Posts tagged ‘Microsoft’

Yoksa hata mı ettik? Zalimin zulmü kabullenilmeli mi?

Bu makale takip ettiğim ve bir zamanlar e-dergi projesinde yer aldığım Ubuntu Türkiye oluşumunun forumunda yer alan “Windows’u iade etmek” adlı başlıkta DevilTUX (ve diğer cevabı) adlı üyenin yazdığı cevap ve açıklamalar (aslında kendi fikrini beyan etmesi de diyebiliriz) üzerinde yazılmıştır.

Dileyenler ilgili başlığı öncesinden okuyabilir: Windows’u iade etmek.


DevilTUX’un  mantığından yürüyecek olursak inandığımız ve çaba harcadığımız tüm değerler yalanmış: yani Özgür Yazılım!

Donanım üreticileri ile BT firmalarının kaynak kodunun kapalılığını ve bilginin ticarileştirilip satılmasını ana amacı olan Microsoft gibi firmalarla anlaşma yapıp tüketicinin özgürlüğünü kısıtlamaktalar; bu ise yaratıcılığa bir darbedir.

Kaldı ki, DevilTUX’un mantığı ile hareket edersek özgürlüğümüz paraya kurban gider. Nihad Karslı’nın verdiği mücadele alanında bireysel değil hepimizi kapsar ve hepimizin çıkarına, yararınadır. Bu mantıkla; 40 TL mi yoksa 1500 TL mi?; özgürlüğümüz ki, fiyatı yoktur, emsalsiz ve tekildir; paketlenip satın alınabilir hale getirilmektedir. Özgürlüktür bu kolayca vazgeçilemez, hele ki paraya takas edilemez. Çünkü yerine ikame edilecek başka bir değer yoktur.

Bu mantıkla ne Ubuntu kullanılmalı, ne Debian, ne Arch ne de Özgür Yazılım ve diğer GNU/Linux dağıtımları. Hatta bu evrende yer dahi alınmamalıdır.

İnsanların yapmaya bayıldığı en kolay şey vazgeçip zoru görünce zorbalığı kabullenmektir. Eğer GNU/Linux dağıtımları donanım üreticileri ve BT üreticilerinin ürettiği ürünlerdeki ileri uygulama ve tekniklere cevap veremiyorsa bugün bu bizim suçumuz olduğu kadar kendisini ve daha da önemlisi bilimi, teknolojiyi ve insanlığın bilim ve aydınlanma, ilerleme yolundaki tüm birikimlerini kaynak kodunun kapalılığını ana ilke ve kar amacı bellemiş firmalara kurban etmesidir. Çünkü bu firmalar daima kurban ister ve bu kurban bugün DevilTUX’un mantığı olmuştur, Özgür Yazılım olmuştur, GNU/Linux dağıtımlarını kullanan insanlar olmuştur, özgürlüğümüz ve bilimin gelişimini sürdürüp koruyan insanlar, gönüllüler olmuştur.

Tarih, gelişemeyen ve aklını, bilimini, özgürlüğünü kar hırsından başka bir şey görmeyan ulusların yok oluşlarıyla, sömürülmeleri, geri kalmışlıklarıyla doludur ve bu yazılan gerçek daima özgürlüklerin yok edilmesiyse sonuçlanmıştır.

Microsoft Windows, donanım üreticileri ve teknoloji zincir mağazaları Avukat Nihad Karslı’nın bizler adına yaptığı bu girişim neticesinde büyük yara almış olduğu gibi olayı adeta değil ayan beyan örtbas etmiştir. Hiç gördünüz mü ulusal gazete ve basında bu yenilgi ve bizim için zafer hakkında ufak bir haber? Gözününe “korsan Windows” kullanmayın ceza alırsınız reklamları, BSA’nın tehditleri çarparken ve bu karlı reklam pastasından medya pay kapmak için uğraşırken neden böylesine kardan edici bir haber kitlelere ulaşsın ki? Reklam keseleri şimdiden açıldı ve de karalama ve yalanlama kampanyaları da.

Windows bilgisayarlar için tamamlayıcı bir üründür ve iktisatta da pazarlamada da bunun adı budur. Çay ve şeker, otomobil ve lastik, diş macunu ve diş fırçası gibi. Bir bilgisayar elektronik bir cihazdır ve çalışması için fişe takılıp enerji alması yeterlidir. İlla da Windows ya da başka bir sistem olmasına gerek yoktur. Dolayısıyla kimse sizi bakkaldan çay alırken yanında şeker satın almanız için zorlamaz; araba alırken de lastik almak zorunda kalırsınız ama bu sizin için seçenekli bir zorunluluktur ve sıkı pazarlık dahilinde lastiklerini dahi almayabilir ya da fiyattan düşerek kendi lastiklerinizi taktırabilirsiniz. Ama bilgisayarınızın sizinle iletişime geçebilmesi için binlerce seçenek var. Tüm bu seçenekler de Özgür Yazılım dünyasında mevcut.

Donanım üreticilerinin kullanacağınız ya da kullanmayacağınız basit düğmeler ya da yazılımlar için kaynak kodunun kapalılığını esas ilke benimseyen ve özgürlüğünüze düşman işletim sistemleri ve yazılımlara mahkum ediyorsa bu durumu kabullenmek sizin baştan yenildiğinizi gösterir. Bu kabulleniş Özgür Yazılımın güç kaybetmesi demek olduğu gibi sizin ihtiyaçlarınızın özgürlüğünüze düşman olanlarca yine sizin özgürlüğünüzün kısıtlı bir şekilde serbest bırakılması ve zamanla yine, ama bu sefer çok daha büyük oranda kısıtlanması demektir. Bundan; çok değil 5 yıl önce de; dizüstü bilgisayar kullanıyordunuz ve üzerinde kapalı kaynak kodlu, özgürlüğe düşmen bir işletim sistemi ve ihtiyaçlarınız o günün şartlarına göreydi. Bugün yine dizüstü bilgisayar kullanıyorsunuz; belki aynısı belki daha iyi ve yenisini; ihtiyaçlarınız bugünün şartlarına göre değişik ve ileri safhada. Kullandığınız yine kaynak kodu kapalı ve özgürlüğümüze düşman bir işletim sistemi. Kullanmanızın nedeni ise tamamı ile zorunluluk. Çünkü donanım üreticisinin size yenilik olarak sunduğu işlevleri kullanmanız kısıtlamaktadır özgürlüğünüzü, hareket alanınızı.

Promosyon, ücretli ya da hiçbiri. Önemli olan verilirek özgür irade ve düşüncemizin sakatlanması, esaret altına alınıp sınırlandırılmasıdır ki, bu bilerek yapılmakta.

Peki, aynı bedava dağıtma tasarrufunu ücretsiz dağıtılan ücretsiz Özgür Yazılım için neden yapmamakta donanım üreticileri ve neden ısrarla hayatımızı kolaylaştıracak, devrim yaratacak, verimlilik sağlayacak teknolojilerini bedel ödemeksizin erişilebilir hale getirmiyorlar da illa Microsoft Windows işletim sistemleri ile çalışır olarak tasarlıyorlar.

Önemli olan sorunsal, ürünün ücretsiz ya da sıfır maliyete yakın dağıtılması değil yanında sorularak sunulmamasıdıır, zorla satılmasıdır. Çünkü çay alırken kimse size illa da şeker alacaksınız diye bakı yapmıyor; bildiğiniz kalite de ve ihtiyacınız olduğu bildiğiniz için alıyorsunuz.

Unutmayın ki bilim ve bilgi üretimi tek bir alıcı için yapılmaz, hele ki bir zümre için asla yapılmaz!

Eğer yolunda gitmeyen bir şey varsa ve de yetersiz kalan Özgür Yazılımın donanımlarda ve BT üzerinde bu donanım üreticileri ve BT’nin hala kaynak kodunun kapalılığını esas ilke benimseyen işletim sistemi üreticilerine kendilerini kaptırması (neticede ürünlerinin satışını o sağlamaktadır) ve Özgür Yazılıma, GNU/Linux dağıtımlarına yüz ve umut vermemesidir. Neden versinler ki? Özgür Yazılım kar amacı gütmediği gibi özgürdür ve dilediğince kopyalanır, çoğaltılır ve dağıtılabilir; hem de milyonlarca kez! Bu kapitalizmin sevmediği bir şeydir. Kapitalizm özgürlüğü salam dilimleri gibi dağıtır: ince ince. Ama topluca alır ve inanın ne kadar salam dilimi verirse versin size, siz hala onun tutsağısınızdır.

“Her şey özgürlük için” ise bu zalimin zulmünü kabullenerek olmamalıdır. İnsan karanlığın en yoğun olduğu vakitlerde dahi bir çıkış yolu bulur ve bu çoğu kez şafak sökerken olur; çünkü o vakit karanlık en yoğun noktasındadır. Bir şey yapmaksızın bir şeyler yapıyor gözükerek ve her iki tarafın olumlu olumsuz yanlarını açıklayıp gri alanlarda gezinmek bazı şeylerin esaretinden hala soyutlanamadığımızı gösterir. İnsanın tarafı kesin ve net olmalı ve savunduğu değer ve idealin, fikir akımının yanında bulunmalı ve kusursuz hiçbir şeyin olmadığı gerçeğini bilerek savunup inandığı değer ve idealin açıklarını kendi eleştirel gözü ile bulup onarmaya, düzeltmeye ve eksiklerini kapatmaya çalışmalı, çaba harcamalı ve öğrenmeli; gerekirse bizim bu açığımız var ve düzeltmek için çalışıyoruz demeli ama asla zalimin zulmünü kabullenmemeli,  tavsiye de etmemeli. Bu ihanettir inandığı davaya.

Montaj ile Bilişime Katkı Olur mu?

 

Cemre Akkartal: Peki bilgisayar sektöründe trendler neler?

Altan Aras Fakılı: Bilgisayar sektörü, teknoloji ve tasarımın iç içe geçtiği bir sektör. Casper olarak hem yüksek teknolojisi hem de çekici tasarımlarıyla, tüketicilere hayatlarının her alanında kullanım kolaylığı, estetik ve performans sunan geniş bir ürün ailesi sunuyoruz.”

 

Yukarıda yer alan soru-cevap Akşam Gazetesi’nin tam bir yıl önce; 31 Aralık 2008′e; “future&trends” ekinin 6. sayfasında Cemre Akkartal’ın Casper Bilgisayar Yönetim Kurulu Başkanı Altan Aras Fakılı ile yaptığı “Hedef Kitlenin Tamamına Ulaşıyoruz” adlı söyleşiden bir kısım.


Yapılan söyleşide dikkatimi çeken birçok unsur oldu ancak ben makalemin omurgası olarak yukarıda yer alanları verdim; dikkat cımbız ile ayıklamadım.


Baştan kaybettiren seçim: montajcılık


Casper, hazır sistem bilgisayarlar montajlayıp pazarlayan ülkemizin yüzakı teknoloji firmalarından biri. Fakat katma değeri yüksek bir alana yaptığı katkı yarattığı ekonomik değerlerin alkışlanmasından ziyade bilişim teknolojilerine ne gibi bir katkı sağladığı sorgulanmalı. Çünkü pazarlaması ve satışı yapılan hazır sistem bilgisayarları ile satışa sunduğu teknoloji zincir marketlerin reyonlarında yer alan diğer sistemler üç aşağı beş yukarı aynıdır. İşlemcisi, belleği, ek bileşenleri ve işletim sistemlerine dek… Bir farkındalık varsa da satış arttırıcı unsurlar olarak verilen (ama fiyata gizlenmiş) hediyeler, garanti süresi ve destektir.


Yani değil Casper, diğer hazır sistem bilgisayar satıcısı firmaların bulduğu, ürettiği bir işlemci yoktur. İşlemci olarak ya INTEL Ya AMD; anakartta ise MSI, Asus, Gigabyte; yonga setleri olarak VIA, SIS; sabit disk olarak Samsung, Seagate, Western Digital, Maxtor ve de işletim sisteminde ise tartışmasız Microsoft tekeli… Hep aynı ve birden fazla alanda top koşturan büyük üreticiler…


Kısacası pazarda binlerce hazrı sistem bilgisayar satış-pazarlaması yapan firma var; ama 100′ü geçmeyecek şekilde ana bileşen üreticisi var ve hatta iddia edilebilir ki bu 100′ü aşkın üretici firma da iki adet işlemci üreticisinin AR-GE çalışmalarına bakarak kendilerine yön vermekte. Bütün piyasa, üreticiler ve satıcılar da tekel işletim sistemi üreticisi Microsoft’un yaptıklarına ve yapacaklarına. Bu durumda piyasadaki satış-pazarlamacı firmalar1 doğal olarak üreticilerin alıcısı olmakta; yani sürekli bir seçeneksiz bağımlılık var. İşletme bilimi diliyle tek üreticiye bağımlılık. Bu ise satış-pazarlamacı firmanın kadrini tayin eder: montajcılık.


Çünkü üretim için yaratıcılık ve icat gerekir; montaj için ise icat edilenin ya da keşfedilen üretim model ve sürecinin kullanım hakkının satın alınması.



Kullanım kolaylığı ve başarım; ama nasıl?


Bir diğer konuyu da açmak gerekirse kullanım kolaylığı ve başarım neye göre belirlenir? Hazır sistemlerde bir araya getirilen düşüğünden en yükseğine kadar donanım hangi kıstaslara göre belirlenmiştir? Casper ya da pazarda varlık gösteren diğer firmaların yapmış olduğu bir çalışma, anket, veri madeni var mıdır? Ünevirsitelerle işbirliği içindeler midir? Tutum ve davranışlar, talep ve kullanma amaçları (eğitim, iş, eğlence, verimlilik, devlet daireleri, depolama, internet sunucusu, rutin işlemler…) nasıl tespit edilmektedir? Müşterilerle ve hedef kitle ile nasıl bir bilgi alışverişi yapılmaktadır?


Ancak bilinen gerçek şu ki, hazır sistem bilgisayarların bileşenleri, donanımlar yeni nesil oyunların, üçüncü parti yazılımların, işletim sistemlerinin ve işlemci üreticilerin2 ürettiği ürünlere göre şekillenmektedir. Hatta öncü bir sistem satıcısının piyasaya sunduğu hazır sistem, diğer firmalarca model alınarak türevleri yapılıp pazara sürülmektedir: Birinde işlemci INTEL Core 2 Duo, diğerinde AMD X2 64 Bit olur, birinde depolama alanı 250 GB iken diğerinde 320 GB, birinde ekran kartı ATI iken öbüründe Nvidia… Ancak önemli bir kıstas ise tüketicinin ekonomik durumudur ki, oluşturulan sistem verimli olacağı gibi ekonomik olarak da satın alma gücünü zorlamamalıdır.


Oyun üreticileri3 ile işletim sistemi üreticilerinin (Microsoft ve Macintosh) ve üçüncü parti yazılım üreticilerinin (Adobe, Autodesk, Nero, Corel, Microsoft…) ürettikleri yazılmlar donanım seçebilirler. 4 Bu ise hazır sistemleri oluşturan firmaların ürünlerini bu yazılımları kaldırabilecek, çalıştırabilecek asgari bileşenlerden oluşturma zorlar. Ama oluturulan ürünlerde bir parça parlarken (işlemci, ekran kartı gibi) bir parça düşük modelde kalır; ama bu eksiklikler de hediyelerle kapatılarak pazarlanır: kamera, yazıcı, ses sitemi…


Sonuç olarak: Özgür Yazılım eşittir verimlilik5

Kısaca verimlilik denilen pazarın tek üreticilerinin eline bırakıldığı gibi son tüketicilerin (devlet, bireyler, firmalar) düşünceleri çoğunlukla umursanmaz; anketler, saha çalışmaları, geri bildirimler alınmaz değil; sektöre yine kâr unsuru yön verir.


Neticede ülkemizde bilişim okur-yazarlığı6 internet teknolojilerinin kullanımı, bilginin üretim ve yönetimi, AR-GE gibi çalışmaları diğer ülkelerle kıyasladığımızda oldukça geride kalmaktayız.7 kaldı ki bugün üniversitelerdeki sadece bilgisayar değil tüm mühendislik ve teknik eğitilm bölümlerinde, özel sektördeki bilgisayar eğitim kurumlarında, bilişim yayınları ve magazinlerde Özgür Yazılım ve GNU/Linux dağıtımlarına ne ölçüde yer verildiği ortada. Hatta yeterli yönlendirme ve eğitimden ziyade dışlayıcılık mevcuttur; birkaç istisna olabilir ve kendisini Microsoft baskısından sıyırıp özgürleştiren meraklı kullanıcılar da olabilir; bu güzel bir olgudur, sevindirici ve umutlandırıcıdır. Nitekim bugün etrafında toplandığımız birçok Özgür Yazılım ve GNU/Linux dağıtımı forumu, e-dergilerinin temeli bu merak ve farklı olanın peşinden gitme cesareti sayesindedir. Fakat Microsoft eğitiminin sürekliliği ya da kaynak kodu kapalı, Özgür Yazılıma düşman programlama dillerinin sürekliliği kesindir.


Ne alakası var verimlilikle, başarımla ve keşfetmekle Özgür yazılımın diye sormayın çünkü düşünce ve peşi sıra yaratıcılık özgür düşünce ile, laik ve bilimsel eğitimle, seçeneklerin ortaya konulmasıyla ve sormak, bulduğu cevapla yetinmeyerek yeniden sormak ile mümkündür ki, icat edilen buluşlarla, keşfedilen tekniklerle verimlilik ve başarı sağlanabilsin. Bunlar olmaksızın, sadece sermayeye dayalı bir ekonomi kurulur ve yapılan ise icat edilenin devasa tesislerde montajlanmasıdır ki, bunu pekala robotlar da yapabilir. Sömürülen, özgürce düşünemeyen insan icat edemez; sadece sömürülür. Şimdi gelinde bilgisayar ve diğer mühendislik bölümlerinde tekelciliğin çebmerinde dolananları düşünmeyin! Bilgisayar eşittir Windows değil, Microsoft eşittir bilişimde, özgür düşüncede kısıtlama, sömürü.


 

Lisanslar:

Makalenin tüm içeriği GNU/GPL 38 ve Creative Commons (by-nc-sa)9 ile lisanslanmış olup içeriği haber verilmek ve yeniden GNU/GPL ve Greative Commons (by-nc-sa) ile lisanslanmak koşuluyla kopyalanabilir, düzenlenip değiştirilebilir, atıfta bulunulabilir, yeniden dağıtılabilir.

 

1Casper, Exper, Vestel, IBM, HP, Crea, Pro2000, Everest, Acer…

2AMD, 64 Bit işlemcileri piyasaya sürerek işlemci piyasasının adeta ırmak yatağını değiştirmiştir.

3Eidos, EA, Ubisoft, IAN Storm, NeverSoft, Activision, Capcom, Rocstar Games…)

42004 yılında Eidos firmasının çıkarttığı Thief 3 deadly Shadows oyunu nivida FX serisi altındake ekran kartlarıyla çalışmamaktaydı ve bu seçicilik bir anda diğer oyunlarada sıçradı.

6Pardus’un bu konudaki gayretleri ve LKD’nin, Mustafa Akgül hocamızın çalışmaları da gerçekten güzel.

7Meraklı okur Google’dan “ülkemizin Ar-Ge alanında dünyadaki ve Avrupadaki durumu” ve türevleriyle arama yapabilir.

8GNU Genel Kamu Lisansı sürüm 3′ün gayri resmi Türkçe çevirisi için Pardus Viki ekibine teşekkürler: http://tr.pardus-wiki.org/GNU_GPL_%28Genel_Kamu_Lisans%C4%B1%29_S%C3%BCr%C3%BCm_3_Gayr%C4%B1resm%C3%AE_%C3%87evirisi

9Creative Commons (by-nc-sa): Bu lisansa sahip eseri kopyalayabilirsiniz, üzerinde değişiklik yapıp yenisini üretebilirsiniz. Sağlanması gereken üç şart var. İlki, eserin tüm kopyalarında eserin ilk sahibinin belirtilmesi. İkincisi, eserin hiçbir kopyası ya da eserden üretilmiş yeni eserlerin hiçbirisinin ticari ortamda kullanılmaması. Üçüncüsü, eserin tüm kopyalarında ya da eserden üretilmiş yeni eserlerde de aynı lisansın kullanılmaya devam edilmesi.http://tr.wikipedia.org/wiki/Creative_Commons

Windows 7 Cephesinde Değişen Bir Şey Yok!

Bugün bir alışveriş merkezinde yer alan teknoloji zincin markete girdim öylesine ve istisnasız tüm bilgisayarlarda Microsoft firmasının yeni makyajlı cicisi Windows 7 işletim sisteminin bilgisiz satış danış(ama)manlarınca pazarlandığını gördüm.


Windows 7 fevkalâde KDE 4 masaüstü yöneticisine benzemekte. Özellikle da tanıtım broşürlerinde değişen görev çubuğu dedikleri yer bildiğimiz panel gibi ve tek esprisi eklenen simgelerin önceki Windows 98, Me (ne fiyaskoydu ama!), XP, Vista sürümlerindeki gibi küçük olmayıp iri bir şekilde yer almasıydı.


Aşağıdaki resimler daha anlaşılır kılacaktır sözlerimi:

Pardus 2009 üzerinde KDE 4.2



Bu ise Windows 7


Bilmiyormuş gibi satış danış(ama)manına sordum broşürdeki “Jump list” özelliği nerede? Cevap olarak o” özelliklik Home Premium da yer alıyor” karşılığını alınca içimden gülesim geldi. Peki, neler değişti XP’ye göre diye sorunca görselliği öven cevaplar almaya başladım ve sıkıldığımı, aslında bu işten de bir halyi anladığımı belli etmek için anında regedit ayarlarına girdim ve F3 ile kbdtuq.dll değerini bulup “kbduf.dll” ile değiştirdim; bu işlemi iki kez tekrarladım ve sistemi bir daha ki açılışta F klavye ile başlacak şekilde ayarladım.


Tanıtımı yapılan Windows 7 işletim sisteminin masaüstünde yığınla kaynak kodu kapalı, Özgür Yazılım düşüncesine düşman 3. parti ücretli yazılmların kısıtlı deneme sürümleri kuruluydu. CD/DVD oluşturma, güvenlik, DVD izleme, resim-belge arşivleme, oluşturma ve yönetme uygulamalarının bilinen örnekleri iri simgelerle kullanıcıya hediye diye (aslında satın alma fiyatının içine sokuşturularak) yutturuluyordu.

Daha fazla dayandığımı söyleyemem tabii; netice de Windows ve değişen köklü bir şey yok. Taban bir sistemden ne beklenir ki? Özellikle de bu sistem kullanıcıların düşüncelerine önem vermedikten sonra!

Nokia 5110

Broşürlerde bahsedilen özellikler de ahım şahım değil. Üstelik microsoft firması çağın modası olan kişiselleştirebilme olgusunu da kaçıralı bir hayli oldu. Anımsamak için 1998 yılına gitme k gerek. O zaman farklı kulvarlarda sayılsalar da Nokia firması 5110 cep telefonu modeliyle kişiselle ştirme olayını başlatmıştı. Çok tutulan bu modaya zamanla yazılımlarda katıldı ve Mozilla Vakfı’nın ürünleri bu süreci iyi yönetti, ardından da Google.



Wiindows 7 işletim sisteminin rakiplerinin (Özgür Yazılım ve GNU/Linux) gelişim hızına ve kullanıcılarıyla olan etkileşimlerine bakarak bünyesine hızlı dosya arama ve yönetme irileştirilmiş çözünürlük iyileştirmeleri, masaüstündeki yapışkan uygulamacıklar (Wingets ya da Gadgets) ekleyerek, pencere yönetimini makyajlayıp yeni kısayollar tanımlamakla, kullanıcıyı hala tek çalışma ortamına hapsederek cevap vermesi bazı şeyleri 2 yıl geçsede Vista’nın üzerinden kendisine pek bir şey katmıyor.


Windows 7′nin sayılan tüm yeni özelliklerine Özgür Yazılım ext3′ten ext4 dosya sistemine veri kayıpsızgeçebilme, Compiz-Fusion, birden fazla işlemci desteği, aktif güncellemeler ve üstün güvenlik özellikleriyle cevap vermek ne kelim e 10 adım önünde koşmaktadır. Ancak bu yarışta maalesef serbest piyasanın tekeli Microsoft öndedir ve insanlar satın aldıkları sistemde kendilerine zorla satılan Windows işletim sistemini fiyata dahil edildiğinden habersiz bedava aldıklarını sanmaya devam ederler. bu yanıltıcı algılama da Microsoft ürünlerinin seçeneksiz ve rakipsiz olduğunu kullanıcıya bellitir ve Microsoft’ta talepkâr olmayan bu kullanıcıların karşısına 2-3yılda bir 10′u geçmeyen yeniliklerle, makyajlı bir yüzle çıkar. Asılnda yaptığı yenilik değil iyileştirmedir.

 


Kısaca Windows 7 cephesinde değişen yeni hiçbir şey yok! Yenilik aramak gerekirse ve de yüksek verimlilik, sınırsız özgürlük, bu kesinlikle Özgür Yazılım ve GNU/Linux dünyasında.



Piyasada işletim sistemleri savaşı başlamıştır

İşletim Sistemleri Savaşına Hazır Olun

Makaleyi yazan: Kemal Karataş




Son dönemde Google–Apple, Microsoft–GNU/Linux arasındaki rekabet iyice kızıştı. Piyasanın % 90 payını Microsoft elde tutuyor hala. Bilişim piyasasının kurallarını şimdiye kadar kendine göre uyguladı; ama artık kurallar değişiyor. Microsoft 3 yılda bir versiyon açıklarken, Windows 7′yi Vista’nın başarısızlığı yüzünden 12 ay gibi kısa bir süre içinde piyasada çıkardı. Normalde Windows 7′nin 2010 yılında çıkması gerekiyordu.



Google Chrome OS 2010 yılında piyasaya çıkıyor; ayrıca Intel Moblin projesiyle taşınabilir bilgisayarlar için büyük bir adım attı. Google’ın Microsoft’a destek vermeyeceği kesin; kuşkusuz bunda Microsoft ile aralarında olan birçok dava ve pazar hakimiyeti savaşı önemli bir etken. Burada Intel’in yaptığı atak şaşırtıcı. Microsoft’un piyasadaki stratejik ortağı olan bu firma, GNU/Linux alternatifine destek veriyor. Moblin projesi, GNU/linux dağıtımlarıyla anlaşarak, yakın gelecekte dişli bir rakip olacağını gösterdi. Bu rakipleri karşısında Microsoft’ta boş durmuyor: Windows 7 piyasaya çıkmadan reklam, pazarlama ve metodlarıyla rakiplerini takip etti. Daha önceden aday versiyonlardan kullanıcı raporlaması alınmazdı, ama Windows 7′de GNU/Linux dağıtımlarının kullanıcı desteğini taklit etti. Steve Ballmer 2 gün önceki sunumda, sanki ‘Çok büyük bir değişiklik yapmış’ gibi konuşuyordu. İnternet medyasındaki destekçileri de Microsoft’u desteklemezse olmaz.. MS Windows Vista’nın hezimet olduğunu gizleyen medya destekçileri, Windows 7 konusunda da abartılı haberlere, pohohlamalara devam ediyor. Burada kilit nokta NetBook sektöründe, Microsoft’un dikta metotlarının hakim gelip, gelmeyeceği.



NetBook piyasasında yaşanan oyun çok önemli. 2007′nin son döneminden beri çıkan ürünlerde, MS Windows Xp Home versiyonu kullanıcılara zorla verildi!.. Satın alan kullanıcılara fikri sorulmadan, yapılan anlaşmalara göre bu despotluk yapıldı. Otomatik olarak GNU/Linux uyumlu NetBook’lar dahi bu zorlamayla satılmakta. Bu despotluğu, Google Chrome OS ve Moblin kısmen değiştirebilir.




Mobil platformlar da son birkaç yılda hızla gelişti. Apple–Intel ortaklığıyla, Ipod ve Iphone ürünleriyle piyasada büyük pay sahibi oldu. Bu yıl 5.2 milyon satış rekoruyla, krizden bile etkilenmedi. Google, Android platformuyla mobil platformda da aktif. Microsoft, bu piyasada etkisiz kaldı. Google, Apple vs. rakipler tüketici kitlesini topladı. Artık Mictosoft bu şirketlere kafa tutucak durumda değil. Daha masaüstü bilgisayar piyasasında sıkıntı çekiyorken, mobil platformlara odaklanması mümkün değil. Özellikle de mobil araçlarda Symbian işletim sisteminin egemenliği uzunca bir süre kırılacağa benzemiyor.



Piyasanın değişimini yorumluyoruz. Ama önceki şartlara bakmadan objektif yorum yapamayız. 10 yıl önce, insanlar masaüstü ve dizüstü bilgisayarların ikisine birden sahip olabilirdi. Bu iki üründe de aynı işletim sistemini aynı işlemler için kullanırlardı: yazılımlar, verimlilik uygulamaları, koruma ve güvenlik programları, aktiviteler hep bu gerçeğe göre düzenlenirdi. Geliştiriciler bu gerçeğe göre, programlarını piyasaya sürerdi. Artık akıllı telefonlar, NetBook’lar, kendine özel derlenmiş işletim sistemlerinde çalışabiliyor. Microsoft’un Windows 7′le bu istekleri karşılaması zor. Hem akıllı telefonlar, NetBook’lar ve masaüstü bilgisayarlar için ortak çözüm bulmak zorundalar. Bu açığı da Özgür Yazılım ve GNU/Linux dünyası kapatıyor. Her elektronik cihaz için derlenebilecek bir çekirdekten bahsediyoruz. Artık “İşletim sistemi savaşları” dönemine girmiş bulunuyoruz.


Ms Windows 7 eskisi kadar rahat piyasada olamayacak. Küçümsediği rakipleri daha planlı biçimde karşılık veriyor. MS Office ürününe karşılık, “Google Docs” iyi bir alternatif. Çünkü her yerden he şekilde donanım bağımlılığı olmaksızın ihtiyaçlar karşılanıyor. GNU/Linux dağıtımları eksikliklerini gün be gün kullanıcı ve geliştirici topluluklarının karşılıklı etkileşimiyle kapatmakta ve daha iyiye doğru yol almakta. Geçen dönemde, Google’ın internet servisleri ve farklı GNU/Linux dağıtımları şirketlerin ve de son kullanıcının isteklerini karşılayabilir.



FSF de karşılık olarak, etkili bir kampanya başlattı: Windows7sins.org sitesinde protestosunu en hızlı biçimde yapıyor. FSF’ye destek veren sitelerde tanıtıma destek oluyor. “Kurumsal ve son kullanıcının nasıl sistematik biçimde sömürüldüğünü” madde madde açıklıyorlar. Eskiden Microsoft’a planlı yapılamayan itiraz, şimdi en iyi biçimde yapılıyor. Abartılı, janjanlı ve sık verilen reklamlarda gizlenenler aleni olarak açıklanıyor. MS Windows Xp’de kalan şirketler ve son kullanıcıya, en az Windows 7 home versiyonu zorla pazarlanacak. Bu versiyona geçmenin bedeli ne olabilir peki? Bütün şirketlerin ve kullanıcıların en yeni bilgisayarları satın alması.. Bu küresel krizde o kadar para harcamaya değer mi ?



Microsoft bu sayılan şartlarla uğraşamayacak durumda. Hem oyun konsolu, işletim sistemi, mobil platform sistemi, program geliştirme sektörü gibi alanların hepsinde aktif. Bu sektörlerde de farklı rakipleriyle yarışması imkansız. Küresel kriz, Microsoft’un bile masraflarından kısmasını zorluyor. Şirket uzmanlaşacağı alanları seçmek ve en zayıf halkayı kopartmak zorunda. Böyle yapmazsa, piyasadaki %90′lık payından azalmalar olması kaçınılmaz. Microsoft bütün gücünü, zorbalıkla kullanacak, fakat piyasa artık o kadar kolay bu şirketin oyuncağı olmayacak.



Eskiden farklı isteklere sahip olan kullanıcılara tek bir ürün ile hitap edilebiliyordu. İş adamları, sanatçılar, memurlar ve öğrenciler bugün sahip oldukları konumlar itibariyle farklı isteklere sahip. Artık lisans yoluyla kullanıcı isteklerini sınırlamak, değiştirilmesi gereken bir taktik. GNU/Linux dağıtımları, Apple, Google Chrome OS, Moblin gibi alternatifler, işletim sistemi piyasasında paylarını alacaklar. Bu piyasanın yeni şartları kimin piyasada kalıp, kalmayacağını bize gösterecek. Her ne olursa olsun, farklı seçimler ve özgürlüğün kazandığı bir piyasaya hazır olalım.


Kaynak: http://www.forbes.com/2009/10/22/google-microsoft-apple-technology-cio-network-novell.html

http://www.channelregister.co.uk/2009/10/22/windows_7_what_we_learned/

http://en.windows7sins.org/#7



Dünyada ve Türkiye de Gnu/Linux

Dünyanın önemli bir kısmında bugün GNU/Linux dünyası hak ettiği değeri toplamaya başladı. Önyargılar zaten vardı. Ama piyasa’nın değişen şartları, Özgür Yazılım geliştiricilerinin dikkat çekmesini sağladı. Ancak aşınmaya .aşlasa dahi ülkemizde hala büyük bir GNU/Linux önyargısı var.

Amerika ve AB doğal müttefiktir; ama bilişim dünyasının bu önemli merkezleri, Özgür Yazılım camiasını yok sayamıyor artık. Küresel krizin de etkisiyle, piyasanın yeni şartları her kesimi değiştirmeye zorluyor: işletmeler, kurul ve kuruluşlar, okullar ve Özgür Yazılım’ın rakiplerini…

Microsoft’un eskiden alay ettiği Özgür Yazılım dünyası şimdi güçlenen dişli ve yok sayılamayacak bir rakip. Değişen bu şartlar, kurumsal ve son kullanıcı kitlesine farklı seçenekler e yöneltiyor.. Avrupa’da önemli devletler, askeri ve bürokratik alt yapısını toptan Özgür Yazılım ve GNU/Linux alternatiflerine taşıyor. Zaten güvenlik açısından, devlet kurumlarında MS Windows seçimi, en son ve mecburi seçenekti. Fakat MS Windows Vista rezaletinden sonra, şirketler ve son kullanıcı farklı alternatifleri araştırmaya başlamıştı: Ubuntu, Fedora, Mandriva gibi kullanıcı dostu ve makyajı, albenisi fazla dağıtımlar göz önüne çıktı. Burada önemli olan bir dağıtımın dikkat çekmesi değil, önyargıların silinmeye başlaması; dahası Özgür Yazılım ve GNU/Linux dağıtımlarının bilinirleklerinin, farkındalıklarının piyasada yer etmesidir. Ancak bu, GNU/Linux destek ve geliştiricilerin çabalarının boşa gitmemesi, destek ve daha fazla kullanıcıyı saflarına çekip Özgür Yazılım kullanmanın bilincine varabilmeleriyle mümkündür.. Ama bunun için önce bilinçlenme de önemli. Türkiye’de eksik olan taraf da bu zaten.

Bilişim dünyasını değiştiren merkezler öncelikle değişimi yakalar. Sonra Türkiye gibi “Kraldan çok kralcı” olan ülkeler en son gelişimi yakalamaya çalışır. Dünya küresel krizle uğraşırken,”hangi masraf kaleminden vazgeçebileceğini” düşündü. Çalışanlardan vazgeçmek kolay değil.. O yüzden bilgi işlem tarafındaki masrafların kesilmesi, daha mantıklı bir seçenekti. Kriz yokken, Microsoft’a milyonlarca dolarlık lisans parası ödemek sorun olmuyordu. Tek ürün alırken değil, teknik destek, çalışan eğitimi vb. gibi masrafları da hesaba katmak lazım. Kriz döneminde, bu bahsettiğimiz masrafları yapamadı küresel olsun olmasın şirketler ve devlet örgütlenmeleri. Bu yüzden, GNU/Linux, işletim sistemleri alanında mümkün olabildiği görüldü. Hem aynı işlev, hem de daha az maliyetle herkesin işine gelen bir tablo. Bu atak, önce e-devlet projelerinde, sorun ve de güvenlik açığı gibi olayların yaşanması istenmeyen kamu hizmeti sunan kurumlarda yapılmaya başlandı.

Intel-Microsoft ortak strateji daha önce büyük bir güçtü. Ama Intel, işlemci piyasasındaki gücünü Özgür Yazılım ile ittifak yapma kararıyla kullanmaya başladı. Intel’in bu hareketi, diğer donanım üreticilerinin de desteği ile yanıt buldu. AMD-Ati ikilisi gibi istisnalar bir mevzu bahis değil.

Kapitalist sistemin olağan krizlerinden birine girmesiyle oluşan, yeni şartlarını ortaya koyan piyasa karşısında, ülkemiz her zaman ki gibi kayıtsız. Fransa gibi gelenekçi bir devlet, bütün birimlerini Özgür Yazılım ve GNU/Linux alternatiflerine göç ettiriyor. Almanya’da birçok üniversite bu yolla tasarruf sağlıyor. Az da olsa kurumsal olarak Özgür Yazılıma geçiliyor. Ancak Türkiye’de, teknoloji marketleri ve bilişim piyasası genelde MS Windows kökenli yetiştiği için tam bir körlük içinde; dışlayıcı bir karaktere sahip olduğu için de tekellere sırtını dayamış. Gelişmeleri, bizim piyasamıza bilerek yansıtmıyorlar. Türkiye’de sadece bir azınlık, Özgür Yazılım camiasına katkıda bulunmaya çalışıyor. Pardus gibi TÜBİTAK destekli projeler de hedeflerine ulaşmaktan çok uzak ne yazık ki!..

Pardus, 5 yıl önce başlatılan bir yerel GNU/Linux dağıtımı projesi. E-devlet projesine uygun bir dağıtım olması planlanırken, istenilen hedefe ulaşılamadı. Bürokrat mantıkla ancak bu kadar GNU/Linux dünyasına katkıda bulunabilir. E-devlet projesini, MS Windows tabanlı yapılması da ayrı bir tezattı. Milyonlarca lira tutarındaki parayı tekellerin kasalarına pahalı lisans yenilemeleri yüzünden heba ediyoruz. Bu durum Özgür Yazılım felsefesini ne kadar az anladığımızın kanıtıdır. Kraldan çok kralcı davranırsak, insanlar “Özgür Yazılım” kelimesinin anlamını, içerdiği felsefeyi ve hatta ekonomiye tüketici bir kaldıraç etkisinden ziyade kaldıraç etkisi sağlayan yönünü hiçbir zaman öğrenemeyecek gibi görünüyor.

Amerika ve diğer gelişmiş ülkeler kendi yazılımlarını geliştiriyor. Biz ise, üretilen yazılımlara kısıtlayıcı linas sözleşmeleri yüzünden dokunamıyoruz bile. F-16 uçağı’nın çip ayarlarını değiştirmeye kalkarsanız, hurda olarak kullanırsınız. İsrail’den aldığımız, “Heron” casus uçaklarının yazılımına dokunmayı bile hayal edemezsiniz. Türkiye’nin genç neslinin çok olup olmaması önemli değil böyle bir durumda. Bu nesiller ilkokuldan itibaren MS Windows ile zehirlendiği sürece yaratıcı akıldan yoksun nesillere mahkum olacağız.

Bilgi ve bilişim çağının gerekli gelişmelerine ancak Özgür Yazılım felsefesini anlayarak ve genç nesillere anlatarak yakalamayı ümit edebiliriz. Okullar, devlet kurumları, sivil toplum örgütleri ve özel sektör şirketler GNU/Linux dağıtımlarına bir şans verdiklerinde hem kendileri, hem de Türkiye kazanacaktır. Örnek mi? Geçmişin patates tarlası İrlanda bugün eğitim sisteminin içeriğini bilişime yönelik hal getirdiği için kalkınmasını süratle yapmıştır, yapmaktadır.

Dünyada var olan gelişmelere karşı duyarsız kalmayalım artık. Bilgisayar ve İnternet sadece Facebook, MSN sohbeti, Youtube ve fallardan ibaret değil. Genç nesil olarak, yaratıcı akılla değer yaratan, farkındalığı olan ürünler üretmekle görevliyiz. İlla ki yazılımcı olmaya gerek yok. Sadece önyargılarılarımızı yıkıp GNU/Linux dünyasını araştıralım.