduğu gibi araştırma zahmetine dahi katlanılmımıştır. Olayın bütünü Özgür Yazılımdır, Özgür Yazılımın kullanım alanının genişliğidir, kullanıcılara ulaşılabilirliği ve verimli kullanılırlığıdır.

Firefox, OpenOffice, Pidgin, Gimp, kaynak kodu açık ve GNU GPL lisanslı CRM, HRM uygulamaları, internet tabanlı veri saklama ve işleme hizmetleri, Wikipedia, WordPress, MediaWiki gibi Özgür Yazılım ürünlerinin geçiniz kullanıcı payını, kaynak kodu kapalı yazılım üreticileri yanlarına dahi yaklaşamamaktadır.

Gelelim hala aşmış bilgisayarcı işletim sistemi sanısına: bu yanlış bir algı olduğu gibi sınırlayıcı bir bilgi edinimidir ve aynı zamanda piyasa hakimlerince yayılan fısıltıdır sadece. Çünkü tersi olsa idi pazar paylarında küçülme olacaktı; bu karlarında azalma demektir. Kaynak kodu kapalı yazılım üreticilerinden işletim sistemi ile iştigal eden firmanın GNU/Linux dağıtımlarının pazar payından bir %1′lik dilim dahi almasına tahammülü olmadığı için sürekli olarak reklam, sürekli olarak devlet, donanım üreticileri ve teknoloji mağazaları ile kısıtlayıcı anlaşmalar yaptığı aşikar.

Son olarak yazdığınız belki de tercüme ettiğiniz yazıdan Özgür Yazılım nedir, GNU nedir, Linux nedir, GNU/Linux nedir bilmediğiniz ortaya çıkıyor; haliyle bilgisayar ile tost makinesinin arasındaki ayrımı da bilmediğiniz yorumuna varıyorum. Sizin mantığınız ile yürüyecek olur isek bilgi paketlenip sadece kiralanmak sureti ile satılan bir ürün[17] olup tüm bilgisayarlar sadece ve sadece Microsoft firmasının ürünleri ile insanlarla iletişime geçmek için tasarlanmıştır.

Soru:
Windows işletim sisteminin sevmediği bir şey varsa o da geriye dönük ve uyumlu olmamasıdır. 2001 yılında piyasaya sürülen bir bilgisayara bugün Windows XP[18] yüklendiği zaman neden ikisi de 9 yıl önce piyasaya sürüldükleri halde sistem verimsizleşmektedir; hatta açılmamaktadır. Soruyu genişletirsek: bugün satın alınan yeni bir bilgisayarda kurulu olan Microsoft Windows 7 işletim sistemi daha yılını hatta 6 ayını doldurmadan neden çöker ve hantallaşır, hata vererek kapanır, kilitlenir? Neden güvenlik yoksunudurlar?

Son söz
Son sözü ben değil saygı duyduğum üç kişi söyleyecek ve üçünün de ortak noktası bilginin ve özgürlüğün, aydınlanmanın ve ilericiliğin, araştırmanın ve bilmenin erdem olduğu; cahilliğin ise kötülüğüdür.

“Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz.” Uğur Mumcu
“Bana bir harf öğretenin bin yıl kölesi olurum.” Hz. Ali
“Gerçekçi ol imkansızı iste.” Ernesto Che Guavera

Dipnotlar

[1] Detaylı bilgi için bakınız: http://tr.wikipedia.org/wiki/Linux
[2] Detaylı bilgi için bakınız: http://tr.wikipedia.org/wiki/GNU
[3] Detaylı bilgi için bakınız: http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%96zg%C3%BCr_yaz%C4%B1l%C4%B1m
[4] Detaylı bilgi için bakınız: http://www.debian.org/intro/free.tr.html
[5] Detaylı bilgi için bakınız: http://www.kernel.org/
[6] Detaylı bilgi için bakınız: http://www.openoffice.org.tr/
[7] Detaylı bilgi için bakınız: http://tr.wikipedia.org/wiki/V
Lisanslarikipedi:Telif_haklar%C4%B1
[8] Detaylı bilgi için bakınız: http://tr.wikipedia.org/wiki/Wordpress
[9] Detaylı bilgi için bakınız: http://tr.wikipedia.org/wiki/Apache_HTTP_Sunucusu
[10] Detaylı bilgi için bakınız: http://tr.wikipedia.org/wiki/Android_%28Mobil_%C4%B0%C5%9Fletim_Sistemi%29
[11] Mozilla Firefox 3, Firefox ağ tarayıcısının 17 Haziran 2008′de çıkan sürümüdür. Gecko 1.9 kullanır. Çıktığı gün yapılan 8 milyon indirmeyle birlikte Guinness Rekorlar Kitabı’na girmiştir. Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Mozilla_Firefox_3
[12] Konu üzerine detaylı bir makale: “Serbest Piyasa Düzeni Masalı ve Özgür Yazılımlar” http://ozguryazilimsendikasi.org/?p=327
[13] Detaylı bilgi için bakınız: http://www.belgeler.org/

[14] İnceleyiniz: http://seminer.linux.org.tr/ ve http://www.ozgurwebgunleri.org.tr/
[15] Microsoft’un ülkemizde uyguladığı politikaya karşı indirilmiş darbe için bakınız: http://www.mecburdegilsiniz.com/
[16] Bakınız: http://yahoyt.com/h/8890/dort-dortluk-tarayici-firefox-4-beta-4
[17] Kitaplar da satılır; ancak yazarlar kitabın kapağı içine kaynak gösterilerek ya da izin alınarak alıntı yapılabileceğini belirtirler. Keza gazeteler, dergiler ve köşe yazarları da…
[18] Microsoft Windows XP işletim sisteminin piyasaya çıkış tarihi 25 Ekim 2001′dir.

 

Lisanslar:

Makalenin tamamı GNU Özgür Belgeleme Lisansı ile lisanslanmıştır. Lisansın esas metnine bu adresten erişilebilir: http://www.gnu.org/copyleft/fdl.html

 

Serbest Piyasa Düzeni Masalı ve Yazılımlar

Giriş

Serbest piyasa ve rekabet, kapitalist sistemin olmazsa olmaz kuralıdır. Piyasaya asla müdahale edilmemelidir; çünkü rivayete göre dengeyi kendisi bulacaktır. Bu denge ise, pazara sunulan mal ve hizmetlerin tüketimi arttıkça (alıcısı çoğaldıkça) üretici sayısının da artması ve üreticilerin de, üretilen bunca mal ve hizmet arasında bir farkındalık yaratarak kendi müşteri yelpazesini oluşturması sonucu sağlanacaktır. Oluşan bu dengenin adı rekabet olup, üretimin tüketiciye kalite olarak yansımasını sağlamaktadır. Üstelik bu rekabet, müşterileri sosyo-ekonomik ve kültürel değerlere göre sınıflandıracak; ürünlerin maliyetinin, görünümünün, üretim biçiminin, pazarlanmasının ve fiyatlamasının da bu değerlere göre yapılmasını şart koşacaktır.

Bugün bilinen çoğu marka, kendisini, pazarda sahip olduğu ya da sahip olmak istediği müşteri yelpazesine ve rakiplerinin durumuna göre konumlandırmaktadır. Günümüzde, rekabet ederek rakibini alt etme politikası, rakibini satın alma ve tekelleşmeyle yer değiştirmiştir. Bir çok firma, artık müşterilerini çeşitli tablo-grafik, sosyo-ekonomik-kültürel veriyle sınıflandırmak yerine tek kalemde ikiye ayırmakta ve pazarlama işlevlerini, üretimini bu ayrıma göre biçimlendirmektedir: Tüketicinin ekonomik durumu.


Kısaca bazı pazarlama stratejileri

Vestel-Regal, Renault-Dacia, CarrefourSa-DiaSa, Ülker-Halk, Tamek-Jucy, Milliyet-Posta, Sabah-Takvim, Arçelik-Beko-Altus, bilgisayar donanım ve sarf malzemelerde ise kutulu-OEM gibi… Peki, bu sıralamalar neden yapıldı? Cevap: bu saydığımız ikinci markalar, geliri düşük ya da tutumlu-orta seviyede olan tüketiciler için , ilkinin güven ve kalitesiyle, üretilmekte ve pazarlanmaktadır.

Bu taktiğin dışında, firmalar ürettikleri ürünlerin özelliklerini, bir de fiyata göre değiştirirler. Örneğin; aynı otomobil üreticisinin markasının farklı motor hacimlerine, konfor ve donanımına göre sınıflandırılması; aynı buzdolabının hacminin ve soğutma işlevinin farklı olması; aynı çikolatanın yağının azaltılmışı; aynı yazılımın farklı özelliklere sahip sürümlerinin çeşitlendirilmesi gibi. Yine sınıflamada, esas belirleyici ekonomik durumdur ve aslında bu şekilde özgür olması gereken tüketici ihtiyacı, firmaların pazarlama ve fiyatlandırma faaliyetleriyle yönlendirilmektedir. Örneklere devam edelim; motor büyüklüğü 1200 silindirin altında olan binek araçları, daha farklı vergilendirildikleri için farklı; bu hacimden yukarı olanlar da gerek vergi oranının yükselmesi, gerekse bunu bilen üreticinin araca farklı donanımlar eklemesiyle fiyatı farklı olarak artar ve tüketici bütçesine göre hareket eder; eğer aracı illa alacaksa, önemli olan tatmin duygusudur.

Bir başka pazarlama ve satış tekniği ise, birbirine bağlı (yani birbirini tamamlayan) ürünlerden ana ürünün ambalajında, reklamında kendisini tamamlayanı tavsiye etmesidir. Örneğin; otomobil firmaları, araçlarında bilmem hangi petrol şirketinin ürünlerini; kimi beyaz eşya üreticileri, markalarının uzun süre verimli çalışması için şu deterjan firmasının sabunlarını; bilmem hangi un üreticisi şu kabartma tozunu; şu çay firması bu şekeri; gazetede tam sayfa reklamı çıkan dizüstü-masaüstü bilgisayar satıcısı, Microsoft Windows ürünlerini kullanmamızı tavsiye ederek, tamamlayıcı malların satışını yaptırırlar.

Bu, bilinçli ve tüketicinin tercihini yönlendirici bir satış tekniğidir. Bu teknik, özellikle de satın alma süreci içindeki tüketiciyi yönlendiren birinci unsur olan diğer tüketicilerin tavsiye, olumlu ve olumsuz görüşlerinden sonra gelir. Bu yönlendirme ile tüketici, tavsiye edilen tamamlayıcı malı ana ürün-hizmeti üreten firmanın güvenilirliğine, piyasadaki konumuna dayanarak satın alır.

 

Bu anlattıklarımızın tüketiciler üzerinde pratiğine gelince…

Bugünün insanları için, bilgisayarların her türlüsü vazgeçilmez bir nesnedir. Gerek iletişimleri, gerek kişisel, gerekse iş amaçlı her alanda kullanılmaları, -fişe takılmadığı veya karşısına biri oturmadığı zaman, adeta aptal kutusuna dönen bu aletleri- değerli ve vazgeçilmez yapmakta.

Teknoloji zinciri mağazalardan hazır olarak alınan dizüstü, masaüstü ya da NetBook her türlü bilgisayarlar, eve varıldığında çevre donanımlarının kasaya takılmasıyla anında kullanılır hale gelirler; tabii içlerinde, istisnasız tamamlayıcı ürün olarak yazılımların  ve kullanıcıların özgürlüğüne karşı olan Microsoft Windows işletim sistemi de çoktan kurulmuş olarak.

Yalnızca bilgisayarlar değil; birebir tüketici ile etkileşimli olan donanımlar da satın alındığında, şık kutularının içine kimi yazılım CD’leri koyarlar. Örneğin LG marka bir CD/DVD yazıcının yanında ücretli ve kaynak kodu kapalı bir yazılım olan Nero Burning Rom yazılımı; yeni anakartın kutusundan çıkan araç-gereç CD/DVD’si içinde PDF okuyucu olarak Adobe Acrobat Reader, koruma yazılımı olarak Norton Antivirüs, basit belge yönetimi için Microsoft Works yazılımı; alınan yeni bir yazıcıdan, fotoğraf makinesinden basit fotoğraf işleme, arşivleme işlemleri için ACDSee, Adobe Photoshop Elements gibi yazılımların çıkması hiç de şaşırtıcı değildir.

Bu yazılımlar, kullanıcı için bir armağan değildirler; aksine deneme sürümü olan bu yazılımlardan memnun kalırlarsa, süre sonunda satın almaları istenir. Eğer satın alınmazlarsa da kullanılmaya izin vermezler ve kendilerini kullanılmadıkları için sistemden kaldırmazlar da; belki karar değişir de satın alınırız diye. Bu tam anlamıyla donanım üreticilerinin ve bilgisayar satıcılarının tüketiciye dayatmasıdır. Hem dayatma, hem de seçeneklerin olmadığına inandırmalarıdır; dahası korku. Oysa serbest piyasada seçenek her zaman vardır; çünkü rekabet mevcuttur. Yanılıyor muyum yoksa?

Serbest piyasanın kitaplarda yazılı olmayan rekabet anlayışına göre, iyi ve kaliteli hizmet veren değil; ürünlerini tüketici ile buluşturacak olan zincir mağazalarla yapılan, yüklü paraların döndüğü pazar payı anlaşmalarını gerçekleştirenler kazanırlar ve gerçek (!) rekabeti yaparlar. Sizlerden de, bu dayatma sonucu zorla aldığınız kutulardan çıkan ya da sizden parası bilgisayar-donanım içinde alınan yazılımların, alanında rakipsiz, seçeneksiz ve üstün olduğuna inanmanızı beklerler.

Devam edersek, çoğu bilgisayar (dizüstü, masaüstü, NetBook ve el bilgisayarları) satın alındığında bilgisayar, üreticisi-satıcı-Microsoft arasında yapılan anlaşma gereği, önyüklemeli olarak Microsoft Windows’un güncel işletim sistemi ürünü ile satılır. Bugünlerde çoğu bilgisayar Windows 7 ile ya da bu sürüme ücretsiz (tabii ki ücretli; neticede MS Windows Vista ile parası peşinen ödendi) yükseltme ürünüyle satılmaktadır. Kimsenin size sormasına gerek yok; çünkü anlaşmada sizin fikir beyan etme seçeneğiniz yok.

Bilgisayarlar, yalnızca Microsoft Windows işletim sistemiyle çalışacak biçimde tasarlanmadıkları gibi, sadece bu sistemle çalışmaları, onların gerçek gücünü, verimliliğini ve işlevlerini gösterememelerine neden olmaktadır. Haliyle de bilgisayarın yalnızca bu işletim sistemiyle çalışacağının kullanıcının aklına kazınması, serbest piyasanın altın kuralı rekabet ve ürün-hizmetlerin seçeneklerinin çokluğuna da karşı gelmektedir. Yoksa Microsoft Windows, sahip olduğu bunca hükumetler arası ilişkilere,  sonsuz yazılı ve görsel basın desteğine, milyon dolarlar harcadığı pazarlama-satış-reklam-halkla ilişkiler stratejilerine, üretici ve satıcılarla yaptığı anlaşmalara rağmen hala kendisini Özgür Yazılım ve onun güzel bir ürünü olan GNU/Linux dağıtımlarıyla boy ölçüşemeyecek, rekabet edemeyecek denli güçsüz mü buluyor ki, serbest piyasa kurallarını işletmiyor?

 

Bilgisayar Eşittir Windows, İnternet eşittir “em es en” denklemi

Konu bütünlüğünü bozmadan eklemek gerekir ki, yıllardır insanlar, küçük-büyük ölçekli firmalar ve kurumlar, bilgisayarların sadece Microsoft firmasının bu alandaki ürünü olan Windows serisi işletim sistemleriyle çalışabileceğini sanmaktalar; artık akıllarında “bilgisayar eşittir Windows” denklemi kurulmuştur.

Bu denklemin oluşabilmesi için Microsoft firması, yıllardır tekel olmanın da avantajını kullanarak, piyasaya egemen olabilmek için gerek hükumetlerle(kamu kurum ve kuruluşlarının), gerekse işletmelerle sistem yenilemeleri gibi anlaşmalar yapmış; İnternet, bilgisayar ve yazılım alanında rakip olarak gördüklerini sindirmiş; donanım üreticileriyle olsun, yazılım (oyun ve üçüncü parti, paket program) üreticileriyle olsun, satıcılarla olsun, hazır bilgisayar üreticileriyle olsun yaptığı destek anlaşmalarıyla, pazar hakimiyetini bir başka rakibe yer vermeyecek biçimde kurmuştur.

Satın alınan her yeni donanımın kutusunda mutlaka “Microsoft Windows 98, 98 SE, XP, Vista, Seven, Mac Os 9.x ile uyumludur”, “DirectX 9.c desteği vardır” gibi açıklamalar vardır ki bu açıklamalar alınan teknolojik ürünü sattırır. Oysa bugün satılan tüm bilgisayarlar ve donanımları, ülkelere ve ticaret bölgelerine göre geçerli ve uyulması gereken bazı kısıtlamalara, desteklemelere uymak zorundadırlar. Burada ana ölçüt, tüketicinin aldığı ürünü verimli ve istediği gibi kullanmasıdır.

Bir CD/DVD okuyucu, illa Microsoft Windows işletim sistemi ile çalışacak değildir. İnternet’te yer alan birçok ev yapımı alet incelendiğinde, sayısal yayın alıcılarına yayın kaydedip çoğaltmak için, sabit disk ve CD/DVD okuyucu-yazıcı takılmış olduğu görülecektir. Hazır bir örnek ise; gelişen veri depolama aygıtları olan hafıza kartlarının da cep telefonlarından, DVD oynatıcılara dek kullanım alanın genişliğidir. Özellikle de “Microsoft Windows Vista ile uyumludur” etiketlerini, son bir buçuk yıldır, hemen her türlü bilgisayar donanım ve sarf malzemesinin üzerinde görmekteyiz. Bir LCD monitörün çalışmak için elektrik akımına ve göstereceği görüntünün kaynağına ihtiyacı vardır; Microsoft Windows Vista’ya değil. Bir örnek daha: görüntülü arama ve iletişim için vazgeçilmez olan İnternet kameraları (webcam) üzerinde ise, Microsoft Windows Live Messenger ile uyumludur etiketleri yer alır. Sonuçta kameranın da çalışma mantığı LCD monitör ile aynıdır.

Soru şu: Microsoft Windows Vista ile uyumlu olmayan donanımlar, fişe takıldığı zaman çalışmıyorlar mı? Daha önceki Microsoft Windows sürümlerinde nasıl çalışıyorlardı? Eğer çalışmazlar ise ne yapmak gerek; çöpe mi atılacak, sistemi mi güncellenecek, yoksa üzerine dantel işleme serilip evin bir köşesine mi konulacak?

Oluşturulan “tek bir sistemle çalıştırılabilir” etiketi ortaya çıkan faydayı sadece kendi ürününü sattırmak isteyen tekellerin seçenekleri dışlayıcı pazarlama faaliyetleri sonucudur. Yoksa kimse Microsoft firmasına aşık değildir.

Peki Microsoft ürünleri kullanıcıya fayda sağlıyor mu, ihtiyaçlarını karşılıyor mu? Yoksa sadece seçeneksiz ve cahil bir alışkanlık mı söz konusu? Bu soruya evet cevabını şeytanın ayrıntıdaki gizliliğini önemsemeden ve tarafsızmış gibi davranmadan cevaplamamız gerekir. Ancak bir soruyla: Microsoft başka fayda sağlayacak, ihtiyaçları giderecek yazılım firmaların ürünlerine yaşam hakkı tanıyor mu? Değil ürüne Microsoft’un evrensel standartları dahi kendi çıkarlarına yönelik olarak değiştirebileceğine şahit olmadık mı OOXML davası süresince?1

 

Özgür Yazılım ve GNU/Linux dağıtımları pratiğine gelecek olursak…

1983 yılında, Stallman’ın, yazılımların toplumların malı olduğu ve özgürce, kısıtlama olmaksızın ticari kaygılardan sıyrılması* (gerçektende; ticari kaygılarla bilim yapıldığını düşünebiliyor musunuz?) gerektiğini açıklayan manifestosuyla başlayan ve donanımlarla daha kolay anlaşmamızı sağlayan çekirdeğin (Kernel), Linus Torvalds tarafından bulunması ve sonuçta rekabetten hoşlanmayan, bilgisi ve bilimi kazanç amaçlı kullanan firmalardan korumak için GNU Genel Kamu Lisansı ile koruma altına alınmasından bugüne, Özgür Yazılım ve GNU/Linux dağıtımları, bir hayli yol aldılar.

Hatta artık bugün kendi aralarında yarışmaktalar ve tamamı ile insanlığa, bilginin gelişimine hizmet eden bir rekabet halini almıştır.

Dünya üzerinde satılan her bilgisayarda kurulu olmasa ve satılmasa da, GNU/Linux dağıtımlarını kullananların, sayısı gün be gün artmakta.  Alınan mesafe ve kullanıcı sayısının artmasında kuşkusuz itici unsur olan İnternet ile bilgisayarların ucuzlaması, her ikisine de erişimin kolaylaşmasının rolleri büyüktür.

Özgür Yazılım ve GNU/Linux dağıtımlarının devasa genel merkezleri, ülke ofisleri, satış temsilcileri, şık kutulu ürünleri yok* (Ubuntu’nun ShipIt hizmetiyle ücretsiz gelen şık kutulu kurulum CD’leri, SuSE’nin kalın el kitapçığıyla ve kutulu gelen paralı, ama kodlarına erişim tamamen mümkün…) Hatta bu hareketin tek gelir kaynağı bağışlar, satın alınan penye, gömlek, kupa, fincan, rozet, çıkartma, fare altlığı, küçük not defteri gibi ürünlerden oluşmakta.

Üstelik sürekli birbiriyle haberleşen topluluk gönüllüleri yaptıkları harcamaları da kendileri karşılamaktalar. Kimse onlara yerelleştirme ve geliştirme çalışmaları, sürüm denemeleri için bilgisayar hediye etmiyor, evlerine internet bağlamıyor!

Belki de gerçekten de bu denli güçlü olmalarının, verimli çalışmalarının, eksiklerini hızlı kapatmalarının, desteklerinin hızlı olmasının ve özgürlüklerinin, yaratıcılıklarının tek nedeni, yazılımların özgürlüğüne inanmaları ve bu uğurda mücadele etmeleri.

Mücadele kime mi karşı? Yazılımların özgürlüğüne karşı gelen ve içeriklerini, kaynağını paylaşmayı reddeden, evrensel bilgi birikimini kendi ticari amaçları için el koyan yazılım firmalarına, tekellere ve piyasada ayakta kalıp pazardan pay kapmak uğruna, bu tekellerle asalak bir ilişki kuran donanım üretici ve satıcılarına karşıdır. Bir de Özgür Yazılım’ı ve fikri mülkiyet haklarının topluma verilmesini amaçlayan Genel Kamu Lisansı’nı, kanser gibi gören ve de bu betimlemeye destek olan kimi medya organlarına (özellikle de bilişim, bilgisayar dergileri* -artık internetin gelişmesi ve donanımlara erişimin uygun hale gelmesiyle sadece reklamdan ibaret hale gelmişlerdir günümüzde-) karşıdır.

Üstelik mücadeleleri, kutsal olan bir görevi de kapsamaktadır. Serbest piyasanın tekelleşme olgusu karşısında seçeneksizleştirdiği yazılım ve işletim sistemi pazarında;

  • özgür,

  • kaliteli,

  • güvenilir,

  • verimli,

  • ücretsiz,

  • erişilebilir,

  • şeffaf

yazılımlar ve işletim sistemlerinin olduğunu kullanıcılara anlatmak, tanıtmak, benimsetmek ve her koşulda verimli kullanım için yardımcı olmak.

Bilgisayar eşit değildir Windows ve eşit değildir GNU/Linux, Apple MacOs X; ne de bir başka işletim sistemi. Evrendeki her işimizi yapan, verimlilik-eğlence-öğrenme sağlayan bu araçlar, çok yönlüdürler iyi derlenmiş, verimli ve çalışabilir hale getirilmiş her türlü işletim sistemini çalıştırabilirler.

Kısacası yazılımların özgürlüğü eşittir bilgisayarların özgürlüğü! Bu ikisinin gerçekleşmesi ise insanın özgürlüğüne kapıyı açacaktır.


İstanbul, Şubat 2010

bilgi@ozguryazilimsendikasi.org


Lisanslar:

Makalenin tüm içeriği GNU/GPL 32 ve Creative Commons (by-nc-sa)3 ile lisanslanmış olup içeriği haber verilmek ve yeniden GNU/GPL ve Greative Commons (by-nc-sa) ile lisanslanmak koşuluyla kopyalanabilir, düzenlenip değiştirilebilir, atıfta bulunulabilir, yeniden dağıtılabilir.

 

Dipnotlar:

1OOXML’e Karşıyız! http://www.ozgurlukicin.com/ooxml/

2GNU Genel Kamu Lisansı sürüm 3′ün gayri resmi Türkçe çevirisi için Pardus Viki ekibine teşekkürler: http://tr.pardus-wiki.org/GNU_GPL_%28Genel_Kamu_Lisans%C4%B1%29_S%C3%BCr%C3%BCm_3_Gayr%C4%B1resm%C3%AE_%C3%87evirisi

3Creative Commons (by-nc-sa): Bu lisansa sahip eseri kopyalayabilirsiniz, üzerinde değişiklik yapıp yenisini üretebilirsiniz. Sağlanması gereken üç şart var. İlki, eserin tüm kopyalarında eserin ilk sahibinin belirtilmesi. İkincisi, eserin hiçbir kopyası ya da eserden üretilmiş yeni eserlerin hiçbirisinin ticari ortamda kullanılmaması. Üçüncüsü, eserin tüm kopyalarında ya da eserden üretilmiş yeni eserlerde de aynı lisansın kullanılmaya devam edilmesi.http://tr.wikipedia.org/wiki/Creative_Commons

Yoksa hata mı ettik? Zalimin zulmü kabullenilmeli mi?

Bu makale takip ettiğim ve bir zamanlar e-dergi projesinde yer aldığım Ubuntu Türkiye oluşumunun forumunda yer alan “Windows’u iade etmek” adlı başlıkta DevilTUX (ve diğer cevabı) adlı üyenin yazdığı cevap ve açıklamalar (aslında kendi fikrini beyan etmesi de diyebiliriz) üzerinde yazılmıştır.

Dileyenler ilgili başlığı öncesinden okuyabilir: Windows’u iade etmek.


DevilTUX’un  mantığından yürüyecek olursak inandığımız ve çaba harcadığımız tüm değerler yalanmış: yani Özgür Yazılım!

Donanım üreticileri ile BT firmalarının kaynak kodunun kapalılığını ve bilginin ticarileştirilip satılmasını ana amacı olan Microsoft gibi firmalarla anlaşma yapıp tüketicinin özgürlüğünü kısıtlamaktalar; bu ise yaratıcılığa bir darbedir.

Kaldı ki, DevilTUX’un mantığı ile hareket edersek özgürlüğümüz paraya kurban gider. Nihad Karslı’nın verdiği mücadele alanında bireysel değil hepimizi kapsar ve hepimizin çıkarına, yararınadır. Bu mantıkla; 40 TL mi yoksa 1500 TL mi?; özgürlüğümüz ki, fiyatı yoktur, emsalsiz ve tekildir; paketlenip satın alınabilir hale getirilmektedir. Özgürlüktür bu kolayca vazgeçilemez, hele ki paraya takas edilemez. Çünkü yerine ikame edilecek başka bir değer yoktur.

Bu mantıkla ne Ubuntu kullanılmalı, ne Debian, ne Arch ne de Özgür Yazılım ve diğer GNU/Linux dağıtımları. Hatta bu evrende yer dahi alınmamalıdır.

İnsanların yapmaya bayıldığı en kolay şey vazgeçip zoru görünce zorbalığı kabullenmektir. Eğer GNU/Linux dağıtımları donanım üreticileri ve BT üreticilerinin ürettiği ürünlerdeki ileri uygulama ve tekniklere cevap veremiyorsa bugün bu bizim suçumuz olduğu kadar kendisini ve daha da önemlisi bilimi, teknolojiyi ve insanlığın bilim ve aydınlanma, ilerleme yolundaki tüm birikimlerini kaynak kodunun kapalılığını ana ilke ve kar amacı bellemiş firmalara kurban etmesidir. Çünkü bu firmalar daima kurban ister ve bu kurban bugün DevilTUX’un mantığı olmuştur, Özgür Yazılım olmuştur, GNU/Linux dağıtımlarını kullanan insanlar olmuştur, özgürlüğümüz ve bilimin gelişimini sürdürüp koruyan insanlar, gönüllüler olmuştur.

Tarih, gelişemeyen ve aklını, bilimini, özgürlüğünü kar hırsından başka bir şey görmeyan ulusların yok oluşlarıyla, sömürülmeleri, geri kalmışlıklarıyla doludur ve bu yazılan gerçek daima özgürlüklerin yok edilmesiyse sonuçlanmıştır.

Microsoft Windows, donanım üreticileri ve teknoloji zincir mağazaları Avukat Nihad Karslı’nın bizler adına yaptığı bu girişim neticesinde büyük yara almış olduğu gibi olayı adeta değil ayan beyan örtbas etmiştir. Hiç gördünüz mü ulusal gazete ve basında bu yenilgi ve bizim için zafer hakkında ufak bir haber? Gözününe “korsan Windows” kullanmayın ceza alırsınız reklamları, BSA’nın tehditleri çarparken ve bu karlı reklam pastasından medya pay kapmak için uğraşırken neden böylesine kardan edici bir haber kitlelere ulaşsın ki? Reklam keseleri şimdiden açıldı ve de karalama ve yalanlama kampanyaları da.

Windows bilgisayarlar için tamamlayıcı bir üründür ve iktisatta da pazarlamada da bunun adı budur. Çay ve şeker, otomobil ve lastik, diş macunu ve diş fırçası gibi. Bir bilgisayar elektronik bir cihazdır ve çalışması için fişe takılıp enerji alması yeterlidir. İlla da Windows ya da başka bir sistem olmasına gerek yoktur. Dolayısıyla kimse sizi bakkaldan çay alırken yanında şeker satın almanız için zorlamaz; araba alırken de lastik almak zorunda kalırsınız ama bu sizin için seçenekli bir zorunluluktur ve sıkı pazarlık dahilinde lastiklerini dahi almayabilir ya da fiyattan düşerek kendi lastiklerinizi taktırabilirsiniz. Ama bilgisayarınızın sizinle iletişime geçebilmesi için binlerce seçenek var. Tüm bu seçenekler de Özgür Yazılım dünyasında mevcut.

Donanım üreticilerinin kullanacağınız ya da kullanmayacağınız basit düğmeler ya da yazılımlar için kaynak kodunun kapalılığını esas ilke benimseyen ve özgürlüğünüze düşman işletim sistemleri ve yazılımlara mahkum ediyorsa bu durumu kabullenmek sizin baştan yenildiğinizi gösterir. Bu kabulleniş Özgür Yazılımın güç kaybetmesi demek olduğu gibi sizin ihtiyaçlarınızın özgürlüğünüze düşman olanlarca yine sizin özgürlüğünüzün kısıtlı bir şekilde serbest bırakılması ve zamanla yine, ama bu sefer çok daha büyük oranda kısıtlanması demektir. Bundan; çok değil 5 yıl önce de; dizüstü bilgisayar kullanıyordunuz ve üzerinde kapalı kaynak kodlu, özgürlüğe düşmen bir işletim sistemi ve ihtiyaçlarınız o günün şartlarına göreydi. Bugün yine dizüstü bilgisayar kullanıyorsunuz; belki aynısı belki daha iyi ve yenisini; ihtiyaçlarınız bugünün şartlarına göre değişik ve ileri safhada. Kullandığınız yine kaynak kodu kapalı ve özgürlüğümüze düşman bir işletim sistemi. Kullanmanızın nedeni ise tamamı ile zorunluluk. Çünkü donanım üreticisinin size yenilik olarak sunduğu işlevleri kullanmanız kısıtlamaktadır özgürlüğünüzü, hareket alanınızı.

Promosyon, ücretli ya da hiçbiri. Önemli olan verilirek özgür irade ve düşüncemizin sakatlanması, esaret altına alınıp sınırlandırılmasıdır ki, bu bilerek yapılmakta.

Peki, aynı bedava dağıtma tasarrufunu ücretsiz dağıtılan ücretsiz Özgür Yazılım için neden yapmamakta donanım üreticileri ve neden ısrarla hayatımızı kolaylaştıracak, devrim yaratacak, verimlilik sağlayacak teknolojilerini bedel ödemeksizin erişilebilir hale getirmiyorlar da illa Microsoft Windows işletim sistemleri ile çalışır olarak tasarlıyorlar.

Önemli olan sorunsal, ürünün ücretsiz ya da sıfır maliyete yakın dağıtılması değil yanında sorularak sunulmamasıdıır, zorla satılmasıdır. Çünkü çay alırken kimse size illa da şeker alacaksınız diye bakı yapmıyor; bildiğiniz kalite de ve ihtiyacınız olduğu bildiğiniz için alıyorsunuz.

Unutmayın ki bilim ve bilgi üretimi tek bir alıcı için yapılmaz, hele ki bir zümre için asla yapılmaz!

Eğer yolunda gitmeyen bir şey varsa ve de yetersiz kalan Özgür Yazılımın donanımlarda ve BT üzerinde bu donanım üreticileri ve BT’nin hala kaynak kodunun kapalılığını esas ilke benimseyen işletim sistemi üreticilerine kendilerini kaptırması (neticede ürünlerinin satışını o sağlamaktadır) ve Özgür Yazılıma, GNU/Linux dağıtımlarına yüz ve umut vermemesidir. Neden versinler ki? Özgür Yazılım kar amacı gütmediği gibi özgürdür ve dilediğince kopyalanır, çoğaltılır ve dağıtılabilir; hem de milyonlarca kez! Bu kapitalizmin sevmediği bir şeydir. Kapitalizm özgürlüğü salam dilimleri gibi dağıtır: ince ince. Ama topluca alır ve inanın ne kadar salam dilimi verirse versin size, siz hala onun tutsağısınızdır.

“Her şey özgürlük için” ise bu zalimin zulmünü kabullenerek olmamalıdır. İnsan karanlığın en yoğun olduğu vakitlerde dahi bir çıkış yolu bulur ve bu çoğu kez şafak sökerken olur; çünkü o vakit karanlık en yoğun noktasındadır. Bir şey yapmaksızın bir şeyler yapıyor gözükerek ve her iki tarafın olumlu olumsuz yanlarını açıklayıp gri alanlarda gezinmek bazı şeylerin esaretinden hala soyutlanamadığımızı gösterir. İnsanın tarafı kesin ve net olmalı ve savunduğu değer ve idealin, fikir akımının yanında bulunmalı ve kusursuz hiçbir şeyin olmadığı gerçeğini bilerek savunup inandığı değer ve idealin açıklarını kendi eleştirel gözü ile bulup onarmaya, düzeltmeye ve eksiklerini kapatmaya çalışmalı, çaba harcamalı ve öğrenmeli; gerekirse bizim bu açığımız var ve düzeltmek için çalışıyoruz demeli ama asla zalimin zulmünü kabullenmemeli,  tavsiye de etmemeli. Bu ihanettir inandığı davaya.

Arch Linux Türkiye topluluğu forumuna kavuştu!

Sonunda beklenen oldu ve fazla ısrarlara dayanamayan Arch Linux Türkiye Topluluğu forumuna kavuştu. Bilenler anımsayacaktır geçen sene düzenlenen ankette yer verilmişti bu konuya ve topluluğun IRC kanalında da bayağı sözü edilmişti.


E-posta listesindede sonuca erdirilen forum tartışması güzel ve sade. Umarım belirli bir kullanıcı kitlesi olduğuna inandığım Arch Linux’un Türkiye forumu diğer forumlarda yaşanan kirliliklere yolunu uğratmaz.


bir GNU/Linux dağıtımının arkasındaki en güçlu unsun geliştiricilerden ziyade kullanıcılar ve oluşturdukları zeminlerdir: e-posta listesi, Viki, IRC kanalı, günceler (blog) ve forumlar. Özellikle de forumların yeri daha önemli. Çünkü adete arşiv görevi gören bu yapılanmalarda bilgilerin sınıflanması ve erişimi daha hızlı ve kolay. Bazen gerçekten de e-posta listelerini ve IRC kayıtlarını bir konuya ereşmek için taramak zaman kaybedici olabilmekte iken forumlarda başlıklar arası dolanmak bu sorunu çözüyor.


Arch Linux Türkiye topluluğunun forumu özü gibi sade, hafif, hızlı ve bilenlerden oluşan bir forum olarak kısa zamanda diğer kardeş dağıtım forumlarından sıyrılarak kendini gösterecektir. Bu hem Arch Linux’un tanınmasına hem de meraklı ama cesareti olmayan kullanıcıların cesaretlenmesini sağlayacaktır.


Foruma ulaşmak isteyenler için: http://bbs.archlinux.org.tr/index.php


Yolunumuz açık olsun diyorum. Atılan bu adım ile bir eksikliğimizin kapatıldığına inanıyorum.


Pacman görevini yerine getirmiyor!

Arch Linux’u Gnome masaüstü yöneticisi ile kullananların başına geldi mi bilmiyorum ama ben yaklaşık 3 gündür güncelleme yapmak için depo depo geziniyorum. Karşıma şunu değiştirmek ister misin, bunu kaldırmak istermisin soruları çıkıyor ve her defasında evet Pacman sil bunu, kaldır onu dememe karşın Pacman ne yazık ki görevini yapmıyor ve beni sabana koşulan kör at misali başa döndürüp duruyordu:

  1. http://paste-it.net/public/z720cd0/
  2. http://paste-it.net/public/c645264/

 

Bende ne mi yoptım? Kaldırdım arkadaş sistemden K3b, Amarok ve Tellico’yu (ilk ikisine değil de Tellico’ya yanarım bir kütüphaneci olarak!) ve ardından kdelibs ve bilimum ne varsa!Yaşasın %100 Gnome ve kahrolsun KDE ve kaynak kodunu kapatmayı düşleyen Nokia işbirlikçisi Trolltech ve Qt!


Ancak bu sayededir ki kaç gündür yapmaya çalıştığım güncelemeleri yapmaya başladım. Fakat depoları değiştirdiğim için sunucuların yoğunluğu ya da uzaklığından olsa gerek ne indirmek istersem indireyim hata verip duruyor arkadaş!


Neyse, sorun uzaklaştı ve Debian da yaklaştı. Debian strikes back!


Ekleme: Her şey tamam derken Pacman batırdı ortalığı yine. Buyurun:

http://paste-it.net/public/la974c4/

Pardus-Linux.Org eDergi 16. Sayı yayınlandı!


Dergimizin içeriği şu şekilde :

* Kayıpsız Resim Büyütme: SmillaEnlarger
* Pardus 2009.1 Melez CD Özelliği
* Pardus 2009.1 Kurulum ve İlk Adımlar
* Oyun Tanıtımı: ColdWar
* Pardus’ta Django: Uygulama Geliştirme
* Pardus’ta Django: HTML Dosyaları
* Röportaj: Michael Foord (Python)
* Google ve Microsoft Rekabeti Son Hız Devam
* 2010 GNU/Linux Dünyasına Ne Getirebilir?
* Serbest Piyasa Düzeni Masalı ve Yazılımlar
* OEM Davası Üzerine
* Penguart
* Haberler


Dergimiz her geçen gün daha iyiye gidiyor arkadaşlar. Özellikle de üretimin durmaması ve yeni bir safhaya erişmesi gerekiyor ki, biz bunu da yapabilecek güçteyiz.

Formumuzu tatlı rekabet içinde korumamız gerek.

Django yazıları anlayamasam da enfes. Okurken bana bilgisayarımın dahi olmadığı zamanlar NetLife dergisi alıp kağıt üzerinde HTML kodları ile site tasarladığım günlerimi anımsattı. Yıl 1998 ve Bilişim, Compex fuarları müdavimiyiz!

PenguArt sayfaları hoş ve diğerlerinden ayırıcı özellikleri ise masaüstü düzenini açıklayan metinler.

Kemal ise makalelerinde yine kalemini konuşturmuş ve uç noktaları bağlamış. Sıkmadan bilgilenerek okunacak makaleler çıkmış ortaya: Google vs. Microsoft… Yazılımların dijital çağda ne yöne doğru ilerleyeceği… 2010′da neler bekliyor Özgür Yazılım Dünyasını…

Python söyleşisi ise güzel ve keyifli. Daha iyi söyleşilere imza atılacak gibi; yenilerini sabırsızlıkla bekliyoruz.

Kayıpsız resim büyütme yazısı, uygulama tanıtımı ise başlı başına güzel; bizleri The Gimp kullanmaya mecbur etmediği için. Bu ince ayrıntılı yazıyı akıl edip bizlerle paylaştığı için Yaşar’a teşekkürler.

Pardus 2009.1 tanıtımları kısa ve öz: tam da meraklı ama çekingen kullanıcıyı dürtecek şekilde! Melez açılış CD olayı ile büyük gelişme. Erdem’e teşekkürler.

Oyun tanıtımı eksiğimizi kapatan Giray arkadaşımızdan şöyle klasiklere de el atmasını bekliyoruz. Yardıma hazırım bu konuda.

Haberler kesinlikle sayfa doldurma amaçlı değil ve aylık yayınlanan bir derginin gündemi takip etme kaygısı.

OEM Davası ise sırt çevirilecek gibi değil. Bu bizim adeta kazanılmış bir kalemiz! Onu savunmak ise biricik görevimiz ki, tüm alanları zapt eden kapalı kaynak kodlu işletim sistemine karşı Özgürlüğümüzün vazgeçilmezliğinin haklı davası! Bu kararı uygulatmalıyız. Emin olun ki, uygulamayacak olan nice dinazorlar çıkacak karşımıza, ama yılmamamız gerekir. Hinad Karslı’yı tebrik ediyorum bu çileli yolda inandığı değeri savunup hakkımızı aradığı için.

Benim makaleme gelince yorum ve takdir okurundur. Ancak güzel ve sıkı bir yazı ortaya çıkarttığımı düşünüyorum.

İyi okumalar. Gerçekten de güzel iş çıkarttık! Son olarak tüm teşekkürler Özgür Yazılım Dünyasının aşağıda ismi geçen sendikalı emekçilerine:

Aydın Bez
Erdem Artan
Gürhan Şüküroğlu
Hamit Giray Nart
Kemal Karataş
Melike İlteralp
Muslu Yüksektepe
Nihad Karslı
Onur Tuna
Uğur Çaylık
Yaşar Yeğin

Neden Slackware Linux kullanmak istiyorum?

Tamamen meraktan dersem eğer 2006 yılından beri GNU/Linux zaman çizgisindeki gezintilerim boşa olacaktır.

Nedeni ise farklılıkları yakalamak ve Slackbook’u hatmetmek diyebilirim pekala. Neticede Arch Linux kurarken Viki sayfalarını ezberlemiştim!

Hali hazırda sıkı bir Debian GNU/Linux ve Arch Linux kullanıcısı, Özgür Yazılım savunucusu olarak Slackware Linux’un bana bulaşmasını istiyorum. Slackware 13.0 sürümü 27/08/2009 tarihinde duyurulduğu zaman indirdiğim kalıbı artık yazmak ve Slackbook’u da kucağıma alıp gece sabaha vardığında güzel bir sistemle karşı karşıya kalmak istiyorum.

Kimbilir Slackware macerası beni Gentoo Linux sularına bırakır. Ama önce Slackware limanına demirlemeleyim!

Montaj ile Bilişime Katkı Olur mu?

 

Cemre Akkartal: Peki bilgisayar sektöründe trendler neler?

Altan Aras Fakılı: Bilgisayar sektörü, teknoloji ve tasarımın iç içe geçtiği bir sektör. Casper olarak hem yüksek teknolojisi hem de çekici tasarımlarıyla, tüketicilere hayatlarının her alanında kullanım kolaylığı, estetik ve performans sunan geniş bir ürün ailesi sunuyoruz.”

 

Yukarıda yer alan soru-cevap Akşam Gazetesi’nin tam bir yıl önce; 31 Aralık 2008′e; “future&trends” ekinin 6. sayfasında Cemre Akkartal’ın Casper Bilgisayar Yönetim Kurulu Başkanı Altan Aras Fakılı ile yaptığı “Hedef Kitlenin Tamamına Ulaşıyoruz” adlı söyleşiden bir kısım.


Yapılan söyleşide dikkatimi çeken birçok unsur oldu ancak ben makalemin omurgası olarak yukarıda yer alanları verdim; dikkat cımbız ile ayıklamadım.


Baştan kaybettiren seçim: montajcılık


Casper, hazır sistem bilgisayarlar montajlayıp pazarlayan ülkemizin yüzakı teknoloji firmalarından biri. Fakat katma değeri yüksek bir alana yaptığı katkı yarattığı ekonomik değerlerin alkışlanmasından ziyade bilişim teknolojilerine ne gibi bir katkı sağladığı sorgulanmalı. Çünkü pazarlaması ve satışı yapılan hazır sistem bilgisayarları ile satışa sunduğu teknoloji zincir marketlerin reyonlarında yer alan diğer sistemler üç aşağı beş yukarı aynıdır. İşlemcisi, belleği, ek bileşenleri ve işletim sistemlerine dek… Bir farkındalık varsa da satış arttırıcı unsurlar olarak verilen (ama fiyata gizlenmiş) hediyeler, garanti süresi ve destektir.


Yani değil Casper, diğer hazır sistem bilgisayar satıcısı firmaların bulduğu, ürettiği bir işlemci yoktur. İşlemci olarak ya INTEL Ya AMD; anakartta ise MSI, Asus, Gigabyte; yonga setleri olarak VIA, SIS; sabit disk olarak Samsung, Seagate, Western Digital, Maxtor ve de işletim sisteminde ise tartışmasız Microsoft tekeli… Hep aynı ve birden fazla alanda top koşturan büyük üreticiler…


Kısacası pazarda binlerce hazrı sistem bilgisayar satış-pazarlaması yapan firma var; ama 100′ü geçmeyecek şekilde ana bileşen üreticisi var ve hatta iddia edilebilir ki bu 100′ü aşkın üretici firma da iki adet işlemci üreticisinin AR-GE çalışmalarına bakarak kendilerine yön vermekte. Bütün piyasa, üreticiler ve satıcılar da tekel işletim sistemi üreticisi Microsoft’un yaptıklarına ve yapacaklarına. Bu durumda piyasadaki satış-pazarlamacı firmalar1 doğal olarak üreticilerin alıcısı olmakta; yani sürekli bir seçeneksiz bağımlılık var. İşletme bilimi diliyle tek üreticiye bağımlılık. Bu ise satış-pazarlamacı firmanın kadrini tayin eder: montajcılık.


Çünkü üretim için yaratıcılık ve icat gerekir; montaj için ise icat edilenin ya da keşfedilen üretim model ve sürecinin kullanım hakkının satın alınması.



Kullanım kolaylığı ve başarım; ama nasıl?


Bir diğer konuyu da açmak gerekirse kullanım kolaylığı ve başarım neye göre belirlenir? Hazır sistemlerde bir araya getirilen düşüğünden en yükseğine kadar donanım hangi kıstaslara göre belirlenmiştir? Casper ya da pazarda varlık gösteren diğer firmaların yapmış olduğu bir çalışma, anket, veri madeni var mıdır? Ünevirsitelerle işbirliği içindeler midir? Tutum ve davranışlar, talep ve kullanma amaçları (eğitim, iş, eğlence, verimlilik, devlet daireleri, depolama, internet sunucusu, rutin işlemler…) nasıl tespit edilmektedir? Müşterilerle ve hedef kitle ile nasıl bir bilgi alışverişi yapılmaktadır?


Ancak bilinen gerçek şu ki, hazır sistem bilgisayarların bileşenleri, donanımlar yeni nesil oyunların, üçüncü parti yazılımların, işletim sistemlerinin ve işlemci üreticilerin2 ürettiği ürünlere göre şekillenmektedir. Hatta öncü bir sistem satıcısının piyasaya sunduğu hazır sistem, diğer firmalarca model alınarak türevleri yapılıp pazara sürülmektedir: Birinde işlemci INTEL Core 2 Duo, diğerinde AMD X2 64 Bit olur, birinde depolama alanı 250 GB iken diğerinde 320 GB, birinde ekran kartı ATI iken öbüründe Nvidia… Ancak önemli bir kıstas ise tüketicinin ekonomik durumudur ki, oluşturulan sistem verimli olacağı gibi ekonomik olarak da satın alma gücünü zorlamamalıdır.


Oyun üreticileri3 ile işletim sistemi üreticilerinin (Microsoft ve Macintosh) ve üçüncü parti yazılım üreticilerinin (Adobe, Autodesk, Nero, Corel, Microsoft…) ürettikleri yazılmlar donanım seçebilirler. 4 Bu ise hazır sistemleri oluşturan firmaların ürünlerini bu yazılımları kaldırabilecek, çalıştırabilecek asgari bileşenlerden oluşturma zorlar. Ama oluturulan ürünlerde bir parça parlarken (işlemci, ekran kartı gibi) bir parça düşük modelde kalır; ama bu eksiklikler de hediyelerle kapatılarak pazarlanır: kamera, yazıcı, ses sitemi…


Sonuç olarak: Özgür Yazılım eşittir verimlilik5

Kısaca verimlilik denilen pazarın tek üreticilerinin eline bırakıldığı gibi son tüketicilerin (devlet, bireyler, firmalar) düşünceleri çoğunlukla umursanmaz; anketler, saha çalışmaları, geri bildirimler alınmaz değil; sektöre yine kâr unsuru yön verir.


Neticede ülkemizde bilişim okur-yazarlığı6 internet teknolojilerinin kullanımı, bilginin üretim ve yönetimi, AR-GE gibi çalışmaları diğer ülkelerle kıyasladığımızda oldukça geride kalmaktayız.7 kaldı ki bugün üniversitelerdeki sadece bilgisayar değil tüm mühendislik ve teknik eğitilm bölümlerinde, özel sektördeki bilgisayar eğitim kurumlarında, bilişim yayınları ve magazinlerde Özgür Yazılım ve GNU/Linux dağıtımlarına ne ölçüde yer verildiği ortada. Hatta yeterli yönlendirme ve eğitimden ziyade dışlayıcılık mevcuttur; birkaç istisna olabilir ve kendisini Microsoft baskısından sıyırıp özgürleştiren meraklı kullanıcılar da olabilir; bu güzel bir olgudur, sevindirici ve umutlandırıcıdır. Nitekim bugün etrafında toplandığımız birçok Özgür Yazılım ve GNU/Linux dağıtımı forumu, e-dergilerinin temeli bu merak ve farklı olanın peşinden gitme cesareti sayesindedir. Fakat Microsoft eğitiminin sürekliliği ya da kaynak kodu kapalı, Özgür Yazılıma düşman programlama dillerinin sürekliliği kesindir.


Ne alakası var verimlilikle, başarımla ve keşfetmekle Özgür yazılımın diye sormayın çünkü düşünce ve peşi sıra yaratıcılık özgür düşünce ile, laik ve bilimsel eğitimle, seçeneklerin ortaya konulmasıyla ve sormak, bulduğu cevapla yetinmeyerek yeniden sormak ile mümkündür ki, icat edilen buluşlarla, keşfedilen tekniklerle verimlilik ve başarı sağlanabilsin. Bunlar olmaksızın, sadece sermayeye dayalı bir ekonomi kurulur ve yapılan ise icat edilenin devasa tesislerde montajlanmasıdır ki, bunu pekala robotlar da yapabilir. Sömürülen, özgürce düşünemeyen insan icat edemez; sadece sömürülür. Şimdi gelinde bilgisayar ve diğer mühendislik bölümlerinde tekelciliğin çebmerinde dolananları düşünmeyin! Bilgisayar eşittir Windows değil, Microsoft eşittir bilişimde, özgür düşüncede kısıtlama, sömürü.


 

Lisanslar:

Makalenin tüm içeriği GNU/GPL 38 ve Creative Commons (by-nc-sa)9 ile lisanslanmış olup içeriği haber verilmek ve yeniden GNU/GPL ve Greative Commons (by-nc-sa) ile lisanslanmak koşuluyla kopyalanabilir, düzenlenip değiştirilebilir, atıfta bulunulabilir, yeniden dağıtılabilir.

 

1Casper, Exper, Vestel, IBM, HP, Crea, Pro2000, Everest, Acer…

2AMD, 64 Bit işlemcileri piyasaya sürerek işlemci piyasasının adeta ırmak yatağını değiştirmiştir.

3Eidos, EA, Ubisoft, IAN Storm, NeverSoft, Activision, Capcom, Rocstar Games…)

42004 yılında Eidos firmasının çıkarttığı Thief 3 deadly Shadows oyunu nivida FX serisi altındake ekran kartlarıyla çalışmamaktaydı ve bu seçicilik bir anda diğer oyunlarada sıçradı.

6Pardus’un bu konudaki gayretleri ve LKD’nin, Mustafa Akgül hocamızın çalışmaları da gerçekten güzel.

7Meraklı okur Google’dan “ülkemizin Ar-Ge alanında dünyadaki ve Avrupadaki durumu” ve türevleriyle arama yapabilir.

8GNU Genel Kamu Lisansı sürüm 3′ün gayri resmi Türkçe çevirisi için Pardus Viki ekibine teşekkürler: http://tr.pardus-wiki.org/GNU_GPL_%28Genel_Kamu_Lisans%C4%B1%29_S%C3%BCr%C3%BCm_3_Gayr%C4%B1resm%C3%AE_%C3%87evirisi

9Creative Commons (by-nc-sa): Bu lisansa sahip eseri kopyalayabilirsiniz, üzerinde değişiklik yapıp yenisini üretebilirsiniz. Sağlanması gereken üç şart var. İlki, eserin tüm kopyalarında eserin ilk sahibinin belirtilmesi. İkincisi, eserin hiçbir kopyası ya da eserden üretilmiş yeni eserlerin hiçbirisinin ticari ortamda kullanılmaması. Üçüncüsü, eserin tüm kopyalarında ya da eserden üretilmiş yeni eserlerde de aynı lisansın kullanılmaya devam edilmesi.http://tr.wikipedia.org/wiki/Creative_Commons

Windows 7 Cephesinde Değişen Bir Şey Yok!

Bugün bir alışveriş merkezinde yer alan teknoloji zincin markete girdim öylesine ve istisnasız tüm bilgisayarlarda Microsoft firmasının yeni makyajlı cicisi Windows 7 işletim sisteminin bilgisiz satış danış(ama)manlarınca pazarlandığını gördüm.


Windows 7 fevkalâde KDE 4 masaüstü yöneticisine benzemekte. Özellikle da tanıtım broşürlerinde değişen görev çubuğu dedikleri yer bildiğimiz panel gibi ve tek esprisi eklenen simgelerin önceki Windows 98, Me (ne fiyaskoydu ama!), XP, Vista sürümlerindeki gibi küçük olmayıp iri bir şekilde yer almasıydı.


Aşağıdaki resimler daha anlaşılır kılacaktır sözlerimi:

Pardus 2009 üzerinde KDE 4.2



Bu ise Windows 7


Bilmiyormuş gibi satış danış(ama)manına sordum broşürdeki “Jump list” özelliği nerede? Cevap olarak o” özelliklik Home Premium da yer alıyor” karşılığını alınca içimden gülesim geldi. Peki, neler değişti XP’ye göre diye sorunca görselliği öven cevaplar almaya başladım ve sıkıldığımı, aslında bu işten de bir halyi anladığımı belli etmek için anında regedit ayarlarına girdim ve F3 ile kbdtuq.dll değerini bulup “kbduf.dll” ile değiştirdim; bu işlemi iki kez tekrarladım ve sistemi bir daha ki açılışta F klavye ile başlacak şekilde ayarladım.


Tanıtımı yapılan Windows 7 işletim sisteminin masaüstünde yığınla kaynak kodu kapalı, Özgür Yazılım düşüncesine düşman 3. parti ücretli yazılmların kısıtlı deneme sürümleri kuruluydu. CD/DVD oluşturma, güvenlik, DVD izleme, resim-belge arşivleme, oluşturma ve yönetme uygulamalarının bilinen örnekleri iri simgelerle kullanıcıya hediye diye (aslında satın alma fiyatının içine sokuşturularak) yutturuluyordu.

Daha fazla dayandığımı söyleyemem tabii; netice de Windows ve değişen köklü bir şey yok. Taban bir sistemden ne beklenir ki? Özellikle de bu sistem kullanıcıların düşüncelerine önem vermedikten sonra!

Nokia 5110

Broşürlerde bahsedilen özellikler de ahım şahım değil. Üstelik microsoft firması çağın modası olan kişiselleştirebilme olgusunu da kaçıralı bir hayli oldu. Anımsamak için 1998 yılına gitme k gerek. O zaman farklı kulvarlarda sayılsalar da Nokia firması 5110 cep telefonu modeliyle kişiselle ştirme olayını başlatmıştı. Çok tutulan bu modaya zamanla yazılımlarda katıldı ve Mozilla Vakfı’nın ürünleri bu süreci iyi yönetti, ardından da Google.



Wiindows 7 işletim sisteminin rakiplerinin (Özgür Yazılım ve GNU/Linux) gelişim hızına ve kullanıcılarıyla olan etkileşimlerine bakarak bünyesine hızlı dosya arama ve yönetme irileştirilmiş çözünürlük iyileştirmeleri, masaüstündeki yapışkan uygulamacıklar (Wingets ya da Gadgets) ekleyerek, pencere yönetimini makyajlayıp yeni kısayollar tanımlamakla, kullanıcıyı hala tek çalışma ortamına hapsederek cevap vermesi bazı şeyleri 2 yıl geçsede Vista’nın üzerinden kendisine pek bir şey katmıyor.


Windows 7′nin sayılan tüm yeni özelliklerine Özgür Yazılım ext3′ten ext4 dosya sistemine veri kayıpsızgeçebilme, Compiz-Fusion, birden fazla işlemci desteği, aktif güncellemeler ve üstün güvenlik özellikleriyle cevap vermek ne kelim e 10 adım önünde koşmaktadır. Ancak bu yarışta maalesef serbest piyasanın tekeli Microsoft öndedir ve insanlar satın aldıkları sistemde kendilerine zorla satılan Windows işletim sistemini fiyata dahil edildiğinden habersiz bedava aldıklarını sanmaya devam ederler. bu yanıltıcı algılama da Microsoft ürünlerinin seçeneksiz ve rakipsiz olduğunu kullanıcıya bellitir ve Microsoft’ta talepkâr olmayan bu kullanıcıların karşısına 2-3yılda bir 10′u geçmeyen yeniliklerle, makyajlı bir yüzle çıkar. Asılnda yaptığı yenilik değil iyileştirmedir.

 


Kısaca Windows 7 cephesinde değişen yeni hiçbir şey yok! Yenilik aramak gerekirse ve de yüksek verimlilik, sınırsız özgürlük, bu kesinlikle Özgür Yazılım ve GNU/Linux dünyasında.



Özgür Yazılım Sularında Gezintiler

Giriş


Özgür Yazılım bugün kendisini “kanser gibi tanımlayanları” dahi korkutacak denli hız kesmeden gelişmekte. Gün geçmiyor ki yeni bir özellik ve yeniliği bünyesine katmasın. Gerçi Özgür Yazılım ve mülkiyet kavramını yok eden felsefesini ve de yakın durduğu emeğin en yüce kabul edildiği sosyalizmi hala kanser gibi tanımlayanlar yok değil; aksi de düşünülemez zaten. Çünkü yaşam karşıtların mücadelesidir.



Kaynağın erişilebilrliği


Özgür Yazılım ve felsefesi yazılımların mülkiyetinin bireyselliğini yok sayarak kamuya mal eder ve paylaşımını, dağıtımını, yeniden düzenlenip tekrar dağıtımını ve tamamıyla kaynağına erişilebilir olmasını savunur.


Bu şuna benzer: Lokum satan bir dükkâna girdiniz ve kasanın hemen arkasındaki tabloda şöyle yazmakta: “Lokumlarımız kendi üretimimiz olup tesisimizi gezebilirsiniz.” Örneği çoğaltalım: Kaynağından içme suyu şişeleyip satan bir firma ürünlerinin etiketine şöyle yazıyor: “Tunceli Munzur Ovasındaki tesislerimizde el değmeden kaynağında şişelenerek satışa sunulmuştur. Tesislerimiz her gün ziyaretinize ve denetiminize açıktır.”


İnsanın yapmayı en iyi bildiği şeydir tüketmek. Satın aldığımız hizmetin nasıl üretildiğini dahası kaynağını anında görebiliriz: berber hemen yanı başımızda saçımızı keser, şoförün arabayı kullandığını görebiliriz, terzi pantolonlarımızın paçasını anında yanımızda yapar… Ancak ambalajlı ürünlerin üretim kaynağı eğer şansımıza orada çalışan bir tanıdığımız varsa muamma olmaktan çıkar ya da işimiz Arena ekibinin yapacağı baskınlara kalır.



yazılımDolayısıyla para vererek bir bedel ödeyip satın aldığımız ürünlerin kaynağının bilmek en doğal hakkımız ki, neyi nasıl tükettiğimizi bilelim. Yazılımlar ve işletim sistemleri de birer üründürler; teknolojik ürün hizmet satışı yapılan zincir mağazalarda içinden kurulum CD’sinin ve kullanım-kurulum kılavuzunun çıktığı şık kutular satıldığını göreceksiniz. Gerçi artık son moda (da değil, aslında zorunlu olarak) satın alınan bilgisayarlar içinde işletim sistemleri ve bazı deneme yazılımları1 üretici firma ile perakende satış zinciri arasında yapılan kısıtlayıcı ve promosyona dayalı ikili anlaşmalar çerçevesinde kullanıcıya kurulu olarak satılmaktadır. Kullanıcının burada işletim sistemini satın almama gibi bir hakkı yoktur. Bu hakkın yerine getirildiğini varsayarsak fiyatta bir değişiklik anlaşmalar gereği söz konusu olmayacaktır.


Bir dizi kısıtlama…


Alınan kaynak kodu kapalı yazılımı bilgisayarına kuran kişi sadece kurulum esnasında karşısına Türkçeye dahi çevrilmemiş olması olası sözleşmeyle aşağıda basit ama genel bir şekilde sıraladıklarımızı kabul etmek zorundadır.


Satın aldığı yazılımı kuracağı zaman karşısına çıkan sözleşmede;

    • Kopyalamayacağına,

    • Kendisinden başkasının kullanamayacağına,

    • Satın aldığı yazılım üzerindeki tasarruf hakkının sadece yazılımı kullanmakla sınırlı olduğuna,

    • Kişisel bilgilerinin güvenliği açısından yazılım risk oluştur ve kayba uğrasa dahi üreticinin sorumluluk kabul etmediğini bildiğine,

    • Kullanım süresinin belirlenen süre ile sınırlı olduğuna,

    • İleriye ya da geriye dönük olarak (donanımsal ve yazılımsal) desteklerin sağlanması ya da sonlandırılmasının üreticinin tasarrufunda olduğuna,

    • Kişisel veri ve bilgilerin yazılımım geliştirilmesi ve diğer çözüm ortaklarının reklam, iyileştirme (!) amaçlı kullanılabileceğini,

    • Ürünün geri iadesinin mümkün olmadığınına

gibi yığınla kısıtlayıcı maddeyi görür. Üstelik bu sözleşmeyi de okuyup (kim okuyor acaba?) kabul etmesi gerekir ki yazılımı kurabilsin; kabul etmezse başka bir seçeneği (iade gibi) de yoktur.


Tüm sözleşmeyi okuyarak satın aldığı kapalı kaynak kodlu yazılımı kuran bir tüketici yazılımda beğenmediği unsurlar olabilir. Bunlar;

    • Yazılımın teması ve renk seçimleri, grafik ara yüzü olabilir,2

    • Düğmelerin ve işlev araçlarının konumu olabilir,

    • Zaman ve işlev kaybettirici gereksiz işlem adımları olabilir,3

    • Kişisel bilgilerinin güvenliği açısından tehlike unsuru oluşturan bir açık olabilir, 4

gibi unsurları değiştirmek istediği zaman karşısına satın aldığı kaynak kodu kapalı yazılımı yeniden düzenleyemeyeceği, kaynak koduna tersine mühendislik yoluyla erişemeyeceği kabul ettiği sözleşmede yazılı olduğu için suç işlemiş sayılır. Kaldı ki satılan yazılım ve işletim sistemleri kaynak kodlarının kapalılığını esas aldıkları için başka kimselerle paylaşmazlar; başka bilgisayarlara kurulamaz.


Şimdi, kim böylesine kısıtlayıcı unsurları olan yazılımların üreticilerine bırakın destek ve iyileştirme önerileri, yazılımın hata mesajını, çökme raporlarını yollar ki? Ben, şahsen yollayan birini daha gör(e)medim5.


Kaynak kodunun kapalılığını esas ilke olarak benimseyen yazılım ve işletim sistemleri üreticilerinin kullanıcıya sağladıkları destek ancak yazılımın ömrü kadardır ve bu hizmetin de ücretsiz olacağı söylenemez. Üstelik nedensiz yere bir gün sahip olduğunuz donanıma verilen destek sonlandırabilir, hatta donanım dahi desteklememezlik yapabilirler.



Örnekler…


Mesela MS Windows Vista piyasaya sürülmeden önce ufak bir yazılım sahip olduğunuz sistemin özelliklerinin MS Windos Vista’ya göç etmeye uygun olup olmadığı hakkında size bir rapor çıkartmaktaydı. Peki, bu rapora göre donanım yükseltmesi yapan ya da eski sistemini çöpe atanlar giriştikleri maliyete karşın yeterli fayda sağladılar mı?


Moblin'li bir netBookBu soruyu bir soru ile daha geniş açarsak eğer 3N teknolojisiyle bütünleşerek günümüzün salgını haline gelen Netbooklar’da neden MS Windows Vista değil de destek verilmesi sonlandırılan MS Windows Xp’nin kırpılmış sürümü kullanılmakta? Neyse ki boyutuna göre düşük donanım ile verimli çalışması için tasarlanan NetBooklar da Vista’nın sorun çıkartacağını öngörmüşler de Windows Xp ile bağlamışlar üreticileri.


NetBooklar da yurtdışı satışlarında işletim sistemini seçebilirken ülkemizde ise kendini büyük sayan teknoloji mağazalarının MS Windows Xp kurulu makineler ithal etmesi ise ayrı bir yazı konusu6.


Kaldı ki, Microsoft Vista’yı Xp’den tam altı sene sonra piyasaya sürmesine ve de rakiplerinin kat ettiği mesafeyi görmesine karşın sonuç ortada: sistemi müsrif ve verimsiz kullanan makyajlı bir Xp!7 Aradan geçen zaman içinde “dünyada en çok kullanılan işletim sisteminin”8 yığınla hata mesajı vermesine karşın geliştirilmesinde çok az sayıda geri bildirim yapılmış olmasını Vista kanıtlamış gibi.



Son söz niyetine…


Burada karşımıza kaynak kodunun açık olmasının ve insanların yazılımın özgürlüğüne inanmalarının önemi çıkmaktadır. Neticede ortada binlerce yıllık bir bilgi birikiminin yine binlerce kullanıcının (belki daha fazla9) geliştiricilere farklı donanımlara sahip sistemlerde alınan hata mesajlarını, geliştirme önerilerini ve yerelleştirme çalışmalarını iletmeleriyle bir emeği var etmeleri, katkıda bulunmaları vardır. Bir örnek olarak Wikipedia, LaunchPad, çeşitli dağıtımların e-posta liste, forumları, kurulum-nasııl belgeleri ve Vikileri sayılabilir. Hepsi de gönülüllük esasına dayanmaktadır; asıl amaç ise bilginin ve yarattığı değerin paketlenecek denli korumasız olmadığını dünyaya göstermektir.


Kaynak kodunu açmayıp kapatmak ve bu üretim sırrını paylaşmamak (haliyle üretilen ve yaratılan bilgiye el koymak) kaynak kodunun kapalılığını esas ilke olarak benimseyen işletim sistemi ve yazılm üreticilerinin ticari bir hakkı olabilir diye düşünebiliriz. Ancak piyasaya baktığımız zaman tüketilmesi için yığınla ürün hizmet bulunmakta: sakızdan meyveye, araba lastiğinden ilaca, cep telefonundan bankacılık hizmetine, elbiseden süte dek… Kısaca tükettiğimiz, tüketmeye niyetlendiğimiz ve de tüketemediğimiz tüm ürün ve hizmetlerin üzerinde mutlaka içindek

iler kısmı yer alır. Bu kısımda bilemediğimiz üretim süreçleri, terimleri olabilir ki (ilaçlar, gıda ürünlerinde fazlasıyla var) ufak bir araştırma ile bu bilinmezler de bilinir hale gelir.

Richard Stallman bilgisayara hükmederken

Özgürlük Bir:

Yazılımın nasıl çalıştığını inceleme ve kendi gereksinimleri doğrultusunda değiştirme özgürlüğü. Yazılım kaynak koduna erişim bunun için bir ön şarttır”

Richard Matthew Stallman10


Güzel albenili kutularda pazarlanan, internet sitelerinden indirilen kaynak kodu kapalı yazılm ve işletim sistemlerinin hiçbiri böylesine bir içindekiler kısmına sahip değildirler. Düşünsenize kullandığınız ilaç dahi yapılana dek binlerce deneyden geçip yan etkileriyle birlikte satışa sunulmakta; üstelik doktor gözetiminde ve bu özgür olmayan işletim sistemleri ya da yazılımlarda mümkün değil.


Kim bilebilir ki, kullandığımız özgür olmayan güvenlik sağladığına inandığımız yazılım kişisel bilgilerimizi arşivleyerek (en masum düşünceyle) pazarlama faaliyetleri için bir içecek firmasına iletiyor? Bunun bir güvencesi var mı? Şimdi, Özgür Yazılımda neden olmasın diye sorduğunuzu duyar gibiyim? Olabilir ancak olanı da yakalama, görme, anlama ve anlamasak dahi bunun için hizmet satın alabilme şansına sahibiz ki, kaynağa erişim burada yine karşımıza çıkmakta.


Kaynak kodu örnekleri:

 

Dipnotlar

1Güvenlik, eğlence, belge oluşturma ve yönetme, fotoğraf arşivleme ve düzenleme yazılımları gibi… Çoğunun ortak noktası 30 günlük süre boyunca kısıtlı kullanım sunmasıdır. Sonrasında ise hizmet satın alınmadığı için sonlanır.

2Bu açığı çok iyi yakalayan Mozilla Vakfı ürünlerinde; FireFox, Thunderbird, Sunbird ve diğerleri; kişiselleştirme ve yazılım içinde uyumlu çalışan eklentilerle, temalarla desteklemiş ve rakiplerine adeta fark atmıştır.

3Ücretsiz olarak dağıtılan kaynak kodu kapalı MS Windows Live Messenger programı reklamlarla doludur ve açılırken gereksiz ve zaman kaybedici bildirimlerde bulunur.

4MS Internet Explorer 6 tarayıcısının güvenlik açıklarını burada saymak yerine Google’dan rahatlıkla araştırıp bulabilirsiniz.

5Paylaşılan eğlenceli ve de öğretici bir hata mesajı için: http://ozguryazilimsendikasi.org/?p=14

6Değerli dostum Kemal’in bu konu hakkında güzel bir çalışma yapacağından eminim.

7Sistemi hoyratça, verimsiz kullanması, eski ve düşük donanımlı ki, bu sistemler en az 2006 yılının sistemleridir; bilgisayarlara kurulmaması birçok firmanın hala çoğu yassı kasa iş istasyonu sistemlerinde MS Windows Xp kullanmaya devam etmesine yol açmıştır. Örneğin bankalar, hastaneler.

8Wikipedia Türkiye’nin yalancısıyız: http://tr.wikipedia.org/wiki/Windows_XP#cite_note-0

9Mozilla Firefox 3 çıktığı gün 8 milyonu aşkın kullanıcı tarafından nidirilmiştir. http://tr.wikipedia.org/wiki/Mozilla_Firefox_3 İndirenlerin sadece bir milyonunun hatalar için geri bildirim yaptığını düşünsenize!

10Özgür Yazılım ve bizlere sağladığı özgürlükler için: http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%96zg%C3%BCr_yaz%C4%B1l%C4%B1m ve http://en.wikipedia.org/wiki/Free_software