Posts tagged ‘google’

Pardus-Linux.Org eDergi 16. Sayı yayınlandı!


Dergimizin içeriği şu şekilde :

* Kayıpsız Resim Büyütme: SmillaEnlarger
* Pardus 2009.1 Melez CD Özelliği
* Pardus 2009.1 Kurulum ve İlk Adımlar
* Oyun Tanıtımı: ColdWar
* Pardus’ta Django: Uygulama Geliştirme
* Pardus’ta Django: HTML Dosyaları
* Röportaj: Michael Foord (Python)
* Google ve Microsoft Rekabeti Son Hız Devam
* 2010 GNU/Linux Dünyasına Ne Getirebilir?
* Serbest Piyasa Düzeni Masalı ve Yazılımlar
* OEM Davası Üzerine
* Penguart
* Haberler


Dergimiz her geçen gün daha iyiye gidiyor arkadaşlar. Özellikle de üretimin durmaması ve yeni bir safhaya erişmesi gerekiyor ki, biz bunu da yapabilecek güçteyiz.

Formumuzu tatlı rekabet içinde korumamız gerek.

Django yazıları anlayamasam da enfes. Okurken bana bilgisayarımın dahi olmadığı zamanlar NetLife dergisi alıp kağıt üzerinde HTML kodları ile site tasarladığım günlerimi anımsattı. Yıl 1998 ve Bilişim, Compex fuarları müdavimiyiz!

PenguArt sayfaları hoş ve diğerlerinden ayırıcı özellikleri ise masaüstü düzenini açıklayan metinler.

Kemal ise makalelerinde yine kalemini konuşturmuş ve uç noktaları bağlamış. Sıkmadan bilgilenerek okunacak makaleler çıkmış ortaya: Google vs. Microsoft… Yazılımların dijital çağda ne yöne doğru ilerleyeceği… 2010′da neler bekliyor Özgür Yazılım Dünyasını…

Python söyleşisi ise güzel ve keyifli. Daha iyi söyleşilere imza atılacak gibi; yenilerini sabırsızlıkla bekliyoruz.

Kayıpsız resim büyütme yazısı, uygulama tanıtımı ise başlı başına güzel; bizleri The Gimp kullanmaya mecbur etmediği için. Bu ince ayrıntılı yazıyı akıl edip bizlerle paylaştığı için Yaşar’a teşekkürler.

Pardus 2009.1 tanıtımları kısa ve öz: tam da meraklı ama çekingen kullanıcıyı dürtecek şekilde! Melez açılış CD olayı ile büyük gelişme. Erdem’e teşekkürler.

Oyun tanıtımı eksiğimizi kapatan Giray arkadaşımızdan şöyle klasiklere de el atmasını bekliyoruz. Yardıma hazırım bu konuda.

Haberler kesinlikle sayfa doldurma amaçlı değil ve aylık yayınlanan bir derginin gündemi takip etme kaygısı.

OEM Davası ise sırt çevirilecek gibi değil. Bu bizim adeta kazanılmış bir kalemiz! Onu savunmak ise biricik görevimiz ki, tüm alanları zapt eden kapalı kaynak kodlu işletim sistemine karşı Özgürlüğümüzün vazgeçilmezliğinin haklı davası! Bu kararı uygulatmalıyız. Emin olun ki, uygulamayacak olan nice dinazorlar çıkacak karşımıza, ama yılmamamız gerekir. Hinad Karslı’yı tebrik ediyorum bu çileli yolda inandığı değeri savunup hakkımızı aradığı için.

Benim makaleme gelince yorum ve takdir okurundur. Ancak güzel ve sıkı bir yazı ortaya çıkarttığımı düşünüyorum.

İyi okumalar. Gerçekten de güzel iş çıkarttık! Son olarak tüm teşekkürler Özgür Yazılım Dünyasının aşağıda ismi geçen sendikalı emekçilerine:

Aydın Bez
Erdem Artan
Gürhan Şüküroğlu
Hamit Giray Nart
Kemal Karataş
Melike İlteralp
Muslu Yüksektepe
Nihad Karslı
Onur Tuna
Uğur Çaylık
Yaşar Yeğin

Piyasada işletim sistemleri savaşı başlamıştır

İşletim Sistemleri Savaşına Hazır Olun

Makaleyi yazan: Kemal Karataş




Son dönemde Google–Apple, Microsoft–GNU/Linux arasındaki rekabet iyice kızıştı. Piyasanın % 90 payını Microsoft elde tutuyor hala. Bilişim piyasasının kurallarını şimdiye kadar kendine göre uyguladı; ama artık kurallar değişiyor. Microsoft 3 yılda bir versiyon açıklarken, Windows 7′yi Vista’nın başarısızlığı yüzünden 12 ay gibi kısa bir süre içinde piyasada çıkardı. Normalde Windows 7′nin 2010 yılında çıkması gerekiyordu.



Google Chrome OS 2010 yılında piyasaya çıkıyor; ayrıca Intel Moblin projesiyle taşınabilir bilgisayarlar için büyük bir adım attı. Google’ın Microsoft’a destek vermeyeceği kesin; kuşkusuz bunda Microsoft ile aralarında olan birçok dava ve pazar hakimiyeti savaşı önemli bir etken. Burada Intel’in yaptığı atak şaşırtıcı. Microsoft’un piyasadaki stratejik ortağı olan bu firma, GNU/Linux alternatifine destek veriyor. Moblin projesi, GNU/linux dağıtımlarıyla anlaşarak, yakın gelecekte dişli bir rakip olacağını gösterdi. Bu rakipleri karşısında Microsoft’ta boş durmuyor: Windows 7 piyasaya çıkmadan reklam, pazarlama ve metodlarıyla rakiplerini takip etti. Daha önceden aday versiyonlardan kullanıcı raporlaması alınmazdı, ama Windows 7′de GNU/Linux dağıtımlarının kullanıcı desteğini taklit etti. Steve Ballmer 2 gün önceki sunumda, sanki ‘Çok büyük bir değişiklik yapmış’ gibi konuşuyordu. İnternet medyasındaki destekçileri de Microsoft’u desteklemezse olmaz.. MS Windows Vista’nın hezimet olduğunu gizleyen medya destekçileri, Windows 7 konusunda da abartılı haberlere, pohohlamalara devam ediyor. Burada kilit nokta NetBook sektöründe, Microsoft’un dikta metotlarının hakim gelip, gelmeyeceği.



NetBook piyasasında yaşanan oyun çok önemli. 2007′nin son döneminden beri çıkan ürünlerde, MS Windows Xp Home versiyonu kullanıcılara zorla verildi!.. Satın alan kullanıcılara fikri sorulmadan, yapılan anlaşmalara göre bu despotluk yapıldı. Otomatik olarak GNU/Linux uyumlu NetBook’lar dahi bu zorlamayla satılmakta. Bu despotluğu, Google Chrome OS ve Moblin kısmen değiştirebilir.




Mobil platformlar da son birkaç yılda hızla gelişti. Apple–Intel ortaklığıyla, Ipod ve Iphone ürünleriyle piyasada büyük pay sahibi oldu. Bu yıl 5.2 milyon satış rekoruyla, krizden bile etkilenmedi. Google, Android platformuyla mobil platformda da aktif. Microsoft, bu piyasada etkisiz kaldı. Google, Apple vs. rakipler tüketici kitlesini topladı. Artık Mictosoft bu şirketlere kafa tutucak durumda değil. Daha masaüstü bilgisayar piyasasında sıkıntı çekiyorken, mobil platformlara odaklanması mümkün değil. Özellikle de mobil araçlarda Symbian işletim sisteminin egemenliği uzunca bir süre kırılacağa benzemiyor.



Piyasanın değişimini yorumluyoruz. Ama önceki şartlara bakmadan objektif yorum yapamayız. 10 yıl önce, insanlar masaüstü ve dizüstü bilgisayarların ikisine birden sahip olabilirdi. Bu iki üründe de aynı işletim sistemini aynı işlemler için kullanırlardı: yazılımlar, verimlilik uygulamaları, koruma ve güvenlik programları, aktiviteler hep bu gerçeğe göre düzenlenirdi. Geliştiriciler bu gerçeğe göre, programlarını piyasaya sürerdi. Artık akıllı telefonlar, NetBook’lar, kendine özel derlenmiş işletim sistemlerinde çalışabiliyor. Microsoft’un Windows 7′le bu istekleri karşılaması zor. Hem akıllı telefonlar, NetBook’lar ve masaüstü bilgisayarlar için ortak çözüm bulmak zorundalar. Bu açığı da Özgür Yazılım ve GNU/Linux dünyası kapatıyor. Her elektronik cihaz için derlenebilecek bir çekirdekten bahsediyoruz. Artık “İşletim sistemi savaşları” dönemine girmiş bulunuyoruz.


Ms Windows 7 eskisi kadar rahat piyasada olamayacak. Küçümsediği rakipleri daha planlı biçimde karşılık veriyor. MS Office ürününe karşılık, “Google Docs” iyi bir alternatif. Çünkü her yerden he şekilde donanım bağımlılığı olmaksızın ihtiyaçlar karşılanıyor. GNU/Linux dağıtımları eksikliklerini gün be gün kullanıcı ve geliştirici topluluklarının karşılıklı etkileşimiyle kapatmakta ve daha iyiye doğru yol almakta. Geçen dönemde, Google’ın internet servisleri ve farklı GNU/Linux dağıtımları şirketlerin ve de son kullanıcının isteklerini karşılayabilir.



FSF de karşılık olarak, etkili bir kampanya başlattı: Windows7sins.org sitesinde protestosunu en hızlı biçimde yapıyor. FSF’ye destek veren sitelerde tanıtıma destek oluyor. “Kurumsal ve son kullanıcının nasıl sistematik biçimde sömürüldüğünü” madde madde açıklıyorlar. Eskiden Microsoft’a planlı yapılamayan itiraz, şimdi en iyi biçimde yapılıyor. Abartılı, janjanlı ve sık verilen reklamlarda gizlenenler aleni olarak açıklanıyor. MS Windows Xp’de kalan şirketler ve son kullanıcıya, en az Windows 7 home versiyonu zorla pazarlanacak. Bu versiyona geçmenin bedeli ne olabilir peki? Bütün şirketlerin ve kullanıcıların en yeni bilgisayarları satın alması.. Bu küresel krizde o kadar para harcamaya değer mi ?



Microsoft bu sayılan şartlarla uğraşamayacak durumda. Hem oyun konsolu, işletim sistemi, mobil platform sistemi, program geliştirme sektörü gibi alanların hepsinde aktif. Bu sektörlerde de farklı rakipleriyle yarışması imkansız. Küresel kriz, Microsoft’un bile masraflarından kısmasını zorluyor. Şirket uzmanlaşacağı alanları seçmek ve en zayıf halkayı kopartmak zorunda. Böyle yapmazsa, piyasadaki %90′lık payından azalmalar olması kaçınılmaz. Microsoft bütün gücünü, zorbalıkla kullanacak, fakat piyasa artık o kadar kolay bu şirketin oyuncağı olmayacak.



Eskiden farklı isteklere sahip olan kullanıcılara tek bir ürün ile hitap edilebiliyordu. İş adamları, sanatçılar, memurlar ve öğrenciler bugün sahip oldukları konumlar itibariyle farklı isteklere sahip. Artık lisans yoluyla kullanıcı isteklerini sınırlamak, değiştirilmesi gereken bir taktik. GNU/Linux dağıtımları, Apple, Google Chrome OS, Moblin gibi alternatifler, işletim sistemi piyasasında paylarını alacaklar. Bu piyasanın yeni şartları kimin piyasada kalıp, kalmayacağını bize gösterecek. Her ne olursa olsun, farklı seçimler ve özgürlüğün kazandığı bir piyasaya hazır olalım.


Kaynak: http://www.forbes.com/2009/10/22/google-microsoft-apple-technology-cio-network-novell.html

http://www.channelregister.co.uk/2009/10/22/windows_7_what_we_learned/

http://en.windows7sins.org/#7



Google ve GNU/Linux

Makaleyi yazan: Kemal Karataş “kernel”

 

Google denildiğinde akla, en popüler arama motoru geliyor. Ama sadece arama motoru olmadığını güncel gelişmeler göstermeye başladı. Microsoft, Netscape ile olan piyasa rekabeti hala akıllarda. O çatışmadan sonra, Microsoft İnternet Explorer internet tarayıcısı uygulaması Windows işletim sistemi ile birlikte gelmeye başlamıştı. O dönemden beridir, Microsoft gerçek bir rakip bulamadı piyasada kendine. Ama Google, bu durumu ciddi ciddi değiştirdi; önceleri Standfort Üniversitesi’nde aktif olan basit bir arama motoru bugün Microsoft’un korkulu rüyası haline geldi.

Piyasa hâkimi olan Microsoft, neden Google’dan bu kadar korkuyor acaba? Sebeplere kısaca bakalım;

  • Google, Microsoft gibi yazılım üreten, yazılımcılar tarafından kurulan bir şirket.

  • Microsoft, kendi dönemindeki piyasa şartlarına uygun bir çalışma şartları bulmuştu. Google da kendi döneminde, piyasadaki çalışma şartlarını kendine uyarladı. Bu yolla, büyük bir değişim yaşanmasını sağladı.

  • Google, kendi veri tabanını, kendi uyarlaması olan bir Linux yapısıyla sağlıyor.

  • Piyasada aldığı karları, Özgür Yazılım olan Mozilla Firefox ve Linux dağıtımlarına dolaylı ya da direk olarak paylaşması.

  • Piyasada arama motoru olarak bilinse de, Google Android- Chrome gibi ürünlerle sadece bu alanda kalmacağını gösterdi.

  • Ücretsiz POP3 ve IMAP desteği sunan GMail e-posta hizmeti, Jabber ağlarını kullanan anlık mesajlaşma uygulaması GTalk, internet üzerinden belge oluşturmaya, paylaşmaya imkan tanıyan GDoc, video paylaşım sitesi, resim ve görüntü işleme yazılımı olan Picasa, dünya haritasını üç boyutlu olarak görmemize imkan veren eğitsel Google Earth gibi ürünler ise Google arama motorundan ziyade artık bir yazılım fabrikasına döndüğü gibi bunun üzerine AdSense ve AdWords gibi reklâm alma-yayınlama uygulama politikalarıyla da şirket çatısını yükseltmiştir.

Google ve Microsoft arasında bariz bir rekabet var. Bu rekabet yüzünden, rakibi Yahoo’yu satın alma girişimine kadar gitti Microsoft. Daha Google Android’in adı bile anılmadan, bu kadar endişe yersiz miydi? Google belki geleceğin Microsoft’u olarak eleştirilere muhatap olabilir. Ama burada kilit bir nokta var: Google-Microsoft rekabetinde Linux nerede? Piyasaya çıkarılan ürünler ilk olarak Windows sürümüyle geliyor. Linux ve Mac versiyonları ise çok sonra çıkartılıyor. Bu hareket akılda soru işareti bırakıyor. Ama Mozilla Vakfı’nın Google AdSense reklâmlarından milyonlarca dolar kaynak sağlamasını da unutmamak lazım. Bu yüzden henüz kesin bir değerlendirme yapmak zor.

Google Android ilk çıktığında sadece mobil işletim sistemi olarak değerlendiriliyor gibiydi. Aylarca da böyle sürdü gelişme. Ama netbook devrimiyle, mobil uygulamalarla, bilgisayardaki uygulamalar bir ortak nokta bulmaya başladı. Bu durumda, Android’in netbook için düzenlenebileceği hakkında konuşmalar yapılmaya başlandı. Bu arada, popüler GNU/Linux dağıtımlarının da aynı piyasada olduğunu unutmamak lazım. Computex bilişim fuarında, değişik haberler duyuruldu. ”Android uygulamalarının Ubuntu’da çalışması için çalışmaların yapılması” ya da ”Dell firmasının, netbooklarında Android ön yüklemeli modeller üretmeyi planlaması” gibi herkesin farklı yorumlayabileceği haberler dolaşıyor ortalıkta. Kimilerine göre Google, özgür yazılıma destek veren bir şirket, kimilerine göre, geleceğin zalim Microsoft’u… Bu iki yorumu da zaman gösterecek.

Piyasada Microsoft’u büyüten şartlar azalıyor. Bunların başında ise tüketiciyi diğer uygulama seçeneklerinden mahrum bıraktığına dair (Internet Expoler, Media Player gibi…) AB’de açılan kartel davası, Özgür Yazılım ve GNU/Linux dağıtımlarının verimlilik ve ekonomik açıdan farkındalığının ortaya çıkıp kimi ülkelerin topyekûn GNU/Linux dağıtımına geçmeleri gibi… Google ise özgür yazılımcılara ve GNU/Linux dağıtımlarını şimdiye kadar Microsoft kadar haksızca ezmeye kalkmadı. Önemli olan nokta ise, Google ve Linux ilişkisinin nasıl olacağını anlamak. Küresel krizden etkilenen Google, özgür yazılıma Microsoft Windows’tan çok destek vererek kendi kar payını arttırmayı deneyebilir mi acaba? İleriki sayımızda bu konuyu daha derinlemesine analiz edeceğim.

İşletim Sistemleri ve Donanımsal İlişkiler

İşletim Sistemleri ve Donanımsal İlişkiler

Giriş

Son dönemlerde bilgisayarların kalbi sayılacak işlemcilerin özellikleri her açıdan bir hayli arttı. İçinde bulunduğumuz zamanda i386 (32 Bit) mimarili işlemciler yerlerini x64_86 (64 Bit) mimarili işlemcilere bırakırken artık çift çekirdek dönemi de aşılmış bulunmakta. Hatta üç, dört çekirdekli işlemciler piyasada yerlerini çoktan almış durumda.

Bunun dışında en önemlisi ise işlem hızı artan işlemciler peşi sıra bilgisayarların diğer bileşenleri olan ekran kartı, ana kart, güç kaynakları ve soğutucuların, sanal belleklerin de; yani donanımların; zorunlu yükseliş yapmasını, donanım üreticilerin yeni yatırımlarla Ar-Ge faaliyetlerini güçlendirmeleri, atılımlar ve yenilikler yapmasını sağlamasıdır. İşlemci pazarının an be an gelişimi bilgisayarların gelişimi için bir nevi itici güç olmuştur.

Kısa Bir Piyasa Analizi

İşlemci üretimi yapan ve yüksek teknolojiye sahip olan iki firma; Intel ve AMD; piyasada tekelleşerek diğer işlemci üreticilerine, piyasaya girmek isteyen yeni oyunculara ne yer ne de olanak sağlıyor. Haliyle bu iki firmanın kullandığı teknolojiler, ürettikleri modeller ve üretimin en başından itibaren belirledikleri destek politikaları da hem işletim sistemlerine hem de bilgisayarların diğer bileşenleri olan donanımların gelişimine doğrudan etki etmektedir.

Örnek verecek olursak her iki işlemci üreticisi de anakart bileşenlerini ve ekran kartlarının üretimini, gelişimini doğrudan etkilemektedir. AMD’nin ekran kartı ATI’yi satın alarak büyümesi her iki ürünün; işlemci ve ekran kartı; sorunsuzca çalışmasının, birbirini desteklemesinin, sonuçta ise üründen alınacak verimin artmasını sağladı. Ancak bu bahsettiğimiz verimli, uyumlu ve sorunsuz çalışma kaynak kodunun kapalılığını kendisine esas ilke benimseyen işletim sistemi üreticisi firmaların ürünlerinde söz konusuydu. AMD ne yazık ki hâlâ Özgür Yazılıma yeterince destek vermemekte; bunun birçok nedeni olabilir ama en baskın olanı ise pazar hâkimi işletim sistemine yaranarak hâlâ gerisinde olduğu Intel’in pazar payından pay kapmaktır.

Bugün, Özgür Yazılım ve GNU/Linux dağıtımlarını kullananların ekran kartında öncelikli tercihi Özgür Yazılıma destek veren ve felsefesinden de haberdar olan Nvidia ürünleridir. Tabii ki, Nvidia’da pazardan pay alabilme ve Özgür Yazılım’a sürekli destek vererek sadık kullanıcı kitlesi yaratmakta. Ancak, bu, Özgür Yazılım ve GNU/Linux dağıtımları kullananların da Nvidia’nın istediklerine sürekli boyun eğecekleri anlamına gelmemekte. Neticede erişime açık olan kaynak kodunu değiştirme, kullandıkları dağıtıma göre düzenleme, hataları geliştirici ve kullanıcı topluluklarına iletme hakkı her an ellerinin altında. Burada söz konusu olan karşılıklı bir ilişkidir.

Öte yandan Intel firması da Özgür Yazılım ve GNU/Linux dağıtımlarında ürünlerinin verimli ve sorunsuz çalışması ve de müşteri kaybını önlemek amacıyla sürücü yayınlamaktadır. Son günlerde piyasaya duyurduğu Netbook’lar üzerinde verimli çalışması için tasarlanan Moblin Linux ile de Özgür Yazılım alanında bir ürünle boy göstermeye başlamıştır. (dipnot 1)

Bunun yanı sıra IBM, Sun, Oracle, Novell, HP, Google gibi bilişim devleri de Özgür Yazılım’ın, GNU/Linux dağıtımlarının piyasadaki tekelciliği delmesi üzerine bu yeni ve farklı bir iş modeli karşısında yeni çözümler üretmiş, destekleyici projelerle Özgür Yazılım’ın gelişmesine katkıda bulundukları gibi kendilerine yeni stratejiler çizmişerdir. Öte yandan kimi hazır sitem üreticileri de piyasaya sundukları bilgisayarları önceden yüklü olarak GNU/Linux dağıtımlarıyla satmaları gibi (Dell’in dizüstü bilgisayarlarına Ubuntu yükleyerek satması), hiçbir şey yüklemeyerek de (Acer’ın dizüstü bilgisayarlarına FreeDOS yüklemesi) dolaylı ve piyasada bilinirliği arttırıcı desteklerde söz konusudur.

Yazılım Cephesinin Gelişime Cevabı

Peki, donanımların sürat kazanan gelişimine işletim sistemleri ve yazılımlar cephesinden ne yanıt geldi? Bilindiği gibi AMD ilk 64 bit sınıfındaki işlemcisini piyasaya sürdüğünde piyasa hâkimi kaynak kodunun kapalılığını esas ilke olarak benimseyen, ücretli işletim sistemi üreticisi hazırlıksız yakalanmıştı piyasanın bu genç oyuncusunun atağına. Bu atağa erken yanıt veren ise Özgür Yazılım dünyası olmuştu. Bugün birkaç dağıtım dışında çift çekirdek ve 64 Bit teknolojisini desteklemeyen GNU/Linux dağıtımı yok gibidir. Hatta Debian (dipnot 2) ve Gentoo (dipnot 3) GNU/Linux dağıtımları yaklaşık olarak on ikiyi aşkın işlemci mimarisine sahip sistemleri desteklemekte, bunlara yönelik derlenen Kernel (çekirdek) ile dağıtımlarını sunucularda kullanıcılarla paylaşmaktadır.

Üstelik GNU/Linux dağıtımları işlemcinin kalitesi, başarımı, fiyatı ve hatta gözleri kapalı kaynak kodlu işletim sistemi kullanmaktan başka seçeneklerin olabilirliğini görmez olmuş kullanıcılar için son derece önemli olan hızı ne olursa olsun hemen hemen tüm sistemlerde çalışabilmektedir. (dipnot 4) Kısaca GNU/Linux dağıtımları işlemci beğenmemezlik yapmadan destekledikleri sistemlere kurulup düşün donanımda son derece verimli bir şekilde çalışırlar. Üstelik her türlü özelleştirme, bağımsızlaştırma ve özgürleştirme eylemleriyle kişiye ve kuruma özel tam verimlilik esasına göre istenilenleri yaparlar.

Özgür Yazılım ve GNU/Linux dağıtımlarının en güzel yanı özgür oldukları için hiçbir sınırlamalarının olmayışıdır. Ancak kaynak kodunun kapalılığını esas ilke benimseyen ücretli “tekel” işletim sistemi ve de yazılımlar işlemci seçebildikleri gibi tüketicinin alım gücüne göre de kendilerini sınırlarlar. Gerçi fiyatı ne kadar yüksek olursa olsun genel kanının aksine tam verimlilik sağlayacakları da şüphelidir.

Örnek verilecek olursa MS Windows işletim sistemleri pazarlamasında tüketiciye ulaştırılan görsellerde sürekli olarak inanılmaz şeyler yapılır, anlatılır ve tüketicinin beklentisi daima yüksek tutulur ve satın alacağı üründen karşılıksız bir haz alması sağlanır. Bir nevi koşullandırma ile ürün satılır ama sunulan fayda kısıtlıdır. Ürünü satın almak isteyen kişi teknoloji mağazasına gittiği zaman almak istediği üründe kendisine pazarlanan özelliklerin olmadığı kısıtlı sürümlerle geliri ölçüsünde yetinmek zorunda kalır. Bu durum MS Windows Vista ve Windows Seven ürününde yoğun bir biçimde yaşandı, yaşanıyor da. Reklâmlardaki görsellerde Aero teması, görsellikler ve dokunmatik ekran özellikleri sürekli olarak kullanıldı. Ancak bu ve diğer birçok işlev MS Windows Vista Premium (Ultimate) Edition’ ve MS Windows Seven Home Premium da yer aldı ki, bu ürünlerin fiyatı da neredeyse bir bilgisayar fiyatı kada. Üstelik tüketicinin gelirince ödeyebileceği fiyatla sahip olduğu işletim sistemi bir üst seviye ürünün de gizli gizli pazarlamasını yapmaktaydı (aslında bu eylem biraz değil temelli korsana yönelimi de arttırmaktadır). Nasıl mı? MS Windows XP, Vista ve Seven (7)’nın Starter ve Home Edition ürünleri işlemcinin, diğer donanımların özelliği ne olursa olsun üçten fazla uygulama çalıştırmamak (dipnot 5), kimi yönetim paneli ve sınırlı özelleştirmeler sunan uygulamacıkları içermemek, güvenlik açısından zaaflar taşımak, gibi tuhaf özelliklere sahiptiler.(dipnot 6)

Üstelik bu durumu anlamayan tüketiciler soluğu teknik servisçilerin ya da ürünü satın aldıkları mağazanın garanti kısımlarında aldılar. Sorunları ise basit ve ortaktı: “Bilgisayarım yavaş çalışıyor, kasılıyor.” Çözüm de öteleyici ve tek oldu: Yeniden MS Windows XP ya da Vista kurulumu (bilinen adı ile format atmak) ya da donanım yükseltmesi.

Yaşanan bu durumun aynısı kimi kaynak kodu kapalı yazılımlar için de geçerlidir: var olan bir paketin, uygulamacığın eski olması yüzünden kurulmayı, çalışmayı reddedenler olacağı gibi işlemciyi desteklemeyip bir hata raporu dahi vermeden (gerçi verse de anlaşılmayacaktır: çünkü verilen mesajda kapalıdır!) anında kapananlar, donanımı verimsiz kullananlar vs…

Fayda-Maliyet ve Verimlilik Üzerine

Bugün mantar gibi her yerden biten teknolojik ürün-hizmet satışı, pazarlaması yapan mağazalar, internet siteleri bilişim okur-yazarlığı olmayan pazardan sebze meyve alır gibi teknoloji tüketen insanlara yöneliktir.

Çünkü bu mağazalardan insanlar yüksek fiyata içindeki parçaların dahi ne işe yaradığını bilmeyen (örnek elma tatlıdır ve evde, elde yiyecek doğru düzgün bir şey yoksa açlığı keser) bin dolarlarla ifade edilen ürünler, hizmetler almaktalar, ancak verimli kullanabilmekteler mi? O ayrı bir sorun. Kısa bir örnek: Milyar lira vererek satın alınan güvenlik korumasından yoksun bilgisayarını (ki, ödediği bedele sadece belirli bir süre kullanım hakkını satın aldığı işletim sisteminin fiyatı da dahildir) 30-100 TL arasında bir bedele katlanıp koruma, güvenlik paketleri satın almak akıllarına gelmez. Satın alınan bu işletim sisteminin de neden güvenlik araçlarıyla birlikte satılmadığı da ayrı bir iceleme konusudur.

Üstelik satın alınan ürün hizmet daha ömrünü tamamlamadan ki, elektronik ürünler içlerine su yürümediği, düzgün elektrik akımında çalıştırıldığında uzun süreler çalışmaktadır (dipnot 7); her kapalı kaynak kodlu, ücretli işletim sistemi kullanıcısının deyimiyle “format zamanı gelmekte”, “iki işlem yapıyorum kasılıyor”, “müzik dinlerken internete giremiyorum” gibi serzenişlerle teknik servislerin yolunu tutmaktadır.

Sattığı ürünün elbet kusurunu bile kimi acar, girişken teknolojik ürün-hizmet mağaza zincirleri dönemsel olarak gazetelerde çarşaf çarşaf şu kadar bedelle bilgisayarlarınıza bakım yapıyoruz reklâmları yayınlamakta. Hatta hastalığın seyrini kontrol eder gibi ileriki zamanda yeniden kontrol için tarih ve muayene kontrol kartı dahi vermekteler.

Manifesto ve Sonuç

İnsan ekonomik bir varlıktır; daima sahip olduklarını genişleterek refahını arttırmak ister. Bunun için çalışır ve kazandığı para ile de refah sağlayacak, yaşamını sürdürecek, işlerini kolaylaştıracak tüketimler yapar. Aradaki değiş tokuş ile para ve ürün-hizmetler el değiştirir. Burada esas ilke her iki tarafında kazanç sağlamasıdır.

Yukarıda özetlediklerimizden hareketle kaynak kodunun kapalılığını esas ilke benimseyen ücretli “tekel” işletim sistemi ve de yazılımlar bilişim okur-yazarlığının gelişmesini engelledikleri gibi, fayda-verimlilik ilişkisini de bozmaktalar.(dipnot 8) Bunun aksine Özgür Yazılım bilgi okur-yazarlığının gelişimine tam destek sağlamakla birlikte fayda-maliyet denkleminde insanlığa tam verimlilik sağlamaktadır.

Özgür Yazılımlar, kullanıcıya sadece yazılımın kullanım hakkını vermez, tamamı ile sahip olmasını sağlar ve geliştiriciden de bu özveriyi yapmasını; yarattığı yazılımı GNU GPL ile lisanslayarak; bekler. Üretienin satılmasına da karşı çıkmaz, ama kaynak kodunun açık olmasını şart koşar, çünkü kaynağa erişim ile bilginin gelişiminin güvenli sağlanacaktır.

Bu yüzden Özgür Yazılımların ve GNU/Linux dağıtımları;

  • İşlemci seçmez,

  • Donanım ayrımı yapmaz,

  • Nedensiz yere kapanmaz değil, kapanırlar ve hiç değilse kullanıcıya geliştirici ve kullanıcı topluluğuna iletilmek üzere bir hata mesajı iletirler,

  • Sınırsızca donanıma bağlı (ya da zorunluluğundan) olsun olmasın özgürleştirilebilir,

  • Esnekleştirilebilir,

  • İstenildiği gibi kurcalanabilir, (eğer yönetici haklarıyla; yani super user, su; bu işi yapıyorsanız tehlikeli olabilir, ama çekinmeyin deneyin)

  • Ücretsiz ve sınırsızca paylaşılabilir,

  • Beğenmediğiniz ya da hatasını gördüğünüz yeri varsa değiştirebilir, değiştiremezseniz dahi geliştirici veya kullanıcı topluluklarına isteğinizi iletip değişikliğin yapılmasını isteyebilirsiniz,

  • Üretici tarafından “artık desteğimiz çekilmiştir, yeni sürüm satın alınız” gibi anlamsız dayatmalara maruz kalmazsınız.

  • En önemlisi “crack” bulmak için virüslü âlemlerde dolaşmazsınız,

  • Tam verimlilik, tam güvenlik ve her alanda özgürlük sizin emrinizdedir.

Özgür yazılım, FSF (Özgür Yazılım Vakfı)’nin ifadesiyle aşağıdaki belli başlı dört özgürlüğü barındırır:

  • Her türlü amaç için yazılımı çalıştırma özgürlüğü (özgürlük 0).

  • Yazılımın nasıl çalıştığını inceleme ve kendi gereksinimleri doğrultusunda değiştirme özgürlüğü (özgürlük 1). Yazılım kaynak koduna erişim bunun için bir ön şarttır.

  • Yeniden dağıtma ve toplumla paylaşma özgürlüğü (özgürlük 2).

  • Yazılımı geliştirme ve gelişmiş haliyle topluma dağıtma özgürlüğü (özgürlük 3). Böylece yazılım bütün toplum yararına geliştirilmiş olur. Yazılım kaynak koduna erişim bunun için de bir ön şarttır.

Bir yazılım, ancak bütün kullanıcıları bu hakların tümüne sahip oldukları zaman özgür bir yazılım olur.(dipnot 9) Bu özgürlüklere sahip olmak, kimseden izin almamayı ve izin için hiçbir bedel ödememeyi de içerir.(dipnot 10)”

Özgür Yazılımların ve GNU/Linux dağıtımlarının teknolojik ürün-hizmet mağazalarında satıldığını asla göremezsiniz; çünkü Özgür Yazılım ücretsizdir. Bu, bilginin de özgür olması, sınırlandırılmaması ve paylaşılarak yeniden üretilip yetkinleştirilerek verimli hale getirilmesini kendisine ilke edinmesinden ileri gelmektedir ve biz, Özgür Yazılım gönüllüleri bu ilkelere sımsıkı bağlıyızdır. Çünkü amacımız yüzyılların birikimi olan bilginin gelişimin önünü kesmek değil onu geliştirmek, yetkinleştirmek, verimli hale getirmek ve insanlığın hizmetine bedelsizce sunmaktır.

________________________________

Dipnotlar:

Dipnot 1: Bakınız: http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=moblin ve http://moblin.org/about-moblin

Dipnot 2: Debian GNU/Linux’un desteklediği işlemci türleri için lütfen bakınız: http://www.debian.org/CD/http-ftp/#stable

Dipnot 3: Gentoo GNU/Linux’un desteklediği işlemci türleri için lütfen bakınız: http://www.gentoo.org/main/en/where.xml

Dipnot 4: Buradaki “tüm sistemler” derken donanım üreticilerinin Özgür Yazılım’a ve kaynak kodunun açıklığı ilkesine düşmanca davranmamaları kastedilmiştir. Yoksa bilindiği gibi kimi donanım üreticileri sadece MS Windows işletim sistemlerinde çalışabilmek için kendilerini kar getiren anlaşmalarla şartlandırdıkları gibi Özgür Yazılım’a sınırlı destek veren ve ürününün sorunsuz, tam verimli çalışabilmesi için gerekeni yapmak yerine baştan savma destek vermekte, donanım ise işletim sistemi seçiciliği yapmaktadır.

Dipnot 5: Bakınız: PCLab Forumları, http://www.pclabs.com.tr/2009/02/04/windows-7-versiyonlari/

dipnot 6: Bakınız: http://www.winsupersite.com/showcase/windowsxp_home_pro.asp

Dipnot 7: Örneğin bu makaleyi kaleme alan yazar bu yazıyı 1999 model bir IBM Net Vista bilgisayara kurulu olan Arch Linux 2009.2 (Masaüstü yöneticisi: Xfce 4.6) GNU/Linux dağıtımını kullanarak yazmaktadır ve kullandığı sistem evini su basmazsa bir on yıl daha yaşayacaktır. Belki de 30 sene!

Dipnot 8: Bir önceki makalemi konunun açıklaması için affınıza sığınarak bakınız olarak ekliyorum: http://aptalkutusu.wordpress.com/2009/04/19/bilgisayar-kapsar-insan-yasamini-bolum-iki-bilisim-okur-yazarliginin-neresindeyiz/

Dipnot 9: Bilindiği gibi kaynak kodunun kapalılığını esas ilke olarak benimseyen işletim sistemi ve yazılım üreticisi firmalar, tüketicinin aldığı şeyin program olmadığını, sadece programı kullanma izni olduğunu savunurlar.

Dipnot 10: Kaynak: http://www.gnu.org/philosophy/free-sw.tr.html