Posts tagged ‘kapalı kaynak kodu’

Özgür Yazılım Yükseklerden Uçar

Açıklama
Bu makale yahoyt.com’da Gökhan Menge tarafından kaleme alınan tarzı gerçek ve bilgi yoksunu  haber/yoruma karşı cevap olarak yazılmıştır. Dileyen ilgili adrese gidip yazıyı okuyabilir:
http://yahoyt.com/h/8942/linux-hala-dipten-yuzuyor

Bilgilendirici Cevap
Linux[1] ne GNU’dur[2] ne de Özgür Yazılımın[3] tamamını temsil eder; sadece kalıplaşmış bir markadır; dahası algıda kalıplaşmıştır.[4] Tıpkı margarin yerine Sana almak gibi, kağıt mendil yerine Selpak almak gibi.  Kaldı ki, Linux denilen çekirdektir sadece[5] ve Richard Matthew Stallman ‘nın (RMS) temellerini attığı yazımların ve dahası insanın en güzel emek ürünü olan bilginin özgürlüğünü savunan, onu bir satılacak “meta” olarak görmeyen Özgür Yazılımın bir parçasıdır; toprağında filizlenmiştir: Firefox gibi, gcc gibi, Evince gibi…

Yaygınlık kazanmadığı dediğiniz Linux’u kenara bırakalım ve birkaç basit örnek ile bilgisizliğinizi iyice derinleştirelim: Firefox bir Özgür Yazılımdır; OpenOffice[6] bir özgür yazılımdır; Google destekli Chromium bir Özgür Yazılımdır; Pidgin bir Özgür Yazılımdır; Wikipedia[7] ve WordPress[8] ekleri bir özgür yazılım projesidir; Apache[9] sunucusu da bir özgür yazılımdır ve de cep telefonlarında bir salgın gibi yayılan, desteklenen Android[10] bir Özgür Yazılım projesidir.

Bunların dünyada edindiği pazar payını sanırım belirtmeye gerek yok; haliyle ulaştığı kullanıcı sayısını da. Hatta anımsatmak isterim ki, Firefox 3 duyurulduğu tarihte 8 milyon kişinin indirmesiyle rekor kırıp rekorlar kitabına girmiştir.[11] Alan adı, sunucu ve barındırma hizmeti sağlayan firmaların çoğu GNU/Linux desteği sağlayan sunucu makineleri ile hizmet vermektedir. RedHat hakkında sanırım konuşmaya dahi gerek yok. Keza GNU/Linux’a destek veren firmalardan da: Nvidia, INTEL, Nokia, IBM, Dell, Acer, HTC, Samsung, ASUS…

Gizli gizli Windows kullanmak ise Microsoftun yani işletmecilikte ve diğer bilinen tüm ideolojilerdeki anlamıyla tekelin piyasadaki diğer oyuncularla yapmış olduğu kısıtlamalar, donanım ve yazılım üreticileri, kısaca devlet parakendeciler… kar amacı ile biz kullanıcıların özgürlüğünün kısıtlanması nedeniyledir. Kabaca sizin burada vurguladığınız sorunu görüp kökenine inmemek ve yüzeysel davrandığınız gibi kendi cahilliğinize insanları çekmektir.

Yazdıklarınızın tamamına sosyalist kimliğimden sıyrılarak kapitalist öğreti ile bakmaya çalıştığım zaman rekabet iyidir ve piyasadaki çeşitlilik tüketiciye en iyi ürünü en ucuza sunmanın yoludur derim; çünkü rekabet serbest piyasanın olmazsa olmazı kapitalizmin de bel kemiğidir. [12] GNU/Linux dağıtımlarındaki seçeneklerin çokluğu (dağıtımlar, masaüstü yöneticileri, uygulamalar, geliştirme araç ve kütüphaneleri…) kişinin özgürlüğünü gösterdiği gibi bu aynı zamanda sınırsız düşünmenin ve özgür olmanın yeni fikirler yaratmada ne denli önemli olduğunu göstermektedir.

Ancak kaynak kodu kapalı olan yazılımlar ve işletim sistemleri dünyasında söz konusu bu maalesef geçerli olmadığı gibi tüketici eğer parası varsa konuşur ve para konuştuğu içindir ki; doğal olarak insanlar kendilerinin olmayan ve asla da ol(a)mayacak (yaşasın kapitalzim!) işletim sistemlerini, yazılımlarını satın almak yerine yasal olmayan yollardan edinmektedir. Microsoft kullanıcılarının alışkanlığı ise korsan kullanmaktır ve de özgürlüklerini teslim etmek!

İktisatta bir teorem vardır: içsellikler ve dışsallıklar ve de her muhalefet iktidar olabilmek için gerek gizli gerekse açık yollarla iktidar yürüyüşü için örgütlenir. Bu yüzden Özgür Yazılım kendi sermayesini; yani bilinçlendirme; toplamaktadır. Bu sermaye birikimi ise belgelendirme [13], tanıtım, seminerler [14], forumlar, nasıl ve yardım sayfaları ile olur; tekele karşı verilen haklı davalarla, kazanılmasıyla olur [15] kısacası kullanıcıları bilinçlendirmeyle.

GNU/Linux dağıtımlarının pazar payının %1 olması hangi sağlam verilere dayanmaktadır? İstatistik daima araştırmayı yaptıranı haklı çıkartır: parayı veren düdüğü çalar ve bu daima Allah payı denilen adaletsizliği getirir, kul hakkı hiç bir zaman aranmaz.

Eğer GNU/Linux %1 pazar payına sahip ise Özgür Yazılım topraklarında yetişen uygulamalar ve hizmetlerin pazar payı daha büyük olduğu gibi rakiplerini korkutacak düzeyde büyümektedir. Bugün kendi sitenizde dahi Firefox 4′ün beta sürümlerinin tanıtımları [16] yapılmakta olduğuna göre bilmediğiniz halde bigane kalamamışsınız Özgür Yazılımın güzelliğine.

Kaldı ki, pazar payı yanıltması sadece dağıtım odaklıdır, gerçekten uzak olduğu gibi araştırma zahmetine dahi katlanılmımıştır. Olayın bütünü Özgür Yazılımdır, Özgür Yazılımın kullanım alanının genişliğidir, kullanıcılara ulaşılabilirliği ve verimli kullanılırlığıdır.

Firefox, OpenOffice, Pidgin, Gimp, kaynak kodu açık ve GNU GPL lisanslı CRM, HRM uygulamaları, internet tabanlı veri saklama ve işleme hizmetleri, Wikipedia, WordPress, MediaWiki gibi Özgür Yazılım ürünlerinin geçiniz kullanıcı payını, kaynak kodu kapalı yazılım üreticileri yanlarına dahi yaklaşamamaktadır.

Gelelim hala aşmış bilgisayarcı işletim sistemi sanısına: bu yanlış bir algı olduğu gibi sınırlayıcı bir bilgi edinimidir ve aynı zamanda piyasa hakimlerince yayılan fısıltıdır sadece. Çünkü tersi olsa idi pazar paylarında küçülme olacaktı; bu karlarında azalma demektir. Kaynak kodu kapalı yazılım üreticilerinden işletim sistemi ile iştigal eden firmanın GNU/Linux dağıtımlarının pazar payından bir %1′lik dilim dahi almasına tahammülü olmadığı için sürekli olarak reklam, sürekli olarak devlet, donanım üreticileri ve teknoloji mağazaları ile kısıtlayıcı anlaşmalar yaptığı aşikar.

Son olarak yazdığınız belki de tercüme ettiğiniz yazıdan Özgür Yazılım nedir, GNU nedir, Linux nedir, GNU/Linux nedir bilmediğiniz ortaya çıkıyor; haliyle bilgisayar ile tost makinesinin arasındaki ayrımı da bilmediğiniz yorumuna varıyorum. Sizin mantığınız ile yürüyecek olur isek bilgi paketlenip sadece kiralanmak sureti ile satılan bir ürün[17] olup tüm bilgisayarlar sadece ve sadece Microsoft firmasının ürünleri ile insanlarla iletişime geçmek için tasarlanmıştır.

Soru:
Windows işletim sisteminin sevmediği bir şey varsa o da geriye dönük ve uyumlu olmamasıdır. 2001 yılında piyasaya sürülen bir bilgisayara bugün Windows XP[18] yüklendiği zaman neden ikisi de 9 yıl önce piyasaya sürüldükleri halde sistem verimsizleşmektedir; hatta açılmamaktadır. Soruyu genişletirsek: bugün satın alınan yeni bir bilgisayarda kurulu olan Microsoft Windows 7 işletim sistemi daha yılını hatta 6 ayını doldurmadan neden çöker ve hantallaşır, hata vererek kapanır, kilitlenir? Neden güvenlik yoksunudurlar?

Son söz
Son sözü ben değil saygı duyduğum üç kişi söyleyecek ve üçünün de ortak noktası bilginin ve özgürlüğün, aydınlanmanın ve ilericiliğin, araştırmanın ve bilmenin erdem olduğu; cahilliğin ise kötülüğüdür.

“Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz.” Uğur Mumcu
“Bana bir harf öğretenin bin yıl kölesi olurum.” Hz. Ali
“Gerçekçi ol imkansızı iste.” Ernesto Che Guavera

Dipnotlar

[1] Detaylı bilgi için bakınız: http://tr.wikipedia.org/wiki/Linux
[2] Detaylı bilgi için bakınız: http://tr.wikipedia.org/wiki/GNU
[3] Detaylı bilgi için bakınız: http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%96zg%C3%BCr_yaz%C4%B1l%C4%B1m
[4] Detaylı bilgi için bakınız: http://www.debian.org/intro/free.tr.html
[5] Detaylı bilgi için bakınız: http://www.kernel.org/
[6] Detaylı bilgi için bakınız: http://www.openoffice.org.tr/
[7] Detaylı bilgi için bakınız: http://tr.wikipedia.org/wiki/V
Lisanslarikipedi:Telif_haklar%C4%B1
[8] Detaylı bilgi için bakınız: http://tr.wikipedia.org/wiki/Wordpress
[9] Detaylı bilgi için bakınız: http://tr.wikipedia.org/wiki/Apache_HTTP_Sunucusu
[10] Detaylı bilgi için bakınız: http://tr.wikipedia.org/wiki/Android_%28Mobil_%C4%B0%C5%9Fletim_Sistemi%29
[11] Mozilla Firefox 3, Firefox ağ tarayıcısının 17 Haziran 2008′de çıkan sürümüdür. Gecko 1.9 kullanır. Çıktığı gün yapılan 8 milyon indirmeyle birlikte Guinness Rekorlar Kitabı’na girmiştir. Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Mozilla_Firefox_3
[12] Konu üzerine detaylı bir makale: “Serbest Piyasa Düzeni Masalı ve Özgür Yazılımlar” http://ozguryazilimsendikasi.org/?p=327
[13] Detaylı bilgi için bakınız: http://www.belgeler.org/

[14] İnceleyiniz: http://seminer.linux.org.tr/ ve http://www.ozgurwebgunleri.org.tr/
[15] Microsoft’un ülkemizde uyguladığı politikaya karşı indirilmiş darbe için bakınız: http://www.mecburdegilsiniz.com/
[16] Bakınız: http://yahoyt.com/h/8890/dort-dortluk-tarayici-firefox-4-beta-4
[17] Kitaplar da satılır; ancak yazarlar kitabın kapağı içine kaynak gösterilerek ya da izin alınarak alıntı yapılabileceğini belirtirler. Keza gazeteler, dergiler ve köşe yazarları da…
[18] Microsoft Windows XP işletim sisteminin piyasaya çıkış tarihi 25 Ekim 2001′dir.

 

Lisanslar:

Makalenin tamamı GNU Özgür Belgeleme Lisansı ile lisanslanmıştır. Lisansın esas metnine bu adresten erişilebilir: http://www.gnu.org/copyleft/fdl.html

 

Serbest Piyasa Düzeni Masalı ve Yazılımlar

Giriş

Serbest piyasa ve rekabet, kapitalist sistemin olmazsa olmaz kuralıdır. Piyasaya asla müdahale edilmemelidir; çünkü rivayete göre dengeyi kendisi bulacaktır. Bu denge ise, pazara sunulan mal ve hizmetlerin tüketimi arttıkça (alıcısı çoğaldıkça) üretici sayısının da artması ve üreticilerin de, üretilen bunca mal ve hizmet arasında bir farkındalık yaratarak kendi müşteri yelpazesini oluşturması sonucu sağlanacaktır. Oluşan bu dengenin adı rekabet olup, üretimin tüketiciye kalite olarak yansımasını sağlamaktadır. Üstelik bu rekabet, müşterileri sosyo-ekonomik ve kültürel değerlere göre sınıflandıracak; ürünlerin maliyetinin, görünümünün, üretim biçiminin, pazarlanmasının ve fiyatlamasının da bu değerlere göre yapılmasını şart koşacaktır.

Bugün bilinen çoğu marka, kendisini, pazarda sahip olduğu ya da sahip olmak istediği müşteri yelpazesine ve rakiplerinin durumuna göre konumlandırmaktadır. Günümüzde, rekabet ederek rakibini alt etme politikası, rakibini satın alma ve tekelleşmeyle yer değiştirmiştir. Bir çok firma, artık müşterilerini çeşitli tablo-grafik, sosyo-ekonomik-kültürel veriyle sınıflandırmak yerine tek kalemde ikiye ayırmakta ve pazarlama işlevlerini, üretimini bu ayrıma göre biçimlendirmektedir: Tüketicinin ekonomik durumu.


Kısaca bazı pazarlama stratejileri

Vestel-Regal, Renault-Dacia, CarrefourSa-DiaSa, Ülker-Halk, Tamek-Jucy, Milliyet-Posta, Sabah-Takvim, Arçelik-Beko-Altus, bilgisayar donanım ve sarf malzemelerde ise kutulu-OEM gibi… Peki, bu sıralamalar neden yapıldı? Cevap: bu saydığımız ikinci markalar, geliri düşük ya da tutumlu-orta seviyede olan tüketiciler için , ilkinin güven ve kalitesiyle, üretilmekte ve pazarlanmaktadır.

Bu taktiğin dışında, firmalar ürettikleri ürünlerin özelliklerini, bir de fiyata göre değiştirirler. Örneğin; aynı otomobil üreticisinin markasının farklı motor hacimlerine, konfor ve donanımına göre sınıflandırılması; aynı buzdolabının hacminin ve soğutma işlevinin farklı olması; aynı çikolatanın yağının azaltılmışı; aynı yazılımın farklı özelliklere sahip sürümlerinin çeşitlendirilmesi gibi. Yine sınıflamada, esas belirleyici ekonomik durumdur ve aslında bu şekilde özgür olması gereken tüketici ihtiyacı, firmaların pazarlama ve fiyatlandırma faaliyetleriyle yönlendirilmektedir. Örneklere devam edelim; motor büyüklüğü 1200 silindirin altında olan binek araçları, daha farklı vergilendirildikleri için farklı; bu hacimden yukarı olanlar da gerek vergi oranının yükselmesi, gerekse bunu bilen üreticinin araca farklı donanımlar eklemesiyle fiyatı farklı olarak artar ve tüketici bütçesine göre hareket eder; eğer aracı illa alacaksa, önemli olan tatmin duygusudur.

Bir başka pazarlama ve satış tekniği ise, birbirine bağlı (yani birbirini tamamlayan) ürünlerden ana ürünün ambalajında, reklamında kendisini tamamlayanı tavsiye etmesidir. Örneğin; otomobil firmaları, araçlarında bilmem hangi petrol şirketinin ürünlerini; kimi beyaz eşya üreticileri, markalarının uzun süre verimli çalışması için şu deterjan firmasının sabunlarını; bilmem hangi un üreticisi şu kabartma tozunu; şu çay firması bu şekeri; gazetede tam sayfa reklamı çıkan dizüstü-masaüstü bilgisayar satıcısı, Microsoft Windows ürünlerini kullanmamızı tavsiye ederek, tamamlayıcı malların satışını yaptırırlar.

Bu, bilinçli ve tüketicinin tercihini yönlendirici bir satış tekniğidir. Bu teknik, özellikle de satın alma süreci içindeki tüketiciyi yönlendiren birinci unsur olan diğer tüketicilerin tavsiye, olumlu ve olumsuz görüşlerinden sonra gelir. Bu yönlendirme ile tüketici, tavsiye edilen tamamlayıcı malı ana ürün-hizmeti üreten firmanın güvenilirliğine, piyasadaki konumuna dayanarak satın alır.

 

Bu anlattıklarımızın tüketiciler üzerinde pratiğine gelince…

Bugünün insanları için, bilgisayarların her türlüsü vazgeçilmez bir nesnedir. Gerek iletişimleri, gerek kişisel, gerekse iş amaçlı her alanda kullanılmaları, -fişe takılmadığı veya karşısına biri oturmadığı zaman, adeta aptal kutusuna dönen bu aletleri- değerli ve vazgeçilmez yapmakta.

Teknoloji zinciri mağazalardan hazır olarak alınan dizüstü, masaüstü ya da NetBook her türlü bilgisayarlar, eve varıldığında çevre donanımlarının kasaya takılmasıyla anında kullanılır hale gelirler; tabii içlerinde, istisnasız tamamlayıcı ürün olarak yazılımların  ve kullanıcıların özgürlüğüne karşı olan Microsoft Windows işletim sistemi de çoktan kurulmuş olarak.

Yalnızca bilgisayarlar değil; birebir tüketici ile etkileşimli olan donanımlar da satın alındığında, şık kutularının içine kimi yazılım CD’leri koyarlar. Örneğin LG marka bir CD/DVD yazıcının yanında ücretli ve kaynak kodu kapalı bir yazılım olan Nero Burning Rom yazılımı; yeni anakartın kutusundan çıkan araç-gereç CD/DVD’si içinde PDF okuyucu olarak Adobe Acrobat Reader, koruma yazılımı olarak Norton Antivirüs, basit belge yönetimi için Microsoft Works yazılımı; alınan yeni bir yazıcıdan, fotoğraf makinesinden basit fotoğraf işleme, arşivleme işlemleri için ACDSee, Adobe Photoshop Elements gibi yazılımların çıkması hiç de şaşırtıcı değildir.

Bu yazılımlar, kullanıcı için bir armağan değildirler; aksine deneme sürümü olan bu yazılımlardan memnun kalırlarsa, süre sonunda satın almaları istenir. Eğer satın alınmazlarsa da kullanılmaya izin vermezler ve kendilerini kullanılmadıkları için sistemden kaldırmazlar da; belki karar değişir de satın alınırız diye. Bu tam anlamıyla donanım üreticilerinin ve bilgisayar satıcılarının tüketiciye dayatmasıdır. Hem dayatma, hem de seçeneklerin olmadığına inandırmalarıdır; dahası korku. Oysa serbest piyasada seçenek her zaman vardır; çünkü rekabet mevcuttur. Yanılıyor muyum yoksa?

Serbest piyasanın kitaplarda yazılı olmayan rekabet anlayışına göre, iyi ve kaliteli hizmet veren değil; ürünlerini tüketici ile buluşturacak olan zincir mağazalarla yapılan, yüklü paraların döndüğü pazar payı anlaşmalarını gerçekleştirenler kazanırlar ve gerçek (!) rekabeti yaparlar. Sizlerden de, bu dayatma sonucu zorla aldığınız kutulardan çıkan ya da sizden parası bilgisayar-donanım içinde alınan yazılımların, alanında rakipsiz, seçeneksiz ve üstün olduğuna inanmanızı beklerler.

Devam edersek, çoğu bilgisayar (dizüstü, masaüstü, NetBook ve el bilgisayarları) satın alındığında bilgisayar, üreticisi-satıcı-Microsoft arasında yapılan anlaşma gereği, önyüklemeli olarak Microsoft Windows’un güncel işletim sistemi ürünü ile satılır. Bugünlerde çoğu bilgisayar Windows 7 ile ya da bu sürüme ücretsiz (tabii ki ücretli; neticede MS Windows Vista ile parası peşinen ödendi) yükseltme ürünüyle satılmaktadır. Kimsenin size sormasına gerek yok; çünkü anlaşmada sizin fikir beyan etme seçeneğiniz yok.

Bilgisayarlar, yalnızca Microsoft Windows işletim sistemiyle çalışacak biçimde tasarlanmadıkları gibi, sadece bu sistemle çalışmaları, onların gerçek gücünü, verimliliğini ve işlevlerini gösterememelerine neden olmaktadır. Haliyle de bilgisayarın yalnızca bu işletim sistemiyle çalışacağının kullanıcının aklına kazınması, serbest piyasanın altın kuralı rekabet ve ürün-hizmetlerin seçeneklerinin çokluğuna da karşı gelmektedir. Yoksa Microsoft Windows, sahip olduğu bunca hükumetler arası ilişkilere,  sonsuz yazılı ve görsel basın desteğine, milyon dolarlar harcadığı pazarlama-satış-reklam-halkla ilişkiler stratejilerine, üretici ve satıcılarla yaptığı anlaşmalara rağmen hala kendisini Özgür Yazılım ve onun güzel bir ürünü olan GNU/Linux dağıtımlarıyla boy ölçüşemeyecek, rekabet edemeyecek denli güçsüz mü buluyor ki, serbest piyasa kurallarını işletmiyor?

 

Bilgisayar Eşittir Windows, İnternet eşittir “em es en” denklemi

Konu bütünlüğünü bozmadan eklemek gerekir ki, yıllardır insanlar, küçük-büyük ölçekli firmalar ve kurumlar, bilgisayarların sadece Microsoft firmasının bu alandaki ürünü olan Windows serisi işletim sistemleriyle çalışabileceğini sanmaktalar; artık akıllarında “bilgisayar eşittir Windows” denklemi kurulmuştur.

Bu denklemin oluşabilmesi için Microsoft firması, yıllardır tekel olmanın da avantajını kullanarak, piyasaya egemen olabilmek için gerek hükumetlerle(kamu kurum ve kuruluşlarının), gerekse işletmelerle sistem yenilemeleri gibi anlaşmalar yapmış; İnternet, bilgisayar ve yazılım alanında rakip olarak gördüklerini sindirmiş; donanım üreticileriyle olsun, yazılım (oyun ve üçüncü parti, paket program) üreticileriyle olsun, satıcılarla olsun, hazır bilgisayar üreticileriyle olsun yaptığı destek anlaşmalarıyla, pazar hakimiyetini bir başka rakibe yer vermeyecek biçimde kurmuştur.

Satın alınan her yeni donanımın kutusunda mutlaka “Microsoft Windows 98, 98 SE, XP, Vista, Seven, Mac Os 9.x ile uyumludur”, “DirectX 9.c desteği vardır” gibi açıklamalar vardır ki bu açıklamalar alınan teknolojik ürünü sattırır. Oysa bugün satılan tüm bilgisayarlar ve donanımları, ülkelere ve ticaret bölgelerine göre geçerli ve uyulması gereken bazı kısıtlamalara, desteklemelere uymak zorundadırlar. Burada ana ölçüt, tüketicinin aldığı ürünü verimli ve istediği gibi kullanmasıdır.

Bir CD/DVD okuyucu, illa Microsoft Windows işletim sistemi ile çalışacak değildir. İnternet’te yer alan birçok ev yapımı alet incelendiğinde, sayısal yayın alıcılarına yayın kaydedip çoğaltmak için, sabit disk ve CD/DVD okuyucu-yazıcı takılmış olduğu görülecektir. Hazır bir örnek ise; gelişen veri depolama aygıtları olan hafıza kartlarının da cep telefonlarından, DVD oynatıcılara dek kullanım alanın genişliğidir. Özellikle de “Microsoft Windows Vista ile uyumludur” etiketlerini, son bir buçuk yıldır, hemen her türlü bilgisayar donanım ve sarf malzemesinin üzerinde görmekteyiz. Bir LCD monitörün çalışmak için elektrik akımına ve göstereceği görüntünün kaynağına ihtiyacı vardır; Microsoft Windows Vista’ya değil. Bir örnek daha: görüntülü arama ve iletişim için vazgeçilmez olan İnternet kameraları (webcam) üzerinde ise, Microsoft Windows Live Messenger ile uyumludur etiketleri yer alır. Sonuçta kameranın da çalışma mantığı LCD monitör ile aynıdır.

Soru şu: Microsoft Windows Vista ile uyumlu olmayan donanımlar, fişe takıldığı zaman çalışmıyorlar mı? Daha önceki Microsoft Windows sürümlerinde nasıl çalışıyorlardı? Eğer çalışmazlar ise ne yapmak gerek; çöpe mi atılacak, sistemi mi güncellenecek, yoksa üzerine dantel işleme serilip evin bir köşesine mi konulacak?

Oluşturulan “tek bir sistemle çalıştırılabilir” etiketi ortaya çıkan faydayı sadece kendi ürününü sattırmak isteyen tekellerin seçenekleri dışlayıcı pazarlama faaliyetleri sonucudur. Yoksa kimse Microsoft firmasına aşık değildir.

Peki Microsoft ürünleri kullanıcıya fayda sağlıyor mu, ihtiyaçlarını karşılıyor mu? Yoksa sadece seçeneksiz ve cahil bir alışkanlık mı söz konusu? Bu soruya evet cevabını şeytanın ayrıntıdaki gizliliğini önemsemeden ve tarafsızmış gibi davranmadan cevaplamamız gerekir. Ancak bir soruyla: Microsoft başka fayda sağlayacak, ihtiyaçları giderecek yazılım firmaların ürünlerine yaşam hakkı tanıyor mu? Değil ürüne Microsoft’un evrensel standartları dahi kendi çıkarlarına yönelik olarak değiştirebileceğine şahit olmadık mı OOXML davası süresince?1

 

Özgür Yazılım ve GNU/Linux dağıtımları pratiğine gelecek olursak…

1983 yılında, Stallman’ın, yazılımların toplumların malı olduğu ve özgürce, kısıtlama olmaksızın ticari kaygılardan sıyrılması* (gerçektende; ticari kaygılarla bilim yapıldığını düşünebiliyor musunuz?) gerektiğini açıklayan manifestosuyla başlayan ve donanımlarla daha kolay anlaşmamızı sağlayan çekirdeğin (Kernel), Linus Torvalds tarafından bulunması ve sonuçta rekabetten hoşlanmayan, bilgisi ve bilimi kazanç amaçlı kullanan firmalardan korumak için GNU Genel Kamu Lisansı ile koruma altına alınmasından bugüne, Özgür Yazılım ve GNU/Linux dağıtımları, bir hayli yol aldılar.

Hatta artık bugün kendi aralarında yarışmaktalar ve tamamı ile insanlığa, bilginin gelişimine hizmet eden bir rekabet halini almıştır.

Dünya üzerinde satılan her bilgisayarda kurulu olmasa ve satılmasa da, GNU/Linux dağıtımlarını kullananların, sayısı gün be gün artmakta.  Alınan mesafe ve kullanıcı sayısının artmasında kuşkusuz itici unsur olan İnternet ile bilgisayarların ucuzlaması, her ikisine de erişimin kolaylaşmasının rolleri büyüktür.

Özgür Yazılım ve GNU/Linux dağıtımlarının devasa genel merkezleri, ülke ofisleri, satış temsilcileri, şık kutulu ürünleri yok* (Ubuntu’nun ShipIt hizmetiyle ücretsiz gelen şık kutulu kurulum CD’leri, SuSE’nin kalın el kitapçığıyla ve kutulu gelen paralı, ama kodlarına erişim tamamen mümkün…) Hatta bu hareketin tek gelir kaynağı bağışlar, satın alınan penye, gömlek, kupa, fincan, rozet, çıkartma, fare altlığı, küçük not defteri gibi ürünlerden oluşmakta.

Üstelik sürekli birbiriyle haberleşen topluluk gönüllüleri yaptıkları harcamaları da kendileri karşılamaktalar. Kimse onlara yerelleştirme ve geliştirme çalışmaları, sürüm denemeleri için bilgisayar hediye etmiyor, evlerine internet bağlamıyor!

Belki de gerçekten de bu denli güçlü olmalarının, verimli çalışmalarının, eksiklerini hızlı kapatmalarının, desteklerinin hızlı olmasının ve özgürlüklerinin, yaratıcılıklarının tek nedeni, yazılımların özgürlüğüne inanmaları ve bu uğurda mücadele etmeleri.

Mücadele kime mi karşı? Yazılımların özgürlüğüne karşı gelen ve içeriklerini, kaynağını paylaşmayı reddeden, evrensel bilgi birikimini kendi ticari amaçları için el koyan yazılım firmalarına, tekellere ve piyasada ayakta kalıp pazardan pay kapmak uğruna, bu tekellerle asalak bir ilişki kuran donanım üretici ve satıcılarına karşıdır. Bir de Özgür Yazılım’ı ve fikri mülkiyet haklarının topluma verilmesini amaçlayan Genel Kamu Lisansı’nı, kanser gibi gören ve de bu betimlemeye destek olan kimi medya organlarına (özellikle de bilişim, bilgisayar dergileri* -artık internetin gelişmesi ve donanımlara erişimin uygun hale gelmesiyle sadece reklamdan ibaret hale gelmişlerdir günümüzde-) karşıdır.

Üstelik mücadeleleri, kutsal olan bir görevi de kapsamaktadır. Serbest piyasanın tekelleşme olgusu karşısında seçeneksizleştirdiği yazılım ve işletim sistemi pazarında;

  • özgür,

  • kaliteli,

  • güvenilir,

  • verimli,

  • ücretsiz,

  • erişilebilir,

  • şeffaf

yazılımlar ve işletim sistemlerinin olduğunu kullanıcılara anlatmak, tanıtmak, benimsetmek ve her koşulda verimli kullanım için yardımcı olmak.

Bilgisayar eşit değildir Windows ve eşit değildir GNU/Linux, Apple MacOs X; ne de bir başka işletim sistemi. Evrendeki her işimizi yapan, verimlilik-eğlence-öğrenme sağlayan bu araçlar, çok yönlüdürler iyi derlenmiş, verimli ve çalışabilir hale getirilmiş her türlü işletim sistemini çalıştırabilirler.

Kısacası yazılımların özgürlüğü eşittir bilgisayarların özgürlüğü! Bu ikisinin gerçekleşmesi ise insanın özgürlüğüne kapıyı açacaktır.


İstanbul, Şubat 2010

bilgi@ozguryazilimsendikasi.org


Lisanslar:

Makalenin tüm içeriği GNU/GPL 32 ve Creative Commons (by-nc-sa)3 ile lisanslanmış olup içeriği haber verilmek ve yeniden GNU/GPL ve Greative Commons (by-nc-sa) ile lisanslanmak koşuluyla kopyalanabilir, düzenlenip değiştirilebilir, atıfta bulunulabilir, yeniden dağıtılabilir.

 

Dipnotlar:

1OOXML’e Karşıyız! http://www.ozgurlukicin.com/ooxml/

2GNU Genel Kamu Lisansı sürüm 3′ün gayri resmi Türkçe çevirisi için Pardus Viki ekibine teşekkürler: http://tr.pardus-wiki.org/GNU_GPL_%28Genel_Kamu_Lisans%C4%B1%29_S%C3%BCr%C3%BCm_3_Gayr%C4%B1resm%C3%AE_%C3%87evirisi

3Creative Commons (by-nc-sa): Bu lisansa sahip eseri kopyalayabilirsiniz, üzerinde değişiklik yapıp yenisini üretebilirsiniz. Sağlanması gereken üç şart var. İlki, eserin tüm kopyalarında eserin ilk sahibinin belirtilmesi. İkincisi, eserin hiçbir kopyası ya da eserden üretilmiş yeni eserlerin hiçbirisinin ticari ortamda kullanılmaması. Üçüncüsü, eserin tüm kopyalarında ya da eserden üretilmiş yeni eserlerde de aynı lisansın kullanılmaya devam edilmesi.http://tr.wikipedia.org/wiki/Creative_Commons

Yoksa hata mı ettik? Zalimin zulmü kabullenilmeli mi?

Bu makale takip ettiğim ve bir zamanlar e-dergi projesinde yer aldığım Ubuntu Türkiye oluşumunun forumunda yer alan “Windows’u iade etmek” adlı başlıkta DevilTUX (ve diğer cevabı) adlı üyenin yazdığı cevap ve açıklamalar (aslında kendi fikrini beyan etmesi de diyebiliriz) üzerinde yazılmıştır.

Dileyenler ilgili başlığı öncesinden okuyabilir: Windows’u iade etmek.


DevilTUX’un  mantığından yürüyecek olursak inandığımız ve çaba harcadığımız tüm değerler yalanmış: yani Özgür Yazılım!

Donanım üreticileri ile BT firmalarının kaynak kodunun kapalılığını ve bilginin ticarileştirilip satılmasını ana amacı olan Microsoft gibi firmalarla anlaşma yapıp tüketicinin özgürlüğünü kısıtlamaktalar; bu ise yaratıcılığa bir darbedir.

Kaldı ki, DevilTUX’un mantığı ile hareket edersek özgürlüğümüz paraya kurban gider. Nihad Karslı’nın verdiği mücadele alanında bireysel değil hepimizi kapsar ve hepimizin çıkarına, yararınadır. Bu mantıkla; 40 TL mi yoksa 1500 TL mi?; özgürlüğümüz ki, fiyatı yoktur, emsalsiz ve tekildir; paketlenip satın alınabilir hale getirilmektedir. Özgürlüktür bu kolayca vazgeçilemez, hele ki paraya takas edilemez. Çünkü yerine ikame edilecek başka bir değer yoktur.

Bu mantıkla ne Ubuntu kullanılmalı, ne Debian, ne Arch ne de Özgür Yazılım ve diğer GNU/Linux dağıtımları. Hatta bu evrende yer dahi alınmamalıdır.

İnsanların yapmaya bayıldığı en kolay şey vazgeçip zoru görünce zorbalığı kabullenmektir. Eğer GNU/Linux dağıtımları donanım üreticileri ve BT üreticilerinin ürettiği ürünlerdeki ileri uygulama ve tekniklere cevap veremiyorsa bugün bu bizim suçumuz olduğu kadar kendisini ve daha da önemlisi bilimi, teknolojiyi ve insanlığın bilim ve aydınlanma, ilerleme yolundaki tüm birikimlerini kaynak kodunun kapalılığını ana ilke ve kar amacı bellemiş firmalara kurban etmesidir. Çünkü bu firmalar daima kurban ister ve bu kurban bugün DevilTUX’un mantığı olmuştur, Özgür Yazılım olmuştur, GNU/Linux dağıtımlarını kullanan insanlar olmuştur, özgürlüğümüz ve bilimin gelişimini sürdürüp koruyan insanlar, gönüllüler olmuştur.

Tarih, gelişemeyen ve aklını, bilimini, özgürlüğünü kar hırsından başka bir şey görmeyan ulusların yok oluşlarıyla, sömürülmeleri, geri kalmışlıklarıyla doludur ve bu yazılan gerçek daima özgürlüklerin yok edilmesiyse sonuçlanmıştır.

Microsoft Windows, donanım üreticileri ve teknoloji zincir mağazaları Avukat Nihad Karslı’nın bizler adına yaptığı bu girişim neticesinde büyük yara almış olduğu gibi olayı adeta değil ayan beyan örtbas etmiştir. Hiç gördünüz mü ulusal gazete ve basında bu yenilgi ve bizim için zafer hakkında ufak bir haber? Gözününe “korsan Windows” kullanmayın ceza alırsınız reklamları, BSA’nın tehditleri çarparken ve bu karlı reklam pastasından medya pay kapmak için uğraşırken neden böylesine kardan edici bir haber kitlelere ulaşsın ki? Reklam keseleri şimdiden açıldı ve de karalama ve yalanlama kampanyaları da.

Windows bilgisayarlar için tamamlayıcı bir üründür ve iktisatta da pazarlamada da bunun adı budur. Çay ve şeker, otomobil ve lastik, diş macunu ve diş fırçası gibi. Bir bilgisayar elektronik bir cihazdır ve çalışması için fişe takılıp enerji alması yeterlidir. İlla da Windows ya da başka bir sistem olmasına gerek yoktur. Dolayısıyla kimse sizi bakkaldan çay alırken yanında şeker satın almanız için zorlamaz; araba alırken de lastik almak zorunda kalırsınız ama bu sizin için seçenekli bir zorunluluktur ve sıkı pazarlık dahilinde lastiklerini dahi almayabilir ya da fiyattan düşerek kendi lastiklerinizi taktırabilirsiniz. Ama bilgisayarınızın sizinle iletişime geçebilmesi için binlerce seçenek var. Tüm bu seçenekler de Özgür Yazılım dünyasında mevcut.

Donanım üreticilerinin kullanacağınız ya da kullanmayacağınız basit düğmeler ya da yazılımlar için kaynak kodunun kapalılığını esas ilke benimseyen ve özgürlüğünüze düşman işletim sistemleri ve yazılımlara mahkum ediyorsa bu durumu kabullenmek sizin baştan yenildiğinizi gösterir. Bu kabulleniş Özgür Yazılımın güç kaybetmesi demek olduğu gibi sizin ihtiyaçlarınızın özgürlüğünüze düşman olanlarca yine sizin özgürlüğünüzün kısıtlı bir şekilde serbest bırakılması ve zamanla yine, ama bu sefer çok daha büyük oranda kısıtlanması demektir. Bundan; çok değil 5 yıl önce de; dizüstü bilgisayar kullanıyordunuz ve üzerinde kapalı kaynak kodlu, özgürlüğe düşmen bir işletim sistemi ve ihtiyaçlarınız o günün şartlarına göreydi. Bugün yine dizüstü bilgisayar kullanıyorsunuz; belki aynısı belki daha iyi ve yenisini; ihtiyaçlarınız bugünün şartlarına göre değişik ve ileri safhada. Kullandığınız yine kaynak kodu kapalı ve özgürlüğümüze düşman bir işletim sistemi. Kullanmanızın nedeni ise tamamı ile zorunluluk. Çünkü donanım üreticisinin size yenilik olarak sunduğu işlevleri kullanmanız kısıtlamaktadır özgürlüğünüzü, hareket alanınızı.

Promosyon, ücretli ya da hiçbiri. Önemli olan verilirek özgür irade ve düşüncemizin sakatlanması, esaret altına alınıp sınırlandırılmasıdır ki, bu bilerek yapılmakta.

Peki, aynı bedava dağıtma tasarrufunu ücretsiz dağıtılan ücretsiz Özgür Yazılım için neden yapmamakta donanım üreticileri ve neden ısrarla hayatımızı kolaylaştıracak, devrim yaratacak, verimlilik sağlayacak teknolojilerini bedel ödemeksizin erişilebilir hale getirmiyorlar da illa Microsoft Windows işletim sistemleri ile çalışır olarak tasarlıyorlar.

Önemli olan sorunsal, ürünün ücretsiz ya da sıfır maliyete yakın dağıtılması değil yanında sorularak sunulmamasıdıır, zorla satılmasıdır. Çünkü çay alırken kimse size illa da şeker alacaksınız diye bakı yapmıyor; bildiğiniz kalite de ve ihtiyacınız olduğu bildiğiniz için alıyorsunuz.

Unutmayın ki bilim ve bilgi üretimi tek bir alıcı için yapılmaz, hele ki bir zümre için asla yapılmaz!

Eğer yolunda gitmeyen bir şey varsa ve de yetersiz kalan Özgür Yazılımın donanımlarda ve BT üzerinde bu donanım üreticileri ve BT’nin hala kaynak kodunun kapalılığını esas ilke benimseyen işletim sistemi üreticilerine kendilerini kaptırması (neticede ürünlerinin satışını o sağlamaktadır) ve Özgür Yazılıma, GNU/Linux dağıtımlarına yüz ve umut vermemesidir. Neden versinler ki? Özgür Yazılım kar amacı gütmediği gibi özgürdür ve dilediğince kopyalanır, çoğaltılır ve dağıtılabilir; hem de milyonlarca kez! Bu kapitalizmin sevmediği bir şeydir. Kapitalizm özgürlüğü salam dilimleri gibi dağıtır: ince ince. Ama topluca alır ve inanın ne kadar salam dilimi verirse versin size, siz hala onun tutsağısınızdır.

“Her şey özgürlük için” ise bu zalimin zulmünü kabullenerek olmamalıdır. İnsan karanlığın en yoğun olduğu vakitlerde dahi bir çıkış yolu bulur ve bu çoğu kez şafak sökerken olur; çünkü o vakit karanlık en yoğun noktasındadır. Bir şey yapmaksızın bir şeyler yapıyor gözükerek ve her iki tarafın olumlu olumsuz yanlarını açıklayıp gri alanlarda gezinmek bazı şeylerin esaretinden hala soyutlanamadığımızı gösterir. İnsanın tarafı kesin ve net olmalı ve savunduğu değer ve idealin, fikir akımının yanında bulunmalı ve kusursuz hiçbir şeyin olmadığı gerçeğini bilerek savunup inandığı değer ve idealin açıklarını kendi eleştirel gözü ile bulup onarmaya, düzeltmeye ve eksiklerini kapatmaya çalışmalı, çaba harcamalı ve öğrenmeli; gerekirse bizim bu açığımız var ve düzeltmek için çalışıyoruz demeli ama asla zalimin zulmünü kabullenmemeli,  tavsiye de etmemeli. Bu ihanettir inandığı davaya.

Beyin Haritaları #1 (Özgür Yazılıma Göç Ediyoruz!)

Bir önceki makalem olan ve PLO eDergi 14. Sayı’da yayınlanan “Özgür Yazılıma Göç Ediyoruz!” makalesinin tasarlandığı beyin haritasını meraklı okurlara sunarım.

aeü

İşletim Sistemleri ve Donanımsal İlişkiler

İşletim Sistemleri ve Donanımsal İlişkiler

Giriş

Son dönemlerde bilgisayarların kalbi sayılacak işlemcilerin özellikleri her açıdan bir hayli arttı. İçinde bulunduğumuz zamanda i386 (32 Bit) mimarili işlemciler yerlerini x64_86 (64 Bit) mimarili işlemcilere bırakırken artık çift çekirdek dönemi de aşılmış bulunmakta. Hatta üç, dört çekirdekli işlemciler piyasada yerlerini çoktan almış durumda.

Bunun dışında en önemlisi ise işlem hızı artan işlemciler peşi sıra bilgisayarların diğer bileşenleri olan ekran kartı, ana kart, güç kaynakları ve soğutucuların, sanal belleklerin de; yani donanımların; zorunlu yükseliş yapmasını, donanım üreticilerin yeni yatırımlarla Ar-Ge faaliyetlerini güçlendirmeleri, atılımlar ve yenilikler yapmasını sağlamasıdır. İşlemci pazarının an be an gelişimi bilgisayarların gelişimi için bir nevi itici güç olmuştur.

Kısa Bir Piyasa Analizi

İşlemci üretimi yapan ve yüksek teknolojiye sahip olan iki firma; Intel ve AMD; piyasada tekelleşerek diğer işlemci üreticilerine, piyasaya girmek isteyen yeni oyunculara ne yer ne de olanak sağlıyor. Haliyle bu iki firmanın kullandığı teknolojiler, ürettikleri modeller ve üretimin en başından itibaren belirledikleri destek politikaları da hem işletim sistemlerine hem de bilgisayarların diğer bileşenleri olan donanımların gelişimine doğrudan etki etmektedir.

Örnek verecek olursak her iki işlemci üreticisi de anakart bileşenlerini ve ekran kartlarının üretimini, gelişimini doğrudan etkilemektedir. AMD’nin ekran kartı ATI’yi satın alarak büyümesi her iki ürünün; işlemci ve ekran kartı; sorunsuzca çalışmasının, birbirini desteklemesinin, sonuçta ise üründen alınacak verimin artmasını sağladı. Ancak bu bahsettiğimiz verimli, uyumlu ve sorunsuz çalışma kaynak kodunun kapalılığını kendisine esas ilke benimseyen işletim sistemi üreticisi firmaların ürünlerinde söz konusuydu. AMD ne yazık ki hâlâ Özgür Yazılıma yeterince destek vermemekte; bunun birçok nedeni olabilir ama en baskın olanı ise pazar hâkimi işletim sistemine yaranarak hâlâ gerisinde olduğu Intel’in pazar payından pay kapmaktır.

Bugün, Özgür Yazılım ve GNU/Linux dağıtımlarını kullananların ekran kartında öncelikli tercihi Özgür Yazılıma destek veren ve felsefesinden de haberdar olan Nvidia ürünleridir. Tabii ki, Nvidia’da pazardan pay alabilme ve Özgür Yazılım’a sürekli destek vererek sadık kullanıcı kitlesi yaratmakta. Ancak, bu, Özgür Yazılım ve GNU/Linux dağıtımları kullananların da Nvidia’nın istediklerine sürekli boyun eğecekleri anlamına gelmemekte. Neticede erişime açık olan kaynak kodunu değiştirme, kullandıkları dağıtıma göre düzenleme, hataları geliştirici ve kullanıcı topluluklarına iletme hakkı her an ellerinin altında. Burada söz konusu olan karşılıklı bir ilişkidir.

Öte yandan Intel firması da Özgür Yazılım ve GNU/Linux dağıtımlarında ürünlerinin verimli ve sorunsuz çalışması ve de müşteri kaybını önlemek amacıyla sürücü yayınlamaktadır. Son günlerde piyasaya duyurduğu Netbook’lar üzerinde verimli çalışması için tasarlanan Moblin Linux ile de Özgür Yazılım alanında bir ürünle boy göstermeye başlamıştır. (dipnot 1)

Bunun yanı sıra IBM, Sun, Oracle, Novell, HP, Google gibi bilişim devleri de Özgür Yazılım’ın, GNU/Linux dağıtımlarının piyasadaki tekelciliği delmesi üzerine bu yeni ve farklı bir iş modeli karşısında yeni çözümler üretmiş, destekleyici projelerle Özgür Yazılım’ın gelişmesine katkıda bulundukları gibi kendilerine yeni stratejiler çizmişerdir. Öte yandan kimi hazır sitem üreticileri de piyasaya sundukları bilgisayarları önceden yüklü olarak GNU/Linux dağıtımlarıyla satmaları gibi (Dell’in dizüstü bilgisayarlarına Ubuntu yükleyerek satması), hiçbir şey yüklemeyerek de (Acer’ın dizüstü bilgisayarlarına FreeDOS yüklemesi) dolaylı ve piyasada bilinirliği arttırıcı desteklerde söz konusudur.

Yazılım Cephesinin Gelişime Cevabı

Peki, donanımların sürat kazanan gelişimine işletim sistemleri ve yazılımlar cephesinden ne yanıt geldi? Bilindiği gibi AMD ilk 64 bit sınıfındaki işlemcisini piyasaya sürdüğünde piyasa hâkimi kaynak kodunun kapalılığını esas ilke olarak benimseyen, ücretli işletim sistemi üreticisi hazırlıksız yakalanmıştı piyasanın bu genç oyuncusunun atağına. Bu atağa erken yanıt veren ise Özgür Yazılım dünyası olmuştu. Bugün birkaç dağıtım dışında çift çekirdek ve 64 Bit teknolojisini desteklemeyen GNU/Linux dağıtımı yok gibidir. Hatta Debian (dipnot 2) ve Gentoo (dipnot 3) GNU/Linux dağıtımları yaklaşık olarak on ikiyi aşkın işlemci mimarisine sahip sistemleri desteklemekte, bunlara yönelik derlenen Kernel (çekirdek) ile dağıtımlarını sunucularda kullanıcılarla paylaşmaktadır.

Üstelik GNU/Linux dağıtımları işlemcinin kalitesi, başarımı, fiyatı ve hatta gözleri kapalı kaynak kodlu işletim sistemi kullanmaktan başka seçeneklerin olabilirliğini görmez olmuş kullanıcılar için son derece önemli olan hızı ne olursa olsun hemen hemen tüm sistemlerde çalışabilmektedir. (dipnot 4) Kısaca GNU/Linux dağıtımları işlemci beğenmemezlik yapmadan destekledikleri sistemlere kurulup düşün donanımda son derece verimli bir şekilde çalışırlar. Üstelik her türlü özelleştirme, bağımsızlaştırma ve özgürleştirme eylemleriyle kişiye ve kuruma özel tam verimlilik esasına göre istenilenleri yaparlar.

Özgür Yazılım ve GNU/Linux dağıtımlarının en güzel yanı özgür oldukları için hiçbir sınırlamalarının olmayışıdır. Ancak kaynak kodunun kapalılığını esas ilke benimseyen ücretli “tekel” işletim sistemi ve de yazılımlar işlemci seçebildikleri gibi tüketicinin alım gücüne göre de kendilerini sınırlarlar. Gerçi fiyatı ne kadar yüksek olursa olsun genel kanının aksine tam verimlilik sağlayacakları da şüphelidir.

Örnek verilecek olursa MS Windows işletim sistemleri pazarlamasında tüketiciye ulaştırılan görsellerde sürekli olarak inanılmaz şeyler yapılır, anlatılır ve tüketicinin beklentisi daima yüksek tutulur ve satın alacağı üründen karşılıksız bir haz alması sağlanır. Bir nevi koşullandırma ile ürün satılır ama sunulan fayda kısıtlıdır. Ürünü satın almak isteyen kişi teknoloji mağazasına gittiği zaman almak istediği üründe kendisine pazarlanan özelliklerin olmadığı kısıtlı sürümlerle geliri ölçüsünde yetinmek zorunda kalır. Bu durum MS Windows Vista ve Windows Seven ürününde yoğun bir biçimde yaşandı, yaşanıyor da. Reklâmlardaki görsellerde Aero teması, görsellikler ve dokunmatik ekran özellikleri sürekli olarak kullanıldı. Ancak bu ve diğer birçok işlev MS Windows Vista Premium (Ultimate) Edition’ ve MS Windows Seven Home Premium da yer aldı ki, bu ürünlerin fiyatı da neredeyse bir bilgisayar fiyatı kada. Üstelik tüketicinin gelirince ödeyebileceği fiyatla sahip olduğu işletim sistemi bir üst seviye ürünün de gizli gizli pazarlamasını yapmaktaydı (aslında bu eylem biraz değil temelli korsana yönelimi de arttırmaktadır). Nasıl mı? MS Windows XP, Vista ve Seven (7)’nın Starter ve Home Edition ürünleri işlemcinin, diğer donanımların özelliği ne olursa olsun üçten fazla uygulama çalıştırmamak (dipnot 5), kimi yönetim paneli ve sınırlı özelleştirmeler sunan uygulamacıkları içermemek, güvenlik açısından zaaflar taşımak, gibi tuhaf özelliklere sahiptiler.(dipnot 6)

Üstelik bu durumu anlamayan tüketiciler soluğu teknik servisçilerin ya da ürünü satın aldıkları mağazanın garanti kısımlarında aldılar. Sorunları ise basit ve ortaktı: “Bilgisayarım yavaş çalışıyor, kasılıyor.” Çözüm de öteleyici ve tek oldu: Yeniden MS Windows XP ya da Vista kurulumu (bilinen adı ile format atmak) ya da donanım yükseltmesi.

Yaşanan bu durumun aynısı kimi kaynak kodu kapalı yazılımlar için de geçerlidir: var olan bir paketin, uygulamacığın eski olması yüzünden kurulmayı, çalışmayı reddedenler olacağı gibi işlemciyi desteklemeyip bir hata raporu dahi vermeden (gerçi verse de anlaşılmayacaktır: çünkü verilen mesajda kapalıdır!) anında kapananlar, donanımı verimsiz kullananlar vs…

Fayda-Maliyet ve Verimlilik Üzerine

Bugün mantar gibi her yerden biten teknolojik ürün-hizmet satışı, pazarlaması yapan mağazalar, internet siteleri bilişim okur-yazarlığı olmayan pazardan sebze meyve alır gibi teknoloji tüketen insanlara yöneliktir.

Çünkü bu mağazalardan insanlar yüksek fiyata içindeki parçaların dahi ne işe yaradığını bilmeyen (örnek elma tatlıdır ve evde, elde yiyecek doğru düzgün bir şey yoksa açlığı keser) bin dolarlarla ifade edilen ürünler, hizmetler almaktalar, ancak verimli kullanabilmekteler mi? O ayrı bir sorun. Kısa bir örnek: Milyar lira vererek satın alınan güvenlik korumasından yoksun bilgisayarını (ki, ödediği bedele sadece belirli bir süre kullanım hakkını satın aldığı işletim sisteminin fiyatı da dahildir) 30-100 TL arasında bir bedele katlanıp koruma, güvenlik paketleri satın almak akıllarına gelmez. Satın alınan bu işletim sisteminin de neden güvenlik araçlarıyla birlikte satılmadığı da ayrı bir iceleme konusudur.

Üstelik satın alınan ürün hizmet daha ömrünü tamamlamadan ki, elektronik ürünler içlerine su yürümediği, düzgün elektrik akımında çalıştırıldığında uzun süreler çalışmaktadır (dipnot 7); her kapalı kaynak kodlu, ücretli işletim sistemi kullanıcısının deyimiyle “format zamanı gelmekte”, “iki işlem yapıyorum kasılıyor”, “müzik dinlerken internete giremiyorum” gibi serzenişlerle teknik servislerin yolunu tutmaktadır.

Sattığı ürünün elbet kusurunu bile kimi acar, girişken teknolojik ürün-hizmet mağaza zincirleri dönemsel olarak gazetelerde çarşaf çarşaf şu kadar bedelle bilgisayarlarınıza bakım yapıyoruz reklâmları yayınlamakta. Hatta hastalığın seyrini kontrol eder gibi ileriki zamanda yeniden kontrol için tarih ve muayene kontrol kartı dahi vermekteler.

Manifesto ve Sonuç

İnsan ekonomik bir varlıktır; daima sahip olduklarını genişleterek refahını arttırmak ister. Bunun için çalışır ve kazandığı para ile de refah sağlayacak, yaşamını sürdürecek, işlerini kolaylaştıracak tüketimler yapar. Aradaki değiş tokuş ile para ve ürün-hizmetler el değiştirir. Burada esas ilke her iki tarafında kazanç sağlamasıdır.

Yukarıda özetlediklerimizden hareketle kaynak kodunun kapalılığını esas ilke benimseyen ücretli “tekel” işletim sistemi ve de yazılımlar bilişim okur-yazarlığının gelişmesini engelledikleri gibi, fayda-verimlilik ilişkisini de bozmaktalar.(dipnot 8) Bunun aksine Özgür Yazılım bilgi okur-yazarlığının gelişimine tam destek sağlamakla birlikte fayda-maliyet denkleminde insanlığa tam verimlilik sağlamaktadır.

Özgür Yazılımlar, kullanıcıya sadece yazılımın kullanım hakkını vermez, tamamı ile sahip olmasını sağlar ve geliştiriciden de bu özveriyi yapmasını; yarattığı yazılımı GNU GPL ile lisanslayarak; bekler. Üretienin satılmasına da karşı çıkmaz, ama kaynak kodunun açık olmasını şart koşar, çünkü kaynağa erişim ile bilginin gelişiminin güvenli sağlanacaktır.

Bu yüzden Özgür Yazılımların ve GNU/Linux dağıtımları;

  • İşlemci seçmez,

  • Donanım ayrımı yapmaz,

  • Nedensiz yere kapanmaz değil, kapanırlar ve hiç değilse kullanıcıya geliştirici ve kullanıcı topluluğuna iletilmek üzere bir hata mesajı iletirler,

  • Sınırsızca donanıma bağlı (ya da zorunluluğundan) olsun olmasın özgürleştirilebilir,

  • Esnekleştirilebilir,

  • İstenildiği gibi kurcalanabilir, (eğer yönetici haklarıyla; yani super user, su; bu işi yapıyorsanız tehlikeli olabilir, ama çekinmeyin deneyin)

  • Ücretsiz ve sınırsızca paylaşılabilir,

  • Beğenmediğiniz ya da hatasını gördüğünüz yeri varsa değiştirebilir, değiştiremezseniz dahi geliştirici veya kullanıcı topluluklarına isteğinizi iletip değişikliğin yapılmasını isteyebilirsiniz,

  • Üretici tarafından “artık desteğimiz çekilmiştir, yeni sürüm satın alınız” gibi anlamsız dayatmalara maruz kalmazsınız.

  • En önemlisi “crack” bulmak için virüslü âlemlerde dolaşmazsınız,

  • Tam verimlilik, tam güvenlik ve her alanda özgürlük sizin emrinizdedir.

Özgür yazılım, FSF (Özgür Yazılım Vakfı)’nin ifadesiyle aşağıdaki belli başlı dört özgürlüğü barındırır:

  • Her türlü amaç için yazılımı çalıştırma özgürlüğü (özgürlük 0).

  • Yazılımın nasıl çalıştığını inceleme ve kendi gereksinimleri doğrultusunda değiştirme özgürlüğü (özgürlük 1). Yazılım kaynak koduna erişim bunun için bir ön şarttır.

  • Yeniden dağıtma ve toplumla paylaşma özgürlüğü (özgürlük 2).

  • Yazılımı geliştirme ve gelişmiş haliyle topluma dağıtma özgürlüğü (özgürlük 3). Böylece yazılım bütün toplum yararına geliştirilmiş olur. Yazılım kaynak koduna erişim bunun için de bir ön şarttır.

Bir yazılım, ancak bütün kullanıcıları bu hakların tümüne sahip oldukları zaman özgür bir yazılım olur.(dipnot 9) Bu özgürlüklere sahip olmak, kimseden izin almamayı ve izin için hiçbir bedel ödememeyi de içerir.(dipnot 10)”

Özgür Yazılımların ve GNU/Linux dağıtımlarının teknolojik ürün-hizmet mağazalarında satıldığını asla göremezsiniz; çünkü Özgür Yazılım ücretsizdir. Bu, bilginin de özgür olması, sınırlandırılmaması ve paylaşılarak yeniden üretilip yetkinleştirilerek verimli hale getirilmesini kendisine ilke edinmesinden ileri gelmektedir ve biz, Özgür Yazılım gönüllüleri bu ilkelere sımsıkı bağlıyızdır. Çünkü amacımız yüzyılların birikimi olan bilginin gelişimin önünü kesmek değil onu geliştirmek, yetkinleştirmek, verimli hale getirmek ve insanlığın hizmetine bedelsizce sunmaktır.

________________________________

Dipnotlar:

Dipnot 1: Bakınız: http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=moblin ve http://moblin.org/about-moblin

Dipnot 2: Debian GNU/Linux’un desteklediği işlemci türleri için lütfen bakınız: http://www.debian.org/CD/http-ftp/#stable

Dipnot 3: Gentoo GNU/Linux’un desteklediği işlemci türleri için lütfen bakınız: http://www.gentoo.org/main/en/where.xml

Dipnot 4: Buradaki “tüm sistemler” derken donanım üreticilerinin Özgür Yazılım’a ve kaynak kodunun açıklığı ilkesine düşmanca davranmamaları kastedilmiştir. Yoksa bilindiği gibi kimi donanım üreticileri sadece MS Windows işletim sistemlerinde çalışabilmek için kendilerini kar getiren anlaşmalarla şartlandırdıkları gibi Özgür Yazılım’a sınırlı destek veren ve ürününün sorunsuz, tam verimli çalışabilmesi için gerekeni yapmak yerine baştan savma destek vermekte, donanım ise işletim sistemi seçiciliği yapmaktadır.

Dipnot 5: Bakınız: PCLab Forumları, http://www.pclabs.com.tr/2009/02/04/windows-7-versiyonlari/

dipnot 6: Bakınız: http://www.winsupersite.com/showcase/windowsxp_home_pro.asp

Dipnot 7: Örneğin bu makaleyi kaleme alan yazar bu yazıyı 1999 model bir IBM Net Vista bilgisayara kurulu olan Arch Linux 2009.2 (Masaüstü yöneticisi: Xfce 4.6) GNU/Linux dağıtımını kullanarak yazmaktadır ve kullandığı sistem evini su basmazsa bir on yıl daha yaşayacaktır. Belki de 30 sene!

Dipnot 8: Bir önceki makalemi konunun açıklaması için affınıza sığınarak bakınız olarak ekliyorum: http://aptalkutusu.wordpress.com/2009/04/19/bilgisayar-kapsar-insan-yasamini-bolum-iki-bilisim-okur-yazarliginin-neresindeyiz/

Dipnot 9: Bilindiği gibi kaynak kodunun kapalılığını esas ilke olarak benimseyen işletim sistemi ve yazılım üreticisi firmalar, tüketicinin aldığı şeyin program olmadığını, sadece programı kullanma izni olduğunu savunurlar.

Dipnot 10: Kaynak: http://www.gnu.org/philosophy/free-sw.tr.html

Aklıma Takılanlar #1

“Hackerlar gözünü cep telefonlarındaki bilgilere dikti, mobil virüs sayısı 1000’e ulaştı. Bilgisayarların ayrılmaz parçası haline gelen güvenlik yazılımları, cebe de girmeye başladı.

Alıntı: 14 Temmuz 2009 Salı Cumhuriyet Gazetesi

Yukarıda alıntı yaptığım haberi kaleme alan haber editörü büyük ihtimalle aklında “bilgisayar eşittir Windows” denklemini kurmuş ve bu denklemin de dışına çıkamamakta diyeceğim ama yayıncılıkta bilindiği gibi pazar hakimi Machintosh’lar ve bu denklem demek ki iki sabitli.

İtiraz: Güvenlik yazılımları bir kere sadece kapalı kaynak kodlu işletim sistemlerinin belalısı ve haberi kaleme alan editör GNU/Linux dağıtımlarından, özgür işletim sistemlerinden de habersiz. Kafasındaki eşitlikle milyar lira vererek aldığı bilgisayarların güvensiz olduğunu, dahası tam güvenlikli bir sistemin olmayacağına kendisini inandırmış. Oysa bilinmektedir ki zararlı yazılımların çoğu kapalı kaynak kodlu işletim sistemlerine yöneliktir ve GNU/Linux için yazılan virüsler iki elin parmaklarını geçmez. Bunun nedenini belki de Hacker etiğinde aramak gerekir.

Gelelim konumuza güvenlik yazılımları bilgisayarların mı ayrılmaz parçasıdır yoksa işletim sistemlerinin mi? Haliyle bilgisayarların işletim sistemi olmaksızın bir işe yaramadığını bilen son kullanıcılar olarak cevabımız işletim sistemi olacaktır. burada ise cevap çatallanmakta: Özgür Yazılım ve Özgür İşletim Sistemlerini mi yoksa özgür olmayan, özgürlüğe düşman kaynak kodunun kapalılığını esas ilke benimseyen yazılım ve işletim sistemlerini mi?

Peki güvenli olan hangisi?

GNU/Linux virüsleri ve zararlılar

Bilgisayar Kapsar İnsan Yaşamını Bölüm iki Bilişim Okur-Yazarlığının Neresindeyiz?

Günümüzde bilişim teknolojileri ve bilginin gelişimi baş döndürücü bir hızla ilerlemekte. Artık sanayi devrimini geride bıraktığımız aşikâr; bilgi toplumu ve bilgi ekonomisi olma yolunda emin adımlarla ilerlemekteyiz.

Bugün Nisan ayı boyunca ülkemize internetin gelişinin on altıncı yıl kutlamaları çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarınca, üniversitelerce, özel internet servis sağlayıcılarınca kutlanacak; ama tüm bu kutlamalar bizim hâlâ bilişim okur-yazarlığımızın yeterince gelişmiş olmaması, interneti ve bilgisayarları yeterince verimli, işlevsel ve özgürce kullanamadığımız gerçeğini gizleyemeyecek.

Neticede bilişim okur-yazarlığı çıtasının yükselmesi ülkede uygulanan eğitimin düzeyiyle ölçülmekte; bugün İsveç gibi bir ülke 2015 yılında internette lider olma hedefini oluşturmuş ve ülke çapında bu hedefe yönelik plan, proje ve tanıtımlar yapmaya başlamışsa boşuna değildir verilecek bu çaba.

Dünya hâlâ sanayi toplumundan (emek yoğun çalışma şeklinden) bilgi toplumuna doğru geçişin (düşünce-yaratıcılık-akıl yoğun emek) geçişin sancılarını yaşıyor. Temel üretim faktörleri arasında artık bilgi de yer aldığı gibi artık diğer faktörler bilgiye bağımlı olmuştur. Çünkü bağımsız, eğitimli, bilgi-beceri-birikimi yüksek yaratıcı birey artık üretim sürecinin itici gücüdür. Ancak bu itici gücü; iç çevre koşulları ne kadar olumlu ve uygun olursa olsun; sınırlayan dış çevre koşulları fazlasıyla mevcuttur.

Bunlar arasında ülkenin eğitim politikaları, ekonomik koşullar ve ekonomide nerede bulunulmak istenildiğinin açık ve kesin planları ile bilginin kullanılabilirliği, üretimi ve sahipliği önemlidir. Özellikle de bilginin üretilmesi ve kullanışlı bir şekilde bilimin, toplumun, insanlığın hizmetine sunulması; ekonomik bir varlık haline gelip katma değer yaratması (yenilik, farklılık) için ulusun bilgi toplumu aşamasına gelmesi, dahası bilişim okur-yazarlık seviyesinin de yüksek olması gerekir. Bu koşullar sağlanmadığı zaman toplum ancak bilişim tüketicisi olur ki, bu dışa bağımlılığı arttırır; dışarıdan alınan bilişim ürünleri ve teknolojileriyle üretilen her türlü bilginin de güvenilirlik derecesini de düşürür.

Genel olarak bakıldığında ülkemizde son 10 yıl içinde bilişim ürün ve hizmetlerini satan, pazarlamasını yapan teknolojik marketlerin firma ve mağaza sayılarında ciddi artışlar söz konusu. Bunu artan mağaza sayılarından, çeşitli alanlarda verdikleri reklâmlardan anlamak pekâlâ olası; bunlara birde ödeme seçenek ve araçlarının da çeşitliliği etkendir.

Peki, bu kötü bir gelişme midir? Hayır; ancak ödeme seçeneklerinin çeşitlenmesi, seri üretimler ve her üretilen modelin kısa süre içinde bir üst modelinin geliştirilip piyasaya verilmesi, satıcı firmanın mali yapısının sağlamlığıyla fiyatlar aşağıya düşerken, yığınla reklâm ve indirim yapılırken tüketici gerçekten ihtiyacı olanı almak, kendisini bilişim okur-yazarı yapacak eylemler yerine salt tüketici haline koyan davranışlarda bulunur.

Maalesef son tüketiciye bilişim ürün ve hizmetlerini ulaştıran teknolojik marketler insanları bilişim okur-yazarı yapmaktan uzak sadece tüketmeye yönlendirir. Örneğin hangi teknoloji mağazasında bilgisayar, bilgi, bilişim, ,işletim sistemleri, paket uygulamalar, donanımlar ve arızaları üzerine ya da temel bilgi teknolojilerine yönelik kaynak, başvuru kitabı satıldığını gördünüz? Ama bol miktarda teknolojik oyuncak diye tabir edilen yenilikçi ürünlerin tanıtıldığı, kapalı kaynak kodlu ve özgürlüğe karşı işletim sisteminin nasıl iyileştirileceği hakkında ezber ve tekrar yazıların anlatıldığı bolca derginin satıldığını görebilirsiniz. Hatta bırakınız kitapların satıldığını bu konular üzerine bilgi sahibi olan çalışanlara dahi rastlayamazsınız. Çalışanların bildiği tek şey ilgili oldukları, kendilerine satış hedefi verilen ürün hakkındaki ezbere bilgilerdir, başka bir şey değil.

Bu köşeyi okuyanlar bilir; yazılarımın merkezi daima insan, bilgi ve özgürlüktür. Diğer yazılarımda vurguladığımı tekrarlamakta bir sakınca görmüyorum anımsatma açısından: İnsanın biricik amacı yaşamaktır ve yaşayabilmesi için de tüketmesi; tüketebilmesi için bir şeylere sahip olması ve bugün sahip olacağı ürün ve hizmetlere ulaşabilmesi için ise para kazanması, bunun için ise çalışması gerekmektedir. Bu bir doğal zorunluluktur; yaşayabilmek ve ihtiyaçlarımızı karşılayabilmenin zorunluluğu.

Ancak bugün insanlar ihtiyaçlarını belirleyip karşılama işlemini tamamı ile yaşamsal zorunlulukların belirlemesine değil, piyasanın, kapitalizmin belirlemesine bırakmıştır. Bizim için bu konuda önemli olan teknolojik ihtiyaçların reklâmlar, fiyat indirimleri, ödeme seçeneklerinin artmasıyla insanların ihtiyaçlarını karşılamaktan ziyade sadece sahip olma amacına dönmüştür. Bu ise bilişim okur-yazarlığı olma yolunda önemli bir kayıptır.

Özellikle de bilginin üretildiği başlıca araç olan bilgisayarların satışının yapıldığı teknolojik marketlerde donanım kurulumun yapılı bir şekilde yerilmesi artı sayılabilirken kapalı kaynak kodlu ve özgür yazılım felsefesine düşman işletim sisteminin fiyata dâhil edilerek kullanıcıya satın almama hakkı dahi bırakılmadan satılması tüketicinin bilgisayar eşiitr Windows denkleminde hapsolmasına yol açmaktadır.

Bu denklem tüketicinin aklına satın adlığı bilgisayarda sadece kapalı kaynak kodlu ve özgür yazılım felsefesine karşı olan Microsoft firmasının bir ürünü olan Windows işletim sisteminden başka bir şeyin (şey diyorum çünkü tüketici işletim sisteminin de çoğu kez ayırdında ve işlevinin ne olduğunu değildir) çalışmayacağını yerleştirir. Dolayısıyla tüketici bu noktadan sonra üretilmiş bilgileri kullanmak, paylaşmak, çoğaltmak ve yeniden üretmek için ücretsiz ve de özgür seçeneklerinin olmasına karşın kendisine tüm zaaf ve açıklarıyla türünün ve sınıfının en iyisiymişçesine anlatılan, bellitilen üstelik ücretli işletim sistemini kullanır.

Aslında bilgisayar denilen alet ev kullanımı için tamamıyla bir “aptal kutusu”dur ki, onu akıllı yapan kullanıcının marifeti ve ihtiyaçlarını belirlemesidir. Daha önceki yazılarımızda vurguladığımız gibi çalışma yaşamı dışında insanlar negatif eğimli arz eğrisinin de gösterdiği üzere  sosyal yaşamlarını güçlendirecek işlerle meşgul olurlar: aile, gezmek, internette gezinmek, bilgisayar kullanmak, eğlenmek vs. Çoğumuz gibi bilgisayarlala geçirilen vakit bazen diğer sosyalleşme eylemlerinin önüne geçebilmektedir ki, bu normaldir. Mesela internetten alınacak bir tiyatro bileti, uygun fiyatlı bir ev arayışları, hayranı olunan bir sanatçının yaşam öyküsünün araştırılması, yazılacak lisans tezi için kaynak taraması, abıne olunan günlük gazetenin okunması ve indirilerek gün gün arşivlinmesi… Hazırlanması gereken bir ödevin kelime işlemcide yazılıp kağıda dökülmesi, ev ekonomisi için hesap tablolama ya da muhasebe uygulamalarının kullanılması, sahip olunan kitapların derli topluluğu ve takibi için veritabanlarının oluşturulması, yemek tariflerinin ya da aile soy ağacının kayıt altına alınması… Film izlemek, müzik dinlemek, oyun oynamak,, sahip oluğunuz pul koleksiyonunun taranarak bilgisayara aktarılıp saklanması, video ya da resimlerinizi arşivleyip CD/DVD’lere aktarılması…

Tüm bunlar bizim yaşamımızın bir parçasıdır artık ve bilgi toplumu olmanın kaçınılmaz zorunluluklarıdır. Peki, tüm bunlar bizi yine bilişim okur-yazarrı yapar mı? Şüpheli.