Posts tagged ‘windows’

Montaj ile Bilişime Katkı Olur mu?

 

Cemre Akkartal: Peki bilgisayar sektöründe trendler neler?

Altan Aras Fakılı: Bilgisayar sektörü, teknoloji ve tasarımın iç içe geçtiği bir sektör. Casper olarak hem yüksek teknolojisi hem de çekici tasarımlarıyla, tüketicilere hayatlarının her alanında kullanım kolaylığı, estetik ve performans sunan geniş bir ürün ailesi sunuyoruz.”

 

Yukarıda yer alan soru-cevap Akşam Gazetesi’nin tam bir yıl önce; 31 Aralık 2008′e; “future&trends” ekinin 6. sayfasında Cemre Akkartal’ın Casper Bilgisayar Yönetim Kurulu Başkanı Altan Aras Fakılı ile yaptığı “Hedef Kitlenin Tamamına Ulaşıyoruz” adlı söyleşiden bir kısım.


Yapılan söyleşide dikkatimi çeken birçok unsur oldu ancak ben makalemin omurgası olarak yukarıda yer alanları verdim; dikkat cımbız ile ayıklamadım.


Baştan kaybettiren seçim: montajcılık


Casper, hazır sistem bilgisayarlar montajlayıp pazarlayan ülkemizin yüzakı teknoloji firmalarından biri. Fakat katma değeri yüksek bir alana yaptığı katkı yarattığı ekonomik değerlerin alkışlanmasından ziyade bilişim teknolojilerine ne gibi bir katkı sağladığı sorgulanmalı. Çünkü pazarlaması ve satışı yapılan hazır sistem bilgisayarları ile satışa sunduğu teknoloji zincir marketlerin reyonlarında yer alan diğer sistemler üç aşağı beş yukarı aynıdır. İşlemcisi, belleği, ek bileşenleri ve işletim sistemlerine dek… Bir farkındalık varsa da satış arttırıcı unsurlar olarak verilen (ama fiyata gizlenmiş) hediyeler, garanti süresi ve destektir.


Yani değil Casper, diğer hazır sistem bilgisayar satıcısı firmaların bulduğu, ürettiği bir işlemci yoktur. İşlemci olarak ya INTEL Ya AMD; anakartta ise MSI, Asus, Gigabyte; yonga setleri olarak VIA, SIS; sabit disk olarak Samsung, Seagate, Western Digital, Maxtor ve de işletim sisteminde ise tartışmasız Microsoft tekeli… Hep aynı ve birden fazla alanda top koşturan büyük üreticiler…


Kısacası pazarda binlerce hazrı sistem bilgisayar satış-pazarlaması yapan firma var; ama 100′ü geçmeyecek şekilde ana bileşen üreticisi var ve hatta iddia edilebilir ki bu 100′ü aşkın üretici firma da iki adet işlemci üreticisinin AR-GE çalışmalarına bakarak kendilerine yön vermekte. Bütün piyasa, üreticiler ve satıcılar da tekel işletim sistemi üreticisi Microsoft’un yaptıklarına ve yapacaklarına. Bu durumda piyasadaki satış-pazarlamacı firmalar1 doğal olarak üreticilerin alıcısı olmakta; yani sürekli bir seçeneksiz bağımlılık var. İşletme bilimi diliyle tek üreticiye bağımlılık. Bu ise satış-pazarlamacı firmanın kadrini tayin eder: montajcılık.


Çünkü üretim için yaratıcılık ve icat gerekir; montaj için ise icat edilenin ya da keşfedilen üretim model ve sürecinin kullanım hakkının satın alınması.



Kullanım kolaylığı ve başarım; ama nasıl?


Bir diğer konuyu da açmak gerekirse kullanım kolaylığı ve başarım neye göre belirlenir? Hazır sistemlerde bir araya getirilen düşüğünden en yükseğine kadar donanım hangi kıstaslara göre belirlenmiştir? Casper ya da pazarda varlık gösteren diğer firmaların yapmış olduğu bir çalışma, anket, veri madeni var mıdır? Ünevirsitelerle işbirliği içindeler midir? Tutum ve davranışlar, talep ve kullanma amaçları (eğitim, iş, eğlence, verimlilik, devlet daireleri, depolama, internet sunucusu, rutin işlemler…) nasıl tespit edilmektedir? Müşterilerle ve hedef kitle ile nasıl bir bilgi alışverişi yapılmaktadır?


Ancak bilinen gerçek şu ki, hazır sistem bilgisayarların bileşenleri, donanımlar yeni nesil oyunların, üçüncü parti yazılımların, işletim sistemlerinin ve işlemci üreticilerin2 ürettiği ürünlere göre şekillenmektedir. Hatta öncü bir sistem satıcısının piyasaya sunduğu hazır sistem, diğer firmalarca model alınarak türevleri yapılıp pazara sürülmektedir: Birinde işlemci INTEL Core 2 Duo, diğerinde AMD X2 64 Bit olur, birinde depolama alanı 250 GB iken diğerinde 320 GB, birinde ekran kartı ATI iken öbüründe Nvidia… Ancak önemli bir kıstas ise tüketicinin ekonomik durumudur ki, oluşturulan sistem verimli olacağı gibi ekonomik olarak da satın alma gücünü zorlamamalıdır.


Oyun üreticileri3 ile işletim sistemi üreticilerinin (Microsoft ve Macintosh) ve üçüncü parti yazılım üreticilerinin (Adobe, Autodesk, Nero, Corel, Microsoft…) ürettikleri yazılmlar donanım seçebilirler. 4 Bu ise hazır sistemleri oluşturan firmaların ürünlerini bu yazılımları kaldırabilecek, çalıştırabilecek asgari bileşenlerden oluşturma zorlar. Ama oluturulan ürünlerde bir parça parlarken (işlemci, ekran kartı gibi) bir parça düşük modelde kalır; ama bu eksiklikler de hediyelerle kapatılarak pazarlanır: kamera, yazıcı, ses sitemi…


Sonuç olarak: Özgür Yazılım eşittir verimlilik5

Kısaca verimlilik denilen pazarın tek üreticilerinin eline bırakıldığı gibi son tüketicilerin (devlet, bireyler, firmalar) düşünceleri çoğunlukla umursanmaz; anketler, saha çalışmaları, geri bildirimler alınmaz değil; sektöre yine kâr unsuru yön verir.


Neticede ülkemizde bilişim okur-yazarlığı6 internet teknolojilerinin kullanımı, bilginin üretim ve yönetimi, AR-GE gibi çalışmaları diğer ülkelerle kıyasladığımızda oldukça geride kalmaktayız.7 kaldı ki bugün üniversitelerdeki sadece bilgisayar değil tüm mühendislik ve teknik eğitilm bölümlerinde, özel sektördeki bilgisayar eğitim kurumlarında, bilişim yayınları ve magazinlerde Özgür Yazılım ve GNU/Linux dağıtımlarına ne ölçüde yer verildiği ortada. Hatta yeterli yönlendirme ve eğitimden ziyade dışlayıcılık mevcuttur; birkaç istisna olabilir ve kendisini Microsoft baskısından sıyırıp özgürleştiren meraklı kullanıcılar da olabilir; bu güzel bir olgudur, sevindirici ve umutlandırıcıdır. Nitekim bugün etrafında toplandığımız birçok Özgür Yazılım ve GNU/Linux dağıtımı forumu, e-dergilerinin temeli bu merak ve farklı olanın peşinden gitme cesareti sayesindedir. Fakat Microsoft eğitiminin sürekliliği ya da kaynak kodu kapalı, Özgür Yazılıma düşman programlama dillerinin sürekliliği kesindir.


Ne alakası var verimlilikle, başarımla ve keşfetmekle Özgür yazılımın diye sormayın çünkü düşünce ve peşi sıra yaratıcılık özgür düşünce ile, laik ve bilimsel eğitimle, seçeneklerin ortaya konulmasıyla ve sormak, bulduğu cevapla yetinmeyerek yeniden sormak ile mümkündür ki, icat edilen buluşlarla, keşfedilen tekniklerle verimlilik ve başarı sağlanabilsin. Bunlar olmaksızın, sadece sermayeye dayalı bir ekonomi kurulur ve yapılan ise icat edilenin devasa tesislerde montajlanmasıdır ki, bunu pekala robotlar da yapabilir. Sömürülen, özgürce düşünemeyen insan icat edemez; sadece sömürülür. Şimdi gelinde bilgisayar ve diğer mühendislik bölümlerinde tekelciliğin çebmerinde dolananları düşünmeyin! Bilgisayar eşittir Windows değil, Microsoft eşittir bilişimde, özgür düşüncede kısıtlama, sömürü.


 

Lisanslar:

Makalenin tüm içeriği GNU/GPL 38 ve Creative Commons (by-nc-sa)9 ile lisanslanmış olup içeriği haber verilmek ve yeniden GNU/GPL ve Greative Commons (by-nc-sa) ile lisanslanmak koşuluyla kopyalanabilir, düzenlenip değiştirilebilir, atıfta bulunulabilir, yeniden dağıtılabilir.

 

1Casper, Exper, Vestel, IBM, HP, Crea, Pro2000, Everest, Acer…

2AMD, 64 Bit işlemcileri piyasaya sürerek işlemci piyasasının adeta ırmak yatağını değiştirmiştir.

3Eidos, EA, Ubisoft, IAN Storm, NeverSoft, Activision, Capcom, Rocstar Games…)

42004 yılında Eidos firmasının çıkarttığı Thief 3 deadly Shadows oyunu nivida FX serisi altındake ekran kartlarıyla çalışmamaktaydı ve bu seçicilik bir anda diğer oyunlarada sıçradı.

6Pardus’un bu konudaki gayretleri ve LKD’nin, Mustafa Akgül hocamızın çalışmaları da gerçekten güzel.

7Meraklı okur Google’dan “ülkemizin Ar-Ge alanında dünyadaki ve Avrupadaki durumu” ve türevleriyle arama yapabilir.

8GNU Genel Kamu Lisansı sürüm 3′ün gayri resmi Türkçe çevirisi için Pardus Viki ekibine teşekkürler: http://tr.pardus-wiki.org/GNU_GPL_%28Genel_Kamu_Lisans%C4%B1%29_S%C3%BCr%C3%BCm_3_Gayr%C4%B1resm%C3%AE_%C3%87evirisi

9Creative Commons (by-nc-sa): Bu lisansa sahip eseri kopyalayabilirsiniz, üzerinde değişiklik yapıp yenisini üretebilirsiniz. Sağlanması gereken üç şart var. İlki, eserin tüm kopyalarında eserin ilk sahibinin belirtilmesi. İkincisi, eserin hiçbir kopyası ya da eserden üretilmiş yeni eserlerin hiçbirisinin ticari ortamda kullanılmaması. Üçüncüsü, eserin tüm kopyalarında ya da eserden üretilmiş yeni eserlerde de aynı lisansın kullanılmaya devam edilmesi.http://tr.wikipedia.org/wiki/Creative_Commons

Dünyada ve Türkiye de Gnu/Linux

Dünyanın önemli bir kısmında bugün GNU/Linux dünyası hak ettiği değeri toplamaya başladı. Önyargılar zaten vardı. Ama piyasa’nın değişen şartları, Özgür Yazılım geliştiricilerinin dikkat çekmesini sağladı. Ancak aşınmaya .aşlasa dahi ülkemizde hala büyük bir GNU/Linux önyargısı var.

Amerika ve AB doğal müttefiktir; ama bilişim dünyasının bu önemli merkezleri, Özgür Yazılım camiasını yok sayamıyor artık. Küresel krizin de etkisiyle, piyasanın yeni şartları her kesimi değiştirmeye zorluyor: işletmeler, kurul ve kuruluşlar, okullar ve Özgür Yazılım’ın rakiplerini…

Microsoft’un eskiden alay ettiği Özgür Yazılım dünyası şimdi güçlenen dişli ve yok sayılamayacak bir rakip. Değişen bu şartlar, kurumsal ve son kullanıcı kitlesine farklı seçenekler e yöneltiyor.. Avrupa’da önemli devletler, askeri ve bürokratik alt yapısını toptan Özgür Yazılım ve GNU/Linux alternatiflerine taşıyor. Zaten güvenlik açısından, devlet kurumlarında MS Windows seçimi, en son ve mecburi seçenekti. Fakat MS Windows Vista rezaletinden sonra, şirketler ve son kullanıcı farklı alternatifleri araştırmaya başlamıştı: Ubuntu, Fedora, Mandriva gibi kullanıcı dostu ve makyajı, albenisi fazla dağıtımlar göz önüne çıktı. Burada önemli olan bir dağıtımın dikkat çekmesi değil, önyargıların silinmeye başlaması; dahası Özgür Yazılım ve GNU/Linux dağıtımlarının bilinirleklerinin, farkındalıklarının piyasada yer etmesidir. Ancak bu, GNU/Linux destek ve geliştiricilerin çabalarının boşa gitmemesi, destek ve daha fazla kullanıcıyı saflarına çekip Özgür Yazılım kullanmanın bilincine varabilmeleriyle mümkündür.. Ama bunun için önce bilinçlenme de önemli. Türkiye’de eksik olan taraf da bu zaten.

Bilişim dünyasını değiştiren merkezler öncelikle değişimi yakalar. Sonra Türkiye gibi “Kraldan çok kralcı” olan ülkeler en son gelişimi yakalamaya çalışır. Dünya küresel krizle uğraşırken,”hangi masraf kaleminden vazgeçebileceğini” düşündü. Çalışanlardan vazgeçmek kolay değil.. O yüzden bilgi işlem tarafındaki masrafların kesilmesi, daha mantıklı bir seçenekti. Kriz yokken, Microsoft’a milyonlarca dolarlık lisans parası ödemek sorun olmuyordu. Tek ürün alırken değil, teknik destek, çalışan eğitimi vb. gibi masrafları da hesaba katmak lazım. Kriz döneminde, bu bahsettiğimiz masrafları yapamadı küresel olsun olmasın şirketler ve devlet örgütlenmeleri. Bu yüzden, GNU/Linux, işletim sistemleri alanında mümkün olabildiği görüldü. Hem aynı işlev, hem de daha az maliyetle herkesin işine gelen bir tablo. Bu atak, önce e-devlet projelerinde, sorun ve de güvenlik açığı gibi olayların yaşanması istenmeyen kamu hizmeti sunan kurumlarda yapılmaya başlandı.

Intel-Microsoft ortak strateji daha önce büyük bir güçtü. Ama Intel, işlemci piyasasındaki gücünü Özgür Yazılım ile ittifak yapma kararıyla kullanmaya başladı. Intel’in bu hareketi, diğer donanım üreticilerinin de desteği ile yanıt buldu. AMD-Ati ikilisi gibi istisnalar bir mevzu bahis değil.

Kapitalist sistemin olağan krizlerinden birine girmesiyle oluşan, yeni şartlarını ortaya koyan piyasa karşısında, ülkemiz her zaman ki gibi kayıtsız. Fransa gibi gelenekçi bir devlet, bütün birimlerini Özgür Yazılım ve GNU/Linux alternatiflerine göç ettiriyor. Almanya’da birçok üniversite bu yolla tasarruf sağlıyor. Az da olsa kurumsal olarak Özgür Yazılıma geçiliyor. Ancak Türkiye’de, teknoloji marketleri ve bilişim piyasası genelde MS Windows kökenli yetiştiği için tam bir körlük içinde; dışlayıcı bir karaktere sahip olduğu için de tekellere sırtını dayamış. Gelişmeleri, bizim piyasamıza bilerek yansıtmıyorlar. Türkiye’de sadece bir azınlık, Özgür Yazılım camiasına katkıda bulunmaya çalışıyor. Pardus gibi TÜBİTAK destekli projeler de hedeflerine ulaşmaktan çok uzak ne yazık ki!..

Pardus, 5 yıl önce başlatılan bir yerel GNU/Linux dağıtımı projesi. E-devlet projesine uygun bir dağıtım olması planlanırken, istenilen hedefe ulaşılamadı. Bürokrat mantıkla ancak bu kadar GNU/Linux dünyasına katkıda bulunabilir. E-devlet projesini, MS Windows tabanlı yapılması da ayrı bir tezattı. Milyonlarca lira tutarındaki parayı tekellerin kasalarına pahalı lisans yenilemeleri yüzünden heba ediyoruz. Bu durum Özgür Yazılım felsefesini ne kadar az anladığımızın kanıtıdır. Kraldan çok kralcı davranırsak, insanlar “Özgür Yazılım” kelimesinin anlamını, içerdiği felsefeyi ve hatta ekonomiye tüketici bir kaldıraç etkisinden ziyade kaldıraç etkisi sağlayan yönünü hiçbir zaman öğrenemeyecek gibi görünüyor.

Amerika ve diğer gelişmiş ülkeler kendi yazılımlarını geliştiriyor. Biz ise, üretilen yazılımlara kısıtlayıcı linas sözleşmeleri yüzünden dokunamıyoruz bile. F-16 uçağı’nın çip ayarlarını değiştirmeye kalkarsanız, hurda olarak kullanırsınız. İsrail’den aldığımız, “Heron” casus uçaklarının yazılımına dokunmayı bile hayal edemezsiniz. Türkiye’nin genç neslinin çok olup olmaması önemli değil böyle bir durumda. Bu nesiller ilkokuldan itibaren MS Windows ile zehirlendiği sürece yaratıcı akıldan yoksun nesillere mahkum olacağız.

Bilgi ve bilişim çağının gerekli gelişmelerine ancak Özgür Yazılım felsefesini anlayarak ve genç nesillere anlatarak yakalamayı ümit edebiliriz. Okullar, devlet kurumları, sivil toplum örgütleri ve özel sektör şirketler GNU/Linux dağıtımlarına bir şans verdiklerinde hem kendileri, hem de Türkiye kazanacaktır. Örnek mi? Geçmişin patates tarlası İrlanda bugün eğitim sisteminin içeriğini bilişime yönelik hal getirdiği için kalkınmasını süratle yapmıştır, yapmaktadır.

Dünyada var olan gelişmelere karşı duyarsız kalmayalım artık. Bilgisayar ve İnternet sadece Facebook, MSN sohbeti, Youtube ve fallardan ibaret değil. Genç nesil olarak, yaratıcı akılla değer yaratan, farkındalığı olan ürünler üretmekle görevliyiz. İlla ki yazılımcı olmaya gerek yok. Sadece önyargılarılarımızı yıkıp GNU/Linux dünyasını araştıralım.

GNU/Linux forumlarının Win32 forumlarına nazaran üstünlüğü

GNU/Linux ile rahatım. Şimdi sorarım sizlere MS Windows gibi “iki tık tık bir finiş” misali işlem yapılan çöker-bozulur-açılmaz bir işletim sistemine ait forumlarda paylaşılan nedir?

  • Abudik gubidik programa nasıl crack atılır?

  • Üstat paylaşım için teşekkürler… (sanki neyi paylaşmış kendisi?)

  • Falan filan fişmekanın serialı olan var mı?

  • Görev yöneticisi çöktü yarddımmm!!!!!!

  • trojan var, MSN listemtekilere spam mail yolluyor.

  • Virüsü siliyorum Antivirüs Guard yine alarm veriyor.

  • vs.

Yığınla gereksiz bilgiler. Kısacası hep ücretli yazılımları güvensiz yollarla elde edince ortaya çıkan sorunlar. Bu forumlarda ise kardeşliğe de yer yok sıcak arkadaşlıklara.

Varsa yoksa kendisini herkesten üstün gören MS-DOS tecrübesi dahi olmayan “tıkla ve gör”, “kopyala linki-yapıştır linki” mantığı ile iş yapan; Rus sitelerine girip yazılımların kırılmış sürümlerini RapisShare üzerinden paylaşan insanlar…

Sevmiyorum bu gibi yerleri.

Özgür Yazılım ve GNU/Linux demek sınırsız özgürlük demek. Bunun önemini bilelim ve çevremizdekileri ikna edelim.

Bir arkadaşım ki, GNU/Linux ile benim sayemde tanıştı. Dedi ki bir gün: “Aydın ben korsan Windows kullanmaktan rahatsızım. Hatta korsan yazılımlardan. Vİcdanım el vermiyor başkasının emeğini çalmaya. Silelim hepsini hangi Linux iyiyse yükleyelim”.

Yükledik zamanında; Ubuntu 7.04! İki yıl geçmiş aradan kendisi usta Debian’cı oldu çıktı başımıza.

Anlaşılmayan?

İşletim Sistemleri ve Donanımsal İlişkiler

İşletim Sistemleri ve Donanımsal İlişkiler

Giriş

Son dönemlerde bilgisayarların kalbi sayılacak işlemcilerin özellikleri her açıdan bir hayli arttı. İçinde bulunduğumuz zamanda i386 (32 Bit) mimarili işlemciler yerlerini x64_86 (64 Bit) mimarili işlemcilere bırakırken artık çift çekirdek dönemi de aşılmış bulunmakta. Hatta üç, dört çekirdekli işlemciler piyasada yerlerini çoktan almış durumda.

Bunun dışında en önemlisi ise işlem hızı artan işlemciler peşi sıra bilgisayarların diğer bileşenleri olan ekran kartı, ana kart, güç kaynakları ve soğutucuların, sanal belleklerin de; yani donanımların; zorunlu yükseliş yapmasını, donanım üreticilerin yeni yatırımlarla Ar-Ge faaliyetlerini güçlendirmeleri, atılımlar ve yenilikler yapmasını sağlamasıdır. İşlemci pazarının an be an gelişimi bilgisayarların gelişimi için bir nevi itici güç olmuştur.

Kısa Bir Piyasa Analizi

İşlemci üretimi yapan ve yüksek teknolojiye sahip olan iki firma; Intel ve AMD; piyasada tekelleşerek diğer işlemci üreticilerine, piyasaya girmek isteyen yeni oyunculara ne yer ne de olanak sağlıyor. Haliyle bu iki firmanın kullandığı teknolojiler, ürettikleri modeller ve üretimin en başından itibaren belirledikleri destek politikaları da hem işletim sistemlerine hem de bilgisayarların diğer bileşenleri olan donanımların gelişimine doğrudan etki etmektedir.

Örnek verecek olursak her iki işlemci üreticisi de anakart bileşenlerini ve ekran kartlarının üretimini, gelişimini doğrudan etkilemektedir. AMD’nin ekran kartı ATI’yi satın alarak büyümesi her iki ürünün; işlemci ve ekran kartı; sorunsuzca çalışmasının, birbirini desteklemesinin, sonuçta ise üründen alınacak verimin artmasını sağladı. Ancak bu bahsettiğimiz verimli, uyumlu ve sorunsuz çalışma kaynak kodunun kapalılığını kendisine esas ilke benimseyen işletim sistemi üreticisi firmaların ürünlerinde söz konusuydu. AMD ne yazık ki hâlâ Özgür Yazılıma yeterince destek vermemekte; bunun birçok nedeni olabilir ama en baskın olanı ise pazar hâkimi işletim sistemine yaranarak hâlâ gerisinde olduğu Intel’in pazar payından pay kapmaktır.

Bugün, Özgür Yazılım ve GNU/Linux dağıtımlarını kullananların ekran kartında öncelikli tercihi Özgür Yazılıma destek veren ve felsefesinden de haberdar olan Nvidia ürünleridir. Tabii ki, Nvidia’da pazardan pay alabilme ve Özgür Yazılım’a sürekli destek vererek sadık kullanıcı kitlesi yaratmakta. Ancak, bu, Özgür Yazılım ve GNU/Linux dağıtımları kullananların da Nvidia’nın istediklerine sürekli boyun eğecekleri anlamına gelmemekte. Neticede erişime açık olan kaynak kodunu değiştirme, kullandıkları dağıtıma göre düzenleme, hataları geliştirici ve kullanıcı topluluklarına iletme hakkı her an ellerinin altında. Burada söz konusu olan karşılıklı bir ilişkidir.

Öte yandan Intel firması da Özgür Yazılım ve GNU/Linux dağıtımlarında ürünlerinin verimli ve sorunsuz çalışması ve de müşteri kaybını önlemek amacıyla sürücü yayınlamaktadır. Son günlerde piyasaya duyurduğu Netbook’lar üzerinde verimli çalışması için tasarlanan Moblin Linux ile de Özgür Yazılım alanında bir ürünle boy göstermeye başlamıştır. (dipnot 1)

Bunun yanı sıra IBM, Sun, Oracle, Novell, HP, Google gibi bilişim devleri de Özgür Yazılım’ın, GNU/Linux dağıtımlarının piyasadaki tekelciliği delmesi üzerine bu yeni ve farklı bir iş modeli karşısında yeni çözümler üretmiş, destekleyici projelerle Özgür Yazılım’ın gelişmesine katkıda bulundukları gibi kendilerine yeni stratejiler çizmişerdir. Öte yandan kimi hazır sitem üreticileri de piyasaya sundukları bilgisayarları önceden yüklü olarak GNU/Linux dağıtımlarıyla satmaları gibi (Dell’in dizüstü bilgisayarlarına Ubuntu yükleyerek satması), hiçbir şey yüklemeyerek de (Acer’ın dizüstü bilgisayarlarına FreeDOS yüklemesi) dolaylı ve piyasada bilinirliği arttırıcı desteklerde söz konusudur.

Yazılım Cephesinin Gelişime Cevabı

Peki, donanımların sürat kazanan gelişimine işletim sistemleri ve yazılımlar cephesinden ne yanıt geldi? Bilindiği gibi AMD ilk 64 bit sınıfındaki işlemcisini piyasaya sürdüğünde piyasa hâkimi kaynak kodunun kapalılığını esas ilke olarak benimseyen, ücretli işletim sistemi üreticisi hazırlıksız yakalanmıştı piyasanın bu genç oyuncusunun atağına. Bu atağa erken yanıt veren ise Özgür Yazılım dünyası olmuştu. Bugün birkaç dağıtım dışında çift çekirdek ve 64 Bit teknolojisini desteklemeyen GNU/Linux dağıtımı yok gibidir. Hatta Debian (dipnot 2) ve Gentoo (dipnot 3) GNU/Linux dağıtımları yaklaşık olarak on ikiyi aşkın işlemci mimarisine sahip sistemleri desteklemekte, bunlara yönelik derlenen Kernel (çekirdek) ile dağıtımlarını sunucularda kullanıcılarla paylaşmaktadır.

Üstelik GNU/Linux dağıtımları işlemcinin kalitesi, başarımı, fiyatı ve hatta gözleri kapalı kaynak kodlu işletim sistemi kullanmaktan başka seçeneklerin olabilirliğini görmez olmuş kullanıcılar için son derece önemli olan hızı ne olursa olsun hemen hemen tüm sistemlerde çalışabilmektedir. (dipnot 4) Kısaca GNU/Linux dağıtımları işlemci beğenmemezlik yapmadan destekledikleri sistemlere kurulup düşün donanımda son derece verimli bir şekilde çalışırlar. Üstelik her türlü özelleştirme, bağımsızlaştırma ve özgürleştirme eylemleriyle kişiye ve kuruma özel tam verimlilik esasına göre istenilenleri yaparlar.

Özgür Yazılım ve GNU/Linux dağıtımlarının en güzel yanı özgür oldukları için hiçbir sınırlamalarının olmayışıdır. Ancak kaynak kodunun kapalılığını esas ilke benimseyen ücretli “tekel” işletim sistemi ve de yazılımlar işlemci seçebildikleri gibi tüketicinin alım gücüne göre de kendilerini sınırlarlar. Gerçi fiyatı ne kadar yüksek olursa olsun genel kanının aksine tam verimlilik sağlayacakları da şüphelidir.

Örnek verilecek olursa MS Windows işletim sistemleri pazarlamasında tüketiciye ulaştırılan görsellerde sürekli olarak inanılmaz şeyler yapılır, anlatılır ve tüketicinin beklentisi daima yüksek tutulur ve satın alacağı üründen karşılıksız bir haz alması sağlanır. Bir nevi koşullandırma ile ürün satılır ama sunulan fayda kısıtlıdır. Ürünü satın almak isteyen kişi teknoloji mağazasına gittiği zaman almak istediği üründe kendisine pazarlanan özelliklerin olmadığı kısıtlı sürümlerle geliri ölçüsünde yetinmek zorunda kalır. Bu durum MS Windows Vista ve Windows Seven ürününde yoğun bir biçimde yaşandı, yaşanıyor da. Reklâmlardaki görsellerde Aero teması, görsellikler ve dokunmatik ekran özellikleri sürekli olarak kullanıldı. Ancak bu ve diğer birçok işlev MS Windows Vista Premium (Ultimate) Edition’ ve MS Windows Seven Home Premium da yer aldı ki, bu ürünlerin fiyatı da neredeyse bir bilgisayar fiyatı kada. Üstelik tüketicinin gelirince ödeyebileceği fiyatla sahip olduğu işletim sistemi bir üst seviye ürünün de gizli gizli pazarlamasını yapmaktaydı (aslında bu eylem biraz değil temelli korsana yönelimi de arttırmaktadır). Nasıl mı? MS Windows XP, Vista ve Seven (7)’nın Starter ve Home Edition ürünleri işlemcinin, diğer donanımların özelliği ne olursa olsun üçten fazla uygulama çalıştırmamak (dipnot 5), kimi yönetim paneli ve sınırlı özelleştirmeler sunan uygulamacıkları içermemek, güvenlik açısından zaaflar taşımak, gibi tuhaf özelliklere sahiptiler.(dipnot 6)

Üstelik bu durumu anlamayan tüketiciler soluğu teknik servisçilerin ya da ürünü satın aldıkları mağazanın garanti kısımlarında aldılar. Sorunları ise basit ve ortaktı: “Bilgisayarım yavaş çalışıyor, kasılıyor.” Çözüm de öteleyici ve tek oldu: Yeniden MS Windows XP ya da Vista kurulumu (bilinen adı ile format atmak) ya da donanım yükseltmesi.

Yaşanan bu durumun aynısı kimi kaynak kodu kapalı yazılımlar için de geçerlidir: var olan bir paketin, uygulamacığın eski olması yüzünden kurulmayı, çalışmayı reddedenler olacağı gibi işlemciyi desteklemeyip bir hata raporu dahi vermeden (gerçi verse de anlaşılmayacaktır: çünkü verilen mesajda kapalıdır!) anında kapananlar, donanımı verimsiz kullananlar vs…

Fayda-Maliyet ve Verimlilik Üzerine

Bugün mantar gibi her yerden biten teknolojik ürün-hizmet satışı, pazarlaması yapan mağazalar, internet siteleri bilişim okur-yazarlığı olmayan pazardan sebze meyve alır gibi teknoloji tüketen insanlara yöneliktir.

Çünkü bu mağazalardan insanlar yüksek fiyata içindeki parçaların dahi ne işe yaradığını bilmeyen (örnek elma tatlıdır ve evde, elde yiyecek doğru düzgün bir şey yoksa açlığı keser) bin dolarlarla ifade edilen ürünler, hizmetler almaktalar, ancak verimli kullanabilmekteler mi? O ayrı bir sorun. Kısa bir örnek: Milyar lira vererek satın alınan güvenlik korumasından yoksun bilgisayarını (ki, ödediği bedele sadece belirli bir süre kullanım hakkını satın aldığı işletim sisteminin fiyatı da dahildir) 30-100 TL arasında bir bedele katlanıp koruma, güvenlik paketleri satın almak akıllarına gelmez. Satın alınan bu işletim sisteminin de neden güvenlik araçlarıyla birlikte satılmadığı da ayrı bir iceleme konusudur.

Üstelik satın alınan ürün hizmet daha ömrünü tamamlamadan ki, elektronik ürünler içlerine su yürümediği, düzgün elektrik akımında çalıştırıldığında uzun süreler çalışmaktadır (dipnot 7); her kapalı kaynak kodlu, ücretli işletim sistemi kullanıcısının deyimiyle “format zamanı gelmekte”, “iki işlem yapıyorum kasılıyor”, “müzik dinlerken internete giremiyorum” gibi serzenişlerle teknik servislerin yolunu tutmaktadır.

Sattığı ürünün elbet kusurunu bile kimi acar, girişken teknolojik ürün-hizmet mağaza zincirleri dönemsel olarak gazetelerde çarşaf çarşaf şu kadar bedelle bilgisayarlarınıza bakım yapıyoruz reklâmları yayınlamakta. Hatta hastalığın seyrini kontrol eder gibi ileriki zamanda yeniden kontrol için tarih ve muayene kontrol kartı dahi vermekteler.

Manifesto ve Sonuç

İnsan ekonomik bir varlıktır; daima sahip olduklarını genişleterek refahını arttırmak ister. Bunun için çalışır ve kazandığı para ile de refah sağlayacak, yaşamını sürdürecek, işlerini kolaylaştıracak tüketimler yapar. Aradaki değiş tokuş ile para ve ürün-hizmetler el değiştirir. Burada esas ilke her iki tarafında kazanç sağlamasıdır.

Yukarıda özetlediklerimizden hareketle kaynak kodunun kapalılığını esas ilke benimseyen ücretli “tekel” işletim sistemi ve de yazılımlar bilişim okur-yazarlığının gelişmesini engelledikleri gibi, fayda-verimlilik ilişkisini de bozmaktalar.(dipnot 8) Bunun aksine Özgür Yazılım bilgi okur-yazarlığının gelişimine tam destek sağlamakla birlikte fayda-maliyet denkleminde insanlığa tam verimlilik sağlamaktadır.

Özgür Yazılımlar, kullanıcıya sadece yazılımın kullanım hakkını vermez, tamamı ile sahip olmasını sağlar ve geliştiriciden de bu özveriyi yapmasını; yarattığı yazılımı GNU GPL ile lisanslayarak; bekler. Üretienin satılmasına da karşı çıkmaz, ama kaynak kodunun açık olmasını şart koşar, çünkü kaynağa erişim ile bilginin gelişiminin güvenli sağlanacaktır.

Bu yüzden Özgür Yazılımların ve GNU/Linux dağıtımları;

  • İşlemci seçmez,

  • Donanım ayrımı yapmaz,

  • Nedensiz yere kapanmaz değil, kapanırlar ve hiç değilse kullanıcıya geliştirici ve kullanıcı topluluğuna iletilmek üzere bir hata mesajı iletirler,

  • Sınırsızca donanıma bağlı (ya da zorunluluğundan) olsun olmasın özgürleştirilebilir,

  • Esnekleştirilebilir,

  • İstenildiği gibi kurcalanabilir, (eğer yönetici haklarıyla; yani super user, su; bu işi yapıyorsanız tehlikeli olabilir, ama çekinmeyin deneyin)

  • Ücretsiz ve sınırsızca paylaşılabilir,

  • Beğenmediğiniz ya da hatasını gördüğünüz yeri varsa değiştirebilir, değiştiremezseniz dahi geliştirici veya kullanıcı topluluklarına isteğinizi iletip değişikliğin yapılmasını isteyebilirsiniz,

  • Üretici tarafından “artık desteğimiz çekilmiştir, yeni sürüm satın alınız” gibi anlamsız dayatmalara maruz kalmazsınız.

  • En önemlisi “crack” bulmak için virüslü âlemlerde dolaşmazsınız,

  • Tam verimlilik, tam güvenlik ve her alanda özgürlük sizin emrinizdedir.

Özgür yazılım, FSF (Özgür Yazılım Vakfı)’nin ifadesiyle aşağıdaki belli başlı dört özgürlüğü barındırır:

  • Her türlü amaç için yazılımı çalıştırma özgürlüğü (özgürlük 0).

  • Yazılımın nasıl çalıştığını inceleme ve kendi gereksinimleri doğrultusunda değiştirme özgürlüğü (özgürlük 1). Yazılım kaynak koduna erişim bunun için bir ön şarttır.

  • Yeniden dağıtma ve toplumla paylaşma özgürlüğü (özgürlük 2).

  • Yazılımı geliştirme ve gelişmiş haliyle topluma dağıtma özgürlüğü (özgürlük 3). Böylece yazılım bütün toplum yararına geliştirilmiş olur. Yazılım kaynak koduna erişim bunun için de bir ön şarttır.

Bir yazılım, ancak bütün kullanıcıları bu hakların tümüne sahip oldukları zaman özgür bir yazılım olur.(dipnot 9) Bu özgürlüklere sahip olmak, kimseden izin almamayı ve izin için hiçbir bedel ödememeyi de içerir.(dipnot 10)”

Özgür Yazılımların ve GNU/Linux dağıtımlarının teknolojik ürün-hizmet mağazalarında satıldığını asla göremezsiniz; çünkü Özgür Yazılım ücretsizdir. Bu, bilginin de özgür olması, sınırlandırılmaması ve paylaşılarak yeniden üretilip yetkinleştirilerek verimli hale getirilmesini kendisine ilke edinmesinden ileri gelmektedir ve biz, Özgür Yazılım gönüllüleri bu ilkelere sımsıkı bağlıyızdır. Çünkü amacımız yüzyılların birikimi olan bilginin gelişimin önünü kesmek değil onu geliştirmek, yetkinleştirmek, verimli hale getirmek ve insanlığın hizmetine bedelsizce sunmaktır.

________________________________

Dipnotlar:

Dipnot 1: Bakınız: http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=moblin ve http://moblin.org/about-moblin

Dipnot 2: Debian GNU/Linux’un desteklediği işlemci türleri için lütfen bakınız: http://www.debian.org/CD/http-ftp/#stable

Dipnot 3: Gentoo GNU/Linux’un desteklediği işlemci türleri için lütfen bakınız: http://www.gentoo.org/main/en/where.xml

Dipnot 4: Buradaki “tüm sistemler” derken donanım üreticilerinin Özgür Yazılım’a ve kaynak kodunun açıklığı ilkesine düşmanca davranmamaları kastedilmiştir. Yoksa bilindiği gibi kimi donanım üreticileri sadece MS Windows işletim sistemlerinde çalışabilmek için kendilerini kar getiren anlaşmalarla şartlandırdıkları gibi Özgür Yazılım’a sınırlı destek veren ve ürününün sorunsuz, tam verimli çalışabilmesi için gerekeni yapmak yerine baştan savma destek vermekte, donanım ise işletim sistemi seçiciliği yapmaktadır.

Dipnot 5: Bakınız: PCLab Forumları, http://www.pclabs.com.tr/2009/02/04/windows-7-versiyonlari/

dipnot 6: Bakınız: http://www.winsupersite.com/showcase/windowsxp_home_pro.asp

Dipnot 7: Örneğin bu makaleyi kaleme alan yazar bu yazıyı 1999 model bir IBM Net Vista bilgisayara kurulu olan Arch Linux 2009.2 (Masaüstü yöneticisi: Xfce 4.6) GNU/Linux dağıtımını kullanarak yazmaktadır ve kullandığı sistem evini su basmazsa bir on yıl daha yaşayacaktır. Belki de 30 sene!

Dipnot 8: Bir önceki makalemi konunun açıklaması için affınıza sığınarak bakınız olarak ekliyorum: http://aptalkutusu.wordpress.com/2009/04/19/bilgisayar-kapsar-insan-yasamini-bolum-iki-bilisim-okur-yazarliginin-neresindeyiz/

Dipnot 9: Bilindiği gibi kaynak kodunun kapalılığını esas ilke olarak benimseyen işletim sistemi ve yazılım üreticisi firmalar, tüketicinin aldığı şeyin program olmadığını, sadece programı kullanma izni olduğunu savunurlar.

Dipnot 10: Kaynak: http://www.gnu.org/philosophy/free-sw.tr.html

İş dünyasının özgür işletim sistemlerine yabancılığı

Not: Aşağıdaki yazıyı 10 Mart 2008 de kaleme almışım. Arşivimde rastladım ve güncelliğini koruduğuna inandığım için birazda elden geçirip güncelleyerek burada sizlerle paylaşmak istedim.

Makale bana ait olup bugün sıkıntılı iş saatleri arasında kaleme alınmıştır. Devamı da gelecektir. Çünkü bu haliyle yarım kaldı. Lütfen sonuna dek okuyun.

İnsan alışınca bir kere GNU/Linux’un dahası özgür yazılımın, açık kaynak kodlu işletim sistemlerinin sonsuz dünyasına zor geliyor Windows XP’yi kullanmak. Hele iş yerinde bu zorunluluk adeta. Nedenmiş güvenliymiş! Eee canım sen işletim sistemini yönetici tarafından kısıtlarsan ve bilgisayarı sadece tuşlara basmak ve fareyi yönlendirmekten ibaret bir kullanım kalıbına sokarsan tabii güvenli olur. Çünkü nereye fareyi tıklasam Türkçe anlamı ile “Bu isteğiniz sistem yöneticisince kısıtlanmıştır. Etkin hale getirmek için lütfen sistem yöneticisi ile iletişime geçiniz.” uyarısı (yönlendirmesi?) çıkmakta ki, anlaşılacağı gibi sinir edici bir durum.

Mesela, sistem saati ya da tarihini görmek istediğiniz zaman, masaüstü arka plan resmini değiştirmek istediğiniz zaman, kontrol paneline erişmek istediğinizde, boş masaüstünde sağ tıklayıp özellikler açılır menüsünü tercih ettiğinizde, bir çoklu ortam dosyasını açmaya çalıştığınızda, görev çubuğu ve başlat düğmesini özelleştirmek istediğinizde… Liste uzayıp gidiyor.

Asıl engellenen ise yaratıcılık. Zaten bunu kapalı kaynak kodlu Windows pekâlâ yaparken iş dünyasında kullanılan tüm bilgisayarlarda bu durum daha da bir baskınlaşıyor. Bunu da geçiniz efendim bilgisayar işlevinden uzaklaştığı gibi sadece sistem yöneticisinin istediklerini kullanıcıya yaptırttığı ya da dayattığı içindir ki, verimlilik asla söz konusu değil. Yapılan işler rutin ve sıradan olduğu için bilgisayarı kullananlarında bilişim becerileri de sınırlı kalmakta. Sadece internete (ki, o da izin verilen sitelere), girmek, intranete bağlanmak, şirket içi çalışanlar arasında ileti alıp yollamak, basit ve beceriksiz veritabanları arasında işlem yapmak, yazı yazım, hesap tablolama işlemlerinde kopyala yapıştırcılık oynamak vesaire…

Oysa evde kullandığım Ubuntu ve Pardus’ta neler yapmıyorum ki? Hatta önceleri GNU/Linux dünyasına alışamayan ev halkı için sistemde hazır bulundurduğum kapalı kaynak kodlu Windows’ta bile neler yapmıyorum ki? Üstelik ücretsizce!

Aslında tüm bu sorunun özü iş dünyasının bir türlü Özgür Yazılımlara ve işletim sistemlerine hala güvensiz gözü ile bakmalarından kaynaklanıyor.

Oysa güvenli diye tercih edilen kapalı kaynak kodlu işletim sistemleri ve yazılımlar ile üçüncü parti yazılmar olarak adlandırılan sistem, iş, müşteri ilişkileri ve veritabanı çözümleri, paket programlar, güvenlik paketleri vesaire ilk alış bedeli dışında sonraki zamanlarda destekti, yenilemeydi yığınla maliyete sebep olmakta. Üstelik alınan bir işletim sistemi ya da paket program, uygulama ve sistemin güvenliği içinde peşinen ayrıca bir maliyete katlanılması da cabası. Bu aslında o alınan uygulamaların, sistemin vesairesin güvensizliğinin de kanıtıdır.

Düşünsenize güvenli olmayan bir sistemi bilerek alıyorsunuz ve onu korumak için ayrıca güvenlik yazılımı için (ne ölçüde koruyacaksa) de para veriyorsunuz! Ne yaman bir çelişki bu. Bilgisayar korsanlarının, virüs bulaştırıcıların GNU/Linux dağıtımlarına, Özgür Yazılımlara saldırması nadiren olurken asıl hedefte olan ve de cazip getirmenin de ötesinde verilmek istenen mesajın adresi zararın etkili olacağı alan Microsoft Windows işletim sistemi ve bu sistem üzerine kendisini bina eden üçüncü parti kapalı kaynak kodlu yazılımlardır.

GNU/Linux dağıtımlarına yönelik virüs saldırılarının ise bir elin parmaklarını geçmeyecek denli az olduğu ise bilinen bir gerçek. İsteyen Özgür ve geliştirilmeye açık bilgi kaynağı www.wikipedia.com’a bakabilir.

Gelelim iş dünyasının güvensizliği konusuna. Büyüğünden küçüğüne, holding çatısı altında örgütleneninden adi ortaklığına, şahıs şirketinden KOBİ’lere dek tüm işletmelerin ya çok parası var her defasında lisanslama maliyetlerini karşılayacak, yeniden satın alım yapabilecek ya da özgür, açık kaynak kodlu ve de ücretsiz işletim sistemleri, yazılımlar ve paket programlar hakkında bilgi sahibi değiller. Peki, burada özgür yazılım ve işletim sistemi dünyasının suçu kendini kitlelere, iş dünyasına tanıtmamak ve pazarlamamak mıdır? Diğer soru ise bu firmaların kadrolarında elbet bilişim sorumluları, teknik destek aldıkları birimleri mevcttur. Bunlar da mı Özgür Yazılımdan, GNU/Linux dağıtımlarından birhaberdarlar, bu kadar mı bigânedirler Özgür Yazılıma?

Ücretsiz olan Özgür Yazılımlar, GNU/Linux dağıtımları, işletim sistemleri doğal olarak güvensizliği “ücretsiz” etiketi ile alınlarında taşımaktalar ki, bu gerçeği asla yansıtmamaktadır. Nasılsa ki, pahalı olan her ürün kişiye muadillerine göre daha fazla fayda sağlamaz; paralı olan kapalı kaynak kodlu işletim sistemleri ve yazılımlarda ücretsiz ve de geliştirilmeye açık olan Özgür Yazılımlar kadar fayda sağlamaz.

İnternetin ücretli, ücretsiz yazılım indirme adreslerinden belki de en tanınanı olan www.download.com da her gün binlerce yeni yazılım ya da güncelleştirme son kullanıcıya sunuluyor. Gelir düzeyi ne olursa olsun ahlaki anlamda duyguları gelişmemiş ve emeğin değerini bulması kavramını da bilmeyen insanlar her gün, her saat başı kısıtlı süre kullanımlı, deneme amaçlı yazılımların şifrelerini, kullanıma açma kodlarını, aktifleştirme kodlarını anında ilgili sitelerden bulabildikleri gibi küçümen yazılımlarla da kırma işlemlerini yapabilmekte.

Oysa, ücretsiz ve Özgür Yazılımların, kaynak kodu paylaşıma açık yazılmların küresel son kullanıcıya ulaştırıldığı SourceForge.net sitesinde iş dünyasının, devletin ve çaylak ya da uzman tüm bilişim, bilgisayar kullanıcılarının ihtiyaçlarını görecek, fazlasıyla verim sağlayacak, çözüm odaklı yazılımlar, paket programlar bulunmakta. Üstelik hepsi de ücretsiz. Hatta son kullanıcıya yazılımın, programın geliştirilmesi sürecine katılması da teşvik edilmekte. Güvenlik açığı mı var, uygulama kendi dilinde değil mi, başka bir yazılım ile ya da işletim sistemi ile çakışması mı söz konusu, kullanım kitapçığı, kurulum rehberi mi yok… Dert değil, gönüllü olmak ve çorbada benimde tuzum olsun isteyen herkese açık bu süreç.

SourceForge.net sitesinde yer alan yazılım ağacı incelendiği zaman müşteri ilişkileri yönetiminden kaynak planlamaya, kelime işlemciden anlık mesajlaşmaya, insan kaynakları veritabanı yönetiminden hesap/sayı tablolama işlemlerine, basit ya da uzman resim/grafik işlemeden elektronik ileti, kişi/adres listesi düzenlemeye dek çeşitli yazılımlar olduğu görülecektir ki, bunların hepsi de ücretsiz ve neredeyse sıfır maliyetle elde edilebilinir.

“Neredeyse sıfır maliyetle” dememin nedeni ise öncelikle Özgür Yazılım, GNU/Linux dağıtımlarının ve bu yazılımların kurulacağı bilgisayarın, internet bağlantısının satın alınması ve ayrılacak zaman bu kavramın dışındadır. Ancak yine de sıfıra yakın bir maliyet elde edebilirsiniz. Nasıl mı? Özgür yazılım ve GNU/Lİnux dağıtımlarının donanım seçmek gibi bir lüksü olmadıkları gibi düşük bileşenli sistemlerde dahi hızlı, verimli ve işlevsel (hem de birden çok işi görebilecek nitelikte) çalıştıkları sabit ve belgelidir. Daha detaylı bilgi ve nasıl yapıldığı için Güncem’de yer alan IBM NetVista 634971G İş İstasyonu Sistemi Üzerinde GNU/Linux Dağıtımları Denemesi yazısını okumanızı öneririm.

IBM NetVista 634971G İş İstasyonu Sistem Üzerine GNU/Linux Dağıtımları Denemesi

IBM NetVista 634971G İş İstasyonu Sistem Üzerine GNU/Linux Dağıtımları Denemesi ve Düşündürdükleri

Elimde yengem tarafından şirketinden getirilmiş IBM Net Vista 634971G sistem var ve ben buna şu anda Ubuntu kurma gayreti içerisindeyim. Hali hazırda elimde bulunan tek çalişan CD Ubuntu Hardy Heron 8.04 i386 CD’si ile sistemi açıp bu mesajı yollayabiliyorsam ve ekran kartı da Nvidia TNT 16 MB 4x AGP ise kurulumda sorunsuzca yapılacak demektir.

Sistemin genel özellikleri ise:

Ürün adı: NetVista personal computer 6349-71G
İşletim sistemi: All (Microsoft Windows 98SE ve 2000 Profesyonel için tasarlandığı üzerindeki bir etikette yazıyor)
Donanım ve diğer bileşenler: Intel Pentium 4 1.5GHz (256KB), 128MB, 20GB 7200RPM IDE HDD, PCI Desktop (4×4), nVidia Vanta 16MB 4X AGP, 48X CD-ROM, Intel 10/100 Ethernet, Windows 98SE

IBM NetVista 634+82G İş İstasyonu

IBM NetVista 634+82G İş İstasyonu

Benim elimdeki sistemde ise sanal bellek (RAM) yetersiz görülmüş olacak ki, bir adet daha SDRAM 128 MB alınmış ve sorusuzca çalışmakta.

Ben bu sistemi hiç bozmadan ve ilave bir monitör alarak pekala kullanabilirim. Ön panelinde iki adet USB giriş bulunmakta; yani 4-8 GB USB ile çokluortam dosyaları oynatılabilir ya da ilave bir sabit disk ile destekleme yapılabilir ki üzerinde boşta duran bir adet IDE yuvası ile güç kaynağında boşta duran iki adet de güç kablosu bulunmakta. İlave sabit disk takabileceğim demek ki ikinci el, şöyle 80-250 GB arası bulabildiğimden.

Evlere şenlik bir durum var karşımda yani. Açıkçası ben bu duruma pek bir sevindim, yetmedi kare kare fotoğraflar çektirdim ki, şimdi taktığım mavidiş aygıtıda çalışmaya başladı yanındaki taşınabilir bellek ve kart okuyucumla kardeş kardeş.

Bu güzel bir deneyim; forumda kimi arkadaşlar müzeilk sistemler ile (Pentium 3 ve ikinin MX serisi ile de hafifi GNU/Linux dağıtımları çalıştırdıklarını beyan ediyorlardı ki, bu sistem aslında tam ileti sunucusu (mail server, mail client) olabilecek nitelikte; hem de üzerinde Debian kurularak!

Kısacası bilgisayar ve bilişim dünyasına yabancı, fakat öğrenmek isteyecekler için tam kullanıma ideal bir sistem ve bana gelecekte yapmayı düşündüğüm halk kütüphanesi ve bilişim-bilgisayar eğitim merkezi için fikir verdi. Düşünsenize İstanbul’daki ikinci el bilgisayarcılarda bu gibi IBM, HP, HP Compaq, Vestel, Fujitsu&Siemens gibi düşük değerde yığınla sistem barındıran ve bunlardan da kurtulmak isteyen satıcı var. Bu iş için, yani düşüncem için biçilmiş kaftan!

Başınızı ağrıttım ama bu 1999-2000 yılında piyasaya verilmiş sistemde bugün Windows XP ya da Vista kurulamıyorsa ve kurulduktan hemen sonra NetDLR eksik hatası veriyorsa kullanıcıya küçük bir sorgu yapmamız gerekir düşüncesindeyim: İşletim sistemleri ve verimlilik, iş-eğitim yaşamını kolaylaştıracak çözümler sunan üçüncü parti yazılımlar donanımlarda seçim yapma hakkına sahip olmamalılar. Nedeni ise yaptıkları seçimlerin bir nevi dayatma içeriyor olmasıdır ki. bu dayatma bizler için ayrıca maliyet demektir. Düşünsenize üç yıl öncede müzik dinlemek için aynı sistemi kullanmaktaydık ya da film izlemek için; ama şimdi aynı sistemi kullanamıyoruz çünkü kullanılan yazılım sesi cızırtılı veriyor, izlediğimiz film donuk donuk ilerliyor. nedenini araştırdığımız da ise yazılımın sahip olduğumuz donanımla uyuşmaz olduğu ve daha üst seviyesini satın almamız ile çözüleceği.

Ancak GNU/Linux dağıtımlarında böyle bir durum söz konusu olmadığı gibi geriye dönük olması ve arşivlerine de ulaşılabilir olması son kullanıcıyı memnun edici, ekonomik açıdan da koruyucudur. Bugün IBM NetVista 6534971G sistemine Ubuntu kurup sorunsuzca çalıştırabiliyorsam ki, elimdeki Ubuntu’nun pazara çıkış tarihi 2008 yılının nisan ayı olup kurduğum ve kullandığım sistemin pazara çıkış tarihi de 1999-2000 yılı. Arada tam 8-9 yıl var ve uyumluluk son derece yüksek, sorunsuz. Gerçi Ubuntu’da biraz kasılmakta oma XFCE masaüstü yöneticisi görevini yerine getirmekte pekala.

Karşılaştırma sırası şu anda siz de: verimli olan mı yoksa müsrif olan mı?